SPOR - 27 Kasım 2024 Çarşamba 18:12

Hasan Arat: "Vermiş olduğumuz sözün arkasındayız"

A
A
A

Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, "Bizim kimseyle meselemiz yoktur, tek meselemiz Beşiktaş’tır. Vermiş olduğumuz sözün arkasındayız. Kimse Beşiktaş ile uğraşmasın hele ki Beşiktaş’ın içindekiler. Ellerini çeksinler, varsa bir şey gelirler kongreye mayıs ayında aday olurlar" dedi. Arat, mayıs ayında yapılacak genel kurulda aday olup olmayacağı ile ilgili henüz karar vermediğini söyledi.

Beşiktaş Kulübü’nde bugün olağanüstü yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı sonrası alınan kararlar Kamuyu Aydınlatma Platformu’ndan (KAP) yapılırken, Futbol A.Ş. yönetim kurulu başkanlığına Hüseyin Yücel’in getirildiği duyuruldu. Yaşanan bu gelişmenin ardından Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Profesyonellik gereği birçok kararlar almak durumunda kaldıklarını aktan Başkan Arat, “Beşiktaş özellikle futbol branşında son 1 ayda dramatik sıkıntılar yaşamıştır. Taraftarlarımız fevkalade üzgündür. Buradan daha iyi nasıl bir yere çıkarız diye formüllerini aradık. Profesyonel hayatta gün gelir yollarınızı ayırırsınız. Daha iyi yönetebilmek için, daha iyi bir yere gidebilmek için sahici sarsıntılar, yalancı dengelerden daha iyidir. Dolayısıyla biz bu sarsıntıları kulübümüzün daha kuvvetli bir şekilde yola devam etmesi için bir uyarı niteliğinde görüyoruz. Bu uyarıları kulübümüzün futbol takımı verdiği gibi, kulübümüzün profesyonel ekiplerinden de aldık. Uzun zamandan beri izliyorduk. Ancak benim özel durumum nedeniyle bir boşluk oluştu. Bu boşlukta haliyle belli şeyler olabiliyor. Kararlarımız ve belli hatalarımız olmuşsa da bunun bilincindeyiz. Son 1 ayda gelinen netice dikkate değerdir. Bunun sebeplerini en ince ayrıntısına kadar araştırmaktayız. Beşiktaşlılar bizi bu sarsıntılara dimdik durabilmek için seçti. Biz sarsıntılar sonrası gelmiş yönetimiz. Genel kurul tarafından güvenin yönetim kuruluna verilmesinin son derece bilincindeyiz. Elimizden gelen her şeyi iyi yapmak için uğraşıyoruz. Beşiktaşlılar müsterih olsun, ben Beşiktaş Kulübü Başkanı olarak karşınızdayım. 1 saat içerisinde neler oldu gördünüz değil mi? Beni göndermek için neler yaptılar. Birazcık okuduklarını anlasalardı, sadece kulaktan dolma bilgileri duyarak değil. Doğruları göreceklerdi. Yazılanlara dikkat etmek lazım. Bizim kimseyle meselemiz yoktur, tek meselemiz Beşiktaş’tır. Vermiş olduğumuz sözün arkasındayız. Kimse Beşiktaş ile uğraşmasın hele ki Beşiktaş’ın içindekiler. Ellerini çeksinler, barsa bir şey gelirler kongreye mayıs ayında aday olurlar. Öyle WhatsApp gruplarında, sosyal medyada Beşiktaş’ı benim yöneticilerimi rencide edecek, 2015 öncesi taktiklere başvurmasınlar. Beşiktaş camiası bunlara çok sert cevap verir. Elimizde belgeler vardır, herkes kendine gelsin. Sportif açıdan başarılı değiliz. Sadece bundan kalkışmaya, ifadesini bile kullananlar karşısında Beşiktaş’ı bulur. Beşiktaş kalkışma yapılacak bir kulüp değildir. Burası Atatürk’ün kulübüdür, her türlü mücadeleyi verir. Beşiktaş’ın içerisindeki arkadaşlar kulübe sahip çıkın. Eğer sahip çıkmazsanız bu insanlar ortaya çıkar ve bu işleri yaparlar" ifadelerini kullandı.

"Kulübün sahibi Beşiktaş taraftarıdır"

Alınan kararların arkasında olduklarını belirten Arat, "Avrupa’da yarın akşam önemli bir maçımız var. Aynı zamanda milli maç sayılır. Diyeceksiniz ki bu maç öncesi bu sarsıntılar neden yaşandı. Sarsıntılar güç verir, mutlaka gereken yere mesajı verir. Çıkıp oynayacağız. Hocamızla da konuştuk. Sporda her türlü netice olabilir. Bizler gönüllü şekilde buradayız. Sakın çevrenizde çalışma arkadaşlarımı rencide edecek, onlara ithamda bulunacak, iftira atacak insanlara fırsat vermeyin. Yöneticiler hata yapabilir, önemli olan ahlaksızlık yapmamalarıdır. Hatalar oyuncu seçimlerinde olabilir ama biz iyi yaptığımız müddetçe adaletin yerini bulacağına inanıyoruz. Bunun kararı da Beşiktaş genel kurulu verir. Kulübün sahibi Beşiktaş taraftarıdır. Taraftar istemediği anda burada bir dakika durmayız. Ben bu kulübün içinden yetiştim, taraftarımın istemediği yönetici burada durmaz. Beşiktaş taraftarıyla sakın kimse uğraşmaya kalkmasın, Beşiktaş taraftarı gereken dersi verir. Yönetim kurulu olarak sahici sarsıntının getirdiği yalancı dengelerden kurtulduk. Kararımızı aldık ve arkasındayız. Hep birlikte bu zorluğu aşacağız, arkadaşlarıma güveniyorum. İyi zamanlarda herkes çıkar konuşur önemli olan zor günlerde camianın karşısına çıkabilmek. Beşiktaş 121 yıllık kulüp, bu zor süreci de atlatmasını bilecektir. Beşiktaş taraftarı bunun bilincindedir. Camiamız birlik beraberlik içinde olsun. Aranıza giren kötü insanların yapmaya çalıştığı şeylere fırsat tanımayın. Varsa bir derdiniz denetim, disiplin, sicil kurulu burada. Gelin belgeleri temsil edin ama iftira atmayın. İftira atarak Beşiktaş’a yönetici bulamazsınız. Divan başkanımız, eski yöneticilerimiz aradı sordu. Destek oldular. Tüm arkadaşlarım adına büyük Beşiktaş camiasına şükranlarımı sunuyorum. Zor günde yanımızda olduğumuzu hissettirdiler" diye konuştu.

"Bize vurulacak darbe Beşiktaş’a vurulur"

"Beşiktaş iyi olmazsa, Beşiktaşlı iyi olmaz" diyen Arat, "Bize vurulacak darbe Beşiktaş’a vurulur. O yüzden sakin olmamız lazım. Onur Göçmez’e Beşiktaş’ın ihtiyacı vardır. Onur, işini gücünü bırakmış gelmiş insandır. Aynı şekilde Hüseyin Yücel, Mete Vardar yollarda şimdi. Bunlar faydalı olacaktır, sabırlı olmamız lazım. Biz mükemmel değiliz. Biz yeni bir yönetimiz, bizim daha 1 senemiz dolmadı ve olağanüstü kongre ile geldik. Biz kulübe geldiğimizde kulübün içinde tahmin edebileceğimiz şeylerden çok daha kötülerini bulduk. Hala bunlarla uğraşıyoruz. Ekibimiz sadece kulüp işleriyle uğraşacak, diğer ekibimiz de futbolla uğraşacak bunun matematiksel karşılığı çok net" diye konuştu.

"Tüm sorumluluk bana aittir"

Dün gece alınan kararlarla ilgili sorulan soruya Arat, "Biz de gelip geçiciyiz. Biz bu kararı almak zorundaydık, aldık. Bunun tüm sorumluluğu da bana aittir" yanıtını verdi.

"Camiamı ayakta tutmaya çalışıyorum"

Başkan Arat, ruh hali ile ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:

"Beşiktaş Kulübü’ne gelmiş sporcu bir başkanım. Benim spor adamlığımın geçmişine bakarsınız. Bu futboldan anlar-anlamaz kategorisine girmez. Bugüne kadar gelen yöneticiler çok başarılı sporculardı değil mi? Bu iş böyle bir iş değil. Bu iş iyi yönetişim işidir. Biz bunu arkadaşlarımızla nasıl sağlayacaksak onun tamiratını yapmaya çalışıyoruz. Morallerimiz iyi değil, bunu camiamızdan saklamam. Göztepe maçından sonra kimin morali iyi olabilir. Ben camiamı ayakta tutmaya çalışıyorum. Ben Avrupa kupalarında iddiamı kaybetmek istemiyorum. Sıkıntılar olabilir, Türkiye’de herkesin sıkıntıları var."

"Samet Aybaba ile helalleştik"

Samet Aybaba’nın alınan kararı WhatsApp’tan öğrendiğine dair sorulan soruya Başkan Arat, "Samet Aybaba’ya kararı WhatsApp’tan bildirdim, helalleştik. Beşiktaş’ın kaptanı her zaman açıklama yapabilir. Başımızın üstünde yeri vardır. Beşiktaş’ın denetleme kurulu vardır, disiplin kurulu vardır, yönetim kurulu vardır. Bir derdi olan, o bağıranlar, gelsinler belge getirsinler. Burada çalışan arkadaşlarımın gururu, aileleri, çocukları var" dedi.

"Bizi bazı konulara alet etmeye çalışanlara fırsat vermeyin"

Başkan Arat, siyah-beyazlı camiaya da seslenerek, "Bu yönetim yaklaşık 8 ayda 2 kupa kazandı. Birisi Türkiye Kupası, biri Süper Kupa. Galatasaray’ı 5-0 yendiğimizde bunlar konuşulmuyordu. Bir aile içerisinde iyi günler, kötü günler olabilir. Bizi üzen tek şey mücadeleyi bırakmaktır. Mücadeleyi bırakamazsın. Benim bulunduğum ve büyük yetki ile seçildiğim yönetim bu kısa sürede 2 kupa kazanmıştır. Diğer branşlarda önemli işler yapmıştır. Sıkıntılarımız vardır. Çok normal. Biz 1,5 yıl süreliğine geldik, önümüzü çok göremiyoruz. En önemli mesajı Beşiktaş camiasına vermek istiyorum; bizi dışarıda bu şekilde bazı konulara alet etmeye çalışan insanlara bırakmayın, fırsat vermeyin. Siz bize bu gücü gösterin. Biz de o güçle devam ederiz" şeklinde konuştu.

"Henüz adaylık ile ilgili karar almadım"

Hasan Arat, mayıs ayında yapılacak kongrede aday olup olmayacağı ile ilgili ise, "Henüz adaylık ile ilgili karar almadım. Zamanı gelince ben camiamla paylaşırım. Açık sözlülükle her zaman hareket ettim. Camiamız sizden değil benden duyar. Her dakika Spor Toto oynamaktan vazgeçin. Şu an görevdeyim. Ayrılmam gerekirse de gelir açıklarım" diyerek sözlerini noktaladı.

İsmail Yasin Akçın - Enes Gümüş

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Üçlü Danışma Kurulu, “Çalışma Hayatında Yargı Süreçleri” gündemiyle toplandı Üçlü Danışma Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde “Çalışma Hayatında Yargı Süreçleri” gündemiyle toplandı. Üçlü Danışma Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde “Çalışma Hayatında Yargı Süreçleri” gündemiyle toplandı. Toplantıda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, toplumsal adalet ve huzurun temel gereklerinden biri olan yargı süreçlerini çalışma hayatı özelinde ele almak ve daha etkin çözümler geliştirebilmek için bir araya geldiklerini belirterek, "Çalışma hayatı; çalışanlarımızın emeğini, haklarını ve geleceğini şekillendiren bir alan olduğu kadar, ülkemizin ekonomik büyümesi ve toplumsal refahı için kritik bir önem ifade etmektedir. İşçi ve işveren tarafının beklentilerinin belirli noktalarda ayrışması çalışma ilişkilerinde zaman zaman uyuşmazlıklara ve sorunların çözülememesi sebebiyle yargı süreçlerine taraf olunmasına sebebiyet vermektedir. İşçi ve işverenlerimizin gerek bireysel gerek toplu iş hukukunda yaşadıkları hukuki uyuşmazlıklar adaletin hızlı, etkin ve hakkaniyetli bir şekilde tecelli etmesini gerektirmektedir. Amacımız; bu alandaki sorunları tespit ederek hukuki süreçlerin daha hızlı işletilmesini, işçi ve işverenlerimizin hak kayıplarını önleyici düzenlemelerin geliştirilmesini, yargı süreçlerini daha etkin hale getirecek yeni ve somut öneriler sunabilmektir” dedi. Özçelik, çalışma hayatındaki yargı süreçlerinin sosyal tarafların beklentilerini karşılayacak şekilde daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasının temel öncelikleri olduğunu ifade etti. Sosyal taraflarla ortak çalışma kültürü ve işbirliği içerisinde hareket etmenin çalışma hayatını daha güçlü bir yapıya kavuşturacağına inandıklarına dikkati çeken Özçelik, “Bu anlayışla Üçlü Danışma Kurulu gibi mekanizmalarla istişare kültürümüzü güçlendiriyor ve dayanışma ruhumuzu daha ileri bir seviyeye taşımaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Toplantıya; Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Irgat, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Akansel Koç katıldı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Batıcı zihniyetin Türkiye’nin kültür hayatında açtığı yaralar halen kapanmadı” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tek tipleşmenin varacağı yer, kültürel çoraklaşmadır, çölleşmedir. Biz bir dönem bunun acısını çekmiş, faturasını ödemiş bir ülkeyiz. Milletine tepeden bakan, kendi değerlerinden, kültüründen adeta tiksinen, batıdan çok batıcı zihniyetin Türkiye’nin kültür hayatında açtığı yaralar halen kapanmadı” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödül Töreni"ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin ve gönül coğrafyamızın dört bir yanında kültür ve sanatlarını icra eden tüm sanatçılara ve ustalara teşekkür etti. Ayrıca, kültür mirasının korunması ve yaşatılmasının önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleriyle Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerinin Takdim Törenleri münasebetiyle bugün bir aradayız. Sizlerin şahsında ülkemizin ve gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde sanatlarını icra eden, kültür ve medeniyet mirasımızı yarınlara taşıyan tüm sanatçılarımıza, tüm ustalarımıza teşekkürlerimi iletiyorum. Modern kültür endüstrisinin tüm araçlarıyla milletimizin ve farklı toplumların kültürel birikimine saldırdığı bir dönemi yaşıyoruz. Bugünlerde sanatçılarımızın kültür mirasımızı ve medeniyet değerlerimizi yaşatmak adına verdiği bu mücadeleyi son derece kıymetli buluyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her vilayetinde, her ilçesinde "yaşayan insan hazineleri" olarak tanımlanabilecek çok sayıda değerli insanın bulunduğunu ve bu kişilerin ortaya koydukları eserlerle hem ülkemize hem de dünyaya katkı sağladığını belirterek, "Türkiye’nin her vilayetinde, her ilçesinde yaşayan insan hazinesi vasfına haiz nice insanımız, değerimiz mevcut. Bu insanlarımız becerileriyle ortaya koydukları ürünlerle ülkemize ve dünyaya eşsiz eserler kazandırıyorlar. Her fırsatta hatırlatıyorum. Aslında gönülle yapılan, alın teriyle üretilen, emekle, sabırla ve göz nuruyla işlenen her şey sanattır, sanat eseridir. Asli değerlerimize, mirasımıza sahip çıkan, onu yaşatmak, yeni kuşaklara aktarmak için ömür harcayan insanlarımızın her biri de esasen yaşayan birer hazinedir" dedi. Başlattıkları çalışma neticesinde 2008-2022 yılları arasında toplam 67 miras taşıyıcısını, yaşayan insan hazinesi ilan ettiklerini, bu kıymetli isimlerin 15’nin şaheser niteliğindeki eserlerini miras bırakarak ebediyete irtihal ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzü yaşatan, yeniden yorumlayan ve geniş kitlelere ulaştıran bu ustalarımızı bugün bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 2024 yılında da çeşitli alanlarda başarılı eserler vücuda getiren 25 yeni usta ve sanatçımızı yaşayan insan hazinelerimize dahil ettik” dedi. Şeyh Sadi Şirazi’nin, Bostan ve Gülistan isimli eserinde hikmet ehli bir zatın çocuklarına olan nasihatini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Canım yavrularım. Hüner öğrenin. Dünya malına, altına, gümüşe, makam ve mansıba itimat etmeyin. Zira hüner suyu kesilmez bir çeşmedir. Ebedi bir devlettir. Hünerli kimse nereye gitse şerefiyle izzetiyle gider ve meclisin baş köşesine oturur.Evet, dilimizde ustalık, maharet, marifet, beceriklilik anlamında kullandığımız hüner kelimesinin bir anlamı da sanattır. Milletimiz manevi ihtiyaçları karşılayan eserlerin ustalarına sanatkar, maddi ihtiyaçları karşılayan eserlerin ustalarına ise zanaatkar demeyi tercih etmiştir” diye konuştu. Sanatın da zanaat gibi insanlık tarihi kadar derin bir maziye sahip olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak biz de sanatın birçok dalında tarihin en iddialı eserlerini vücuda getirmek suretiyle asırlar içinde Türk sanatını inşa ettik. Bizim sanat tarzımız tıpkı hayat tarzımız gibi inanç ve düşünce tarzımız gibi millet olmamızı sağlayan temel unsurlardan biridir. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki hattatların kalemleriyle, nakkaşların fırçalarıyla, ustaların çekiçleriyle, ozanların mızraplarıyla yaptıkları dokunuşlar tam bin yıldır bu topraklara milletimizin mührünü, ruhunu, değerlerini nakşediyor. Bir sanat hakkında fikir sahibi olmak için o sanatı var eden ve maharetle işleyen milleti tanımanız icap eder derler” değerlendirmesinde bulundu. Hat, tezhip, ebru, talika, minyatür sedefkarlık, çömlekçilik, çinicilik, dokumacılık, kispet, kaval, tulum, bağlama ustalığı gibi onlarca sanatın iletişim teknolojilerinin yön verdiği bir çağda hala yaşadığına, hala nesilden nesile aktarılmaya devam edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "Bundan ne kadar memnuniyet duysak azdır. Bunun sırrının da şu olduğuna inanıyorum. Allah vergisi maharetlere sahip nice sanatçı üstadımız görüyor ki unutulmaya yüz tutmuş olan değerlerimizi aşk ile ayakta tutuyor. Aşk, kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. Öyle bugünkü gibi aşk değil. Kişinin sevdiğinde yok olması. Gerçek aşk bu. Yüreklerindeki aşkı ellerindeki maharetle birleştiren bu sanatkarlarımızın Rabb’im sayılarını arttırsın. Bize yokluklarını göstermesin diyorum. Bakınız burada şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim. Sizin de bildiğiniz gibi her şeyin çok hızlı tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji devrimiyle birlikte insanın hayata Çevreye, dünyaya ve sanata yönelik yaklaşımlarında da köklü değişimler gerçekleşiyor. Dijitalleşme, ekonomiden finansa, kültürden haberleşmeye, her alanı adeta kuşatmış durumda yapay zekanın hangi işleri yapabildiğini, neleri başarabildiğini, kimi zaman heyecanla, kimi zaman da endişeyle takip ediyoruz. İletişim ve ulaşım imkanlarının ilerlemesinin sonuçlarından biri dijital tekno kültürdür. Bu yaygınlaşıyor. Bu kültürün ayırıcı özelliği ise trend denilen tek tipleşmedir. Tüketime dayalı neoliberal sistem yerel zenginliği bu çeşit müktesebatı ya yok saymakta ya da ticari meta haline getirerek içini boşaltmaktadır." Küreselleşmeyle birlikte kültürel bir yozlaşmanın da tüm dünyayı etkisi altına almakta olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kuşaktan kuşağa aktararak bugünlere getirdiğimiz nice geleneksel kültür unsurunun ziyan edildiğini tarihin tozlu raflarına kaldırıldığını görmek bizleri ziyadesiyle yaralıyor. Zenginliğe, çok sesliliğe sahip çıkmak Farklı geleneklere sahip çıkmak, aynı zamanda maziden atiye köprü kurmak demektir. İster para, ister çıkar, ister ideoloji adına yapılsın. Tek tipleşmenin varacağı yer Kültürel çoraklaşmadır, çölleşmedir. Biz bir dönem bunun acısını çekmiş, faturasını ödemiş bir ülkeyiz. Milletine tepeden bakan, kendi değerlerinden, kültüründen adeta tiksinen, batıdan çok Batıcı zihniyetin Türkiye’nin kültür hayatında açtığı yaralar halen kapanmadı" açıklamasını yaptı. Kültürel inkar politikalarının en büyük zararının maalesef zihinlerde olduğunu belirten Erdoğan, "Bugün Avrupa’nın Amerika’nın uzak Doğu ülkelerinin müzik listelerini ezbere bilen, sanatçılarını tanıyan ama kendi tarihinden birkaç bestekarın, aşığın söz ve saz üstadının ismini bilmeyen insanlarımızı gördükçe belli bir döneme damgasını vuran inkar politikalarının yol açtığı tahribatı evet çok daha net görebiliyoruz. K-Pop’u çok iyi bilen ama Cem Karaca’ya, Barış Manço’ya, Neşet Ertaş’a, Kayahan’a ve daha nice Bu toprakların sesi soluğu olan sanat yıldızımıza aşina olmayan gençlerimizi gördükçe elbette endişeleniyoruz, üzülüyoruz. Kendimizi sorguluyoruz. Çünkü bizler hemen her alanda insanlık tarihiyle mührünü vurmuş, zengin kültür varlığına sahip bir milletiz. Vatanımızın her köşesinde çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan eserler şaheserler, sanat ürünleri bugün de görenleri kendine hayran bırakıyor. Mimari eserlerimizle musiki geleneğimizle, el işi sanatlarımızla sanatlarımızla edebi ve kültürel ürünlerimizle yalnızca mücavir coğrafyamızda değil dünyada da parmakla gösterilen bir konumdayız. Haklı bir şöhrete sahibiz. Son 100-150 yılda maruz kaldıkları talana, yıkıma ve kültürel soykırıma rağmen ecdat yadigarı eserler Balkanlar’dan Afrika’ya Kafkaslar’dan Orta Doğu’ya kadar gönül coğrafyamızın dört bir köşesini aydınlatıyor. Daha burada saymaya kalksak saatler alacak nice özgün değerle kültür varlığı ve eserle mücehhez bir ülkeyiz. Tek eksimiz, uzun yıllar boyunca elimizin altındaki bu Siz hazinenin kadr-ı kıymetini yeterince bilemedik” dedi. Hükümetleri döneminde attıkları adımlarla bu ihmalkarlığa son verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eserlerimizin korunmasını, muhafaza altına alın restore edilerek tüm insanlığın istifadesine sunulmasını kültür ve medeniyetimizin omuzlarımıza yüklediği sorumluluklardan biri olarak gördük. Ecdadın mamur ettiği şehirlerdeki mimari eserlerimizi ve kültür mirasımızı yaşatmak adına önemli faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler Başkanlığı gibi kurumlarımızın çalışmalarıyla kültür mirasımızı koruyoruz Sadece yurt dışında değil, Anadolu’da da saklı bulunan bu kültürel mirasın gün yüzüne çıkarılması için canla, başla çalışıyoruz” açıklamasını yaptı. Bilhassa arkeoloji alanında tarihin en yoğun çalışmalarına imza atıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kazı faaliyetlerimizle 60 yılda tamamlanabilecek arkeoloji çalışmalarını sadece dört yıla sığdırdık. Yurt dışına kaçırılan binlerce tarihi eserin yerlerini tespit edip bu eserleri tekrar ülkemize getirmek için Gerekli çalışmaları hızla başlattık. Böylece toplam 12 bin tarihi eserimizi ait olduğu bu topraklarla milletimizle buluşturduk. Bundan sonra da bize ait olanı korumaya, çalınanı bulup getirmeye, yurt dışındaki kültür varlığımızı ihya etmeye devam edeceğiz. Nasıl bir ağaç kökleriyle yaşarsa işte biz de millet olarak köklerimize sıkı sıkıya tutunmaya çalışıyor değerlerimizle bağımızı sağlam tutuyoruz” dedi. Sanata ve zanaata emek verenlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler kültürel bakımdan geçmişin hatalarıyla birlikte küresel olarak da çok yönlü bir kuşatma altında olduğumuz bu günlerde kültür mirasımızın devam etmesi, yaşatılması noktasında çok hayati roller üstlenmektesiniz. Aşkla, tutkuyla, yüksek bir sorumluluk bilinciyle icra ettiğinize inandığım sanat faaliyetlerinizle sizler tüm kalbimle ifade etmek isterim ki bizim milli kültürümüzü yeşerten hayat pınarlarımızsınız, Rabbim ortaya koyduğunuz tüm eserleri kalıcı, müessir ve bereketli kılsın. Gelecek nesillere daha güçlü ve daha zengin bir kültür hazinesi bırakmayı bizlere nasip eylesin diyorum Bu düşüncelerle sözlerime son verirken ödüllerini tevdi edeceğimiz kurumlarımızı ustalarımızı, icracılarımızı hattat, nakkaş ve sanatkarlarımızı bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum” diye konuştu. 25 yaşayan insan hazinesi ve 3 sanat kurumu ödül aldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından "Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini" sahiplerine takdim etti. Hadim bezi dokuma ustası Müjgan Akdemir, ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden alırken, "Ey Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbesinde ben çok ağladım vatan gidiyor diye. O anda seni verdi, Allah bize hediye" ifadelerini kullanarak, şiir okudu. Tulum icracısı Remzi Bekar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tulum hediye etti. Bekar daha sonra tulum dinletisi sundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri de Anadolu El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği (ANELSANDER) adına Uğur Türker, Sadberk Hanım Müzesi adına Hülya Bilgi ve İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesi adına müzenin kurucusu İbrahim Alimoğlu’na takdim edildi. Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve davetliler katıldı. Törende, hat sanatçısı Mehmet Özçay, minyatür, tezhip ve kat’ı sanatçısı Dürdane Ünver, nakkaş Nilgün Gencer, sedefkar, altın-gümüş kakma sanatçısı Mehmet Zeki Kuşoğlu, tulum icracısı Remzi Bekar, ipek hereke halı dokuma ustası Nuray Kıvanç, çömlek ustası Ahmet Taşhomcu, metal işçiliği ile geleneksel kapı süsleme ustası Hüseyin Şahin Özdemir, baston ustası Cumali Birol, talika ustası Özcan Abacı, buldan bezi dokuma ustası Selahattin Kaçanoğlu, geleneksel tığ ve şiş örme ustası Asime Koşal, sim sırma işleme ustası Nur Dikilitaş, kutnu dokuma ustası Abdülkadir Mekki, tespih yapım ustası Bünyamin Korucu, hadim bezi dokuma ustası Müjgan Akdemir, ahşap oyma ustası Osman Nergiz, geleneksel kapı ve kapı süsleme ustası Şerif Mehmet Akgün, geleneksel taş işlemeciliği ve taş model eşya yapım ustası Dursun Köroğlu, Karagöz sanatçısı Recep Şinasi Çelikkol, keçe sanatçısı Celalettin Berberoğlu, çini ve seramik sanatçısı Adil Can Güven, geleneksel müzik ve delbek icracısı Gülay Diri, mahya ustası Kahraman Yıldız, sıcak demir ustası Yusuf Bayyiğit Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden "Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri"ni aldı.