POLİTİKA - 09 Ekim 2024 Çarşamba 14:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kadına ve çocuğa yönelik şiddette zafiyet görüntüsüne asla izin vermeyecek, ’şiddete sıfır tolerans’ ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Yeni yasama yılının ilk grup toplantısının hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TBBM’ye, siyasi partilere, bütün milletvekili arkadaşlarımıza, tüm meclis çalışanlarına yeni yasama yılında tekrar başarılar temenni ediyorum. Sözlerimin hemen başında geçtiğimiz günlerde büyük bir sel felaketiyle sarsılan Bosna Hersek halkına buradan geçmiş olsun temennilerimizi iletiyorum. Su baskınları sonucunda vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum. Felaket haberini alır almaz AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı, TİKA’mızı hemen harekete geçirdik. Evleri yıkılan, yakınlarını kaybeden, maddi zarara uğrayan kardeşlerimizin yaralarını sarmak için elimizden geleni yaptık ve yapıyoruz. Pazartesi günü Ulaştırma Bakanımız hem Boşnak halkıyla dayanışmamızı göstermek hem de durumu yerinde incelemek üzere sel bölgesine intikal etti. Bosnalı kardeşlerimizin bugüne kadar olduğu gibi Allah’ın izniyle bundan sonra da yalnız bırakmayacağız. Merhum Aliya’nın son nefesini vermeden hemen önce hastane odasında elimizi tutarak bizlere bıraktığı emanete en güzel şekilde sahip çıkmayı sürdüreceğiz” dedi.


“Pazartesi günü ebediyete intikal eden rahmetli Erbakan Hoca’mızın yol ve dava arkadaşı milletvekili ve bakan olarak ülkemize ve milletimize çok kıymetli hizmetlerde bulunmuş milli görüş hareketinin Recai Tutan ağabeyini de burada rahmetle yad ediyorum“ diyen Erdoğan, “Beyefendi kişiliği, mütevazı tavrı, alicenaplığı, çalışkanlığı ve davasına olan sarsılmaz bağlılığıyla Recai Kutan her zaman hayırla anılacaktır. İnşallah biz de kendisini daima özlemle ve şükranla yad edeceğiz. Rabbim kendisini cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin” diye konuştu.


Dün 6-8 Ekim olaylarının 10’uncu yıl dönümü olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Kobani bahanesiyle kışkırtılan bu menfur olaylarda 2 emniyet görevlimiz şehit oldu. 35 kişi hayatını kaybetti. 435’i sivil, 326’sı güvenlik görevlisi 761 insanımız da yaralandı. Bugün malum çevreler tarafından hala demokratik bir eylem gibi lanse edilen olaylar sonucunda çok sayıda ev, iş yeri, okul, Kur’an kursu, kütüphane, kültür merkezi, müze ve yurt binası zarar gördü. Bilhassa ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtırken katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşlarına yapılan canilikleri değil üzerinden 10 yıl, 100 yıl geçse bile unutamayız. Şunu da biliyoruz. Ciğerparesini kaybetmiş bir annenin yürek yangınını ancak adaletin tecellisi söndürebilir. 6-8 Ekim olaylarında rolü olanlar, bağımsız Türk mahkemeleri önünde işledikleri suçların hesabını vermiş, hak ettikleri cezalara çarptırılmıştır. Tabii burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Gerek Suriye’de daha sonra yaşananlar gerekse mahkeme süreci 6-8 Ekim olaylarının nasıl bir tertip olduğunu ortaya çıkartmıştır. Fakat o dönem emperyalistlerin bölgesel planlarına alet olanlar, bu olaylarla yüzleşme cesaretini halen gösteremedi” ifadelerini kullandı.



"Demokratik siyasette, şiddete ve teröre asla yer olmadığını herkesin anlaması gerekiyor"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6-8 Ekim olaylarına sırf oy uğruna şaşı bakan devrin CHP yönetimi de bundan dolayı henüz nedamet getirmedi. Lafa her başladıklarında biz ‘Türkiye partisiyiz’ diyenlerin her fırsatta ülkemizi uçurumun kenarına özellikle getirenlerin bu travmayla mutlaka hesaplaşması gerektiğine inanıyoruz. Demokratik siyasette, şiddete ve teröre asla yer olmadığını herkesin anlaması gerekiyor. Bir elinde silah tutarak siyaset yapılmaz. Şiddeti bir hak arama yolu olarak görerek siyaset yapılmaz. Türkiye yüzyılında şiddetle arasına mesafe koyan anlayışa elbette yer vardır. Ama sırtını dağa yaslayan terör siyasetine asla ve asla yer yoktur. Tekrar ediyorum. Kobani olaylarının hukuki açıdan hesabı sorulmuştur. On yıllık gecikmeyle bile olsa, 6-8 Ekim olaylarına dair samimi bir muhasebenin yapılmasını da önemsiyoruz. Böyle bir tavrın sergilenmesinin siyasette inşa etmeye çalıştığımız yumuşama iklimine katkı sunacağı açıktır. Biz yeni yasama yılında siyasette artık farklı bir üslup ve söylem görmeyi istiyoruz. Bölgemizin de içinde bulunduğu atmosferi düşünerek daha fazla konuşmaya, daha fazla uzlaşıya, diyalog zeminini daha fazla genişletmeye ihtiyacımız olduğu kanaatindeyiz” diye konuştu.


Milletin faydasına olacak hiçbir konuda diyalogdan kaçınmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak yeni dönemde ülkemizin meselelerini mümkün olan en geniş mutabakatla çözmeyi arzu ve temenni ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin gerek meclisin ilk günü, gerekse dün yaptığı açıklamaları takdirle karşılıyor, Türk demokrasi ve 85 milyonun kardeşliği adına çok kıymetli buluyoruz. Cumhur İttifakı’nın uzattığı elin değerinin muhatapları tarafından da layıkıyla anlaşılmasını ümit ediyoruz. Beklentimiz hiçbir ayrım yapmadan meclisteki tüm siyasi partilerin de bu anlayış ve bu yaklaşım içinde hareket etmeleridir" dedi.


7 Ekim’de İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların birinci yıl dönümünün geride bırakıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”İsrail’in 7 Ekim’den beri Gazze, Batı Şeria ve son olarak Lübnan’da gerçekleştirdiği katliamlarda 50 bin kardeşimiz şehit edildi. Gazze’de 1,9 milyon kişi, Lübnan’da da 1,3 milyon insan yerlerinden edildi. Evini, ocağını terk etmek zorunda kaldı. Gün geçtikçe katliamın maddi ve manevi faturası kabarıyor. Savaşın bölgemizdeki diğer ülkelere yayılma tehlikesi büyüyor” açıklamasını yaptı.


İsrail’in artan saldırılarına İran’ın geçen hafta mukabelede bulunmasının bölgesel çatışma riskini hiç olmadığı kadar yükselttiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Hemen her gün yeni bir eşiğin aşıldığı bu gerilimi çok yakından takip ediyor, devletimizin ve milletimizin güvenliği için tüm tedbirleri alıyoruz. Ülkemizi şimdiye kadar bölgesel gerilimlerden hep uzak tuttuk. Yangına benzin dökenlerden değil söndürmeye çalışan olduk. Aynı tutumumuzu bugün de muhafaza ediyoruz. Netanyahu ve cinayet şebekesi ham hayaller görmekte ve çok tehlikeli bir maceraya atılmaktadır. Türkiye ne yapılmak istendiğinin gayet farkındadır. Nihai hedefin neresi olduğunu da çok net görebiliyoruz. Dün Dışişleri ve Savunma Bakanlarımız meclisimizin kapalı oturumunda bu konuyla ilgili milletvekillerimize detaylı detaylı bilgi verdi. Her iki bakanımız da idrak kapıları açık olanlar için fotoğrafı tüm netliğiyle ortaya koydu. Toplantı sonrası CHP Genel Başkanı’nın yaptığı açıklamaları esefle karşıladım. Tüm bir ateş çemberinden geçiyor. Ama bakıyorsunuz. CHP Genel Başkanı ucuz polemik peşinde koşuyor. Açıkçası Sayın Özel’den ülke güvenliğine dair meselelerde daha olgun bir tavır beklerdik. Birlikte daha düne kadar bölücü örgütün Suriye uzantısı PYD ile ilgili çok iyimser cümleler kuranlara ne yaparsak yapalım Gerçekleri anlatamayacağımızın bilincindeyiz. Varsın onlar kendi hayal dünyalarında yaşamaya devam etsin” değerlendirmesinde bulundu.



"Vadedilmiş topraklar hezeyanının varacağı yer büyük bir hüsran ve hezimet olacaktır"


Türkiye’nin güvenliğinden kesinlikle taviz vermeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:


“Ne pahasına olursa olsun bölgemiz ve topraklarımız üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye, yayılmacı hevesleri, vatan topraklarına dikilen kem gözleri, kabaran işgalci niyetleri kursaklarda bırakacak kudrete ziyadesiyle sahiptir. Açık ve net söylüyorum, vadedilmiş topraklar hezeyanının varacağı yer büyük bir hüsran ve hezimet olacaktır. Bakınız bundan bir yıl önce İsrail’in devlet olmak ile terör örgütü olmak arasında bir tercihle karşı karşıya olduğunu ifade etmiştim. O günden bugüne İsrail Gazze’de son asrın en vahşi soykırımını yaparak, siyonist bir terör örgütü gibi hareket etti. Bundan hiç şüpheniz olmasın, İsrail bir siyonist terör örgütüdür. Burada açıkça söylemek istiyorum. Gazze soykırımında fail İsrail’dir. Ama bu vahşet Batılı ülke yönetimlerinin güçlü desteğiyle işlenmektedir. Sahne önünde ateşkesten, itidalden bahsedenler, sahne arkasında İsrail’e her türlü silah, mühimmat ve istihbarat desteğini vermeye devam ediyor. Bu Amerika’da böyle. Almanya’da böyle. Tüm batı ülkelerinde böyle. Hepsi birbirinin aynı. Al birini vur ötekine hiç birbirlerinden farkı yok. Gazze kasabı siyonist Netanyahu’nun Amerikan Kongresi’ne davet edilmesi, dakikalarca ve defaatle ayakta alkışlanması bunun en bariz örneğidir. Tarih o kara tabloyu asla unutmayacaktır. Tarih elinde on binlerce çocuğun, kadının, sivilin kanı olan bir canavarı ayakta alkışlayanları asla ve asla affetmeyecektir.“


Her fırsatta ve platformda bu ikiyüzlülüğü deşifre edeceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Tabii bu süreçte tarihin doğru tarafında yer alan ülkeler de oldu. Onlarla her zaman beraber olacağız. İspanya, Norveç, Slovenya başta olmak üzere baskılarına rağmen ilkeli duruş sergileyen tüm ülkeleri soykırım cephesi karşısında insanlık cephesinde yer alan tüm halkları özellikle de vicdan sahibi üniversiteli gençleri yürekten tebrik ediyorum. Tam bir yıldır emperyalist güçlerin desteğini arkasına almış, işgal ordusu karşısında direnen Filistin’in yiğit evlatlarını toprağın üzerinde onursuzca yaşamaktansa toprağın altında şerefimle yatarım diyen bütün kahramanları bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.


İsrail’in vahşi saldırılarında şehit düşen Filistinli ve Lübnanlıları rahmetle yad ettiğini söyleyen Erdoğan, ”Filistin’in seçilmiş son başbakanı İsmail Heniye’ye ve kalleşçe şehit edilen Hamas’ın diğer mensuplarına Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Hamas’ın Gazze’de verdiği destansı mücadelenin aynı zamanda Türkiye için de olduğunu çok iyi biliyoruz. Filistin halkının soykırım şebekesi karşısında aynı zamanda insanlığı da, Müslümanların izzetini de savunduğunu çok ama çok iyi biliyoruz. Ülkemizde birileri Hamas’a terör örgütü iftirası atarken biz soykırımın ilk günlerinde hiç kimseden çekinmeden işte bunun için ’Hamas Filistin’in Kuvayı Milliye’sidir’ dedik. İlk gün nerede duruyorsak bir yıldır aynı yerde yalpalamadan, korkmadan, ürkmeden sapasağlam duruyoruz. İlk gün vatandaşlarımızı neye karşı uyarıyorsak bugün de aynı risklere dikkat çekiyoruz. Bir yıldır olduğu gibi bugün de biz herkes için barış herkes için özgür Filistin diyoruz” dedi.


“Filistinli kardeşlerimiz için hürriyet ve adalet istiyoruz. Allah’ın izniyle tek başımıza kalsak dahi atalarımızdan tevarüs ettiğimiz asil duruşumuzu asla bozmayacağız” ifadelerini kullanan Erdoğan, ”Zalimler karşısında susmayacak, zulme rıza göstermeyeceğiz. Hakikatlere haykırmaya cesaretle devam edeceğiz. Filistinli, Lübnanlı kardeşlerimize de buradan dayanışma mesajları gönderiyor, her zaman yanlarında olacağımızı hatırlatmak istiyorum. Yaklaşan kış mevsimi öncesinde gıda, barınma ve tıbbi malzeme başta olmak üzere insani yardımlarımızı arttıracağız. AK Parti’yi kurduğumuz günden itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ülkemize ve milletimize hizmet mücadelesi veriyoruz. Bu yüce çatı altında Türkiye’nin sorunlarını çözmek milletimizin taleplerini karşılamak, en önemlisi de ülkemizde ekonomiyi, demokrasiyi, kardeşliği büyütmek için canla, başla gayret sarf ediyoruz. Bakınız bir toplumun huzurlu ve mutlu bir şekilde varlığını sürdürebilmesinin en başta gelen şartı devletin her bireyin güven, adalet ve ekonomik refah ihtiyacını karşılayabilmesidir. Tarih boyunca Türk devletlerini güçlü yapan hakimiyetleri altındaki farklı kesimlerden insanları asırlarca barış içinde yönetebilmelerini sağlayan en önemli husus işte bu ilkelere olan bağlılıklarıdır” açıklamasını yaptı.


Cumhuriyet tarihi boyunca da kimi dönemlerdeki sıkıntılı uygulamalara rağmen Demokrat Parti iktidarıyla birlikte bu ilkelerin daima gözetildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi kurarken partimizin ismini bile bu ilkelere göre belirleyerek milletimize güvenliği, adaleti ve ekonomik kalkınmayı en üst seviyeye çıkarma sözü verdik. Karşılaştığımız tüm engellere, tüm zorluklara rağmen hamdolsun tüm bu konularda geçmişle kıyas dahi götürmez başarılara imza attık. Elbette bizim dönemimizde de bu başlıkların hayata geçirilmesinde kimi eksikler, hatta yanlışlar yaşanmış olabilir. Ancak her üç husustaki samimiyetimizi ve sözümüze bağlılığımızı kimse sorgulayamaz. Burada şu noktayı öncelikle vurgulamak isterim; biz her zaman kendi iç muhasebesini cesaretle yapan, nerede eksiğimiz varsa üzerine kararlılıkla giden bir kadroyuz. Toplumun nabzını tutma, millete kulak verme noktasında da rakiplerimize göre daima birkaç adım öndeyiz. Milletimizin beklentilerine cevap üretme irademiz halen çok güçlüdür” şeklinde konuştu.



"İnsanlarımızın sokakta, evinde, iş yerinde hiçbir endişe duymadan hayatını, güvenle sürdürebilmesini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağız"


Siyaset kurumunun asli görevinin de zamanla ortaya çıkan yeni meselelere çözüm bulmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son dönemde yaşanan kimi cinayetler ve müessif hadiseler üzülerek görüyoruz ki milletimizin kendini güvende hissetme ve adaletin tecellisi konusunda tereddüde düşmesine sebebiyet vermiştir. Ülkemizin 2018 yılından beri küresel siyasi gerilimlerin, Covid salgınının yol açtığı çok boyutlu krizlerin ve bölgemizde süregelen çatışmaların etkisiyle yaşadığı ekonomik sıkıntılar da bu tablonun bir parçasıdır. Milletin ülkeyi yönetme sorumluluğu yüklediği cumhurbaşkanı olarak kabinesiyle, Meclis grubuyla, parti yönetimiyle karşımızdaki bu fotoğrafı doğru okumak ve gereken tedbirleri almak en başta gelen vazifemizdir. Uyguladığımız ekonomi programıyla 6 yılın birikimi olan sıkıntıları çözme yolunda önemli mesafe katettik. İnşallah sene başından itibaren rahatlama, insanımızın günlük hayatına da net şekilde yansımaya başlayacaktır. Sınır güvenliğimiz konusunda hem terör örgütleriyle mücadele hem komşu ülkelerle ilişkiler hususunda gayet iyi bir seviyeye geldik. Toplumda güvenlik ve asayişin temini noktasında geçmişe ve birçok Avrupa ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdeyiz. Son dönemde ardı ardına gelen bir polis memurumuzun şehit edilmesinden genç kızlarımızın vahşice katledilmelerine kadar bir dizi hadise milletimizde haklı bir tepkiye yol açmıştır. Onlarca kaydı olan kriminal tiplerin ellerini kollarını sallayarak ortalıkta dolaşması herkes gibi bizi de rahatsız ediyor. Pazartesi günü yaptığımız Merkez Yürütme Kurulu toplantımızda bu olayları enine boyuna değerlendirdik. Milletimizin sesine kulak vererek bu çerçevede bazı önemli adımlar atma kararı aldık. İnsanlarımızın sokakta, evinde, iş yerinde hiçbir endişe duymadan hayatını, güvenle sürdürebilmesini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Emniyet teşkilatımız içinde bir zafiyet varsa neşteri vurup bunu gidereceğiz. Adalet sistemimizde tıkanıklık varsa, yanlışlık varsa neşteri vurup Allah’ın izniyle onu da çözüme kavuşturacağız. Medyada ve sosyal medyada suça özendirme, suçu teşvik etmede sorun Varsa gerekli müdahalede bulunacağız. Suçu önlemeden suçla ve suçlularla mücadeleye yargılamalardan infaz ve ıslah sistemimizde nerede boşluk varsa mutlaka hal yoluna koyacağız” dedi.


Bu sorunların çözümü için bir dizi düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Erdoğan şöyle konuştu:


“Öncelikle çok sayıda suç kaydı olan kişilerin bu eğilimlerinin yargılama safhasında görülebilmesini ve dikkat Alınmasını sağlayacağız. Bilindiği gibi mevcut durumda seri suç işleyen kişilerle ilgili açılan onlarca dava olmasına rağmen bunlar sonuçlanmadan kayıtlarda gözükmüyor. ilk derece mahkemesi istinaf, Yargıtay derken bir cezanın kesinleşmesi 5 yıla hatta 7 yıla kadar uzayabiliyor. Bu süreçte suçlu kişi yeni işlediği cürümlerde herhangi bir sabıka kaydı olmadığı için tutuklama olmadan yargılanabiliyor. Özellikle suçu geçim kaynağı haline getirenler ile suçta kibirlenenlerin, sistemin bu yönünü istismar ettiklerini görüyoruz.Kanunların suçlu lehine işlemesi anlam gelen bu çarpıklığı düzeltmek için iki önemli adım atmayı planlıyoruz. Bunlardan ilki kurumsal düzenlemeye, ikincisi seri suç işleyenlerin tutuklanabilmesi uygulamasının kolaylaştırılmasına yöneliktir. Yargı erkini güçlendirmek amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir birim farklı mahkemelerde örülen davaları, düzenlenen iddianameleri, hatta emniyet kayıtlarını toparlayarak bunlarla ilgili gerekli incelemeleri yaptıktan sonra savcılarımızın ve hakimlerimizin dikkatine sunacaktır. Gereken kanuni düzenlemeleri yaparak mesela 5 suç kaydı olan birinin diğer davalarının bitip sabıka kaydına işlenmesi beklemeden yeni suçlar işleme eğilimi dikkate alınarak tutuklu yargılanabilmesinin önü açılacak.“


Tutukluluk süresinin kişinin işlediği suçlar ve alacağı cezalarla orantılı bir şekilde belirleneceğini söyleyen Erdoğan, “Elbette bu husus toplum vicdanını yaralayan belirli suçlar için geçerli olacaktır. Toplumda infiale neden olan bir diğer husus ise pratikte 5 yıldan, hatta 6 yıldan az ceza alanların maalesef hiç cezaevine girmeden hayatını sürdürebilmesidir. Bu durumun önüne geçmek için yine belirli suçlarda infaz hükümlerinin ancak mesela alınan cezanın yüzde 10’u cezaevinde geçirildikten sonra işlemeye başlaması sağlanacaktır. Örneğin 3 yıl ceza almış bir kişi, yaklaşık 3 buçuk ay cezaevinde kalmadan serbest kalmasıyla neticelenecek hükümlerden yararlanamayacaktır. Böylece suç işlemeye teşebbüs edecek kişilerin her halükarda ceza evine gireceğini bilerek kendini kontrol etmesi sağlanacak ve pervasızca etrafa saldırmasının önüne geçilecektir. Adalet Bakanlığımızdan ve Meclis Grubumuzdan çerçevesini ifade ettiğim bu düzenlemelerin teknik çalışmalarını Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla da istişare ederek süratle tamamlamalarını bekliyoruz. Burada artık iyice kontrolden çıkan bir riske de dikkat çekmek istiyorum” açıklamasını yaptı.



"Cinayet vakaları insanımızın ailecek televizyon izlediği saatlerde en ince detayına kadar anlatılıyor"


Son dönemde medya organlarının özellikle reyting kaygısıyla basın ilkelerini umursamayan son derece sorunlu bir yayın politikası izlemeye başladığını ifade eden Erdoğan, “İfade tutanaklarından polis kayıtlarına kaynağı belirsiz iddialardan önü sonu belli olmayan videolara kadar her türlü bilgi, belge ekranlarda çarşaf çarşaf yayınlanıyor, haber ve tartışma programlarının saatlerce konusu oluyor. Habercilik adına üzülerek söylüyorum. Mağdurlar tekrar mağdur ediliyor. Cinayet vakaları insanımızın ailecek televizyon izlediği saatlerde en ince detayına kadar anlatılıyor. Bu tür olaylarda meselenin sosyal öğrenme boyutu ne yazık ki göz ardı ediliyor. Bunu kabul etmemiz, buna rıza göstermemiz söz konusu olamaz. Basınımız, medyamız elbette özgür olmalıdır, ama bu bilhassa toplumsal olaylarda sorumlu yayıncılık yapmaya mani değildir. Radyo Televizyon Üst Kurulumuz bu konuları daha hassas takip etmelidir. Burada şunun bilinmesinde fayda görüyorum: Yargı organlarımızın bağımsız, tarafsız ve objektif faaliyet yürütmesinin yanı sıra toplumda adalet duygusunun güçlendirilmesi için bugüne kadar hiçbir fedakârlıktan kaçmadık, hatta her türlü desteği sağladık. Teknolojiyle beraber ortaya çıkan yeni sınamalar karşısında mülkün temeli olan adaletin tesisi en öncelikli meselemizdir. Her ne sebeple ortaya çıkarsa çıksın cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, toplumun güvenlik ve adalet konusundaki kaygılarını süratle gidermek boynumuzun borcudur. Aksi takdirde hep birlikte milletimize karşı sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmemiş oluruz. Böyle bir vebalin altına da giremeyiz. Adalet hizmetlerinin iyileştirilmesi noktasında 22 yılda yaptığımız onca reforma, onca başarımıza, onca emeğimize kendini bilmezlerin gölge düşürmesine eyvallah etmeyeceğiz” açıklamasını yaptı.



"AK Parti’ye kadınları eşit görmüyor iftirası atmak CHP Genel Başkanının hakkı da, haddi de değildir“


Yapacakları düzenlemelere muhalefetin de destek vereceğini ümit ettiğini belirten Erdoğan, ”Biz, uzlaşı için Türkiye’nin meselelerini beraberce çözmek için el uzattıkça maalesef muhalefet eski kutuplaştırma siyasetinde ısrarcı davranıyor. Muhalefetin kodlarına kadar işlemiş bu çarpık bakış açısının değişmesi en büyük temennimizdir. Kadına şiddet meselesi bunun en çarpıcı örneğidir. Biz kadınlara haklarının teslim edilmesi konusuna siyaset üstü baktık. Kadın politikalarında her zaman en ideali, en iyiyi, ülkemiz, milletimiz ve kadınlarımız için en hayırlı olanı hayata geçirmeye çalıştık. Destek mekanizmalarından, reform paketlerine ve yenilikçi uygulamalarla kadının ve sosyal statüsünü güçlendirmenin gayretinde olduk. Burada şunu öncelikle açık ve net söylemek durumundayım. Kadın hakları konusunda bize ders verecek hiçbir muhalefet partisi yoktur. Kadının statüsünün güçlendirilmesinde elimize su dökecek kimse de yoktur. Kadına şiddetle mücadele noktasında ülkemize çağ atlatan kadro da biziz. Ülkemizdeki imtiyazlı azınlık bilmese de başörtüsünden dolayı üniversite kapılarından geri çevrilen kızlarımız bizim mücadelemizi gayet iyi biliyor. Aynı şekilde kılık-kıyafetinden dolayı işinden atılan, çok sevdiği mesleği ile inancı arasında tercih yapmaya zorlanan kadın doktorlar, hakimler, öğretmenler, bürokratlar, akademisyenler ve daha nicesi bizim kadınlar konusundaki hassasiyetimizi gayet iyi biliyor. Evlatlarını askeri lojmanlarda ziyaret edemeyen analar, kardeşlerinin yemin törenine katılamayan ablalar, bizim hak ve özgürlükler hususunda neler yaptığımızı gayet iyi biliyor. Bu Meclis çatısı altında sırf başındaki örtüden dolayı siyasi parti genel başkanları tarafından, altını çiziyorum, had bildirilen kadın siyasetçiler Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi gayet iyi biliyor. Kimse kusura bakmasın ama AK Parti’ye kadınları eşit görmüyor iftirası atmak CHP Genel Başkanının hakkı da, haddi de değildir“ ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatırlayın, biz kadınların eğitim ve çalışma haklarının önündeki engelleri kaldırırken CHP yasakların devamı için tam kadro Anayasa Mahkemesi’ne koşuyordu. Kılık kıyafet özgürlüğünün iptali için mahkeme kapısında nöbet tutanlar, başörtüsüne 1 metrekarelik bez parçası diyerek tahkir edenler de yine CHP yönetimiydi, CHP’li siyasetçilerdi. Eski yönetimin bir dönem ayyuka çıkan, affedersiniz, taciz, tecavüz iddialarını nasıl örtbas ettiğini de gayet net hatırlıyoruz. CHP Genel Başkanı Sayın Özel şayet kadınlar arasında ayrımcılık görmek istiyorsa önce kendi tarihini okusun, kendi tarihiyle bir yüzleşsin, sonra da yüreği yetiyorsa çıkıp AK Parti’yi eleştirmeye kalksın.Burada bir çelişkiyi, daha doğru bir ifadeyle büyük bir paradoksu dikkatinize getirmek istiyorum. Sayın Özel bir taraftan kadına şiddetin engellenmesinden bahsederken, diğer taraftan da alkol ve içki tüketimini teşvik edecek vaatlerde bulunuyor. Ne demişler, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Sayın Özel belki bilmiyor olabilir, fakat bir aşağılama ifadesi olarak kullandığı kahvedeki vatandaşlarımız şu hakikati çok iyi bilir: Tüm dünyada kadına ve çocuğa şiddetin en önemli sebeplerinden biri içki tüketimi, alkol bağımlılığıdır. Ülkemizde de geçen sene kadına şiddet uygulayan müptezellerin 3’te biri ya alkol ya da madde bağımlısıydı. Kadını, çocuğu, aileyi mahveden evdeki şiddetin sebeplerinin en başında yine alkol geliyor. Yani alkol kullanımıyla mücadelede kadına yönelik şiddetle mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. CHP Genel Başkanı Sayın Özel’e şunu tavsiye ediyorum: Şayet kadına yönelik şiddetle mücadeleye kendi tabirinle gerçekten iki eli havada katkı sunmak istiyorsan öncelikle rakı reklamı yapmaktan vazgeç, sonra da gel hükümetimizin munkeratla mücadelesine destek ol“ açıklamasını yaptı.



"^Kadına ve çocuğa yönelik şiddette zafiyet görüntüsüne asla izin vermeyecek, şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz"


Ülkenin tüm kurumlarında özgürce çalışan, sosyal ve ekonomik hayata özgürce katılan tüm kadınların çabalarının yakın şahidi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Burada sadece kadına şiddet konusunda birkaç başlıkta yaptıklarımızı sizlerle paylaşmayı arzu ediyorum. 2004’te anayasa değişikliğiyle kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu ilk defa anayasa metnine koyan AK Parti iktidarıdır. 2005’te yapılan köklü ceza kanunu değişikliğiyle aile içi ve kadına yönelik şiddet ilk defa suç olarak tanımlandı. Yine bu dönem de töre, namus saikiyle işlenen cinayetler ağırlaştırılmış suç kapsamına alındı. Cinsel saldırı fiili de yine ilk defa 2005’teki düzenlemede suç olarak tarif edildi. Çocuğa yönelik şiddeti de şahsa bağlı suçlar kapsamına biz dahil ettik. 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına şiddetin önlenmesine dair kanunla kararlılığımızı biz ortaya koyduk. Bakınız bu kanun ülkemizde kadına yönelik şiddetle mücadelede şimdiye kadar yapılmış en büyük devrimdir, tarihi bir kazanımdır. ŞÖNİM Kadın Konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları biz hayata geçirdik. Tüm illerimizde 82 şiddet önleme ve izleme merkezi, 112 kadın konukevi ve 418 irtibat noktası ile koruyucu ve önleyici hizmetler sunuyoruz. Aile içi şiddeti şikâyete tabii olmaktan biz çıkardık. Ayrıca 2023 yılında yapılan bir düzenlemeyle boşanmış eşe karşı işlenen şiddetin cezası tıpkı nikâhlı eşe karşı işlenen şiddet seviyesinde artırıldı” ifadelerini kullandı.


Bu düzenlemenin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra yapıldığını belirten Erdoğan, “Daha önce de söyledim bugün tekrar vurguluyorum, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin kadın hakları ve kadınlara yönelik şiddetle mücadeleye en ufak bir menfi etkisi olmamıştır. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin çelikten kalkanı içerisinde sıkıntılı ifadeler bulunan söz konusu sözleşme değil, 6284 sayılı kanundur. Bu konuda yürütülen propagandanın en küçük bir temeli, en küçük bir dayanağı ve haklılık payı yoktur. Şunun bilinmesinde de fayda görüyorum: Şiddetsiz bir Türkiye için devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmayı sürdürecektir. Bilhassa kadına ve çocuğa yönelik şiddette zafiyet görüntüsüne asla izin vermeyecek, şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz. Kadınlarımızdan gönüllerini ferah tutmalarını özellikle istiyorum. Muhalefete rağmen omuz omuza yürüttüğümüz çetin mücadeleler sonucunda elde ettiğimiz hiçbir kazanımdan geriye gidişe müsaade etmeyiz” dedi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Türk bilim insanları Antarktika’da canlı türü keşfetti Balıkesir Üniversitesi akademisyeninin aralarında bulunduğu Türk araştırma ekibi, Antarktika’da yeni bir canlı türü keşfetti. T.C. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) Koordinasyonunda düzenlenen 6. Türk Antarktika seferinde yeni bir canlı türü keşfedildi. Son yıllarda kutup araştırmalarına büyük yatırımlar yapan Türkiye, Antarktika’da bilimsel keşiflerde aktif rol alıyor. Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı akademisyenlerinden Prof. Dr. Serdar Sak’ın da içerisinde yer aldığı Türk akademisyenler, Batı Antarktika’nın bentik habitatında yeni bir Kopepod türü keşfetti. Balıkesir Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Serdar Sak’ın yanı sıra Mersin Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Süphan Karaytuğ, Adıyaman Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Serdar Sönmez ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu’nun keşfettiği canlı türüne, Türkiye’nin Antarktika’daki bilimsel faaliyetlerine atıfta bulunarak “Turkish Antarctic Expedition” (TAE) kısaltmasından yola çıkılarak “Harpacticus tae” ismi verildi. Harpacticus tae nedir Harpacticus tae türü, kopepod olarak bilinen bir eklem bacaklı türü. Çok eski dönemlere dayanan Kopepodlar, sucul ekosistemlerde önemli bir role sahip olan omurgasız mikroskobik canlılardır. Antarktika’nın Nansen adası kıyılarında bulunan Harpacticus tae türünün, birincil tüketici olarak önemli bir ekolojik rol üstlendiği düşünülmektedir. Keşif, Polar Biology’de yayımlandı Türkiye’nin kutup bölgelerindeki araştırmalarına katkısının önemini de bir kez daha ortaya koyan ve bilimsel literatürde yerini alan Harpacticus tae türünün keşfinin sonuçları, uluslararası saygın bilimsel dergilerden Polar Biology’de yayımlandı.
İstanbul İstanbul Turizm Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı Turizmin önde gelen firmalarını buluşturan ve 2. İstanbul Turizm Fuarı (ITF), Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilere açtı. Türk Hava Yolları resmi hava yolu sponsorluğunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Ticaret Bakanlığı, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu destekleri ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği stratejik partnerliğinde Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda dünya turizminin büyük oyuncuları, Yenikapı’da bulunan Avrasya Gösteri Merkezi’nde düzenlenen İstanbul Turizm Fuarı’nda bir araya geldi. Fuarın açılışını Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Firuz Bağlıkaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu gerçekleştirdi. “Biz gelişime çok önem veriyoruz” Fuarı düzenleyen Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, “2 gün boyunca 15 bin profesyonel ziyaretçi bekliyoruz. Şu an 37 ülkeden tur operatörleri ve seyahat acenteleri burada. 2 günde 8 bin toplantı bekliyoruz. Çok ciddi iş anlaşmaları ve kontratlar yapılacak. Şu an iç pazardaki otel ve acente kontratları da fuarda başladı. Biz gelişime çok önem veriyoruz. Sektörün sorunlarını masaya yatırmaya, onlara çözüm önerisi bulmaya çok kıymet veriyoruz. 12 tane konu başlığında 57 tane çok değerli konuşmacımız var. Gastronomi turizmi de çok kıymetli. Bunun için de bir gastronomi oturumu gerçekleştirdik. Toplam 11 konu başlığı var, 78 konuşmacı var. Çok ünlü şeflerimiz var, sunumlar yapılacak, gastronomi sektörü ele alınacak. Sağlık turizmi alanında katılımcılarımız var” şeklinde konuştu. Türkiye’nin özgün lezzetlerini küresel çapta tanıtmak amacıyla İstanbul Turizm Fuarı’nın bu yıl teması ’Gastronomi Turizmi’ olacak. Anadolu’nun zengin mutfak kültürünün "Kardeş Mutfaklar" başlığı altında tanıtıldığı fuar yoğun ve zengin bir programa sahne olacak. Ataman “Ünlü şeflerin rehberliğinde gerçekleştirilen atölye çalışmaları ile ziyaretçilere eşsiz tatlar sunduk. Gastronomi tutkunlarının damaklarında unutulmaz tatlar, hafızalarında keyifli anlar bıraktık” dedi. Fuar 2 gün sürecek İstanbul Turizm Fuarı, 9-10 Ekim tarihlerinde ziyaret edilebilecek. Fuara 37 ülkeden katılan satın alıcı tur operatörleri ve seyahat acentaları, fuar boyunca sektörün geleceğini şekillendiren önemli iş birliklerine imza atacak.
Balıkesir Balıkesirspor Teknik Direktörü Levent Eriş’den durum değerlendirmesi Balıkesirspor Teknik Direktörü Levent Eriş, takımın 5 haftalık durumunu analiz etti. Takıma şampiyonluk için geldiklerini söyleyen Eriş, “Bu ligden büyük bir aile olarak hep birlikte çıkacağız” dedi. Balıkesirspor Teknik Direktörü Levent Eriş, kulübün resmi sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklama ile ligin 5 haftalık sürecini analiz etti. Karşılaştıkları bazı olumsuzluklara da değinen Eriş, kamuoyunun düşündüğünün tersine TFF 3. Lig 2. Grup’ta her takımın da birbirini yenecek düzeyde olduğunu belirtti. Geride kalan 5 haftayla ilgili sözlerine başlayan Levent Eriş, "Ligimizin ilk 5 haftasını değerlendirdiğimizde, sezon başına dönersek ve grupların belirlenmesiyle birlikte kamuoyunda en zayıf grubun 3. Lig 2. Grup olduğuna dair bir algı oluşunca, grubumuzda bulunan takımların birçoğunun şampiyonluğa oynayacak takım oluşturma çabaları bir anda gerçeğe dönüştü ve belki de grupların içinde en değerli rakamlar ve oyunculardan kurulu takımlar görmeye başladık. Kaldı ki bazı takımlara giden oyunculardan sadece 3 tanesi bizim verdiğimiz rakamların 2 mislini vererek o takımlara gitti. Yani sezon başında düşünülen o kamuoyu algısı düşüncesi gerçeğe dönüşerek 5 haftalık süreçte herkesin birbirini yenebilecek bir düzeyde olduğunu gösterdi” şeklinde konuştu. “Hayretler içinde kaldığımız bir maç oldu” Kelkitspor maçı hakkında değerlendirmelerde bulunan Eriş, “Bizim 5 haftalık süreçte hedeflediğimiz 11 puan gibi bir puan ortalaması düşündüğümüz durumda maalesef kolay olan diye hesap edilen iç saha maçlarında kaybedilen puanlar ve zor olan deplasman maçlarını kazanarak sürdürdüğümüz ilk 5 haftaya da hanemize 2 puan kaybı olarak gördüğümüzü söylemek isterim. Evet kendi sahamızda maalesef 2 maç kaybettik. Bunlardan Kelkit maçı futbol adına mükemmel, skor adına 14 tane pozisyona bakınca hayretler içinde kaldığımız bir maç olduğunu da belirtmek isterim. Kaldı ki içeride ve deplasmanda oynadığımız maçlarda bizi gönülden destekleyen başta 10kolikler olmak üzere ve kalpleri bizimle olan Balıkesirspor sevenlerine çok üzgün olduğumuzu, son maçta da maçın başından sonuna kadar daima yanımızda olduklarını görmek hem bizlere moral ve onur olduğunu ve onlara karşıda mağlubiyetten dolayı mahcubiyetimizi bilmelerini arz ederim. Ayrıca onlara bu mağlubiyeti de affettireceğimizi, onun dışında münferit bazı kişilerin seviyesiz ve çirkin sözlere maruz kaldığımızı daha maçın bitimine 30 dakika varken bunu yapmaları oldukça manidar ve üzücüydü” şeklinde açıklamalarda bulundu. “Bu ligden hep birlikte çıkacağız” Son oynanan Muğlaspor karşılaşması hakkında da konuşan Teknik Direktör Eriş, 3. Lig’den büyük bir aile bütünlüğü ile çıkacaklarını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “Muğlaspor maçında kalemize gelen 47. saniyede ilk topun gol olması hepimizi şaşkınlık ve şok içinde bıraktı ve takımımız 25. dakika bu süreçten çıkmakta zorlanınca rakibe bu aralıklarda 2 tane daha pozisyon verdik, rakibimizin oyun planına baktığımızda 5-4-1 gibi diziliş ile tamamen sadece puan alırsak yeterli düşüncesindeydi. Oyuna bir hamle yaparak 30. dakikada hem sistemde hem de 2 oyuncu değişikliği yaparak oyuna geri dönüşü isteyen baskı ve tempo olarak ilk devre kalan süre içinde bulma çabasına girdik. Bu süreden sonra rakip kalede kullandığımız duran toplar ve kalecilerinin kurtarmış olduğu 2 tane net pozisyonları yok saymak, farklı bir açıdan bakıldığını düşünmemize neden olur ki bunu asla düşünmek istemiyorum. 2. devre tamamen bizim oyun üstünlüğümüzle geçen müsabakada diğer maçlara oranla pozisyonlar üretmekte zorlandık, elbette bunun nedenleri vardı. Biz kendi açımızdan değerlendirdiğimizde daha hareketli ve çabuk oynayıp, daha iyi hamleler yapmalıydık. Biz bunda etkili olamadık ama rakibin de 7’li savunma anlayışı ve ceza sahasını tamamen kapatıp o bölgeyi hiç terk etmemeleri, yere 20 kez yatmaları, topu taçlara atmaları, kalecilerinin aut atışının 1,5 dakika sürdüğü bir maçtaki davranışlara bakınca bu ligin ne kadar futboldan uzak çirkin bir lig olduğunun göstergesiydi. Sonunda bir maç kaybettik, tekrar kazanmasını ve yolumuza devam etmesini biliriz. Ligin henüz 5. Haftasında lig bitmedi ve daha bitmeyecek, takımımıza bakıldığında biz bu ligin en ekonomik ve en değerli oyuncularına sahibiz. Ben çocuklarıma güveniyorum, bizler buraya şampiyonluk için geldik yoksa ben dahil, birçok oyuncumuz adı Balıkesirspor olmasaydı 3. Lig’de olmamız mümkün olmazdı. Bu ligden hep bir aile bütünlüğü içinde çıkmamız gerektiğini biliyoruz ve öyle de yapacağız. Birlikte sevgi, saygı, samimiyet, birbirimize güvenerek, inanarak, coşkumuzu asla kırmadan büyük Mevlana’nın güzel bir sözüyle bitirmek isterim; "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım’ dediğini hatırlatmak isterim.”
Elazığ Elazığ TSO, Antalya YÖREX Fuarında Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası, bu yıl 13’üncüsü gerçekleştirilen Antalya YÖREX Fuarına katıldı. Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle bu yıl 13’üncüsü gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in açılışı TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve eski Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun katılımlarıyla gerçekleştirildi. Aralarında Elazığ Ticaret ve Sanayi Odasının da bulunduğu 400’ün üzerinde katılımcı ile Anadolu’nun yöresel ürünleri fuarda ziyaretçileriyle buluşuyor. Fuarın açılış konuşmasını yapan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, coğrafi işaret tescil belgesi almış ürünlerin yüzde 45’ine yakının oda ve borsalar sayesinde olduğunu kaydetti. Fuarda coğrafi işaret almış yöresel ürünlerin tanıtıldığı stantla katılan Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası ilgi odağı oldu. YÖREX Fuarına güçlü bir ekip ve görselliği ile ilgi odağı olan bir stantla katıldıklarını ifade eden Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, ’’İlimizin ekonomik kalkınmasının önemli bir adımı olan yöresel ürünlerimizin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve markalaşması adına öncül çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Elazığ Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (ETAK) projemizle başta Baskil kayısımız olmak üzere coğrafi işaretli ürünlerimizi tanıtmak adına fuarlara katılım sağlıyoruz. Bu kapsamda bu yıl 13’üncüsü yapılan Antalya YÖREX Fuarına da ilimiz adına katılarak ürünlerimizin tanıtımına katkıda bulunduk. Standımızı başta TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu ve eski Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu olmak üzere çok sayıda davetli, oda ve borsa başkanlarımız, bürokratlarımız ve hemşerilerimiz ziyaret ederek olumlu düşünce ve takdirlerini ilettiler. Şehrin tanıtımı ve ürünlerimizin markalaşma sürecine katkılarımız bundan sonra da devam edecek. Fuar, 13 Ekim tarihine kadar ziyaretçilerini kabul edecek. Ben bu vesileyle Antalya ve civar illerde ikamet eden hemşerilerimizi standımıza davet ediyorum’’ dedi.