GÜNDEM - 30 Mart 2025 Pazar 16:10

Arnavutköy Belediyesi geleneksel hale getirdiği bayram sofralarını bu sene de kurdu

A
A
A
Arnavutköy Belediyesi geleneksel hale getirdiği bayram sofralarını bu sene de kurdu

Arnavutköy’de Ramazan Bayramı, manevi atmosferi ve birlik ruhunu yansıtan samimi bir programla karşılandı. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Taşoluk Yeşil Camii’nde kıldığı bayram namazının ardından vatandaşlarla bayramlaştı.


Arnavutköy’de Ramazan Bayramı, manevi atmosferi ve birlik ruhunu yansıtan samimi bir programla karşılandı. Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, bayram namazını Taşoluk Yeşil Camii’nde kıldı. Namaz sonrası Candaroğlu, cami cemaatiyle tek tek bayramlaştı. Yoğun katılımla gerçekleşen programda Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu da yer aldı.


Bayramlaşmanın ardından düzenlenen kahvaltı programında vatandaşlarla aynı sofrada buluşan Başkan Candaroğlu, Ramazan ayı boyunca Arnavutköy’de yaşanan dayanışma ruhuna dikkat çekti.


"Bu kutlu ay boyunca, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerini yaşadık"


Candaroğlu vatandaşlara yaptığı konuşmada, "Bugün burada, rahmetin, bereketin ve mağfiretin ayı Ramazan’ı geride bırakmanın ardından; bayramın o eşsiz huzurunu, sevinç ve muhabbetini hep birlikte paylaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ramazan ayı boyunca Arnavutköy’ümüzün dört bir yanında aynı sofraya oturduk, aynı duaya ‘amin’ dedik, gönüllerimizi birleştirdik. Teravihlerde buluştuk, iftarlarımızı paylaştık, ihtiyaç sahibi kardeşlerimize destek olmaya gayret ettik. Bu kutlu ay boyunca, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerini yaşadık. Bayramlar, bizi biz yapan değerlerin yeniden hatırlandığı; aile olmanın, komşuluk etmenin, vefa göstermenin, paylaşmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha fark ettiğimiz özel zamanlardır. Biz de Arnavutköy Belediyesi olarak, bu değerlere sahip çıkan, onları gelecek kuşaklara aktaran bir anlayışla çalışıyor; ilçemizin her mahallesinde, her hanesinde aynı samimiyetle var olmaya gayret ediyoruz" diye konuştu.


Yoğun katılımla samimi ve sıcak bir ortamda gerçekleşen bayramlaşma ve kahvaltı programında Başkan Candaroğlu, vatandaşlarla uzun süre sohbet etti.



Arnavutköy Belediyesi geleneksel hale getirdiği bayram sofralarını bu sene de kurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Alaşehir’de ilk kez deve güreşleri düzenlendi Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Yeşilyurt Mahallesi’nde ilk kez deve güreşleri festivali düzenlendi. 70 devenin katıldığı etkinliğe vatandaşlar büyük ilgi gösterirken, festivalde Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu protokol üyeleriyle birlikte oynadığı harmandalı ile büyük alkış aldı. Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Yeşilyurt Mahallesinde ilk kez düzenlenen deve güreşleri büyük ilgi gördü. Güreş ağalığını iş insanları Mehmet Doğan ve Emrah Ertürk’ün üstlendiği Deve Güreşleri Festivalinde Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, Yeşilyurt Mahallesi Muhtarı İbrahim Beler, güreş ağaları iş adamları Alaşehir Belediye Meclis Üyesi Mehmet Doğan, Emrah Ertürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Güreşler saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Festivalde Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, protokolle birlikte Harmandalı oynadı ve seyircileri selamlayarak büyük alkış aldı. Güreş ağası Mehmet Doğan, yaptığı açıklamada, "Yeşilyurt’ta hizmetlerimiz devam edecek. Daha önce üzüm festivali düzenlemiştik, vatandaşlarımız çok beğendi. Şimdi de deve güreşlerini başlattık ve bunu geleneksel hale getireceğiz." dedi. "En büyük Yörük Atatürk’tür" Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise, "Bugün Yörük Türkmen geleneğimiz olan deve güreşlerini ilk kez Yeşilyurt’ta yapıyoruz. İnşallah geleneksel hale getireceğiz. Hayvan severler endişe etmesin, deve güreşlerinde hayvanlar zarar görmüyor. Amacımız vatandaşlarımızın sosyalleşmesini ve bu kültürel mirasa sahip çıkmasını sağlamak" diye konuştu. Konuşmasında Atatürk vurgusu yapan Öküzcüoğlu, "Yörük Türkmenler bu ülkenin hamurunda, kurtuluşunda ve kuruluşunda var. Yolu cumhuriyetten, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarından geçmeyen bir Yörük yoktur. En büyük Yörük Atatürk’tür. Ülkeyi hukuktan ve cumhuriyetten uzaklaştırmak isteyenlere Atatürk’ün ’Geldikleri gibi giderler’ sözünü hatırlatıyorum" ifadelerini kullandı. Deve güreşlerini izlemeye gelen vatandaşlar, deve güreşlerinin düzenlenmesinden dolayı çok mutlu olduklarını belirterek güreşlerin geleneksel hale getirilmesini istedi. Festivalde dereceye giren deve sahiplerine de kupaları düzenlenen törenle verildi.
Tokat Tokat bileziği gümüşten de üetiliyor Tokat’ta üç asırlık geleneksel bilezik, gümüşten üretilmeye başlandı. Tokat’ta geleneksel yöntemlerle üretilen ve yaklaşık üç asırdır kadınların kollarını süsleyen Tokat bileziği, artık gümüşten de üretiliyor. Tokat Olgunlaşma Enstitüsü, bileziğin yapım aşamalarını ve işleme tekniklerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kuyumculuk atölyesinde gümüş işleme yöntemiyle üretime başladı. İlmek ilmek işlenerek bir haftada üretilen gümüş bilezikler, kadınların vazgeçilmez aksesuarı haline geldi. "Bileziğin yapımı 1 hafta sürüyor" Tokat Olgunlaşma Enstitüsü’nde 2 yıl önce başlatılan çalışmalar sonucu kuyumculuk atölyesinin kurulduğunu söyleyen kuyumculuk atölyesi öğretmeni Salih Tamar, "Yaklaşık 2 yıl önce kuyumculuk atölyemizde iki ustamızla birlikte Tokat bileziğinin üretimine başladık. Ustalarımıza bu özel bileziğin yapımını öğrettik ve geçmişten günümüze gelen bu tarihi eseri küçük dokunuşlarla revize ederek üretmeye devam ettik. Son dönemlerde gümüşe olan talep arttı. Tokat bileziğinde kullanılan işçilik tekniklerini gümüşe uygulayarak üretim yapıyoruz. Bu da büyük bir ilgiyle karşılandı. Bileziğin yapımı yaklaşık 1 hafta sürüyor. Tel örgüsü, kesimi ve kalem atması gibi aşamaların tamamlanması bu süreyi gerektiriyor. Amacımız, bu sanatı ve mesleği gelecek nesillere aktarmak" dedi. "Tokat bileziğini yapan sayılı kişilerden biri oldum" Tokat bileziği ustası Şirin Sapmaz, "Tokat Olgunlaşma Enstitüsü’nde gümüş işçiliği ile başladım. Ustam Nurettin’i saygıyla anıyorum. Kendisi bize Tokat bileziğinin gümüş işçiliğini öğretti. Bu mesleği kadınlar olarak öğrenmek bizim için büyük bir ayrıcalık oldu. Tokat’ta bu bileziği yapan sayılı kişilerden biri olmak gurur verici. Kuyumculuk, geleneksel olarak erkeklerin yaptığı bir meslek olarak biliniyordu ancak artık kadınlar da bu alanda yer alıyor. Oldukça sabır gerektiren bir iş, ancak kadınlara çok uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü sabır ve emek isteyen bir süreç. Ürettiğiniz bileziği bileğinize takmak ve bunun Tokat bileziği olması büyük bir mutluluk. Zor ama sonunda ortaya çıkan eser tüm emeğe değer" şeklinde konuştu. Tokat Olgunlaşma Enstitüsü, bileziğin geleneksel üretim tekniklerini koruyarak yeni ustalar yetiştirmeyi ve mesleği gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.
Muğla Bodrum’da Acı Ot Festivali’nin 6’ncısı düzenlenecek Bodrum’da 5-6 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan 6. Acı Ot Festivali doğa ve gastronomi tutkunlarını bir araya getirecek. Ortakent Yahşi Yalılarını Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği (OYDER) tarafından düzenlenen festival; Muğla Valiliği, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Belediyesi tarafından destekleniyor. Binlerce ziyaretçinin katılması beklenen festivalde; acı ot, baldıran, delikenker, turp otu, tilkişen ve ada marulu gibi Bodrum’un bereketli topraklarında yetişen şifalı otlar doğrudan üreticilerden temin edilebilecek. Ayrıca zeytinyağı, çökelek peyniri, reçeller, sabunlar ve el emeği ürünler de satışta olacak. Festival boyunca Bodrumlu şefler ve gastronomi uzmanları yemek atölyeleri, tadım etkinlikleri düzenleyecek. Söyleşilerde Ege’nin ot kültürü ve sağlıklı beslenme konuları ele alınacak. Müzik ve eğlence dolu iki gün Festival sahnesinde yerel ve ulusal sanatçılar konserler verecek. Halk dansları gösterileri ve geleneksel Ege şovları da festival coşkusunu zirveye taşıyacak. OYDER Başkanı Öncel Erkal, "Festivalimiz bu yıl Bodrumlu şefleri ağırlıyor, yöresel lezzetlerimiz pişecek. Kültürümüzü yaşatan ürünlerin festivalimizde olması için özenle çalıştık. Yöresel ürünler ve üreticileri ev hanımlarının ürettiği bir birinden lezzetli yemekler, organik ürünler bu festivalin parçası oldu. Bu lezzet şölenine tüm halkımız davetlidir" dedi. Saha Koordinatörü Meral Kurt ise festival deneyimini unutulmaz kılmak için titizlikle çalıştıklarını belirterek, "Bu lezzet şöleni için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Stantlarımızın tamamı dolu olacak. Her köşede farklı bir doku ve lezzet var" ifadelerini kullandı.
Sivas Ekonomi uzmanı boykotu yorumladı: "Boykot, Türk ekonomisine suikast ve darbedir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyal Politika Uzmanı Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, 2 Nisan boykotunun Türkiye ekonomisine ciddi zararları olacağını belirterek, tüm bunları Türk ekonomisine yapılmış bir darbe, suikast ve sabotaj olarak değerlendirdiğini vurguladı. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından tutuklanması üzerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, iktidara yakın şirketler ve medya kuruluşları için 24 Mart’ta boykot çağrısı yapmıştı. Özel’in 2 Nisan’da yapılan yerli ve milli ürünlerin boykot edilmesi yönündeki çağrısı ise ekonomi dünyası ve kamuoyunda tepkilere yol açmıştı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, boykot çağrısını anlamanın mümkün olmadığını belirerek, "Bir ülkenin ekonomisinin yavaşlatılması, hiçbir tarafa fayda sağlamaz. Bir ülkede esnaf, üretici, sanayici yani her görüşten insan bulunmaktadır. 2 Nisan boykotu tüm tarafları etkileyecek bir boykot olarak değerlendirebilir. Özellikle bayram döneminde yavaşlayan ekonomik hal, bayram sonrasında esnaf ve üretici için ilk siftah olarak değerlendirilir. Fakat 2 Nisan’da esnafın böyle bir boykot ile karşılaşmasının esnaf açısından da hayret verici olduğunu düşünüyorum" ifadelerine yer verdi. "Ülkenin milli bütünlüğü açısından ciddi bir tehlike ortaya çıkartabilir" Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, bu durumun sosyal ayrımcılığa neden olabileceğini belirterek, "Boykot kelime anlamı olarak belli bir amacı gerçekleştirmek için amaç ile ilgili işletme, kurum, ülke ya da politik unsurları baskı altına almaktır. Son zamanlarda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yapılan boykot çağrılarını ‘tüketim boykotu’ veya ‘ekonomik boykot’ olarak değerlendirebiliriz. Yurt içinde yerli işletmelerin siyasi görüş farklılıkları sebebiyle boykot edilmesi, çok tehlikeli bir sosyal ayrımcılığa sebep olur. Özellikle ilerleyen süreçlerde boykot derinleşerek mahallelere bile yansıyabilir. Mahallelerde o bakkal şu görüşte, şu bakkal şu görüşte, gibi ayrımcılıklara insanları götürebilir. Bu durum ülkenin milli bütünlüğü açısından ciddi bir tehlike ortaya çıkartabilir. 2 Nisan tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı tarafından insanların katılım yapması için duyurulan boykot çağrısını anlamak mümkün değildir. Bir ülkenin ekonomisinin yavaşlatılması, hiçbir tarafa fayda sağlamaz. Bunu istemenin de anlaşılır olduğunu düşünmüyorum" dedi. "Emek savunuculuğu yapanların, bu boykot çağrısında bulunmaları anlaşılır gibi değildir" Bir ülkede siyasi görüş farklılığı ile ekonominin tamamına boykot çağrısında bulunmak, sosyal ayrımcılığın fitilini yakabileceğini söyleyen Doç. Dr. Yüksel, "Emek piyasası türetilmiş talebe dayalı bir piyasadır. Mal ve hizmet üretimi ile emek talebi arasında doğrusal bir ilişki vardır. Mal ve hizmet üretimi durursa, emeğe yani çalışana olan talepte azalır. Özellikle emek savunuculuğu yapanların, bu boykot çağrısında bulunmaları anlaşılır gibi değildir. Tüm bunlar dikkate alınmadan 2 Nisan boykotunu, ‘Demokratik Hak’ gömleği ile pazarlamaya çalışılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Tüm bunları Türk ekonomisine yapılmış bir darbe, suikast ve sabotaj olarak değerlendiriyorum. Bin bir emekle köyünde ürettiği ürünü, bayram sonrasında getirip pazarda satmak için saatlerini harcayan amcaların, teyzelerin ve emekçilerin hakkını bu boykot çağrısını yapanların ödeyebileceklerini düşünmüyorum. Bir ülkede siyasi görüş farklılığı ile işletmelere, markalara, kurumlara veya ekonominin tamamına genel olarak boykot çağrısında bulunmak, sosyal ayrımcılık ateşinin fitilini yakabilir" diye konuştu. "Yerli ürünlere karşı yapılan boykotu anlamak mümkün değildir" Yüksel, "Boykotun Türkiye ekonomisine mutlaka ciddi zararları olacaktır. Bunu rakam bazında söylemesek bile, ekonomi Türkiye’de artık davranışsal zemine oturdu. Mevcut durum insanların davranışlarını etkileyip sosyal ayrımcılığa sebep olacaktır. Ekonomik zarardan çok, belki de insanların sosyal ayrımcılığa yönelmesinin daha tehlikeli olduğunu ifade edebiliriz. Yerli ürünlere karşı yapılan boykotu anlamak mümkün değildir. Çünkü bir ülkede üretilen mal ve hizmet, o ülkenin değeridir. Bunları kim üretirse üretsin, hangi görüşte olursa olsun, bu ürünlere karşı yapılan boykot kararının doğru olmadığını ifade edebiliriz. Bunu isteyebilmek için bu ülkenin milletine düşman olmak gerekir. Bu durumun Cumhuriyet Halk Partisi tarafından uzatılmayacağını umut ediyorum. Durum uzatılırsa eğer, karşı blokta yer alan insanlar da aynı şekilde davranışlar sergilemeye başlayacaklardır. Türkiye’nin ekonomi ve sosyal siyasi durumu açısından sıkıntılı sürecin fitilini ateşleyebileceğini söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.