Yerel Haberler
İstanbul
28 Kasım 2024 Perşembe - 00:46 Okan Buruk: "Kazanmak için elimizden geleni yapacağız" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, AZ Alkmaar maçıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Kazanmak için elimizden geleni yapacağız" dedi. Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi’nin 5. haftasında deplasmanda Hollanda ekibi AZ Alkmaar ile karşılaşacak. Mücadale öncesi Teknik Direktör Okan Buruk ve oyunculardan Abdülkerim Bardakcı düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Buruk, AZ Alkmaar’ın Fenerbahçe ile oynadıkları maçı takip ettiklerini belirterek, "Kadro değişikliğini biliyoruz. Çok fazla sakat oyuncu vardı ama çoğu iyileşti. Bize daha hazır, daha fazla oyuncu seçeneği olan bir kadro ile çıkacaklar. Üst üste kazanamama serisi vardı ama son lig maçında kazandılar. İyi bir takımla oynayacağız, iyi bir teknik adamı var, iyi bir kadrosu var. Yarın zorlu bir karşılaşma bizi bekliyor. Bizim hedefimiz bütün maçlarımızı kazanmak. Burada da kazanmak için elimizden geleni yapacağız. Biz hafta sonu fırtına olan, rüzgârlı bir maçtan geldik” diye konuştu. "Mertens ve Ziyech’in başarılarımızda önemli rolleri var" Mertens ve Ziyech ile ilgili sorulara yanıt veren Buruk, “Dries Mertens’in üçüncü senesi takımda, her sene daha da gençleşiyor. Herkes yaşlanmasını beklerken o daha da gençleşiyor. Hem skora katkısı hem oyuna hem takıma katkısı, saha içi ve saha dışı katkısı çok önemli. Hakim Ziyech de geçen sene bizim şampiyonluğumuzda çok önemli bir rol oynadı. Bu sene de sakatlıkları olmuştu, oyunun devamında kullandık hep onu. O da oynamak için elinden geleni yapıyor, çok önemli oyuncular ve karakterler. Onları hem seviyoruz, hem oyuncu olarak beğeniyoruz. Takımımızın başarısı için her zaman önemli rolleri var. Hakim için bir oynama sayısı var bizde. Geçen sene de böyleydi. Oynama sayısını doldurursa 1 sene daha devam ediyor. Geçen sene bizim için şampiyonlukta çok önemli rolü vardı. Bu sene de her zaman takım içerisinde potansiyel bir oyuncu. İyi çalışıyor, formasını tekrar kazanmak için hep çalışıyor. O iyi oynadığı sürece, takım içerisinde olduğu sürece tabii ki Hakim Ziyech gibi bir oyuncuyu hiç kimse bırakmak istemez" ifadelerini kullandı. "Bizim çok fazla joker oyuncumuz var" Çok fazla joker oyuncularının olduğunu vurgulayan Okan Buruk, "Aslında bizim çok fazla joker oyuncumuz var. Yunus ve Barış öyle. Baktığınız da son maç Roland Sallai aynı şekilde çok farklı yerlerdeydi. Hem kanat beki hem forvet arkası, dörtlü oynadığımızda kanatlarda kullanıyoruz. Yarın için kimi oyuncularla ilgili bu düşüncelerimiz var. Milli takımda da Yunus önde çok başarılı bir oyun ortaya koydu. Biz de hem oyun içi bazen sistemi değiştiriyoruz. Bazen başlangıç dizilişlerimiz var ama Yunus’u önde hücumda etkili bir şekilde yarın da kullanmayı düşünüyoruz" açıklamasında bulundu. Icardi ile ilgili de görüşlerini bildiren Okan Buruk, "Bugün Mauro’nun ameliyatıyla ilgili Yener hocamız açıklama yaptı. Ameliyatını orada olacak, iyileşme sürecini de orada geçirecek” şeklinde konuştu. Bardakcı: "Allah’ın izniyle kazanmak istiyoruz" Sarı-kırmızılı oyuncu Abdülkerim Bardakcı ise, "Zor bir maç olacağını biliyoruz ama hafta boyunca çok iyi hazırlandık, çok iyi analizler yaptık. Her şeyimiz hazır bir şekilde buraya geldik. Allah’ın izniyle kazanmak istiyoruz. Herkes biliyor ki biz bu turnuvanın en büyük favorilerinden birisiyiz. İnşallah kazanarak adım adım devam etmek istiyoruz" dedi. Davinson ile ilgili bir soruya da yanıt veren Bardakcı, "Davinson çok kaliteli bir futbolcu. Bizim elimizde bulunan stoperlerin hepsi öyle. Kim oynarsa oynasın birbirini aratmayacak kalitede stoper tandemimiz var. Tabii ki Davinson ile oynamaktan zevk alıyorum. Beni de rahatlatıyor açıkçası. İnşallah uzun süreler beraber oynama fırsatı buluruz” açıklamasında bulundu.
27 Kasım 2024 Çarşamba - 21:48 Necip Fazıl Kısakürek’in "Bir Adam Yaratmak" eserinin film çekimleri tamamlandı Necip Fazıl Kısakürek’in Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri kabul edilen "Bir Adam Yaratmak" tiyatro oyununun, film çekimleri tamamlandı. Uluslararası festivallerde yer alarak Kısakürek’in eserinin dünyaya tanıtılması amaçlanırken, filmin 2026 yılında vizyona gireceği öğrenildi. Şair Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Bir Adam Yaratmak’ adlı tiyatro oyunu ilk kez Muhsin Ertuğrul tarafından 1937-1938 yıllarında Şehir Tiyatrolarında sahnelendi. Eser, üç bölümlük bir dizi olarak 1977 yılında Yücel Çakmaklı tarafından televizyonda da ekrana gelmişti. Necip Fazıl Kısakürek’in Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri kabul edilen "Bir Adam Yaratmak" tiyatro oyunu, 87 yıl sonra film olacak. Çekimlerine 7 Ekim’de Üsküdar’da başlanan filmin başrolünde Engin Altan Düzyatan ve Gülper Özdemir’in yer alırken, kadroda Altan Erkekli, Serpil Tamur, Deniz Barut, Hakan Meriçliler, İsmail Hakkı, Murat Serezli, Gülper Özdemir ve Caner Topçu gibi isimler bulunuyor. Filmin yapımcılığını Filimetre Medya Yapım üstlenirken, yönetmen koltuğunda ise Murat Çeri oturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklediği "Bir Adam Yaratmak" filminin çekimleri tamamlandı. Uluslararası festivallerde yer alarak Kısakürek’in eserinin dünyaya tanıtılması amaçlanırken, filmin 2026 yılında vizyona gireceği öğrenildi. “Esere inandığımız için set çok iyi geçti” Yönetmen Murat Çeri, çekimlerin iyi geçtiğini belirterek, “Süreç, Mehmet Kısakürek’ten telifi almamız ile başladı. Ben, ‘her şeyin kendi kaderi var’ derim. Bir Adam Yaratmak’ın kaderi, bahtı iyi olduğu için işler yavaş yavaş ve hızlı hızlı oldu. Bir Arap atasözü var; ‘Yavaş yavaş acele edelim’ diye. Yavaş yavaş kendiliğinden halloldu. Geldiğimiz nokta da filmi çektik. Şimdi ise kurgu aşamasındayız. Esere inandığımız için set çok iyi geçti. Oyuncuların ve ekibin inanmasından kaynaklı muhabbetli bir ortamdı. Planladığımız sürede bitti. Çok ekstra bizi zorlayacak şeyler yaşanmadı. İlla ki küçük zorluklar oldu ama aşılacak zorluklardı. Bizim için zaman önemliydi. Planladığımız süre de bitti ama istediğimizi de alabildik. 7 Ekim’de başladı ve 4 haftalık bir süreçti. 2 haftası gece olduğu için 22 günde çekimleri tamamladık” dedi. “Necip Fazıl’a gençliğimden itibaren ayrı bir muhabbet duyarım” Necip Fazıl’a gençliğinden itibaren ayrı bir muhabbet duyduğunu söyleyen Çeri, “Şimdi kurgu aşamasındayız. Görüntüler ve sesler eşlendi. Bundan sonra CGI var. Ses, renk ve müzik var. Kurgu olarak 3-4 aylık bir zaman dilimi bulunuyor. Ondan sonra da festival süreci var. Bizim, filmi gişeye sokmakta bir acelemiz yok. Bizim hedefimiz dünyada ses getiren bir iş yapmaktı. Bu noktada ince ince hareket ediyoruz. Dünyanın önemli festivallerinden birisinde, dünya prömiyeri yapıp, ondan sonra da Türkiye’deki festivallerde de boy gösterip en son insanlar gişede seyredecekler. O da herhalde 2026 yılını bulacaktır. Ben, Necip Fazıl’a gençliğimden itibaren ayrı bir muhabbet duyarım. Bir Adam Yaratmak eserini de lisedeyken, Ankara’da tiyatroda izlemiştim. Çok etkilenmiştim. Bir gün onun filmini çekeceğim ve yönetmenliğini yapacağım aklıma gelmezdi. Bu yönden kendimi şanslı hissediyorum. Eserde ne çıkacağını tahmin ederek söylüyorum; Necip Fazıl’ın şanına ve şahsiyetine yaraşır bir eser çıkacağının kanaatindeyim inşallah” ifadelerini kullandı.
Tahliye olması için cumhuriyet savcısının tehdit edilmişti: Sanık Tuğçe Toptemel savunma yaptı
21 Kasım 2024 Perşembe - 18:44 Tahliye olması için cumhuriyet savcısının tehdit edilmişti: Sanık Tuğçe Toptemel savunma yaptı İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın görülmesine 4’üncü gününde devam ediliyor. Tahliyesi için savcının tehdit edildiği hemşire Tuğçe Toptemel savunma yaptı. Toptemel kendi mesaisinde ölen bir bebek ile ilgili savunmasında “Bebeğin ölümünü geç fark ettiğim ifadesi tamamen yalan. Vicdanım gerçekten rahat. Ben bebeğin nabzını yaşar şekilde teslim edip çıktım. Bebeğe müdahale ettiğim için buradayım” dedi. İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı dava dördüncü gününde devam ediyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda görülen duruşmada, tahliye olması için Mustafa Kemal Zengin tarafından Yenidoğan Çetesi soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcısının makamında tehdit edildiği Birinci Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan Tuğçe Toptemel savunma yaptı. "Gece doktorumuz hiçbir zaman olmadı" Tutuklu sanık Toptemel savunmasında, “Yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diliyorum. Bundan dolayı çok üzgünüm. Hakan Doğukan Taşçı kendini doktor olarak tanıtıyordu gece hastanemizde çocuk doktoru yoktu. Aileler bize tepki gösterirdi doktor olmadığı için. Hiçbir çıkarım yoktur benim bu olaydan. Opera bebeğin hayatını kaybettiği gün bebek kötüleşmeye başladı monitör ötünce başına gittim. Hakan Doğukan Taşçı’yı aradım bebeğin kalbini hissedemediğim söyledim, monitörün fotoğrafını gönderdim. Bebek 6 aylık siyahi büyük bir bebekti. Israrla ‘bir şey yapılacak mı?’ diye sordum bana ‘kan şekeri bak’ dedi. Bana bir şey yapılmayacak denmesine rağmen bebeğe müdahale ettim, kalp masajı yaptım. Mesai saatim bitmişti. Buna rağmen bebeğe müdahale ettim. Bebeğin nabzını kontrol ettim. Mesaim dolduğu için diğer hemşireler geldi. Nöbeti teslim ettim bebeğin durumunu anlattım. Defalarca mesajda söyledim ‘bebeğin kalp atışı hissedemiyorum’ dedim. Hakan Doğukan Taşçı’yı aradım ‘bebeğin nabzını hissedemiyorum bir şey yapılacak mı?’ dedim bana ‘hayır’ dedi. Ben 6 aylık bebeğin yeni doğan servisinde olmasını sorguladım. Bana Fırat Sarı ve Hakan Doğukan Taşçı’nın getirdiğini söylediler. Yine olsa yine bebeğe müdahale ederdim bu durumdan pişman değilim. Ben bebeği nabzı atar şekilde teslim ettim. Bebek kusmuştu. Baştan sona olan süreci Hakan Doğukan Taşçı’ya anlattım. Çocuk ilaç aldığı için baygın ve sersem gibiydi. Olay bu şekilde gerçekleşti. Benden sonra bebeğe bakan hemşire de derinden bebeğin nabzını hissettiğini söylüyor. Yani ben bebeği diğer hemşirelere teslim ettiğimde bebek yaşıyordu. Bebek bize sevk olarak geldi. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bebeğin kalbi 2 kez durmuş. Bize bebeğin kalbinin durduğu bilgisi verilmedi. Bebeği teslim alan kişi Hakan Doğukan Taşçı’dır. 6 aylık bebeğin yeni doğan ünitesine teslim alınması yasal değil. Ben sorguladım bu durumu. ‘Bu hastayı kim kabul etti’ dedim. Gece doktorumuz hiçbir zaman olmadı. Gece acil bir şey olduğunda Hakan Doğukan Taşçı’yı arardık. Doğukan kendisinden bilgi alınmasını isterdi” dedi. “Vicdanım gerçekten rahat” Sanık Toptemel savunmasının devamında, "Biz her bebeğe hakimiz. Bebek gözümün önündeydi. Bebeğin ölümünü geç fark ettiğim ifadesi tamamen yalan. Vicdanım gerçekten rahat. Ben bebeğin nabzını yaşar şekilde teslim edip çıktım. Bebeğe müdahale ettiğim için buradayım. Fırat Hoca Doğukan’a para verirdi Doğukan bazen bana atardı. Böyle olacağını bilseydim almazdım. Keşke almasaydım. Çok büyük miktarda paralar da değildi” şeklinde konuştu.
Sultangazi’de içinde 100 bin lira değerinde muhtelif anahtarlar bulunan çantayı çaldılar
21 Kasım 2024 Perşembe - 17:05 Sultangazi’de içinde 100 bin lira değerinde muhtelif anahtarlar bulunan çantayı çaldılar Sultangazi’de güzellik merkezine müşteri kılığında giren yabancı uyruklu kadınlar, işyeri sahibini oyalayarak masada bulunan çantayı çaldı. Yaklaşık 100 bin lira zarara neden olan şüphelilerin çaldıkları çantayla birlikte uzaklaştıkları anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay geçtiğimiz günlerde Sultangazi Cebeci Mahallesi’ndeki bir güzellik merkezinde yaşandı. İddiaya göre, yanlarında bulunan küçük yaştaki bir çocuk ile birlikte güzellik merkezine gelen yabancı uyruklu 3 kadın, işyeri sahibine kişisel bakım yaptıracaklarını belirterek fiyat alıp oyalamaya başladı. İşyeri sahibinin dalgınlığından yararlanan kadınlar, bir süre sonra ise masa üzerindeki çantayı çalarak işyerinden ayrıldı. Çantasının yerinde çalındığını anlayan isyeri sahibi, şüpheliler hakkında emniyete şikayette bulundu. 100 bin tl zarar verdiler. Yaşanan olayı anlatan işyeri sahibi Pınar Karadağ, "Yabancı müşteriler geldi. Ben kendilerini tanımıyorum. İlk defa gördüm. Daha sonra bana fiyat sordular. Ben de cevap verdim. O esnada birbirlerine kaş göz işaret etti. Ben algılamadım. Daha sonra oturdular. Başka işlerim vardı. Benden fiyat alarak 5 dakika oturdular. Sonra işimiz var deyip çantamı alıp çıktı. Ben onlar çıktıktan sonra fark ettim. Çantamın içinde arabamın anahtarı vardı. Kendi anahtarlarım da vardı ekstradan. Arabanın anahtarı sorduğum zaman 15 - 20 bine yakın. Sıfır araba çünkü. Beyin okutmasıyla birlikte aşağı yukarı bütün anahtarlarım, dükkanımın evimin anahtarları vardı içinde. İçindeki ekstraları saymıyorum. Sadece anahtarlarım 100 bine yakın bu şekilde alıp gitti. Fark ettiğimde çoktan iş işten geçmişti. Benim canım yandı başkalarının canının yanmasını istemiyorum. Bir tane bayan, iki tane genç kız, küçük bir çocuk vardı. En çok üzüldüğüm noktalardan biri de küçük çocuğu alet etmeleri" dedi. Öte yandan hırsızların çaldıkları çantayla birlikte uzaklaştıkları anlar kameraya yansıdı.
İhlas Vakfı Uluslararası 4.STK Fuarında yerini aldı
21 Kasım 2024 Perşembe - 17:03 İhlas Vakfı Uluslararası 4.STK Fuarında yerini aldı İhlas Vakfı İstanbul’da düzenlenen Uluslararası 4.STK Fuarında yerini aldı. Vakıf, gençlere ve çocuklara siber güvenlik, yapay zeka ve deprem ile ilgili bilgiler verdi. İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mahmut Kemal Aydın, “İhlas Vakfı aslında bir eğitim vakfıdır. 34 tane öğrenci yurdumuz var” dedi. İstanbul’da Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları öncülüğünde Uluslararası 4.STK Fuarı düzenlendi. Fuarda İhlas Vakfı da yerini aldı. Yapay Zeka, Siber Güvenlik ve Deprem alanlarında farkındalık oluşturacak atölyeler düzenledi. Lise ve Ortaöğretim okullarından 500 üzeri öğrenci ziyaret etti. Ön yargı ve aile konulu ödüllü kısa filmler izlendi. Öğrenciler kamera karşısına geçerek tarih konulu şiirler okudular. IQ testi atölyesi ile bütün atölyelere katılan öğrenciler sürpriz ödüller kazandı. Fuarda yapılanlar hakkında bilgi veren İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mahmut Kemal Aydın, “Devlet tarafından bakanlar kurulu kararıyla kurulan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği var. Birliğin düzenlemiş olduğu fuara, İslam dünyasının bütün sivil toplum kuruluşları geliyor. Yabancı ülkelerden gelenler de var. Biz de İhlas Vakfı olarak buradayız. Bütün etkinliklerimizle beraber buradayız. Gençlerimizin, yavrularımızın, çocuklarımızın emrindeyiz. Yapay zeka ile youtuber ol anlatıyoruz. Minecraft ile siber güvenlik, Shadowing ( gölgeleme) tekniği ile İngilizce konuşma etkinlik odası var. Depremle ilgili etkinliğimiz var. Yavrularımızın deprem bilincini geliştirmek için bunları yapıyoruz. Bütün gücümüzle buradayız. İhlas Vakfı aslında bir eğitim vakfıdır. 34 tane öğrenci yurdu var. Depremde Kahramanmaraş’ta Osmaniye’de Adana’da yemek dağıttık. Yurt dışında Asya’da, Afganistan’da, Afrika’da çeşitli ülkelerde operasyonlarımız var. Oralarda medreseler açıyoruz. Öğrenciler okutuyoruz. Kuran-ı Kerim kurslarımız var” diye konuştu. İhlas Vakfı’nın yaptıklarından bahseden Aydın “İhlas Vakfı olarak bu hususlarda halkımız için elimizden gelen her türlü gayreti sarf ediyoruz. 2024 yılı çok güzel geçti. Biz hedeflerimize ulaştık. Yapabileceklerimizi yapmaya çalıştık. İzmir’e yeni bir yurt yaptık, tamamladık. Kayseri yurdumuzun inşası devam ediyor. Elektronik ortamda yani internet ortamında verdiğimiz eğitimler var. Kuran-ı Kerim kursları veriyoruz. İngilizce eğitim öğrenimimiz var. Şimdiye kadar 6 bin öğrenciye geçen sene İngilizce dersi verdik. Osmanlı Türkçesi derslerimiz var. Pratik Arapça derslerimiz var. Bir de online yarışmalar yapıyoruz. Online yarışmalar derken, kitap okuma yarışması var. Kitabı 50 sayfalık bölümlere ayırıyoruz. 50 sayfadan sorumlu tutuyoruz sınav yapıyoruz. Herkese hediyeler dağıtıyoruz. Herkes katılabiliyor” dedi.
Bakırköy Belediyesi, KİPTAŞ ile kentsel dönüşüm protokolü imzaladı
21 Kasım 2024 Perşembe - 16:39 Bakırköy Belediyesi, KİPTAŞ ile kentsel dönüşüm protokolü imzaladı Bakırköy Belediyesi, ilçedeki riskli yapıların dayanıklı hale getirilmesi ve güvenli konutların inşa edilmesi için ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki KİPTAŞ ile protokol imzaladı. İmzalanan protokol ile kentsel dönüşümün en önemli noktalarından biri olan Bakırköy’de güçlendirme projeleri planlı ve hızlı bir şekilde hayata geçirilecek. Programda konuşan Başkan Ovalıoğlu “Vatandaşlarımızın ekonomik yükünü hafifletmek için çeşitli desteklerle yanlarında olacağız. İBB’nin özellikle emeklilere ve dar gelirlilere yüzde 65’e varan hibe desteği olacak. Geri kalan ödemelerinde de faiz farkı almaksızın da 24 ya varan taksit imkanı olacak. Yürüteceğimiz çalışmaları bir kentsel dönüşüm süreci değil, aynı zamanda da Bakırköy’ün geleceğini inşa etme açısından da seferberlik olarak görüyoruz” dedi. Bakırköy Belediyesi, kentsel dönüşüm konusunda önemli bir adım atarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ ile iş birliği protokolünü Bakırköy Belediyesi Konferans Salonu’nda imzaladı. İmzalanan protokol ile, kentsel dönüşüm kapsamında mevcut yapı stoğunun yenilenmesi ve bölgedeki yaşam kalitesinin artırılması amacıyla ortak bir çalışma gerçekleştirilecek. Bakırköy’e yeni bir soluk getirecek proje, “İstanbul Yenileniyor” çalışmasının bir parçası olarak yürütülecek. Bu süreç, ise vatandaşlarla iş birliği içinde şeffaf bir şekilde yönetilecek. Protokol neticesinde, Bakırköy’de kentsel dönüşümün yapılabilmesi için gerekli hızlı tarama işlemi, binasını dönüştürmek veya güçlendirmek isteyen vatandaşlara bilgilendirme, danışmanlık, uzlaştırma ve mali destek konularında kolaylıklar sağlanacak. İmza törenine Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, İBB Şehircilik Grubu Başkanı ve KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, CHP Bakırköy ilçe temsilcileri ve muhtarlar katıldı. “Bakırköy’ün büyük bir kısmı yaşlanmış ve acil yenilenme ihtiyacı taşıyan yapılardan oluşuyor” Sağlıksız yapı stoku sorununun yıllardır çözülemediğini dile getiren Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu “İlk olarak 1999 depreminde İstanbul’da yüzleştiğimiz acı tablonun neticesinde geçen 25 yılda baktığımızda Hem Bakırköy’de hem de genelde yüzde 80’e yakın. Bakırköy’ün büyük bir kısmı yaşlanmış ve acil yenilenme ihtiyacı taşıyan yapılardan oluşuyor. Bizler dönüştürme çabasında içerisindeyiz ve bu güce de sahibiz. Bugün Bakırköy’de hayalini kurduğumuz güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için çok önemli bir imza töreninde bir arada olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bakırköy Belediyesi olarak sağlıklı ve yaşanabilir bir kent hedefiyle alanında yüksek tecrübeye sahip kuruluşumuz KİPTAŞ ile önemli bir işbirliği içine giriyoruz. İlçemizde afet riski altındaki yapıları dönüştürmek ve kentimizi dirençli hale getirmek için çevreyle, doğayla, yerel dokuyla ve çağdaş yapı kültürüyle uyumlu yeni yaşam alanları oluşturulmasına da katkı sunacağız” şeklinde konuştu. “İBB’nin özellikle emeklilere ve dar gelirlilere yüzde 65’e varan ben hibe desteği olacak” Vatandaşların ekonomik yükünü hafifletmek için çeşitli desteklerle yanlarında olacaklarının altını çizen Ovalıoğlu “Göreve gelir gelmez Afet İşleri Müdürlüğü ve aynı zamanda da Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü kurduk. Bakırköy’ün ihtiyaçlarına uygun çözümlemelerle ilçemizin tarihi ve kültürel dokusuyla uyumlu bir dönüşümü hayata geçirmek önceliklerimizin başında gelecek. Protokolümüz ‘İstanbul Yenileniyor’ platformu aracılığıyla, vatandaşlarımızın yaptığı başvurular, belediyemiz arasında koordinasyon ve işbirliği süreçlerini kolaylaştıracak. Kentsel dönüşüm danışma ofisimizde de dönüşüm sürecinin en önemli başvuru noktalarından birisi olmaya da devam edeceğiz. Hem belediye bünyemizdeki kentsel dönüşüm danışma ofislerimiz hem de mahallelerimizdeki kentsel dönüşüm mobil ofislerimizde de yanlarında olacağız. Vatandaşlarımızın ekonomik yükünü hafifletmek için çeşitli desteklerle yanlarında olacağız. İBB’nin özellikle emeklilere ve dar gelirlilere yüzde 65’e varan hibe desteği olacak. Geri kalan ödemelerinde de faiz farkı almaksızın da 24 ya varan taksit imkanı olacak. Yürüteceğimiz çalışmaları bir kentsel dönüşüm süreci değil, aynı zamanda da Bakırköy’ün geleceğini inşa etme açısından da seferberlik olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Yenidoğan çetesi davasında savunma yapan hemşire: "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu"
21 Kasım 2024 Perşembe - 16:29 Yenidoğan çetesi davasında savunma yapan hemşire: "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan yenidoğan çetesinin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın görülmesine 4’üncü gününde devam ediliyor. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Sümeyye Nur Taşçı, "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" dedi. İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan yenidoğan çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı dava, 4’üncü gününde devam ediyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda görülen duruşmada savunma yapan Reyap Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan tutuklu sanık Sümeyye Nur Taşçı savunma yaptı. "Fırat Sarı, biz işten çıkmayalım diye bize bu hakediş ödemelerini yapıyordu" Savunma yapan sanık Taşçı, "Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bir örgüte üye olmadım. Fırat Sarı’nın asistanı olarak görev yaptım, onun talimatıyla çalıştım. 2020-2023 yılları arası Fırat Sarı, Reyap Hastanesi’nde çalışmamı istedi. Bebek yoğun bakımında başladım. Doktorların kaşesini kullanmadım. Hasta sevki dışında başka bir işlemim yok. Ben Medisense Hastanesi adına vekalet dışında bir işlem yapmadım. Sanıkların hiçbiri aldıkları paraları doğru düzgün anlatamadı. Siz bir günde bir hastaya bakmanız gerekirken üç hastaya bakıyorsunuz ama hastane size bir ücret vermiyor. Fırat Sarı, biz işten çıkmayalım diye bize bu hakediş ödemelerini yapıyordu" ifadelerini kullandı. "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" Fırat Sarı’nın kendisinden borç aldığını belirten Taşçı, "Fırat Sarı, bizden borçta alıyordu. Aldığı paraları olduğu gibi geri ödemiyordu. Motivasyon ücretleri, biz işten çıkmayalım diye ödeniyordu. Ben Fırat Sarı’yla çalışırken bu tür muhasebe işleriyle uğraşacağımı bilmiyordum. GMZ şirketinin işletmesi Hasan Basri’deydi. Hasan Basri, ’Bir şeyden haberim yok’ diye anlatıyor ama her şeyden haberi var, ona da para atılıyordu. Ben epikriz falan yazmadım. Yenidoğan bölümünde hemşire olmak için en az bir sene çalışmak gerekiyor. Başka bir hastanede ölen bebeğin OBS (ölüm bildirim sistemi) işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu. Bu benimle ilgili değil, Fırat Sarı’nın sistemiyle alakalıydı" ifadelerini kullandı.
Şişli’de Prof. Dr. İlber Ortaylı, Nazım Hikmet’i anlattı
21 Kasım 2024 Perşembe - 16:28 Şişli’de Prof. Dr. İlber Ortaylı, Nazım Hikmet’i anlattı Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde “Nazım’ı Tanımak ve Anlamak” söyleşilerinin konuğu Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı oldu. Ortaylı, “Nazım Hikmet ve Tarih Bilinci” başlıklı konuşmasında şairin sadece Türkiye’de değil dünyada da tarif motifini en çok kullanan, tarihten en çok yararlanan şair olduğunu vurguladı. Şişli Belediyesi ve Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı iş birliğinde düzenlenen “Nazım’ı Tanımak ve Anlamak” söyleşilerinin konuğu Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı oldu. Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleşen söyleşiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programa, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Oral, 2. Başkan Özcan Arca, Genel Sekreter Turgay Fişekçi başta olmak üzere vakıf üyeleri, çok sayıda akademisyen ve öğrencilerin yanı sıra vatandaşlar katıldı. Programın açılış konuşmasını Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Oral gerçekleştirdi. “O, milletin şairi” Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1930’lu ve 40’lı yılların Türkiye’sini ve tarihsel süreçte dünyadaki yerini anlatarak konuşmasına başladı. Nazım Hikmet’in günümüzde yeteri kadar incelenmediği ve ele alınmadığından rahatsızlık duyduğunu dile getirerek, “Nazım’ı sevenler arasında sadece solcular yok, onu söyleyeyim. Hiç aklınıza gelmeyecek edebiyat tarihçileri de çok severler. Çünkü şiirinde ayrı bir hava vardır. Ayrı bir armoni vardır. Türk dilinin müzikal yapısını çok iyi kullanır ve bunları okutur. Eğer Nazım Hikmet sağ olsaydı ve bugün gençlerin kullandığı Türkçeyi duysaydı çıldırırdı” dedi. 1960 ve 1970’lerin sonrasını ise “Nazım Hikmet’i herkes daha çok benimsedi. Böyle insanlar sağın solun değil, milletin şairi olurlar” diye konuştu. “Gerçekten bir şöhreti var” Nazım Hikmet’in dünyada kazandığı şöhrete değinen Ortaylı, “Rusya’ya adım attığı anda da zaten bütün eski dostları oradadır. Gerçekten bir şöhreti var. Rusya’da gördüklerini eleştirse bile ona dokunamadılar. Dünyada böyle şöhreti olan insanları, hiçbir zaman kolay yiyemezler. Yani isimsiz değil. 1951’de Rusya’ya sığındı, 12 sene daha yaşadı. Bu arada dünyada da şöhret oldu. Eskiden bilindiğinden daha çok. Çünkü çok ülke dolaştı, çok davet edildi, çok çağrıldı. Hem Batı dünyasındaki sol gruplar hem yerli komünist partiler, her yere çağırdılar” ifadelerini kullandı. “Türk edebiyatında tarih motifini en çok kullanan şairdir” İlber Ortaylı, şiirlerinde tarih motifini hem dünyada hem Türkiye’de en çok kullanan şairin Nazım Hikmet olduğunu vurgulayarak, “Bizim Türk edebiyatında tarih motifini en çok kullanan, tarihten en çok yararlanan şairdir. Yani hiçbir şair, mesela Yahya Kemal’in tarih motivasyonu yoktur, başka bir yüzeydir. Bir konu ele almaz, Nazım Hikmet ele alır. Ve bunu tarihi bir tez, tarihi kitap ya da monografi diye yazmıyor. Doğrudan doğruya şiir diye yazıyor, işte bu çok önemli, onun gibisi dünyada bile çok yok” şeklinde konuştu. Bu söylediklerini de örneklerle dinleyicilere hatırlatan Ortaylı, “Şeyh Bedrettin Destanı, Benerci Kendini Niçin Öldürdü, Taranta Babu’ya Mektuplar, Memleketimden İnsan Manzaraları, Kurtuluş Savaşı Destanı” gibi eserlerini gösterdi. “Yaşamadığı dünyayı tarif edecek bir sanat kabiliyeti var” Ortaylı son olarak Nazım Hikmet’in sıra dışı bir sanat kabiliyeti olduğuna dikkat çekerek, “Türk solcularında, liberallerinde, yahut milliyetçilerinde, muhafazakarlarda hiç olmadığı gibi dünyayla temas kurar Nazım Hikmet. Bu, böyle bizim yaptığımız gibi, kuru tarihçilik anlamında falan bir merak değil. Duygusal olarak bağ kurabiliyor. Enteresan bir biçimde, yaşamadığı Sovyet ihtilalini tarif ediyor. Görmediği, yaşamadığı dünyayı tarif edecek bir sanat kabiliyeti var” şeklinde konuştu. Söyleşinin ardından salondakiler, Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya sorularını yöneltti. Soru cevap kısmının ardından Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Oral ve Şişli Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Taygun Demir tarafından Ortaylı’ya çiçek takdim edildi.
Yenidoğan Çetesi davasında savunma yapan hemşire: "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu"
21 Kasım 2024 Perşembe - 16:21 Yenidoğan Çetesi davasında savunma yapan hemşire: "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın görülmesine 4’üncü gününde devam ediliyor. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Sümeyye Nur Taşçı, "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" dedi. İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı dava dördüncü gününde devam ediyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda görülen duruşmada savunma yapan Reyap Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan tutuklu sanık Sümeyye Nur Taşçı, savunma yaptı. "Fırat Sarı, biz işten çıkmayalım diye bize bu hak ediş ödemelerini yapıyordu" Savunma yapan sanık Taşçı, "Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bir örgüte üye olmadım. Fırat Sarı’nın asistanı olarak görev yaptım, onun talimatıyla çalıştım. 2020-2023 yılları arası Fırat Sarı, Reyap Hastanesi’nde çalışmamı istedi, bebek yoğun bakımında başladım. Doktorların kaşesini kullanmadım. Hasta sevki dışında başka bir işlemim yok. Ben Medisense Hastanesi adına vekalet dışında bir işlem yapmadım. Sanıkların hiçbiri aldıkları paraları doğru düzgün anlatamadı. Siz bir günde bir hastaya bakmanız gerekirken üç hastaya bakıyorsunuz ama hastane size bir ücret vermiyor. Fırat Sarı, biz işten çıkmayalım diye bize bu hak ediş ödemelerini yapıyordu" ifadelerini kullandı. "Başka bir hastanede ölen bebeğin işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu" İfadesinin devamında Fırat Sarı’nın kendisinden borç aldığını belirten Taşçı, "Fırat Sarı, bizden borçta alıyordu. Aldığı paraları olduğu gibi geri ödemiyordu. Motivasyon ücretleri, biz işten çıkmayalım diye ödeniyordu. Ben Fırat Sarı’yla çalışırken bu tür muhasebe işleriyle uğraşacağımı bilmiyordum. GMZ şirketinin işletmesi Hasan Basri’deydi. Hasan Basri, bir şeyden haberim yok diye anlatıyor ama her şeyden haberi var, ona da para atılıyordu. Ben epikriz falan yazmadım. Yenidoğan bölümünde hemşire olmak için en az bir sene çalışmak gerekiyor. Başka bir hastanede ölen bebeğin OBS (ölüm bildirim sistemi) işlemi Reyap Hastanesi’nde yapılıyordu. Bu benimle ilgili değil Fırat Sarı’nın sistemiyle alakalıydı" ifadelerini kullandı.