KÜLTÜR SANAT - 19 Mart 2025 Çarşamba 11:37

Bahar ve Mesir Festivali coşkusu birlikte yaşanacak

A
A
A
Bahar ve Mesir Festivali coşkusu birlikte yaşanacak

485 yıllık geçmişiyle ülkemizin köklü geleneklerinden biri olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali ile Baharın gelişini müjdeleyen Nevruz bu yıl da büyük bir coşkuyla kutlanacak.


UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında halka saçımı yapılacak tonlarca mesir macununun karma töreni, Sultan Cami Külliyesi’nde yapılacak. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da 21 Mart’ta baharın gelişinin sembolü Nevruz kutlamaları ve 485’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nin karma töreni birlikte gerçekleşecek.


Nevruz kutlama etkinliği Cumhuriyet Meydanı’nda saat 10.30’da başlayacak. Nevruz ateşinden atlanacak, yumurta tokuşturma ritüeli gerçekleştirilecek ve halk oyunları gösterileri yapılacak. Kutlamalar, Akgedik Mahallesi’nde yapılacak fidan dikimi ile sona erecek.


Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nin, en önemli ritüellerinden biri olan karma töreni de aynı gün Sultan Camii Külliyesi’nde gerçekleştirilecek. Tören öncesinde, saat 11.15’te Valilik önünden kortej yürüyüşü başlayacak ve Sultan Camii’nde son bulacak. Mesir Macunu sayesinde şifa bulan Hafsa Sultan ve Mesir Macununu hazırlayan Merkez Efendi’yi temsil eden oyuncuların eşliğinde protokol üyeleri Manisalıları selamlayarak, Sultan Camii Külliyesi içerisinde yer alan Şifahane’nin önüne kadar yürüyecek. Burada protokol üyelerinin katılımıyla dualar eşliğinde mesir macunu karımı yapılacak.


Festival kapsamında, hazırlanan tonlarca mesir macunu, 27 Nisan Pazar günü Sultan Camii’nin minare ve kubbelerinden halka saçılacak. Ülkemizin kültürel mirasını yaşatmaya devam eden festival, bu yıl da on binlerce kişiyi bir araya getirecek.



Bahar ve Mesir Festivali coşkusu birlikte yaşanacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayseri Yağlaması dünyanın en iyi ekmekleri arasına girdi Dünyanın en büyük gastronomi platformlarından olan TasteAtlas tarafından yapılan açıklamada Kayseri yağlaması dünyanın en iyi 50 ekmeği arasına girdi. Dünyanın en iyi ekmeklerinin güncellendiği açıklamada birinci ve ikinci sıradaki ekmek Hindistan’a ait. El ile açılan şebite sürülen bol kıyması ve özel hazırlanmış yoğurduyla yöresel ürün olan Kayseri yağlaması ise listede 25. sırada yer aldı. Kayseri yağlamasına yoğun talep olduğunu aktaran ve 22 yıllık aşçı olan Şef Erkan Akkuş, ekmeğin püf noktasını anlattı. Şebitin elle açılması ve kıymanın iyi seçilmesinin lezzete lezzet kattığını aktaran Akkuş; "Yağlama; etinden şebitine bütün emeğiyle Kayseri’ye ait yöresel bir yemeğimizdir. Yağlamaya başlarken öncelikle kıymamızın iyi seçilmesi gerekiyor, bildiğimiz ve güvendiğimiz kasaptan alırsak iyi olur. Kıymasını, soğanını kısık ateşte dinlene dinlene pişirip hazır hale getiriyoruz. Şebit el açması olması gerekiyor, hazır şebitler aynı lezzeti vermez. Bu şekilde hazırlanan Kayseri yağlamasını servis ediyoruz. Kayseri’de yağlamaya talep ciddi şekilde yoğun. Yağlamayı bayağı bir duyurmuşuz ki şehir dışından gelen misafirlerimizden bile aşırı talep var" dedi. Kayseri yağlamasının dünyanın en iyi ekmekleri arasına girmesinden dolayı gurur duyduklarını da sözlerine ekleyen Şef Erkan Akkuş; "Bizim için bu onur ve gurur verici, emeklerimizin boşa gitmemiş olmasını görmek. Biz de bu dünyanın en iyi 50 ekmeği içerisine girmenin layığını yaşamaya ve o özende devam etmeye çalışıyoruz. Yağlamamız Kayserimizin yöresel ürünüdür ve vazgeçilmezlerinden biridir. Biz de bunu sunmaktan gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Kayseri yağlaması yiyen Halil İbrahim Sarı ise duygularını; "Yağlama yemek için Erguvan Restorant’a geldi, gerçekten çok lezzetli. Yedikten sonra ağzınızda bir kıvam bırakıyor" diyerek anlattı. (TB-
Erzurum ‘Askıda 9 gülek buğday projesi’ Erzurum’da hayata geçti MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, dar gelirli vatandaşlara destek olmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla başlattığı "Askıda 9 Gülek Buğday Projesi" Erzurum’da da hayata geçti. Projeyi sosyal medya hesabından duyuran MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, yaptığı paylaşımda "20 ton un ile 60 bin askıda ekmek, afiyet olsun" ifadelerine yer verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, dar gelirli vatandaşlara destek olmak için başlattığı "Askıda 9 Gülek Buğday Projesi" yurdun dört bir yanında faaliyete geçmeye devam ediyor. Toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla başlatılan proje Erzurum’da da hayata geçirildi. Merakla beklenen projeyi sosyal medya hesabından duyuran MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, 20 ton un ile 60 bin askıda ekmek ürettiklerini açıkladı. Projeyle birlikte buğday alımını destekleyerek düşük gelirli ailelerin geçimlerini kolaylaştırmayı hedeflediklerini kaydeden Yurdagül, paylaşımında "Genel Başkanımız, bilge liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendinin Türkiye Genelinde başlatmış olduğu "Askıda 9 Gülek Buğday" kampanyasını MHP İl Yönetimi olarak, Erzurum’da başlattık. Çiftçilerimizden aldığımız buğdayı, şehrimizde faaliyet gösteren Bayramoğlu Un firmasında öğüterek, elde ettiğimiz unu Erzurum’da merkez 3 ilçemizde anlaştığımız 7 fırında askıda ekmek olarak vatandaşımızla buluşturduk. 60 bin askıda ekmek afiyet olsun" ifadelerine yer verdi.
Adana Uzmanından kolon kanseri hakkında önemli uyarılar Kolon kanserlerinde 50 yaş ve üzerindeki bireylerin daha fazla risk taşıdığını belirten Prof. Dr. Ali Ezer, "En önemli belirti dışkıda kan görülmesi olarak öne çıkıyor. Hastalık erken evrede belirti vermeden ilerleyebilir" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Ezer, Mart ayı Dünya Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kolon kanserine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Kolon kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ezer, bu hastalığın erken teşhis edilmesi halinde tamamen önlenebilir olduğunun altını çizdi. Sindirim sisteminin son organı olan kalın bağırsağın temel görevinin sindirilmiş gıdaların depolanması ve sıvı emilimi olduğunu belirten Prof. Dr. Ezer, kolon kanserinin hem kadınlarda hem erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu ifade etti. Ezer, bu kanserin başlıca risk faktörleri arasında lif içeriği fakir gıdalar ile beslenme, aşırı kırmızı et tüketimi, yüksek ısıda pişirilmiş etler, sedanter yaşam, obezite, sigara ve alkol kullanımı yer aldığını kaydetti. Genetik faktörlerin de hastalığın oluşumunda etkili olduğunu belirten Ezer, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin daha fazla risk taşıdığını söyledi. Kolon kanserinin belirtileri ve erken teşhisin önemi Kolon kanserinin en yaygın belirtileri arasında dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, karın şişkinliği, karın ağrıları, kilo kaybı ve halsizlik bulunduğunu aktaran Ezer, "Ancak en önemli belirti dışkıda kan görülmesi olarak öne çıkıyor. Hastalık erken evrede belirti vermeden ilerleyebilir. Erken teşhisin hayat kurtarır. Türkiye genelindeki Aile Sağlığı Merkezlerinde ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla ücretsiz olarak yapılan dışkıda gizli kan arama testi ile hastalık erken teşhis edilebilir" diye konuştu. Tedavi süreci ve korunma yolları Prof. Dr. Ezer, kolon kanserinin erken evrede teşhis edilmesi halinde kolonoskopi ile poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılabildiğini bu sayede hastalığın önlenebildiğine değinerek, "Hastalığın ilerlemiş evrelerinde ise cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Son yıllarda robotik ve laparoskopik cerrahinin yaygınlaşması hastaların daha konforlu bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanımaktadır. Kolon kanserinden korunmanın en etkili yolları sağlıklı beslenme ve aktif bir yaşam tarzıdır. Aşırı kilodan kaçınılması, sigara ve alkolden uzak durulması, işlenmiş gıdaların tüketilmemesi ve düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması önemlidir" şeklinde konuştu. Kolon kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Ezer, üçüncü ve dördüncü evre kolon kanseri vakalarında tümör konseylerinin büyük rol oynadığını da anlattı. Medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve ilgili branşlardan uzmanların bir araya gelerek hastalar için en uygun tedavi planını oluşturduğunun altını çizen Ezer, kişiye özel genetik incelemeler ışığında daha özgün tedavi yöntemlerinin uygulanabildiğini söyleyerek bu süreçte cerrahi tedavinin yanı sıra kemoterapi ve radyoterapi gibi destekleyici tedavilerin de multidisipliner bir bakış açısıyla planlandığını belirtti. "Halkımız tarama programlarına katılmalı" Kolon kanserinin erken teşhis edilebilmesi için toplumun tarama programlarına aktif olarak katılması gerektiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Ezer, "50 yaş ve üzerindeki bireylerin iki yılda bir dışkıda gizli kan testi yaptırmaları gerekir. Erken teşhis edilen kolon kanseri tamamen tedavi edilebilir. Halkımız, sağlık taramalarını ihmal etmemeli ve gerekli kontrollerini yaptırmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.