ASAYİŞ - 11 Haziran 2024 Salı 11:18

Ümraniye’de trafikte motosikletliye bıçak çeken şüpheli yakalandı

A
A
A
00:00
00:00
HD

Ümraniye’de trafikte tartıştığı motosiklet sürücüsüne bıçak çekerek küfür yağdıran 2 şüpheli yakalandı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şahıslardan biri serbest bırakırken, bıçak çeken şüpheli adliyeye sevk edildi.

Ümraniye Cemil Mahallesi Alemdağ Caddesi üzerinde 9 Haziran tarihinde saat 14.30 sıralarında meydana gelen olayda, bir otomobil sürücüsü ve yanındaki şahıs trafikte tartıştığı motosiklet sürücüsüne bıçak çekerek küfürler yağdırmıştı. Şahıslardan biri ‘Seni ikiye bölerim’ diyerek tehdit etmişti. O görüntüler sosyal medyada büyük tepki topladı. Görüntüler üzerine harekete geçen polis ekipleri, şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri, çalışmalar kapsamında; E.B. Z.Ş. isimli şahısları K.K. ve E.Ç. isimli şahısların tehdit ettiğini belirledi. Araç plaka bilgilerinden tespit edilen şahıslar geçtiğimiz gün yakalanarak gözaltına alındı. Çalışmaların devamında; şüphelilerin olayı yol verme sebebiyle gerçekleştiği, araçlarından inerek E.B. ve Z.Ş. isimli şahısları tehdit ettiği ve konuda herhangi bir yaralama olayı olmadığı belirlendi. Konu ile ilgili yakalanan E.Ç. isimli şahıs, savcının talimatıyla emniyetten serbest bırakılırken, K.K. isimli şahıs ise “Tehdit” ve “Hakaret” suçlarından adliyeye sevk edildi.

Ümraniye’de trafikte motosikletliye bıçak çeken şüpheli yakalandı

Öte yandan, şüphelilerin yakınlarının motosikletlinin şikayetini geri çekmesi için ikna etmeye çalıştığı anlar kask kamerasına yansıdı. Görüntülerdeki şahsın, "Keşke böyle tanışmasaydık. Oturup çay, kahve içseydik. Yine de olur. İnsanlık hali olur ama bıçak gerçekten büyük cahillik. Hadi küfür edebilir, İstanbul’dayız stresliyiz. Bazı dostluklar böyle kuruluyor, kavga ederek. Belki bu da dostluğumuzun başlangıcıdır" dediği duyuluyor.

Abdul Samet Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Tarihi Süleymaniye Mahallesi’nde restorasyon çıkmazı Gümüşhane Sit alanı ilan edilen tarihi Süleymaniye Mahallesi’nin sakinleri evlerini restore edebilmek ve mahallerinin eski günlerindeki canlılığına kavuşturabilmek için yetkililerden çözüm bekliyor. Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan ve yüzyıllar boyunca Türk, Ermeni ve Rumlar’ın bir arada yaşaması nedeniyle ’Hoşgörü merkezi’ olarak nitelendirilen tarihi Süleymaniye Mahallesi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 08.04.2019 tarihli ve 82935 sayılı oluru ile "Doğal Sit- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak tescillendi. 600 yılı aşkın süredir farklı milletlere ev sahipliği yapan mahalle tarihi dokusuyla sadece Gümüşhane için değil tüm Türkiye için önemli bir miras olarak nitelendiriliyor. Tarihi kiliseleri, camileri, hamamları ve diğer tarihi yapıları bünyesinde barındıran mahallenin tarihi dokusunun korunması ve sürdürülebilir hale gelmesi için birçok proje hazırlanmasına rağmen bu projelerin birçoğu hayata geçirilemedi. Koruma altına alınan kilise ve hamamların çoğunda herhangi bir çevre düzenlemesi yapılmazken, yüzyıllardır atalarından miras kalan topraklarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan mahalle sakinleri ise tarihi mirasın atıl duruma geldiğini söylüyor. Mahalle sakinlerinin içerisinde yaşadıkları evlerin ise yaklaşık 150 yıllık tarihi ahşap yapılar olduğunu söyleyen Süleymaniye Mahallesi muhtarı Orhan Eryılmaz, bölgenin sit alanı olması nedeniyle restorasyon yapamadıklarını ve bu yapıların yıllar içerisinde yıkılmaya başladığının altını çizdi. Vatandaşların devletten herhangi bir yardım beklemeden tarihi mahallenin tarihi dokusunu koruyarak yaşam alanlarını restore etmek istediklerini söyleyen muhtar Eryılmaz, yetkililerden sit alanı koşullarının tekrar gözden geçirilerek çözüm bulması gerektiğini söyledi. "Ahşap binalar çökmeye başladı" Mahalle sakinlerinin yüzde 90’a yakın bir kesiminin tarihi ahşap binalarda yaşadığını ve bölgenin Sit alanı ilan edilmesinin ardından hiçbir onarım yapamadıklarını söyleyen Süleymaniye Mahallesi Muhtarı Orhan Eryılmaz, "Süleymaniye Mahallesi yaklaşık 600 yıldır 3 kavmin bir arada yaşadığı bir yer. Bu yaşam süreçleri içerisinde Rumlar ve Türkler bir arada yaşadığını, karşıdaki bölgede de Ermenilerin yaşadığı bir mahalleydi. Zaten baktığınız zaman camilerle kiliseler yan yana, hamamlar var. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra buradan göçler başladı, mübadele yılları ve sonrasında Cumhuriyet’in ilanıyla beraber buradan şimdiki kent merkezine göçler başladı. Aradan geçen 100 yılı aşkın sürede buradaki ahşap binalar göçmeye başladı. Ahşap yapının betonarme bina kadar ömrü olmaz. Burada kişisel bazda değil de devletimizin yetkili kurumları bazında buraya yatırım amaçlı hiçbir şey olmadı. Bizler memleketimiz adına, devletimiz ve milletimiz adına bu mahalleye bir şeyler yaptırmak istiyoruz. Bundan 10-15 yıl önce yetkililer gelip hamamlar, kiliseler gibi yapıların içini boşalttılar restorasyon yapmak için mahalle sakinleri olarak sevindik ama aradan 10 yıl geçti ama hala bir şey yok. Yukarıda bir okulumuz vardı orayı yapmaya çalıştılar 2024 yılında faaliyete girecek dediler daha sonra tasarruf tedbirleri ortaya çıkınca yarım kaldı. Benim konuşmadığım kimse kalmadı, mahalle arasındaki yürüyüş yolları, sokaklar hepten taştı biz bunları projelendirdik yapılacaktı ama bu zamana kadar kimse yapmadı. Yapılamamasının sebebi de burasının Sit alanı olması, hiçbir yere kazma vuramıyorsun" dedi. "Süleymaniye Mahallesi’nin bu durumunu şehrimize yakıştıramıyorum" Sit alanı kriterlerinin gevşetilerek vatandaşlara kolaylık sağlanması gerektiğinin altını çizen muhtar Eryılmaz, "Sit alanlarının kademeleri var, benim 150-200 yıllık ahşap evim yıkılıyor, bunu ne kadar onarırsan onar bir sene bir tarafı diğer sene başka tarafı çöküyor. Sadece benim değil şu anda faaliyette olan evlerin yüzde 90’ı böyle. Vatandaş evine mevcut halini koruyarak bir şey yapmaya kalksa ’Hayır yapamazsın’ diyorlar. Buralarda restorasyon yapılabilseydi burası böyle olmazdı. Süleymaniye Mahallesi unutuldu, eğer benim mahallem köy statüsünde olsaydı ben burayı şehir yapardım. Restorasyona izin verilsin de herkes istediğini yapsın demiyoruz, aslına uygun yapılsın buranın tarihi dokusunun bozulmasını kimse istemiyor. Vatandaşımız devletten de bir şey istemiyor devlet izin versin biz kendimiz yaparız. Yeter ki devlet bize müsaade etsin. Bu sebeplerden dolayı burada kimse durmuyor o kişiler burada dursa buranın tadı bir başka olurdu. Mahallemiz atıl durumda bunu da şehrimize yakıştıramıyorum. Burada yaşayan insanlarımız 150-200 senelik ahşap binanın altında ne kadar duracak ve can güvenliğini sağlayacak. Sit alanı kriterleri gevşetilirse, bir çözüm sağlanırsa hem burada yaşayan insanlar için hem de mahallemizin tarihi güzelliklerini eski formuna kavuşur. Yetkililerin buna bir el atması lazım. Bunun için biz zaten elimizden gelen bütün yardımı yapmaya hazırız" diye konuştu.
Düzce Tatlı bayramı zehir etmesin: Uzmanından "porsiyon" uyarısı Ramazan Bayramı’nda çocukların fazla şeker tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Özge Yurtseven, aileleri porsiyon kontrolü konusunda uyardı. Bayramın vazgeçilmezleri arasında yer alan tatlılar ve şekerler, özellikle çocukların ilgisini çekiyor. Kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocukların fazla tüketim yapması ise sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, ailelere önemli uyarılarda bulundu. "Sağlıklı alternatifler sunarak çocukların ilgisini bu ürünlere çekebiliriz" Dr. Yurtseven, tatlıyı tamamen yasaklamanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirterek, "Bayram geldi. Tatlıyı tamamen kaldırmak veya yasaklamak mümkün değil, zaten doğru da değil. Burada önemli olan, aşırı tüketimi önlemek. Çocukları hazır gıdalar yerine doğal şeker içeren besinlere yönlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Kuru incir, kuru meyve, ceviz, badem gibi sağlıklı alternatifler sunarak çocukların ilgisini bu ürünlere çekebiliriz. Ayrıca tabakları renklendirerek, kuru üzüm ve muzdan gülen surat figürleri yapabilir ya da meyveleri kurabiye kalıplarıyla keserek daha cazip hale getirebiliriz. Eğer dışarıda tatlı tüketilecekse, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya daha hafif tatlılar tercih edilmeli" dedi. "Çocuklar en fazla 1-2 dilim baklava tüketmeli" Tatlı tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Yurtseven, sağlıklı bir çocuk için günlük önerilen şeker miktarının 5 küp şekeri geçmemesi gerektiğini ifade etti. Yurtseven, "Bunu baklava üzerinden düşünecek olursak, çocuklar en fazla 1-2 dilim baklava tüketmeli. Porsiyonları küçük tutmak önemli. Sağlıklı çocuklar için bir gün fazla yemek büyük bir sorun oluşturmaz ancak uzun vadede olumsuz etkileri olabilir" diye konuştu. Özellikle diyabet, obezite, tansiyon veya kronik hastalığı olan çocukların tatlı tüketimi konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Yurtseven, "Diyabet hastası çocuklar tatlı tüketirse, kan şekerlerinin mutlaka ölçülmesi gerekir. Aileler bu konuda ekstra dikkatli olmalı" şeklinde konuştu.