EKONOMİ - 21 Ekim 2024 Pazartesi 11:12

Vodafone Global, yeni ‘Fit for the Future Raporu’nun sonuçlarını açıkladı

A
A
A
Vodafone Global, yeni ‘Fit for the Future Raporu’nun sonuçlarını açıkladı

Vodafone Global’in Fit for the Future Raporu, ‘Geleceğe Hazır’ şirketleri bu yıl ‘Güven Uçurumu’ odağında mercek altına aldı. 2 bin 300’den fazla işletmeyle ve 5 binden fazla müşteriyle yürütülen araştırmada, işletmelerin kendilerine müşteriler tarafından ne kadar güvenildiğini düşündükleri ile müşterilerin gerçekte ne hissettikleri arasında bir uçurum olduğu tespit edildi.



Dünyanın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden Vodafone Grubu, ‘Güven Uçurumu’ odağında London School of Economics iş birliğiyle 10 pazarda 2 bin 300’den fazla işletmeyle ve 5 binden fazla müşteriyle yürüttüğü Fit for the Future (Geleceğe Hazır) Raporu’nu geçtiğimiz günlerde yayımladı. Raporda işletmelerin kendilerine müşteriler tarafından ne kadar güvenildiğini düşündükleri ile müşterilerin gerçekte ne hissettikleri arasında bir uçurum olduğu tespit ediliyor. ‘Güven Uçurumu’ adı verilen bu fark, ortalama yüzde 11 puan olarak ölçülüyor. Kaçırılan fırsatları, hayal kırıklığına uğrayan müşterileri ve kaybedilen geliri temsil eden bu uçurumun, iş performansı üzerinde gerçek bir etkiye sahip olduğu vurgusu yapılıyor.



Vodafone Business tarafından küresel çapta yapılan yeni araştırmaya göre, müşterilerine daha hızlı yanıtlar vermek için yapay zekâ ve üretken yapay zekâdan faydalanan işletmeler, teknolojilerin insani bir dokunuşla, müşterilerin yararına ve herhangi bir etik, gizlilik veya veri güvenliği endişesi bırakmayacak şekilde kullanılması halinde, müşteri güven puanlarında önemli bir artış ve rekabet avantajı yakalayabiliyor.



“Önce insan” vurgusu, güven puanını yüzde 16 artırıyor


Güven, işletmelerin performansında en önemli bir farkı oluşturan kavramların başında geliyor. Yapay zekâ gibi yeni teknolojilere duyulan güven ve bunların işletmeler tarafından nasıl kullanıldığı günümüz dünyası için her geçen gün daha da değer kazanıyor. Bu noktada da işletmelerin bu teknolojileri kullanma şekli, müşterileri açısından güven kazanmaları ya da kaybetmeleriyle sonuçlanıyor.



‘Geleceğe Hazır’ araştırması da işletmelerin müşteri güvenini kazanmanın yollarını ararken, paylaşılan değerlerin, insani yaklaşımın ve tutarlılığın önemini hafife aldığını ortaya koydu. Yeni teknolojilerin uygulanmasında “önce insan” yaklaşımının benimsenmesi, güven puanını yüzde 16’ya kadar artırabiliyor. Rapor verilerine göre, müşterilerin yüzde 59’u yapay zekâ konusunda bilgili işletmelerin doğru tahminlerde bulunma olasılığının daha yüksek olduğunu düşünüyor. Müşterilerin yüzde 53’ü ise yapay zekâ teknolojilerinin günlük görevleri daha etkin tamamlayacağına inanıyor.



“Yapay zekâyı müşterilerinin yararına kullanan şirketler güven açığını yarı yarıya indirebiliyor”


‘Güven Uçurumu’nun, sektörler arasında büyük farklara sahip olabildiğini dile getiren Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Geleceğe Hazır Raporu’nu değerlendirerek konuyla ilgili şunları söyledi:


“Raporumuzda gördük ki, rekabetçi piyasa koşullarında müşterilerin güven duyabileceği bir marka inşa etmek, şirketlerin gelecek dönemlere uygunluğu açısından kritik bir önem arz ediyor. Ortaya çıkan sonuçlara göre müşteriler işletmelere, aslında işletmelerin zannettiği kadar güvenmiyor. Bu da ortalama yüzde 11 puanlık bir farkla ‘Güven Uçurumu’ oluşturuyor. Şirketler, müşterilerin güvenini nasıl kazanacağını düşünürken paylaşılan değerlerin, insani yaklaşımın ve tutarlılığın önemini hafife alıyor. Bu noktada yapay zekâyı müşterilerinin yararına kullanan kurumlar ise bu güven açığını neredeyse yarıya indirebiliyor ve ‘Geleceğe Hazır’ bir şirket olabiliyor. Kısacası güven kavramı, sadece iyi ve güvenilir ürün ya da hizmetler sunmakla değil, aynı zamanda müşterilerin kendilerini çalışanlara, markaya ve işletmeye bağlı hissetmesini sağlamak için alınan aksiyonlarla kazanıldığı ortaya çıkıyor diyebiliriz.”



‘Geleceğe Hazır’ işletmeler nasıl belirleniyor?


Operatör, ‘Geleceğe Hazır’ olarak tanımladığı bir grup işletmeyi takip ediyor. Bu şirketlerin, ortak değerler, insani yaklaşım ve tutarlılığın önemi konusunda müşterilerle uyum sağlama olasılığı, diğer işletmelerden neredeyse üç kat daha fazla. ‘Geleceğe Hazır’ işletmeler, müşteri öncelikleriyle daha uyumlu faaliyet göstermenin yanı sıra, yanıt sürelerini iyileştirmek, verileri güvenli bir şekilde yönetmek ve bilgileri müşterilere daha hızlı ve daha güvenilir ulaştırmak için teknolojiyi uzun zamandır kullanıyor. Daha önceki yıllarda hazırlanan raporlar da ‘Geleceğe Hazır’ işletmelerin ticari açıdan daha büyük başarılar kaydettiğini ve daha yüksek çevresel, sosyal ve yönetişim puanlarına sahip olduğunu gösteriyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas ‘Siber Vatan Türkiye Programı’ protokolü Sivas’ta imzalandı Sivas’ta, ülke geleceği için büyük önem taşıyan ‘Siber Vatan Türkiye Programı’ için imza protokolü gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Savunma Sanayi Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Türkiye Siber Vatan Kümelenmesi iş birliğiyle yürütülen “Türkiye Siber Vatan Programı” kapsamında önemli bir adım atıldı. Sivas Valiliği himayelerinde, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN), Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin iş birliği ile “Türkiye Siber Vatan Protokolü” imzalandı. Tarihi Valilik Binası Ahmet Muammer Bey Salonu’nda düzenlenen imza törenine, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Kul ve ORAN Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker katıldı. Törende konuşan Vali Yılmaz Şimşek, imzalanan protokolün hayırlı olmasını diledi. “Siber güvenlik alanında yetişmiş gençlere olan ihtiyaç her geçen gün artıyor” Siber güvenlik anlamında yetişmiş gençlere olan ihtiyacın her geçen gün attığını ifade eden Vali Şimşek “Bildiğiniz üzere, teknolojinin hızla geliştiği ve hayatımızın her alanına yayılan bir çağı yaşıyoruz. Bu süreç kuşkusuz siber güvenlik risklerini de beraberinde getirmektedir. Son dönemde yaşanan siber saldırılar ve suçlar bu riskin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu nedenle, siber güvenlik alanında yetişmiş gençlere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. ‘Türkiye Siber Vatan Programı’, ülkemizin siber güvenlik alanındaki en büyük ihtiyaçlarından biri olan nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir projedir. Bu program ile gençlerimizin siber güvenlik alanında kendilerini geliştirmelerine ve ülkemizin siber savunma sistemlerine güç katmalarına imkan tanınacaktır” dedi. “Sivas siber güvenlikte öne çıkacak” Protokol kapsamında gençlerin siber güvenlikle ilgili temel eğitimler alacağını, deneyimli uzmanlardan mentorluk hizmeti edineceğini ve sektörün önde gelen firmalarında staj yapma imkânı bulacaklarını ifade eden Vali Şimşek “Böylece, hem teorik bilgilerini pratiğe dökecekler hem de sektörle iç içe olma fırsatı yakalayacaklardır. Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ile işbirliği içinde yürüttüğümüz bu program, gençlerimizin istihdam edilmelerine ve kendi girişimlerini hayata geçirmelerine de katkı sağlayacaktır. Bu sayede, ülkemizin siber güvenlik ekosistemine yeni güçler katılacak ve siber güvenlik alanında yerli ve millî üretime destek verilecektir. Malumunuz olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin dijital dönüşüm sürecinde önemli adımlar atılmıştır. Bu program da bu dönüşümün önemli bir parçası olacaktır. İnanıyorum ki bu program sayesinde yetişecek gençlerimiz, ülkemizin siber güvenliğini koruyacak ve ülkemizi siber alanda daha güçlü hale getirecektir. İnşallah bu protokol, şehrimizi siber güvenlik alanında da öne çıkaracak, Sivas bu meyanda örnek bir kent olacaktır. Ben bu vesileyle ülkemizin de ihtiyaç duyduğu bu güzel projeye imza atmanın mutluğunu yaşadığımızı belirtiyor ve emeği geçenleri yürekten kutluyorum” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin dijital güvenliğini sağlamada kritik bir rol oynayacak uzmanlar yetiştirmeyi amaçlayan protokol konuşmaların ardından imzalandı.
Konya Konya’da, Anadolu’nun en büyük kitap fuarının teması “Filistin ve Gazze” Konya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 11. Konya Kitap Günleri, Selçuklu Kongre Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilere açtı. Konya’da kitap şenliği havasında başlayan Anadolu’nun En Büyük Kitap Günleri’nde 250 yayınevi, 250 yazar ve milyonlarca kitap okuyucu ile buluştu. Kültür şöleni havasının yaşandığı 11. Konya Kitap Günleri’nde gençler ve çocuklara okumayı sevdirme hedeflenirken etkinliğin bu yılki teması Filistin’de yaşanan soykırım ve insanlık zulmü oldu. Konya Kitap Günleri’nin teması “Filistin, Kudüs ve Gazze” mottosu ise “Özgürlük İçin Oku” olarak belirlendi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde yazar buluşmaları, imza günleri, söyleyişiler, paneller, atölye çalışmaları ve çocuk etkinliklerinin yer aldığı kültür şenliği 27 Ekim Pazar gününe kadar sürecek. 11. Konya Kitap Günleri’nde yayınevleri tarafından okuyuculara farklı indirim kampanyaları sunarken Konya Büyükşehir Belediyesi ise fuara gelecek okullar için ring seferleri düzenliyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, yüzyıllardır kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan Konya’nın sanayi, tarım, spor şehri kimliğinin yanında sanat ve kültürel yönüyle de öne çıkan Türkiye’nin önemli şehirlerinden birisi olduğunu vurguladı. Başkan Altay, “Kitap Günleri’ni sadece kitaplarla dolu bir etkinlik olmanın ötesinde, Konya’nın kültürel hafızasını güçlendiren ve okuma alışkanlığını yaygınlaştıran önemli bir organizasyon olarak görüyoruz” diye konuştu. Gazze’deki drama dikkat çekmek için “Özgürlük İçin Oku” En büyük sorumluluklarından birisinin de özellikle gençlere ve çocuklara okumayı sevdirmek olduğunu dile getiren Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bu yıl Konya Kitap Günleri’ndeki temamız Filistin’de yaşanan insanlık dramı ve soykırımdan dolayı ‘Filistin, Kudüs ve Gazze’ olacak. Mottomuz ise ‘Özgürlük için Oku.’ Başta Konya’mızdan olmak üzere bölge illerden ve Türkiye’nin dört bir yanından 7’den 70’e tüm kitapseverleri 27 Ekim’e kadar devam edecek Konya Kitap Günleri’ne davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Kitapseverler, Anadolu’nun en büyük kitap etkinliği olan 11. Konya Kitap Günleri’nde 27 Ekim Pazar gününe kadar 10.00-21.00 saatleri arasında Selçuklu Kongre Merkezi’nde milyonlarca kitap ile buluşabilecek. Kitapseverler milyonlarca kitap ile buluşuyor Türkçe öğretmeni ve çocuk kitapları yazarı Şenay Değerli Türkmen, “Konya Kitap Günleri’nde bize bu fırsatın verildiği için çok teşekkür etmek istiyorum. Çocuklar ile bir araya gelip okurlar ile haşır neşir olmak kitap sevgisini aşılamak istiyorum. Umarım çocukların ileride daha başarılı olmaları adına etkileyebiliriz” dedi. Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gültekin Türkmen, “Hem gençlerimiz ile buluştuk hem de kitapların öneminden kitapların hayatımıza kattığı yararlardan detaylı bir şekilde nasıl faydalanmaları gerektiğini konuştuk. Emeği geçen başta Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Eğitimci Yazar Keriman Çelik, “Konya Kitap Günleri’nde buluşmak çok güzel. Özellikle genç neslimizi bekliyoruz. Genç neslin eğitimi için bir kitap çok önemli. Genç neslimizin geçmişini ve geleceğini anlayabilmesi için mutlaka 11’inci Konya Kitap Günleri’ne gelmesi gerek” diye konuştu. Selçuklu Kongre Merkezi’ne gelen gençler, öğrenciler, anne ve babalar ise kültür şöleninin devamını beklediklerini aynı zamanda 7’den 70’e herkesin milyonlarca kitabın yer aldığı muhteşem kültür şölenine katılmaları gerektiğinin altını çizdi.
Adana Uzmanlar uyardı: “40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırılmalı” Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, kadınların meme kanserine karşı kendilerini kontrol etmeye 20 yaşından sonra başlaması gerektiğini belirterek, “40 yaşından sonra mutlaka düzenli olarak da mamografi yaptırılmalılar” dedi. Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle ‘Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Seral Çelik’in yaptığı söyleşinin uzman konukları Acıbadem Adana Hastanesi doktorları Prof. Dr. Orhan Demircan, Prof. Dr. Sinan Yavuz, izleyicilere erken teşhisi için neler yapılması gerektiğine dair bilgiler verdi. 5 yıl önce meme kanseri tanısı alan muhtar Nevin Dinçer ise hastalık deneyimini anlattı. Çok sayıda izleyicinin katıldığı farkındalık söyleşine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve eşi Nuray Karalar da katıldı. “40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırılmalı” Söyleşide meme kanseri ile ‘doğru bilinen yanlışlar’ olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, meme kanserinden ilk adımın, düzenli tarama testleri yaptırılması olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Meme kanseri, sık görülen bir kanser türü. Her 8 kadından biri, bu hastalıkla tanışıyor. Bu yüzden düzenli taramalar yapılması çok önemli. Taramalar, meme kanserinin erken teşhisini sağlıyor. Erken teşhis edilen meme kanserinin ise tedavi başarısı çok yüksek. Fakat toplumda doğru sanılan yanlışlar çok yaygın. Örneğin, mamografi yaptırırsam çok radyasyon alırım. Oysa alınan radyasyon miktarı, Amerika’ya uçuş sırasında alınan radyasyon kadar. Mememde kanserli bir kitle varsa mamografi çektirirken uygulanan bu kitlenin tüm vücuda dağılmasına yol açar gibi yanlış inanışlar çok. Bunlar tarama testlerinden uzaklaştıran yanlış bilgiler. Bilgi, doğru kaynaklardan öğrenilmeli.” Kadınlara her ay düzenli olarak kendi kendine meme kontrolü yapmalarının meme kanseri teşhisinde önemli rol oynadığını söyleyen Prof. Dr. Demircan, “Her ay kadınların kendi kendine yaptıkları meme kontrolü, kadınların bedenini iyi tanımalarını sağlıyor. Böylece memede gördükleri bir farklılığı daha çabuk fark edebiliyorlar. Kendi kendine kontrolün 20 yaşından sonra başlamalı. 40 yaşından sonra mutlaka düzenli olarak da mamografi yaptırılmalı. Mamografi, çok küçük bir odağın bile erkenden tespit eden bir tarama yöntemidir. Böylece, kanser odağı yayılmamışken tespit ediliyor ve tedavisinde çok büyük başarı sağlanıyor” dedi. “Kalıtsal kanser türleri, tüm meme kanserlerinin yalnızca yüzde 10’u” Meme kanserine karşı alınacak önlemler olduğunu ama yüzde yüz korunmanın mümkün olmadığını söyleyen Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Yavuz, “Meme kanserine karşı bizi yüzde yüz koruyacak sihirli bir formül yok. Sağlıklı beslenme, egzersiz gibi meme kanseri riskini düşürecek bazı önlemler alabiliriz” dedi. Meme kanserinin kalıtsal geçişli bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Yavuz, “Bazen aileden geçen genler, bu hastalığa yol açabiliyor. Ama tüm meme kanserleri arasında bu oran, sadece yüzde 10-15 kadar. Yani, ailesinde hiç meme kanseri olmayan kadınların bu hastalığa yakalanma oranı çok yüksek. O nedenle kadınlar ailemde meme kanseri yok, taramalarımı geciktirsem bir şey olmaz diye düşünmesinler” diye konuştu. Meme kanserinin oluşmasında rol oynayan bazı genlerin bilindiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, bu genlerin tespit edilebildiği de belirtti. Kanserin tedavisinin muldisipliner bir yaklaşımla yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, “Kanserin tedavisi, patoloji, radyoloji, genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi gibi birçok uzmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor. Bu uzmanlar hastanın tanısından tedavisine kadar her aşamasında hasta için en iyi yöntemi belirliyor. Böylece tedavi başarısının ve hastanın yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanıyor. Bugün bu tip multidisipliner yaklaşımla çalışan meme merkezlerinin sayısı artıyor” dedi. “Kendi kendime kontrol ederken elime bir kitle geldi” 2019 yılında kendi kendini muayene ederken eline bir kitle geldiğini belirten Nevin Dinçer, hastalık deneyimini şöyle anlattı: “Eşimle İstanbul’a gitmiştik. Duş sırasında mememde bir kitle fark ettim. Hemen eşimle doktora gittik, muayeneler, mamografi, biyopsi derken bir meme kanseri olduğu tespit edildi. Tedaviyi memleketimde Adana’da olmak istedim. Tekrar geri döndük. Hocalarımızla tanıştık. Hocalarım da bu süreci o kadar iyi anlattılar ki, ben de adapte oldum ve büyük bir sorun olarak görmedim. ‘Atlatacağım, iyileşeceğim’ diye düşündüm. Öyle de oldu. Sosyal hayattan hiç kopmadım. Bankadan emekli olmuştum, şimdi Kurtuluş mahallesinin muhtarlığı yapıyorum. Kadınlara korkmayın, kontrollerinizi ihmal etmeyin, hastalanırsanız da umudunuzu asla yitirmeyin diyorum” diyerek düşüncelerini ifade etti. “Bilgi, en büyük güç” Dernek olarak 10 yıl önce meme ve jinekolojik kanserler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak ve bu hastalıklarla mücadele eden kadınlarla yol arkadaşlığı yapmak için yola çıktıklarını söyleyen Pembe izler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Seral çelik, izleyenlere bilginin en büyük güç olduğunu belirterek şunları söyledi: “Birçok kadın meme kanseriyle tanışıyor. Ülkemizde genç yaşta meme kanseri hasta sayısı da yüksek. Bu hastalıklara karşı bilgi, en büyük güç. Derneğimizdeki pek çok hastalık deneyimi olan kadının hikayesi, bir yakınının ‘mamografi çektirdin mi?’ uyarısıyla ya da meme kanseriyle ilgili bir yazıyı okumasıyla, bir videoyu izlemesiyle başladığını biliyoruz. Biz dernek olarak erkek ya da kadın tüm topluma bu hastalıklarla ilgili uzmanlarımızla birlikte bilgi vererek, erken teşhise dikkat çekmeye çalışıyoruz. Çünkü bir hastalık, yalnızca hastayı değil, ailesini, arkadaşlarını yani çevresindeki pek çok kişinin hayatını etkiliyor. Hasta yakınları da hastalar için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunun için tüm toplumun bilgilenmesi, hem erken teşhisinde hem de bu hastalıklarla mücadele edilmesinde çok önemli bir rol oynuyor.” Söyleşi sonrasında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın eşi Nuray Karalar, tüm katılımcılara teşekkür ederek, konuşmacılara çiçek verdi.