POLİTİKA - 24 Mart 2025 Pazartesi 18:29

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ana muhalefet yöneticileri çok büyük şuursuzluk örneği sergilemiştir. Yolsuzluk, irtikap, iltimas, rüşvet iddialarına cevap vermek yerine en basit, seviyesiz, ahlak ve hukuk yoksunu açıklamalara imza atmışlardır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ana muhalefet yöneticileri çok büyük şuursuzluk örneği sergilemiştir. Yolsuzluk, irtikap, iltimas, rüşvet iddialarına cevap vermek yerine en basit, seviyesiz, ahlak ve hukuk yoksunu açıklamalara imza atmışlardır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İki yıldır uyguladığımız yeni ekonomi programımız sayesinde elde ettiğimiz kazanımlara halel gelmesine asla izin vermeyeceğiz. Proaktif ve esnek bir yaklaşımla ihtiyaç duyulan tedbirler alınacaktır. Kurumlarımız, piyasaların sağlıklı işleyişi için hem yetkiye hem de iradeye sahiptir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. Son toplantıdan bu yana iftar programlarıyla, yabancı kabullerle, telefon görüşmeleriyle, çeşitli etkinliklerle yoğun bir mesai programı yürüttüklerini belirten Erdoğan, "İsrail saldırıları başladığında ülkemize getirdiğimiz Gazzeli mazlumlardan sağlık çalışanlarımıza, devlet koruması altındaki evlatlarımızdan Harbiyeli gençlerimize, çiftçi kardeşlerimizden önceki dönem ve 28. dönem milletvekillerimize kadar halkımızın çok çeşitli kesimleriyle muhabbet sofrasında bir araya geldik, kucaklaştık, hasbihal edip, hasret giderdik. Bugün de Külliyemizde eğitim öğretim ordumuzun neferlerini ağlayacak, yarın ise Kredi Yurtlar Kurumu’ndaki öğrencilerimizle bir arada olacağız. Ertesi gün işçi emekçi kardeşlerimizi milletin evinde misafir edeceğiz. Yani son güne kadar dayanışma, paylaşma ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’i manasına uygun şekilde idrak etmeye çalışacağız" dedi.


Yine bu süreçte bayram öncesinde yüzlerini Türkiye’ye dönmüş mazlum ve mağdurlara el uzatmanın yanında olacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan bölgelere yönelik yardımları hem gönüllü kuruluşlar hem de resmi kurumlar vasıtasıyla artırdıklarını bildirdi. "Ülkemiz içinde de bir taraftan belediyelerimiz ve parti teşkilatlarımız, diğer taraftan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımız aracılığıyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, halini hatırını soruyoruz" diyen Erdoğan, "Son 23 yıldır olduğu gibi bugün de garibin, yetimin, öksüzün, Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların imdadına koşuyoruz. Onlara kol kanat germeyi hamdolsun azimle sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.


Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın Türkiye’yi ziyaretinin son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tusk ile yaptığı görüşmelere ilişkin, "Kendisiyle Ukrayna-Rusya savaşındaki son durumun yanı sıra Avrupa ülkeleriyle son günlerde yoğunlaşan diyaloğumuzu da istişare ettik. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan hararetli tartışmalar Türkiye’siz bir Avrupa güvenliğinin mümkün olmayacağını göstermiştir. Sadece güvenlik boyutuyla değil, ekonomiden diplomasiye, ticaretten sosyal hayata birçok alanda Avrupa’nın ülkemize olan ihtiyacı açıkça ikrar edilmeye başlandı. Avrupalı dostlarımız politikalarını rasyonel bir zeminde belirledikçe Türkiye ile münasebetlerin önemini de idrak ediyorlar. Bunları Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceği açısından ümit verici gelişmeler olarak okuyoruz. Küresel ölçekte meydana gelen hızlı ve ani değişimler daha fazla diyaloğa ve kurumsal işbirliğine ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor" değerlendirmesini yaptı.


Türkiye’nin ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde Avrupa ülkeleri ve birlikle ilişkilerini ilerletmeye hazır olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elbette bu Türkiye’nin tek başına sergileyeceği bir irade değildir. Aynı iradenin muhataplarımızda da mevcut olması esastır. Türkiye’nin yıllardır istikrarlı bir şekilde izlediği stratejik yaklaşımın Avrupalı mevkidaşlarımızın politikalarına da yön vereceğine inanıyorum. Ukrayna’daki savaşla ilgili son gelişmeleri de dikkatle takip ediyoruz. İlk günden beri Türkiye olarak burada çok doğru bir yerde konumlandık. Dünyadaki hiçbir hadiseden haberi olmayan ülkemizdeki muhalefet başta olmak üzere kimsenin dolduruşuna gelmedik. İki komşunun arasında dengeli, hakkaniyetli, her ikisine de güven veren bir tutum sergiledik. Barışın kaybedeninin olmayacağını her platformda vurguladık. Bugün de aynı çizgimizi koruyoruz" dedi.


Dördüncü yılına giren bu savaşın daha fazla kan dökülmeden, daha fazla yıkım olmadan adil bir barışla sona ermesini arzu ettiklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD’nin 30 günlük ateşkes teklifine Rusya’nın kısmen de olsa olumlu yaklaşımını barışa giden yolda mütevazi fakat kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizin bir an önce istikrarsızlık ve çatışma anaforundan çıkması için tüm diplomatik imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Bu konudaki düşüncelerimizi ABD Başkanı Sayın Trump’la yaptığımız telefon görüşmesinde kendisiyle de paylaştım. Oldukça samimi geçen görüşmemizde Sayın Trump’la belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefimizin önündeki tüm engellerin kaldırılması dahil, birçok önemli meseleyi ele aldık. Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki güncel kritik gelişmeleri detaylıca değerlendirdik. Sayın Trump’ın ikinci döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinin farklı bir ivme yakalaması pekala mümkündür. Bölgemizdeki tüm zorluklara rağmen özellikle iki müttefik ülkenin iş birliğini zehirlemeye çalışan lobilere rağmen tüm coğrafyamızın selameti için bunu başaracağımıza, başarmamız gerektiğine inanıyorum" şeklinde konuştu.


Her yıl olduğu gibi bu sene de 18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümünün gururla kutlanıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çanakkale Zaferimizin 110. seneidevriyesinde canları pahasına Çanakkale’yi geçilmez kılan ölümsüz kahramanlarımızı bir kez daha rahmetle, şükranla, kemal-i hürmetle yad ettik. Suriye’den Gazze’ye, Halep’ten Tebriz’e, Musul’dan Kudüs’e kadar gönül coğrafyamızın dört bir yanından şehitler Çanakkale’de koyun koyuna yatmaktadır. Çanakkale ruhu işte bu dayanışmanın, işte bu kader ortaklığının vücut bulmuş halidir. Çanakkale ruhu hem millet olarak hem de kardeşlerimizle bizi birbirimize bağlayan yüksek bir şuurdur. İnşallah bu ruhu yaşatmaya, yüceltmeye devam edeceğiz. Geçen hafta ayrıca baharın müjdecisi olan bolluk ve bereketin bayramı Nevruz’u da yine büyük bir coşkuyla kutladık. 21 Mart’ta ve takip eden günlerde birkaç menfi fotoğraf dışında milletimizi üzen, tedirgin ve rencide eden nahoş olaylar yaşanmadı" dedi.


Genel itibarıyla özellikle geçmiş yıllara kıyasla daha huzurlu bir Nevruz geçirildiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:


"Biz de İstanbul’da partimiz tarafından düzenlenen programla milletimizin, coğrafyamızın ve Türk dünyasının Nevruz heyecanına ortak olduk. Nevruz’un milletimizin kardeşliğinin simgesi olarak, resmi bayram olarak kutlanmasını arzu ediyoruz. Yine Nevruz bayramının Türk dünyasının ortak anma ve kutlama günü olarak kabulünü önümüzdeki zirvede teklif edeceğiz. Burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Nevruz etkinliklerinden yansıyan bazı görüntüleri tabii ki biz de tasvip etmiyoruz. Ama buna rağmen bu yılki kutlamaların olaysız, gerilimsiz, şiddetsiz bir şekilde gerçekleştirilmesini, milletimizin birliği ve dirliği adına çok anlamlı buluyoruz."


Muhalefetin pamuk şeker üzerinden hamaset yaptığını söyleyen Erdoğan, "Fakat bakıyorsunuz bir polisimizin ücretini kendi cebinden ödeyerek engelli bir vatandaşımızdan satın aldığı pamuk şekeri çocuklara vermesi, ana muhalefet aktörleri tarafından eleştiri konusu yapılıyor. Emniyet güçlerimize baltayla, havai fişekle, yanıcı asitle, molotofla, taşla, sopayla saldıran sokak teröristlerine kucak açanlar, polisimizin çocuklara pamuk şeker ikram etmesini dillerine doluyorlar. Daha düne kadar şehir şehir oy dilenen kendileri değilmiş gibi, şimdi çıkıp utanmadan pamuk şeker üzerinden hamaset yapıyorlar. Öyle bir çarpık zihin dünyasına sahipler ki polise taş atılmasıyla, molotof atılmasıyla, asit atılmasıyla, baltayla saldırılmasıyla bir sorunları yok. Esnafın dükkanının, camının, çerçevesinin indirilmesiyle bir dertleri yok. Milletin malının, mülkünün yağmalanmasıyla bir sıkıntıları yok. Tarihi camilerimizin avlusunun affedersiniz meyhaneye çevrilmesiyle de hiçbir problemleri yok. Ama Nevruz Bayramı’nda polisimizin çocuklara pamuk şeker dağıtması bunları rahatsız ediyor. Bu tutarsızlığın, bu büyük çelişkinin milletimiz tarafından, özellikle Kürt kardeşlerimiz tarafından da not edildiği kanaatindeyim. Şunun da bilinmesini isterim. Bu faşizan dil millet karşısında her zaman kaybetmiştir, bundan sonra da kaybetmeye mahkumdur" açıklamasını yaptı.


"Terörsüz Türkiye hedefine yaklaştıkça, istismar malzemeleri ellerinden alınanların bu tür hezeyanlarına anlaşılan daha çok şahit olacağız" diyen Erdoğan, "Onlar ne yaparsa yapsın biz milletimizi 40 yıldır kanını ve kaynaklarını emen terör musibetinden kurtarmakta kararlıyız. Biz Türk’üyle, Kürd’üyle, Arap’ıyla, Sünnisi Alevisiyle, Çerkesi Lazıyla 85 milyonun emanetini taşıyoruz. Biz dünyanın en büyük, en güçlü, yıldızı en çok parlayan ülkelerinden birini Türkiye’yi yönetiyoruz. Bize yakışan 23 yıldır olduğu gibi kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, kavga yerine dayanışmayı, nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini savunmaktır.Ne pahasına olursa olsun muhabbetin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmekten geri durmayacağız. Nifak ve nefret saçanlara aldırmadan, bolluk ve bereketiyle baharın gelişini simgeleyen nevruzu 85 milyon olarak birbirimize yeni bir unutla sarılma vesilesi haline dönüştürmeye gelecekte de devam edeceğiz. Aziz Milletim başta olmak üzere, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor, aramızdaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmesini yürekten temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.


"Elbette bunların siyasi hesabı mecliste, hukuki hesabı ise yargı önünde sorulacaktır"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sokak çağrısına tepki gösterdi. Erdoğan, "İstanbul merkezli bir yolsuzluk operasyonunun ardından ana muhalefet partisi genel başkanının yaptığı sokak çağrısı sonrası ortaya çıkan ve kısa sürede şiddet hareketine dönüşen olayları milletçe ibretle takip ettik. Marjinal örgütlerin ve şehir eşkıyalarının saldırıları sebebiyle 5 günde 123 güvenlik görevlimiz yaralandı. Kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Her türlü provokasyona rağmen sabırla, soğukkanlılıkla görevlerini yerine getiren güvenlik kuvvetlerimizi kutluyor, kendilerine teşekkür ediyorum. Genel başkan dahil, ana muhalefet partisi yöneticileri maalesef çok büyük bir şuursuzluk örneği sergilemiştir. Yolsuzluk, soygun, irtikap, iltimas, rüşvet iddialarına cevap vermek yerine 5 gün boyunca siyasi tarihimizin en basiretsiz, seviyesiz, ahlak ve hukuk yoksunu açıklamalarına imza atmışlardır. Vandalların saldırılarında yaralanan polislerimizin, camı çerçevesi kırılan esnafımızın, zarar verilen milyarlarca liralık kamu malının tek sorumlusu sokak çağrısı yapan ana muhalefet partisi lideri ve şürekasıdır. Elbette bunların siyasi hesabı mecliste, hukuki hesabı ise yargı önünde sorulacaktır.Son 5 gündür tanık olduklarımız bize şu gerçeği bir kez daha göstermiştir. Türkiye gibi büyük bir ülkenin basiret, vizyon ve kalite açısından çok küçük, çok iptidai, çok çapsız bir ana muhalefet partisi vardır. Bunlara bırakın devleti, bırakın yerel yönetimleri, bir belediye büfesi bile teslim edilmeyeceği tekrar ortaya çıkmıştır.Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. İSKİ skandalından tam 32 yıl sonra, tek parti faşizminden 80 yıl sonra bu millete yeniden bir dejavu yaşattılar. Tek parti döneminde sandığın neye hizmet ettiğini, güya seçim denilerek yıllarca nasıl bir tiyatro oynandığını dün bizzat görmüş olduk" şeklinde konuştu.


CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimle ilgili de konuşan Erdoğan, "CHP’nin demokrasi anlayışının açık oy, gizli sayım komedisinin bir adım ötesine geçemediği tekrar ispatlanmıştır. Aradan geçen 80 yıla rağmen zerre kadar değişmediklerini 85 milyona tekrar hatırlatan CHP’nin kendi çalıp kendi oynadığı oyunu tebessümle izlemeye devam edeceğiz. Parti içi iktidar mücadelelerini milletin meselesi haline getirmelerine de aracılık yapmayacağız. Daha önce de birkaç kez çağrıda bulundum. Bugün tekrarlıyorum. Provokasyonlarla vatandaşlarımızın huzurunu bozmaktan artık vazgeçin. Cesaretiniz varsa yolsuzlukların, hırsızlıkların, alınan rüşvetlerin, yapılan usulsüzlüklerin hesabını verin. Şayet yürütülen soruşturmadaki iddialara, tutuklanan kişilere her şeyiyle kefilseniz çıkıp bunu adam gibi açıkça söyleyin. Buna niyetiniz yoksa boşuna milleti germeyin.Milletin sinir uçlarıyla daha fazla oynamayın. Sadece sloganını değil, zihniyetini de aldığınız banka soyguncusu, marjinal sol örgütleri polisimizin üzerine salmayın. İşte sizler de beş gündür görüyorsunuz. Öyle yüksek sesle bağırıyorlar ki aslında yaptıkları işe, söyledikleri söze, sergiledikleri tavra, kendilerinin de inanmadığını hal diliyle ikrar ediyorlar. Doğru veya yanlış hiç fark etmez, sözüne ve eylemine inanan insanların duruşunun en küçük bir emaresi bile bunlarda mevcut değil.Biz bu riyakarlığa FETÖ başta olmak üzere ülkemizin başına musallat edilen örgütlerden yıllarca gözümüzün içine bakarak yalan söyleyen uluslararası aktörlerden aşinayız. İnanmadan oynanan her oyun gibi bunların şovu da perde kapanınca bitecektir. İşte o zaman geriye dönüp baktıklarında şayet zerre kadar saygıları kaldıysa, ülkeye ve millete yaptıkları kötülüklerden dolayı inanıyorum ki utanç duyacaklardır. Gerçi bugüne kadar böyle onurlu bir davranışlarına hiç şahit olmadık. Ama ülkenin geleceği ve selameti adına ümidinizi de yitirmek istemiyoruz" açıklamasında bulundu.


Türkiye’nin kaybedecek tek bir dakikasının bile olmadığını ifade eden Erdoğan, "Bizim bu siyaset tüccarlarının kavgalarıyla, ayak oyunlarıyla, hırslarıyla, ihtiraslarıyla oyalanacak vaktimiz de yok. Ana Muhalefet Partisi kadroları eski genel başkanlarının o veciz ifadesiyle en iyi yaptıkları iş olan birbirlerini yemeye devam edebilir. Biz sadece işimize bakıyoruz, milletimize hizmete odaklanıyoruz. Biz ekonomisiyle, güvenliğiyle, savunmasıyla, demokrasiyle, adaletiyle güçlü bir Türkiye inşa etmeye odaklanıyoruz. İnşallah daha çok çalışacak, daha çok üretecek, sadece bugünün meselelerini çözmekle kalmayıp, Türkiye’yi yarının dünyasına çok güçlü biçimde hazırlayacağız. CHP’nin yolsuzluk operasyonuna verdiği hukuku hiçe sayan tepki, diğer alanlarla birlikte ekonomide de temelsiz ve suni bir dalgalanmaya sebep olmuştur. Sergilenen illüzyon kısa bir süre sonra ortadan kalktığında aslında yaşananların anlamsızlığı daha iyi anlaşılacaktır" şeklinde konuştu.


Ekonomi mesajı


İki yıldır uyguladıkları yeni ekonomi programı sayesinde elde edilen kazanımlara helal gelmesine asla izin vermeyeceklerinin altını çizen Erdoğan, "Bilindiği gibi bu programla birlikte tarihi seviyelerde düşük cari açık ve işsizlik oranlarına ulaştık, mali disiplini güçlendirdik ve enflasyonu kontrol altına aldık. Merkez Bankamızın rezervlerini güçlendirip, ekonomimizin şoklara karşı direncini önemli ölçüde arttırdık. Ayrıca 6 Şubat depremlerinin yaralarını süratle sarmaya başladık. Bu başarıların hepsini de büyük bir emek, sabır ve kararlılıkla elde ettik.Ekonomi programımızı uygulamayı aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz. Böyle dönemlerde ana önceliğimiz makro finansal istikrarı korumaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Merkez Bankamız ve ilgili tüm kurumlarımız sağlam bir ekip ruhuyla, bizim de güçlü desteğimizle gece gündüz demeden tam bir koordinasyon içinde çalışıyor.Bugüne kadar gereken her adımı vakit kaybetmeden attık, atıyoruz. Bundan sonra da proaktif ve esnek bir yaklaşımla ihtiyaç duyulan tüm tedbirler alınacaktır. Kurumlarımız piyasaların sağlıklı işleyişini sağlamak için hem yetkiye hem de iradeye sahiptir. Elimizdeki araçları etkin biçimde kullanarak son piyasa dalgalanmasını da başarıyla yönettik, etkilerini sınırlı ve geçici hale getirdik. Önümüzdeki dönemde de ekonomi programımıza hız kesmeden, taviz vermeden kaldığımız yerden devam edeceğiz. Şahsi menfaatleri için gözlerini kırpmadan ülkeyi ateşe atmak isteyenlerin hırslarına teslim olmayacağız.Şunu altını çizerek tekrar ifade etmek isterim. Türkiye bugünlere sınana sınana gelmiştir. Son 23 yılda nice badireyi atlattık, nice saldırıyı püskürttük, nice ihaneti göğüsledik, nice manipülasyonu önledik, nice pusudan yara almadan çıktık.Aziz milletimizin hakkını, hukukunu, onurunu koruma konusunda en küçük bir geri adım atmadık. Milletimiz de çıkardıkları her kaosu ekonomimizi baltalayarak taçlandırmaya çalışanların oyunları bir kez daha bozulmuştur. İçeride ve dışarıda herkes artık Türkiye’nin eskisi gibi 3-5 çığırtkanın bağırmasıyla, 3-5 vandalın ortalığı karıştırmasıyla sarsılan, rotasından sapan, hedeflerinden kopan bir ülke olmadığını bir kez daha görmüştür.Milletimizin bize güvenmeye devam etmesini bekliyorum. Unutmayınız, bütün bunlar Türkiye yüzyılı vizyonuyla geleceğine yeni bir ışık tutan, terörsüz Türkiye hedefiyle 40 yıllık meselesini geride bırakmaya hazırlanan, güçlü altyapısıyla dünyanın üretim güçlerinden biri haline gelen sağlam güvenlik paradigmasıyla, bölgesinin umudu haline dönüşen velhasıl her alanda küresel iddia ve itibar sahibi Türkiye gerçeğinin sonucu ve ifadesidir" diye konuştu.


Artık 23. yılına girdikleri iktidarlarının her gününü eserle, hizmetle, yatırımla, mücadeleyle dolu dolu geçirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’yi demokrasi ve altyapısıyla Cumhuriyetimizin yeni asrına hazırlama şerefi bize nasip oldu. Dikkat ederseniz bugün de ülkemizde milletimizin gerçek gündemini, milletimizin hakiki sorunlarını, insanımızın samimi beklentilerini kendine dert edinen, çözümü için program geliştiren tek kadro biziz. Milletimizin bunca yıldır bize verdiği destek kara kaşımıza, kara gözümüze değil, ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetleredir. Her alanda Türkiye’nin meselelerinin çözümü için tefekkür eden, çözüm yolları arayan, projeler geliştiren, icraat yapan yegane iktidar ve ittifak olarak milletimizin emrinde olmayı hep sürdüreceğiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Hizmet-İş Sendikası: "Altındağ Belediyesince 11 üyemiz Kadir Gecesi günü işten atıldı Hizmet-İş Sendikası, Altındağ Belediye yönetimince 26 Mart Kadir Gecesi günü 11 işçinin görevine son verildiğini açıkladı. Sendika tarafından yapılan yazılı açıklamada, Altındağ Belediyesi yönetimince, toplu iş sözleşmesinde var olan hakların kaldırılması ve ücretlerin düşürülmesi tekliflerini kesin bir dille reddeden sendikalarına karşı operasyon başlatıldığı belirtildi. Kadir Gecesi günü 11 üyenin daha işten çıkartıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Son işten çıkarmalarla beraber Altındağ Belediyesi’nden haksız ve hukuksuz bir şekilde işinden edilen emekçilerin sayısı 46’ya yükselmiştir. Altındağ Belediye yönetiminin baskılarına karşı hem hukuki alanda ve direniş çadırımızda başlattığımız mücadelelerimizi daha da büyüteceğiz. Altındağ Belediyesi önünde kurduğumuz direniş çadırımızda; adalet, hak ve alın teri için verdiğimiz mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm işçilerimiz kararlıdır, işten çıkarılan 46 arkadaşımız, yaşanan son olaylardan dolayı kaldırılan direniş çadırını Ramazan Bayramı sonunda dolduracak. Her gün Altındağ Belediyesi önünde yaşadıkları hukuksuzlukları ve zulümleri kendilerine reva görenlerin yüzüne haykıracaktır." Ayrıca açıklamada, Altındağ Belediye yönetiminin uygulamaları karşısında adaletin tecelli ettiği güne kadar mücadelenin devam edeceği bildirildi.
Manisa 90’lık nine şifayı Manisa Şehir Hastanesinde buldu Manisa’da ileri derecede aort darlığı tanısı konulan 90 yaşındaki hasta Manisa Şehir Hastanesinde gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’ne başvuran 90 yaşındaki Aysel Durmuş’a, ileri derecede aort darlığı tanısı konuldu. Manisa Şehir Hastanesi Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimleri Doç. Dr. Ramazan Gündüz ve Uzm. Dr. Mehmet Burak Özen yaşı ilerleyen Durmuş’a TAVİ (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemi uygulandı. Başarılı gerçekleştirilen operasyonla 90 yaşındaki Aysel Durmuş sağlığına kavuştu. Hastanın ileri yaşı ve daha önce geçirdiği beyin kanaması nedeniyle cerrahiye uygun olmadığını belirten Doç. Dr. Gündüz, Uzm. Dr. Mehmet Burak Özen ile birlikte yaklaşık bir saat süren TAVİ işlemini başarıyla gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bu tür yüksek riskli operasyonların multidisipliner bir ekip çalışması gerektirdiğini vurgulayan Dr. Gündüz, anestezi hekimleri, anestezi teknisyenleri, koroner yoğun bakım ekibi ve anjiyo teknisyenlerine teşekkür etti. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ramazan Gündüz, ileri aort darlığının kalpten çıkan ana damarın kapağının daralmasıyla ortaya çıkan ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirterek, "Kapak darlığı ilerledikçe hastalarda nefes darlığı, çabuk yorulma, akciğer ödemi, tekrarlayan bayılmalar ve ani ölüm riski artar. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Tedavi seçenekleri arasında açık kalp cerrahisi ve kapalı yöntemle yapılan TAVİ işlemi bulunur" dedi. Operasyon sonrası şikayetleri büyük ölçüde azalan Aysel Durmuş, sağlık ekibine teşekkür ederek, "Ağrılarım nedeniyle yürümekte zorlanıyordum. Tedavi sonrası kendimi çok daha iyi hissediyorum. Doktorlarıma ve tüm sağlık çalışanlarına minnettarım" diye konuştu.
İzmir Göztepe Taekwondo Şubesi’nden önemli iş birliği Göztepe Taekwondo Şubesi, Türkiye’nin ilk ve tek olimpiyat altın madalyasının sahibi Servet Tazegül ile güçlerini birleştirerek önemli bir iş birliğine imza attı. İzmir’in köklü spor kulüplerinden birisi olan Göztepe, 17 branşta sürdürdüğü aktif faaliyetleriyle Türk sporuna hizmet etmeye devam ediyor. Sarı-kırmızılı kulüp, ülkemize birçok milli sporcu kazandıran Serkan Tok ve taekwondo branşında Türkiye’nin ilk ve tek olimpiyat altın madalyasının sahibi Servet Tazegül ile güçlerini birleştirerek geleceğe yönelik önemli bir iş birliğine imza attı. Bu birliktelik kapsamında, Göztepe Taekwondo şubesinin yönetimi Serkan Tok ve Servet Tazegül tarafından yürütülecek. Ulusal ve uluslararası arenada önemli derecelere sahip yüzlerce genç sporcu, Serkan Tok ve Servet Tazegül’ün deneyimlerinden yararlanarak hedeflerine ulaşmaya çalışacak. Mehmet Sepil: "Taekwondo branşı bizim için çok önemli" Taekwondo branşının kendileri için çok önemli olduğunu söyleyen Göztepe Onursal Başkanı Mehmet Sepil, "Göztepe’de 17 branşımız var ve hepsiyle alakalı çok güzel hayallerimiz bulunuyor. Göztepe armasını ve ülkemizi temsil etmek gibi büyük bir hedefimiz var. Bizim için bu hedefin ilk adımı 2028 Los Angeles Olimpiyatları olacak. 17 branşımızdan bazılarını seçip odaklanarak doğru yapılanmalarla, doğru sistemlerle kendimizi hazırlamak istiyoruz. Taekwondo da bu branşlardan biri. Şu anda bu hedef doğrultusunda bizimle birlikte çok ciddi çalışan arkadaşlarımız var. Servet ve Serkan ile yürüttüğümüz bu proje bizim için çok önemli. Olimpik branşlarla ilgili bu işin ehli, konunun uzmanı olan arkadaşlarla iş birliği yaparak, bu hedefimize belirli bir sistem doğrultusunda ulaşmak istiyoruz. İlk örneğimiz milli gururumuz Ferhat Arıcan. Biz onunla bu yola çıktık ve diğer şubelerimizde de benzer örnekler var. Voleybol branşında farklı bir yapı kurduk. Türkiye’nin en başarılı şirketlerinden biriyle ilerliyoruz. Basketbol, hentbol, okçuluk, yelken, yüzme gibi branşlarımızda da önemli iş birlikteliklerimiz ve sistemlerimiz var. Çünkü bu branşlarda başarılı olmanın yolu, aynı zamanda bu branşların ekonomisini ve idaresini doğru şekilde kurmak, mümkün olduğunca bağımsız hale getirmektir. Bizim bir numaralı amacımız, Göztepe’nin armasını en iyi şekilde temsil etmektir. Her branşın kendi ayakları üzerinde durabileceği bir sistem kurmak istiyoruz. Göztepe Taekwondo’yu şu ana dek mütevazı bir şekilde idare ediyorduk, ancak şu anda önemli bir eşik geçiyoruz. Hep birlikte çalışarak, tüm branşlarımıza destek olacağız ve heyecanı büyüteceğiz. Göztepe’mize hayırlı olsun" dedi. Servet Tazegül: "Göztepe’yi başarıyla temsil etmek istiyoruz" Göztepe’yi uluslararası arenada başarıyla temsil etmek istediklerini söyleyen Servet Tazegül, "Avrupa, Dünya Şampiyonaları ve tabii ki Olimpiyatları hedeflemek için bir araya geldik. Başkanımız Mehmet Sepil ile yaptığımız görüşmelerde olimpik branşlara dair bakış açısı ve kurmak istediği sistem çok hoşuma gitti. Aynı düşüncelere sahibiz bu konuda. Göztepe’nin gücü ve Serkan Tok hocamla birlikte hem altyapı hem de milli sporcularla hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Göztepe’yi Türkiye’nin taekwondo merkezi haline getireceğimize inanıyorum. Bunun için çalışacağız. Heyecanımızı paylaşan herkese teşekkür ederim" diye konuştu. Serkan Tok: "Çok heyecanlıyım" İş birliği için çok heyecanlı olduğunu ifade eden Serkan Tok, "Çok keyifli bir yolculuğun ilk adımlarını atıyoruz. Göztepe’nin mahallesinde, kendi ilçemizde yirmiye yakın milli sporcu yetiştirilmesine vesile olduk Servet hocamın desteğiyle birlikte. Göztepe gibi kurumsal ve profesyonel bir kulübün desteğiyle, camiamızın gücünü hissederek bu işleri çok daha büyük mecralarda, Olimpiyat yolunda, Dünya ve Avrupa şampiyonlukları yolunda yapabileceğimizi düşünüyoruz. Şu anda aramızda genç sporcu arkadaşlarımız var. 20’si milli olmak üzere, Avrupa ve Dünya dereceleri elde etmiş, uluslararası alanda çok sayıda madalya kazanmış sporcular aramızda. Özellikle yıl başından itibaren Göztepe armasıyla birlikte de önemli başarılar elde ettik. Türkiye Şampiyonası’nda final yaparak, ülkemizi temsil etmek üzere 6 sporcumuzun Avrupa ve Dünya Şampiyonası’na katılacak olmasının gururunu yaşadık. Bu sporcuların hepsi Göztepe’nin kendi mahallesinden çıktı. Bu konuda çok mutluyum, hem semtimiz hem de ailemiz adına. Şimdi çok güzel bir oluşuma girdik ve bu yapıyla birlikte, yapacağımız işlerin daha da büyüyeceğine inanıyorum" diye konuştu.
Ankara Matematik ve fende Türkiye’nin uluslararası alandaki performansı arttı Eğitimciler Birliği Sendikası’nın (Eğitim-Bir-Sen) "Eğitime Bakış 2024: İzleme ve Değerlendirme Raporu"na göre Türkiye 4. sınıf matematik puanında 58 ülke arasında 8., fen puanında 4., 8. sınıf matematik puanında 42 ülke arasında 13. ve fen puanında 7. sırada yer alırken, ne eğitimde ne istihdamda olan 18-24 yaş arası gençlerin oranı bakımından OECD ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı. Eğitim-Bir-Sen, 2016’dan bu yana sürdürdüğü eğitim sistemi izleme çalışmasının dokuzuncusunu yayımladı. "Eğitime Bakış 2024: İzleme ve Değerlendirme Raporu"nda Türkiye eğitim sisteminin mevcut durumu, eğilimleri ve uygulamaları, sistematik ve veri temelli bir yaklaşımla analiz edildi. Raporda, "eğitime erişim ve katılım", "eğitimin çıktıları", "öğretmenler ve okul yöneticileri", "eğitim-öğretim ortamları" ile "eğitimin finansmanı" olmak üzere 5 başlık altında detaylı değerlendirmelere yer verildi. Okullaşma oranlarında ve mezuniyette kızlar farkı açmaya başladı Rapora göre 2023/2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de toplam öğrenci sayısı 18 milyon 710 bin 265 oldu. Bu öğrencilerin 1 milyon 631 bini özel öğretim kurumlarında öğrenim görürken, 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı yüzde 91,3 olarak hesaplandı. Bu oran erkeklerde yüzde 90,7 iken, kız öğrencilerde yüzde 91,8’e ulaştı. Tüm yaş gruplarında kızların net okullaşma oranlarının erkeklerin net okullaşma oranlarından az da olsa fazla olduğu tespit edildi. Ancak ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen 14-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 8,7’sinin eğitimin dışında olduğu görüldü. 18-21 yaş aralığında en az lise mezunu olanların oranı kadınlarda yüzde 80,1’e ulaşırken, erkeklerde bu oran yüzde 73,8 olarak belirlendi. Toplamda mezuniyet oranı ise yüzde 76,9 oldu. Son 10 yıllık süreçte 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranında kadınlar erkeklere göre daha yüksek düzeyde artış gösterdi. Açık öğretimdeki öğrenci sayılarında hızlı düşüş 2023/24 eğitim-öğretim yılında açık öğretimdeki toplam öğrenci sayısı bir önceki yıla göre 1 milyon 117 bin azalarak, 1 milyon 229 bin 802’ye geriledi. Açık öğretim lisesi öğrencilerinin ortaöğretim içindeki payı son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi ve yüzde 18,6 olarak gerçekleşti. Özel eğitim öğrencileri ortaöğretime devam etmiyor Raporda özel eğitime erişimde de dikkati çeken veriler yer aldı. 2023/2024 eğitim öğretim yılında özel eğitim alan öğrenci sayısı okul öncesinde 10 bin 668, ilköğretimde 440 bin 931, ortaöğretimde 108 bin 126 ve toplamda ise 559 bin 725 olarak kayıtlara geçti. Özel eğitim alan kız öğrencilerin sayısı önemli düzeyde erkeklerden daha az oldu. Özel eğitim alan öğrencilerin yüzde 63’ünü erkek öğrenciler, yüzde 37’sini kız öğrenciler oluşturdu. Burada ortaöğretime göre ilköğretim kademesinde özel eğitim alan öğrencilerin sayısının çok fazla olması dikkati çekti. Bu durum, ilköğretimde özel eğitim alan çocukların önemli bir kısmının ortaöğretime devam etmediğini gösterdi. Türkiye’nin uluslararası alandaki performansı arttı Türkiye, TIMSS 2023 sonuçlarında 2019 yılına kıyasla 4 ve 8. sınıf düzeylerinde matematik ve fen alanlarında anlamlı bir puan artışı kaydetti. Açıklanan son TIMSS sonuçlarına göre Türkiye 4. sınıf matematik puanında 58 ülke arasından 8., fen puanında 4., 8. sınıf matematik puanında 42 ülke arasından 13. ve fen puanında ise 7. sırada yer aldı. Türkiye ne eğitimde ne istihdamda olan 18-24 yaş arası gençlerin oranı bakımından OECD ülkeleri arasında birinci sırada 2023 yılı verilerine göre, 18-24 yaş arası ne eğitimde ne istihdamda olanların (NEET) -eğitim ve istihdam dışı- oranı OECD ülkeleri ortalaması yüzde 13,8 iken, Türkiye yüzde 31,1 NEET oranıyla hem OECD ülkeleri ortalamasından oldukça yüksekte hem de OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı. Meslekte kadın öğretmenlerin oranı yüzde 61,3’e yükseldi Rapora göre 2023/2024 eğitim öğretim yılında okul öncesinde 121 bin 986, ilköğretim kademesinde 648 bin 920, ortaöğretim kademesinde 397 bin 990 olmak üzere toplam 1 milyon 168 bin 896 öğretmen görev yapıtı. Bu öğretmenlerin 175 bin 499’unun özel öğretim kurumlarında görevli olduğu belirtildi. Son on yılda öğretmen kadrosundaki kadın oranı yüzde 7 artış göstererek, 2023/24 eğitim-öğretim yılında yüzde 61,3’e yükseldi. Eğitim fakültelerine giren öğrencilerin 65,8’ini kızlar oluştururken, mezun olanların yüzde 66,2’si ve KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne başvuran adayların yüzde 72’si kadınlardan oluştu. Bu veriler göz önüne alındığında kadın öğretmen oranının önümüzdeki yıllarda artarak devam etmesi bekleniyor. Türkiye’de okul öncesi hariç tüm eğitim kademelerinde ise kadın öğretmen oranı, OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça altında kalıyor. Buna ilave olarak Türkiye’de tüm kademelerde kadın öğretmen sayısı erkeklerden fazla. Bu durum, genel olarak dünya genelinde de gözlemlenen bir eğilim olan kadınların öğretmenlik mesleğinde erkeklere kıyasla daha fazla yer aldığını gösteriyor. Türkiye 50 yaş ve üzeri öğretmen oranı bakımından OECD ülkeleri arasında en düşük orana sahip ülkelerin başında gelirken, 30 yaş altındaki öğretmen oranının yüksekliği bakımından ise OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer alıyor. 2015 ve 2016 yıllarında yaklaşık 50 bin öğretmen ataması yapılırken, 2017, 2022 ve 2024 yıllarında bu sayı 20 bin seviyelerine geriledi. 2018 ve 2023 yıllarında 45 bin, 2019 ve 2020’de 40 bin, 2021 yılında ise 35 bin öğretmen atandı. Son 10 yıllık süreçte en az öğretmen atamalarının 2017, 2022 ve 2024 yıllarında gerçekleştiği, son yıllarda ise atama sayılarının düştüğü görüldü. 2024 yılında KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne 526 bin 947 öğretmen adayı başvurdu 2024 yılında kamuda öğretmen olmak isteyen ve bu amaçla KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne başvuran aday sayısı 500 bini aşarak 526 bin 947’ye ulaştı. OECD ülkeleri arasında tüm kademelerdeki öğretmenlerin başlangıç ve 15 yıl deneyim sonrası maaş seviyeleri önemli düzeyde farklılık gösteriyor. OECD ülkeleri ortalaması bakımından öğretmenlerin 15 yıl deneyim sonrası maaşı, başlangıç maaşından okul öncesi kademesinde yüzde 31, ilkokul ve ortaokul kademesinde yüzde 35 ve ortaöğretim genel programlar düzeyinde ise yüzde 36 daha fazla olup, Türkiye’de bu oranlar tüm kademelerde yüzde 3 oldu. OECD ortalamasına göre öğretmenlerin 15 yıl deneyim sonrası maaşları, başlangıç maaşlarına kıyasla okul öncesinde yüzde 31, ilkokul ve ortaokul kademesinde yüzde 35, ortaöğretim genel programlar düzeyinde ise yüzde 36 oranında yükseliyor. Türkiye’de bu oranlar tüm kademelerde yüzde 3 seviyesinde gerçekleşiyor. Eğitime Bakış 2024 Raporu’na göre, Türkiye’de öğretmenlerin kariyer başlangıcında aldığı maaşlar, satın alma gücü paritesine göre OECD ülkeleri ortalamalarının üzerinde seyrediyor. Ancak 15 yıl deneyim sonrasında aldıkları maaşlar ise OECD ortalamalarının altına düşüyor. Rapora göre, Türkiye’de okul yöneticilerinin maaşları da öğretmenlerle benzer bir tablo sergiliyor. Satın alma gücü paritesine göre değerlendirildiğinde yöneticilerin en düşük kariyer maaşları OECD ülkeleri ortalamaları ile hemen hemen aynı düzeydeyken, en yüksek kariyer sonrası aldıkları maaşlar ise OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça gerisinde kalıyor. Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcamalar, OECD ülkeleri ortalamasının altında kaldı Türkiye, öğrenci başına yaptığı harcama ile OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra en düşük harcama yapan ikinci ülke konumunda yer alıyor. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye, öğrenci başına yıllık 4 bin 219 dolar harcarken, OECD ülkeleri ortalaması 11 bin 703 dolar olarak hesaplandı. Satın alma gücü paritesine göre OECD ülkeleri öğrenci başına yıllık ortalama 11 bin 703 dolar harcarken, Türkiye bu alanda 4 bin 219 dolarla OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalıyor.
Bursa Yıldırım’da bayram erken geldi Yıldırım Belediyesi, yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi yüzleri güldürmeye devam ediyor. Dayanışma ve paylaşma şehri Yıldırım anlayışı ile Ramazan Bayramı öncesi ihtiyaç sahiplerini de unutmayan Yıldırım Belediyesi, 10 bin ilçe sakinine bayramlık hediye ediyor. Mimarsinan Mahallesi’ndeki ‘Bayram Mağazası’nda çocukların sevincine ortak olan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Rahmet, bereket ve mağfiret ayı Ramazan’ı tamamlamanın huzurunu yaşıyoruz. ‘Ramazan Paylaşmak’tır düsturu ile bir ay boyunca hemşehrilerimizle, dostlarımızla gönül sofralarımızı, dualarımızı, muhabbetlerimizi paylaştık" dedi. Yıldırım’ı dayanışma ve paylaşma şehri olarak tasavvur ettiklerini dile getiren Başkan Yılmaz, "İnsanı merkeze alan bir yaklaşım ile herkesin mutlu ve huzurlu olduğu, kimsenin kendisini yalnız hissetmediği bir Yıldırım için çalışıyor, gönülden gönüle köprüler kuruyoruz. Bu kapsamda Ramazan ayında da hemşehrilerimize dokunacak, onları mutlu edecek işler yapmaya özen gösterdik. Hayırseverlerimizin de destekleri ile hizmete açtığımız giyim mağazamız sadece bir yardım noktası değil, paylaşmanın da adresi. Ramazan Bayramı öncesi binlerce ihtiyaç sahibi hemşehrimize bayramlık hediye ettiğimiz mağazamızda ziyaretçilerimiz, tıpkı çarşıda bir mağazada alışveriş yaparak kazağından ayakkabısına, ceketinden pantolonuna kadar gönlünce bayramlıklarını seçti. Tüm yaş gruplarının faydalanabileceği şekilde hazırladığımız mağazamız bayrama kadar Yıldırımlı ihtiyaç sahibi hemşehrilerimize hizmet verdi. Yıldırım sosyal belediyecilikle büyüyen mutlu bir aile. İhtiyaç sahipleri ve yardımsever hemşehrilerimiz arasında gönül köprüsü kurarak hem yürekleri hem de bedenleri ısıtmaya devam edeceğiz. Hayırseverlerimizin de desteği ile oluşturduğumuz mağazamızda 10 bin hemşehrimize bayramlık hediye edeceğiz" ifadelerini kullandı.