GÜNDEM - 01 Nisan 2025 Salı 15:06

Bayram tatili dönüş yolunda oluşan trafik yoğunluğu çileye döndü

A
A
A
Bayram tatili dönüş yolunda oluşan trafik yoğunluğu çileye döndü

Ramazan Bayramı tatilinin son gününde, Muğla’nın turistik ilçelerinden tatilciler dönüşe geçti. Yağmurlu havaya rağmen yollara düşen tatilciler ciddi trafik yoğunluğu oluşturdu. Özellikle Marmaris, Datça, Fethiye, Ortaca, Dalaman ve Köyceğiz’den hareket eden araçlar, Ula ve Menteşe ilçeleri arasında kalan kara yolunda uzun kuyruklar oluşturdu.


Tatilcilerin dönüş yolculuğu nedeniyle kara yollarında yoğunluk artarken, Muğla-Menteşe güzergahında zaman zaman trafik durma noktasına geldi. Ekipler, kara yolunda oluşan trafik yoğunluğu ve etkili olan sağanak yağışlar karşısında sürücülerin daha dikkatli ve duyarlı olmasını istedi.


Muğla’nın hem turizm beldeleri hem de diğer illere olan bağlantıları dolayısıyla bayram ve tatil dönüşlerinde ciddi yoğunluğa sahip olduğunu belirten yetkililer, tatilden dönen vatandaşları yağmur nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı uyarırken, sürücülerin hız kurallarına uymalarını ve uzun yolculuklarda sık sık mola vermelerini tavsiye etti.



Bayram tatili dönüş yolunda oluşan trafik yoğunluğu çileye döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Artık düğünde takılan takılar avukatın Evlenmek isteyenlerin masrafları giderek artarken, boşanmak isteyenler de benzer bir maliyetle karşı karşıya kalıyor. Çekişmeli boşanmaların minimum maliyeti dudak uçuklattı. Beyaz eşyasından mobilyasına, takısından düğün salonu masraflarına kadar evlenmek isteyenler yüklü bir masrafla karşı karşıya kalıyor. Evlilik kararı alan çiftler zevklerine göre belli bir borcun altına girerken, daha sonrasında boşanmak da artık bir o kadar masraflı oldu. Bir çiftin çekişmesiz boşanmak için en az 200 bin lirayı gözden çıkarması gerekirken, çekişmeli boşanmalarda ise bu maliyet daha da artıyor. Velayet davası ve diğer talepler de eklendiğinde maliyetlerin yükseldiğini ifade eden Bursa Barosu avukatlarından Cüneyt Fidan, "Eskiler yuvayı kurmak zor, yıkmak kolay derlerdi. Ancak artık yıkmak da kurmak kadar zor. Günümüzde çekişmeli boşanma davası açmak isteyen insanlar sadece harç ve vergi olarak en az 4 bin lira para ödemektedir. Bununla birlikte avukat ücretleri, baronun ücretine göre yaklaşık 100 bin lira tutmaktadır. Bu sadece bir tarafın bir avukatı içindir. Bununla birlikte boşanma davası sonrasında açılacak olan mal ayrılığı davası da evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazlar, arabaların değerine göre yine masraflar binlerce lira tutabilmektedir. Bazı boşanma davalarında tarafların durumuna göre minimum 500 bin lira gibi masraflar çıkabilmektedir. Bu sebeple de artık boşanmak da evlenmek kadar çok zor" dedi. Düğünde takılanlar ne gelinin ne de damadın Düğün sırasında takılan takıların boşanma davasında dava konusu olduğunu ifade eden Avukat Cüneyt Fidan, "Yargıtay’ın bu yönde birden fazla kararı vardır. Düğün sırasında takılan takılar, boşanma sırasında kadına mı aittir, erkeğe mi aittir şeklinde farklı görüşler mevcuttur. Ancak gelinen noktada yapılan masraflara bakıldığında düğün sırasında takılan takılar artık avukata ait sayılabilir. Çünkü dava masrafları, boşanma masrafları oldukça artmıştır" şeklinde konuştu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre ise, 2024 yılı evlenme ve boşanma sayıları şu şekilde: "Evlenen çiftlerin sayısı 2023 yılında 567 bin 11 iken, 2024 yılında 568 bin 395 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2024 yılında binde 6,65 olarak gerçekleşti. Boşanan çiftlerin sayısı 2023 yılında 173 bin 342 iken, 2024 yılında 187 bin 343 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2024 yılında binde 2,19 olarak gerçekleşti. Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu il, binde 7,76 ile Adıyaman oldu. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,01 ile Tunceli oldu. Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 3,29 ile Antalya oldu. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,45 ile Hakkari oldu. Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2024 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 33,7’si evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,3’ü ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti. 2025 yılı verileri ise 2026 Şubat ayında açıklanacak."
Erzurum Ömrünü fidan üretimine adadı Erzurum’da fidan üreticisi Kadir Yaşar, soğuk havalara ve bölgeye uygun fidanlar üretiyor, kadın istihdamına destek veriyor. Uzundere ilçesinde yaklaşık 20 yıldan bu yana fidan üretimi ve satışıyla uğraşan Kadir Yaşar, kentin her bir köşesini ağaçlandırmayı hedefliyor. İlkbaharın gelmesiyle birlikte fidan satışlarına başlayan Kadir Yaşar, aynı zamanda yeni fidanlar üretmek için de yoğun çaba harcıyor. "Bölgeye uygun ağaçlar yetiştiriyoruz" Bu yıl havaların çok soğuk geçtiğini belirten Yaşar, "Fidanlarımız bu yıl geç tomurcuklanmaya başladı. Ancak bölgeye uygun ağaçların yetişmesi için yıllardır büyük bir çaba sarf ediyorum. Hangi ağacın Erzurum’da ekileceği konusunda deneyimlerimi bölge halkına ücretsiz danışmanlık yaparak aktarıyorum" dedi. Yaşar, bu süreçte bire bir yaşadığı deneyimlerle, Erzurum’un zorlu iklim şartlarına uygun ağaç türlerini keşfettiğini ifade etti. Süs bitkisi ve meyve ağacı üretimi Fidan üreticisi Kadir Yaşar, yaklaşık 20 yıl boyunca hem meyve ağaçları hem de süs bitkileri yetiştirdiğini belirtti. Üretiminde 50 civarında meyve türü, 300 civarında ise süs bitkisi türü bulunduğunu ifade eden Yaşar, ayrıca örtü altında yabani türlerden tohumdan ağaç üretimi yaptığını söyledi. Fidanlarının her boyda olduğunu, birinci yıl meyve verecek ağaçlardan da satış yaptığını belirten fidan üreticisi ayrıca, yeni aşı yaptıkları fidanlardan müşterilerinin talebine göre seçenek sunduklarını vurguladı. Fidanlar sertifikalı ve garantili Kadir Yaşar, tüm fidanlarının aşılı ve sertifikalı olduğunu vurgulayarak, "Fidancılıkla uğraşan biri olarak, poşetli ve saksıda olan fidanlarımız garantili. Bu fidanlar, en az bir yıl veya iki yıl öncelikli olarak kuruma riski diğer fidanlara göre çok daha düşüktür" dedi. Ayrıca, fidanların üretimi sürecinde bölgeye uyum sağlayabilmesi için bir yıl ile beş yıl arasında saklandığını ve müşterilerine bu şekilde satıldığını belirtti. "Kadın işçilerle çalışmayı tercih ediyoruz" Yaşar, iş gücünde genellikle kadın işçilerle çalıştığını belirterek, "Kadınların elleri bu işlere daha yatkındır. Şu anda yaklaşık yüz bin fidana bakım yapıyoruz" diyerek Erzurum’daki fidan yetiştiriciliği konusunda bir fark oluşturduklarını ve tüm emeğin büyük bir titizlikle sürdüğünü söyledi. Yaşar, fidan almak isteyen herkesi Uzundere’ye davet ederek, "Fidanlığımızın ve ilçemizin potansiyelini görmek isteyenleri bekliyoruz," dedi. Fidan alıcılarından Öner Elibol, "Kadir Bey’den 8 yıldır fidan alıyorum ve çok memnunum. Şimdiye kadar aldığım fidanların hepsi çok güzel ağaç oldular" diye konuştu. Kadir Yaşar, bölgeye katkı sağlamaya devam ederken, Erzurum’un doğasını güzelleştirme ve ağaçlandırma misyonuna da katkıda bulunmaya devam edeceğini vurguladı.
Elazığ Türk profesörden bir ilk daha: Sarılık hastalığı tedavisi için fotonik sistem geliştirdi Fırat Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, yenidoğan bebeklerde sarılık hastalığının tedavisi için Dünya Sağlık Örgütü onaylı fotonik bir sistem geliştirdi. Bu sistem, bebeklerin hastaneye bağımlı kalmadan evde güvenli ve hızlı bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanıyor. Fırat Üniversitesi (FÜ) Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Fırat Teknokent’te faaliyet gösteren FYTRONİK Elektronik Teknolojileri AŞ’nin CEO’su Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, yenidoğan bebeklerde sıkça görülen sarılık hastalığının tedavisi için yenilikçi bir fotonik sistem geliştirdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanan bu sistem, bebeklerin hastane ortamına bağımlı kalmadan, evde güvenli ve etkili bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanıyor. Geliştirilen sistem, sarılık hastalığının kısa sürede tedavi edilmesini sağlayarak, yenidoğanların sağlığını korumayı hedefliyor. Ayrıca, hastane ortamında bebeklerin beslenmesi konusunda yaşanan zorlukları ortadan kaldırarak, evde tedavi ve beslenme sürecinin daha sağlıklı yürütülmesine katkı sağlıyor. Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, geliştirdiği sistem hakkında yaptığı açıklamada, "Bu yeni fotonik sistem, özellikle sarılık hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere tasarlanmış bir cihazdır. Bilindiği gibi sarılık, yenidoğan bebeklerde sıkça karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Zamanında tedavi edilmediğinde ciddi problemlere yol açabilir. Özellikle erken doğan bebeklerde, kısa sürede tedavi edilmemesi durumunda beyin hasarı ve gelişim geriliği gibi riskler oluşabilir. Bu nedenle, sarılık hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak hastane ortamında tedavi edilirken bebeğin beslenmesine yeterince dikkat edilemeyebilir. Bu nedenle, evde kullanılabilecek ve tedavi sürecini hızlandıracak bir fotonik sistem geliştirdik" dedi. ’’Üç farklı mod ve kontrollü tedavi süreci’’ Prof. Dr. Yakuphanoğlu, yeni sistemin mevcut tedavi yöntemlerinden farklı olduğuna dikkat çekerek, "Piyasada bulunan mevcut sistemler, yalnızca mavi ışık kullanarak sarılığı tedavi etmeye çalışmaktadır. Ancak bu yöntem, kontrolsüz uygulandığında yenidoğan sağlığı için risk oluşturabilir. Bizim geliştirdiğimiz fotonik sistem, DSÖ’nün belirlediği standartlara uygun, güvenli ve hızlı tedavi sağlayan bir teknolojiye sahiptir Sistem üç farklı modda çalışmaktadır. Bu cihaz, farklı zamanlarda ve farklı dozlarda tedavi sağlayarak, hastalığın en uygun şekilde iyileşmesini sağlıyor. Mevcut sistemlerden farklı olarak, tamamen kontrollü bir ışık tedavisi sunuyor ve hastanın güvenliğini ön planda tutuyor" şeklinde konuştu. "Bebekler evde güvenli bir şekilde tedavi edilebilecek" Geliştirilen sistemin seri üretime uygun olduğunu ve yatırımcılar için büyük bir fırsat sunduğunu belirten Yakuphanoğlu, "Ürettiğimiz bu cihazı bir yatırım projesine dönüştürdük. Herhangi bir firma, bu teknolojiyi satın alarak üretimini yapabilir ve kendi markasıyla piyasaya sürebilir. Biz, sistemi tüm teknik detaylarıyla yatırımcılara sunmaya hazırız. Firmaların yalnızca dış kasa tasarımını yaparak ürünü yerli bir ürün olarak pazara sunması mümkün. Bilindiği gibi böyle bir isim geliştirmiş olduğumuz sistem Dünya Sağlık Örgütü’nün istemiş olduğu standart değerlere sahip, hızlı tedavi yapabilen bir cihaz özelliğine sahiptir. Dolayısıyla siz böyle bir ürünü aldığınızda çocuğunuzu kolaylıkla evde tedavi edebilirsiniz. Böyle bir sistem özellikle bir battaniye şeklinde çocuğa sararak kolaylıkla evinizde hem çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde besleyerek, hem de hastalığını çok kolaylıkla giderebilirsiniz" diye konuştu.
İzmir Kronik stres, kanser hastalarında metastaz riskini artırıyor Medikal Onkolog Doç. Dr. Ahmet Özveren, kanser ve kronik stres ilişkisi üzerine ABD’de gerçekleştirilen ve sonuçları açıklanan bilimsel bir araştırma hakkında bilgi verdi. Cancer Cell Dergisi’nde yayınlanan ‘kronik stresin kanser hastalarında metastaz riskinin artması ve sağ kalım oranının düşmesi ile ilişkili olabileceğine’ dair sonuçlarından bahseden Doç. Dr. Özveren, "Kronik stres nedeniyle kanser oluşuyor mu sorusuna yanıt bulunmuş değil. Sık araştırılsa da bilim, hala bu soruyu araştırıyor. Ancak Cancer Cell Dergisi’nde yayınlanan yeni araştırmada, kronik stresin tümörün gelişimini etkilediğine dair bilgi sağlıyor. Bu kanser hastalarının stres yönetiminin tedavi kadar önemli olduğunu gösteriyor" dedi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özveren, 1-7 Nisan Kanser Haftasında kanser ve kronik stres ilişkisi ile ilgili önemli bir araştırmanın sonuçlarını hasta ve yakınlarına yol gösterici özelliği nedeniyle değerlendirdi. Özveren, söz konusu çalışmanın ABD’deki Washington Üniversitesi Hücre Biyolojisi ve Fizyolojisi Bölümü’nde görevli Dr. Xue-Yan He ve arkadaşları tarafından yapıldığını ve 2024 yılında Cancer Cell Dergisinde makale olarak yayınlandığını kaydetti. Doç. Dr. Özveren, fareler üzerinde çalışmalar yapan Dr. He ve arkadaşlarının kronik stresin hem birincil hem de metastatik tümörlerin büyümesini nasıl etkilediğini, stresin tümörün mikroçevresini nasıl değiştirdiğini anlamaya odaklandığını belirtti. Kronik stresin sonuçları Kronik stresin, çevresel ve/veya psikososyal faktörler tarafından başlatılan fizyolojik bir süreç olduğunu belirten Medikal Onkolog Özveren, çalışmanın sonuçları hakkında şu bilgileri verdi: "Kanser hastaları, tanı aldıktan sonra yoğun stres yaşayabiliyorlar. Çünkü hastalıklarının seyri nasıl gidecek, iyileşme şansları var mı gibi sorulara yanıt aradıkları için endişe duyuyorlar. Ayrıca cerrahi, ışın ya da kemoterapi gibi uzun süren tedavi yolculukları oluyor ve bu süreçler de onları yoruyor. Hem tedavi süreçleri hem de tam iyileşemeyeceklerini düşünmeleri nedeniyle stres oranları artıyor. Hastaların yaşadıkları bu duyguların tedavi başarısını etkilediği bilinen bir durum. Ayrıca gözlem, hastalarla görüşme gibi yöntemlerle yapılan epidemiyolojik çalışmalar; yoğun stres yaşayan kanser hastalarında metastaz riskinin artması ve sağ kalım oranını düşürmesi gibi güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyordu. Ancak sonuçları bilinse de ‘nasıl’ sorusuna dair bilimsel araştırmalar devam ediyor. ABD’de fareler üzerinde yapılan yeni araştırmada hem sonuçlar hem de nasıl sorusuna dair yeni bilgiler elde edildi. Kronik stresin kanser tümörünü nasıl etkilediği ortaya kondu. Araştırmada; kronik stres nötrofillerin normal sirkadiyen ritmini değiştirerek ve glukokortikoid salınımı yoluyla tümör oluşumu ve yayılımı için uygun bir mikroçevre oluşturduğu bildirilmiştir. Bu yolla da tümörün metastaz yapması adeta teşvik edilmiş oluyor. Stres sırasında aktive olan adrenerjik sistem ve hormonları (adrenalin başta olmak üzere) tümörün hayatta kalmasını, büyümesini ve metastaz yapmasını destekliyor. Öyle ki kronik stresi kanser hücrelerinin akciğer metastazını 2 ila 4 kat artırdığı görülüyor. Yine aynı araştırmada stres seviyesini düşürmenin bu potansiyeli azalttığı gösterildi. Bu araştırma kanser hastaları için stres yönetimi tedavi kadar önemli olduğunu ortaya çıkarıyor. O nedenle kanser hastalarının psikolojik olarak stresten uzak durması tedavi başarısı için de vazgeçilmez noktalardan biri"
Hatay Oto tamirhanesinin 14 yaşındaki Nehir ustasının yeni mesai arkadaşı müşterisinin hediye ettiği kuzu oldu Hatay’ın Antakya ilçesinde 5 yıl önce oto tamircisi babasının yanına meslek öğrenmek için başlayan 14 yaşındaki Nehir Habiboğlu, mesleğinde olan yeteneğiyle herkesin ilgi odağı oldu. Yıllardır baba mesleğini severek yapan Nehir usta, müşterisinin hediye ettiği kuzuyla 3 aydır birlikte mesai yapıyor. Antakya ilçesi Günyazı Mahallesi’nde yaşayan 14 yaşındaki Nehir Habiboğlu, 5 yıldır oto tamircisi olan babası Güven Habiboğlu’nun yanında meslek öğreniyor. Babasın ait olan oto bakım servisinde bıkmadan usanmadan mesai yapan Nehir usta, babasından öğrendiği mesleğinde kendini geliştirdi. İş yerine gelenlerin gözleriyle aradığı Nehir usta, tek başına araçların bakımını yapıp, şanzıman ve motor arızalarını giderebiliyor. Sabahtan öğlene kadar okula giden Habiboğlu, okul sonrasındaki çoğu zamanını babasının yanında çalışarak geçiriyor. Büyünce mekanik mühendisi olmak isteyen Nehir Habiboğlu, müşteriler tarafından da ’Nehir usta’ olarak biliniyor. Oto tamirhanesinin ’prensesi’ olan Nehir’e bir müşteri, aracının tamirini yaptıktan sonra kuzu hediye etti. 3 ay önce hediye edilen kuzu artık Nehir’in en yakın dostu olmaya başladı. İşlerini bitirdikten sonra günün geri kalanını kuzusuyla geçiren Nehir, 3 aydır baktığı kuzuyla mesai arkadaşlığı yapıyor. "Kuzu 3 aydır bizimle birlikte yaşıyor ve benim 3 aydır mesai arkadaşım oluyor" Müşterisinin hediye ettiği kuzuyla 3 aydır mesai arkadaşlığı yapan Nehir Habiboğlu, "6 yaşımdan beri tamirciyim ve babamın yanında çalışıyorum. 8’nci sınıf öğrencisiyim. Okuldan çıkınca babamın yanına gelip yardım ediyorum. Bu işi yapmak zor değil. Bu işi yapmayı seviyorum. Büyüyünce mekanik mühendisi olmak istiyorum. Adamın birinin arabasını tamir ettim, adamın da parası yokmuş. Onun da kuzusu vardı ve bana kuzusunu hediye etti. Kuzu 3 aydır bizimle birlikte yaşıyor. Kuzu ile birlikte sıkıldığımız zaman ona yemek yediriyorum ve onu gezdiriyorum. Bana yardımcı oluyor. Müşteriler bana kuzu ile birlikte neler yapıyorsunuz diye sorular soruyorlar. Kuzu ile birlikte çalıştıktan sonra bu işler sıkıcı gelmiyor. Kuzuya büyüyünceye kadar bakacağım" dedi. "Nehir motor sökerken veya arabanın altına girerken kuzu da sürekli yanında duruyor" Kızının müşterisinin aracını tamir ettiği için kuzuyu hediye ettiğini ifade eden Güven Habiboğlu, "Kızım 5 yıldır benim yanımda çalışıyor. 5 yıl önce iş yerime çırak arıyordum. Çırak bulamadığım için kızım, ’baba ben senin yanında çalışabilir miyim’ diye sordu. Ben de ’kızım gel birlikte çalışalım’ diye söyledim ve o şekilde hikayemiz başladı. Kızım severek işini yapıyor ve bu nedenle de beni çok mutlu ediyor. Her dediğimi yapıyor ve 5 yıldır bütün işlerimizi yapıyor. Bilgisayar arıza tespiti, aracın bakım onarımını, balata değişimini yapabiliyor ve motoru sökebiliyor. 3 ay önce bir müşterimizin motor bakımını yaptık. Müşteri kızımı çok seviyordu ve Nehir ile birlikte onlar evine gittik. Onların da kuzusu vardı ve müşteri kuzulardan birisine Nehir’e verdi. Kızım kuzuyu aldıktan sonra ona bakmaya başladı. Kuzu Nehir’e çok bağımlı oldu ve yanından hiç ayrılmıyor. Nehir motor sökerken veya arabanın altına girerken kuzu da sürekli yanında duruyor. Kuzu Nehir’in artık mesai arkadaşı oldu. Kuzu geldikten sonra Nehir’in bütün hal ve hareketleri değişti. Kızımın artık iş yerinde bir arkadaşı oldu" şeklinde konuştu. "Nehir usta benim arabamın tamirini yaptı ve ben de Nehir’e yaptığı işten dolayı kuzu hediye ettim" Aracının tamirini yaptığı ve işinden memnun olduğu için Nehir ustaya kuzu hediye eden müşteri muhtar Yakup Yılmaz ise, "Buraya aracımı tamir ettirmek için geldim. Tamirhaneye geldim ve Nehir’in babası ile birlikte çalıştığını gördüm. Nehir usta benim arabamın tamirini yaptı ve bitirdi. Ben de Nehir’e yaptığı işten dolayı kuzu hediye ettim. Nehir bu işin ustası olmuş ona bir kuzu daha hediye edeceğim. Tamircilik işini öğrendiğinden ve kız çocuklarına örnek olduğundan dolayı bir kuzu daha hediye edeceğim" ifadelerini kullandı.