EKONOMİ - 11 Ekim 2024 Cuma 10:39

Doğal antibiyotik Aksaray organik sarımsağında dikim başladı

A
A
A
Doğal antibiyotik Aksaray organik sarımsağında dikim başladı

Organik sarımsak üretimiyle hem Türkiye’de hem de yurtdışında adından söz ettiren ve birçok ilaç fabrikasının alım yaptığı Aksaray’ın organik sarımsağında dikim başladı.



Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da organik sarımsakta dikim yapılıyor. Türkiye’de organik olarak tek üretimin yapıldığı ve Rusya, Almanya gibi birçok ülkedeki ilaç fabrikalarına ihraç edilen organik sarımsaklar toprakla buluşturuldu. Sadece üretici Aydın Öngün (66) tarafından yetiştirilen organik sarımsak üretiminde geçen yıl 160 ton civarında bir rekolteye ulaşılırken, önümüzdeki yıl toplam rekoltenin 200 tonun üzerinde olması bekleniyor.


120 dönüm arazisinde organik sarımsak dikimine başlayan üretici Aydın Öngün rekoltenin memnun edici seviyede olduğunu belirtirken, iç ve dış pazarlama işlerine yardımcı olan oğlu Uğur Öngün (33) ise önümüzdeki yıl rekolteyi 200 tonun üzerinde beklediklerini söyledi. Sarımsak dikimine başladıklarını belirten Uğur Öngün, “2024 Ekim ayı sarımsak dikim sezonumuz başladı. Aksaray’ın Acıpınar köyündeyiz. Üretici Aydın Öngün olarak sarımsak dikimlerinde şu an 2024’ün ilk dikimi olarak başlattık. 2024 yılında çok aşırı derecede tohumluk talebi oldu. 2025 hasatta üretimin fazla olacağını düşünüyoruz. Bundan dolayı 2025 Ocak ayında yurtdışı pazar çalışmalarımızı başlatacağız inşallah. Şimdiden bütün çiftçilerimize hayırlı uğurlu olsun. Rekolteye bakacak olursak geçen yıl 2024 yılı hasadında ortalama bin metrekareden aldığımız rekolte bin 500 kilo ile 2 bin kilo arasında aldık. Toplamında 160 ton bandında bir üretim yaptık. Organik üretimde de 80 ton bandında bir organik üretim bandımız vardı. Yurtdışından da organik üretime biraz talep vardı. Yurtdışı pazarları da bu yıl yavaş seyretti ama iç piyasa biraz canlı oldu. Bundan dolayı üretimin bu yıl daha fazla olacağını düşünüyoruz. Bu yıl ortalama 120 dönüm alanda dikim yapacağız, rekolte beklentimiz ise 200 tonun üzerinde. İnşallah hava şartları uygun giderse, yağmurlar zamanında yağarsa, sulama birliğimiz de bir su fazla verebilirse çok iyi olacak. Çünkü organik üretimde herhangi bir kimyasal kullanmadığımız için bir fazla su ihtiyacımız var. Bunu da tamamlayabilirsek inşallah rekoltemiz 120 dönümden 200 tonun üzerinde bir beklentimiz var” dedi.


(YC-FM-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ŞOK’ta Ben de Varım” projesi kadın girişimcilere ekonomik destek sağlamaya devam ediyor ŞOK Marketler, “ŞOK’ta Ben de Varım” projesiyle Türkiye’nin farklı bölgelerinden kadın kooperatiflerinin ürünlerini mağazalarında müşterileriyle buluşturmaya devam ediyor. Projenin kadınların ekonomik açıdan güçlenmesine katkı sağlayan dönüştürücü etkisi hakkında bilgi almak ve yerinde deneyimlemek amacıyla UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi) Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Belén Sanz Luque tarafından ŞOK Marketler’e bir ziyaret gerçekleştirildi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker ve ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel’in ev sahipliği yaptığı ziyarette kadın kooperatiflerinden temsilciler de yer aldı. ŞOK Marketler’in kadınların ekonomik açıdan olarak güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla başlattığı “ŞOK’ta Ben de Varım” projesi kapsamında önemli bir ziyaret gerçekleştirildi. UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi) Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Belén Sanz Luque; ŞOK Marketler mağazasında Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel ve kadın kooperatiflerinden temsilciler ile bir araya gelerek proje hakkında bilgi aldı. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin (UN Women) stratejik ortaklarından biri olan Yıldız Holding Kadın Platformu çatısı altında yürütülen en önemli projelerden biri olan “ŞOK’ta Ben de Varım” Projesi’nin gelişimi ve sosyal etkisi hakkında detaylı bilgilerin paylaşıldığı ziyarette projenin başarılı sonuçları yerinde deneyimlendi. “ŞOK’ta Ben de Varım” Lise öğrencisi Melisa Demirel’in, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş-Hatay depreminden sonra bu bölgelerde kadınların üretime katılımını teşvik etme hedefiyle yola çıktığı projesi ŞOK Marketler tarafından desteklendi. ŞOK Marketler’in “Ben de Varım” çatısı altında hayata geçirdiği, büyük ilgi gören ve daha sonra kapsamı genişletilen projede; Hatay, Adana ve Ankara başta olmak üzere birçok farklı bölgedeki kadın kooperatiflerinin ürettiği el emeği ürünler, ŞOK Marketler’in seçili mağazalarında müşterilerle buluşuyor. 100 binin üzerinde ürün satın alındı ve 10 milyon TL’den fazla ekonomik değer oluşturuldu ŞOK Marketler 2023 yılı Kasım ayından beri Hatay’daki Hatay Altınözü Kadın Kooperatifi (Hazek), Ankara’daki Beypazarı Kınalı Eller Kadın Kooperatifi ve Adana Çukurova Başak Kooperatifi’nden alım yaparak ürünleri mağazalarında müşterileriyle buluşturuyor. ŞOK Marketler’in ürün içerikleri ve etiket tasarımları gibi konularda da destek sağladığı kadın kooperatiflerinin zeytin, tarhana ve sebze kurusundan coğrafi işaretli ürünlere ve el işi tülbentlere kadar çeşitli ürünleri 250’ye yakın ŞOK mağazasında satışa sunuluyor. ŞOK Marketler, “ŞOK’ta Ben de Varım” projesiyle bugüne kadar kadın kooperatiflerinden 100 binin üzerinde ürün satın aldı ve 10 milyon TL’den fazla ekonomik değer oluşturuldu. "Ekosistemimizin tamamına yayılan projelerle daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, “Global değerlerimiz arasında yer alan kadınlara iş dünyasında fırsat eşitliği sunulması ve kapsayıcılık odağında üç yıl önce Yıldız Holding Kadın Platformu’nu hayata geçirdik. Bu platform çatısı altında kadınların ekonomiye katılımını destekleyen pek çok etki programı yürütüyor ve ekosistemimizin tamamına yayılan projelerle daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz. 2022’den beri BM Kadın Birimi’nin stratejik ortaklarından biriyiz. Ne mutlu bizlere ki platformumuz başarılı çalışmalarıyla iş dünyasında dönüştürücü bir rol model olarak paydaşlarımıza ilham veriyor. Bu kapsamda başlatılan en önemli projelerden biri olan “ŞOK’ta Ben de Varım” ile kısa sürede elde ettiğimiz müthiş sonuçlar hepimizi son derece gururlandırdı. Sürdürülebilirlik anlayışımızın temel unsurlarından biri olan “Paydaşlarla Birlikte Güçlenmek” ilkesine bağlı kalarak tüm paydaşlarımızı da bu yolculukta bizimle yan yana yürümeye, kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesi için yürütülen çalışmalara katkı vermeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu. ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, “ŞOK Marketler olarak tüm faaliyetlerimizin merkezinde parçası olduğumuz toplumu kalkındırmak ve ülkemizin her alanda sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak yer alıyor. Odaklandığımız konuların başında kadınlar için fırsat eşitliğinin sağlanması geliyor. ’ŞOK’ta Ben de Varım’ projemiz kadınların ekonomik gücünü artırarak üretimde daha fazla yer almalarına katkı sağlıyor. Bugüne kadar kadın kooperatiflerinden aldığımız ürünleri 250’ye yakın mağazamızda müşterilerimizle buluşturduk ve bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz. Bugün sonuçları yerinde paylaşabilmek amacıyla bir araya geldiğimiz Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Direktörü Belén Sanz Luque’yi burada ağırlamaktan çok mutluyuz. ŞOK Marketler olarak çatısı altında bulunduğumuz Yıldız Holding’in ekonomik kalkınma, çeşitlilik ve kapsayıcılık konusundaki vizyonuyla sorumlu satın alma uygulamalarını hayata geçirmeye kararlıyız. Kadınların hayatın her alanında güçlü bir sesle “Ben de Varım” diyebilmesini arzu ediyor, kadın istihdamında öne çıkan bir şirket olarak tüm çalışmalarımızı bu vizyonla yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. UN Women Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Belén Sanz Luque ise ŞOK Marketler’in kadın girişimciliğini destekleyen projesini takdirle karşıladıklarını belirterek, “Cinsiyete Duyarlı Satınalma (GRP) uygulamalarının Yıldız Holding’in tedarik zinciri politikalarına entegre edilmesi; tedarikçilere yönelik ekonomik kalkınmanın sağlanması kadar, çeşitliliğin, eşitliğin ve katılımcılığın teşvik edilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin stratejik ortaklarından biri olan Yıldız Holding’in değer zincirinde kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla 3 yıl için verdiği taahhütlere 1 yılda ulaşmasını da büyük memnuniyetle karşılıyoruz. ŞOK Marketler’in tedarik zincirinde fırsat eşitliği sağlamak hedefiyle hayata geçirdiği ŞOK’ta Ben de Varım Projesi’nin başarılı sonuçlarını ve bu alandaki adanmışlığını görmek bizleri çok mutlu etti. Yıldız Holding ile iş birliğimizin BM Kadın Birimi’nin Cinsiyete Duyarlı Tedarik konusundaki örnek girişimlerinden biri olarak tanınmasından gurur duyuyoruz. Bu proje, sadece güçlü bir küresel örnek oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda özel sektörle ortaklıkların önemini de vurguluyor. BM Kadın Birimi, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekonomik güçlenme ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek için özel sektörle yakın çalışmaya kararlıdır” dedi.
İstanbul İş Sanat Kibele Sanat Galerisi yeni sezonunu açtı İş Sanat Kibele Sanat Galerisi yeni sezonunu ‘Bir Koleksiyoner Hikâyesi: Taviloğlu Koleksiyonu’ sergisiyle açtı. Ana sponsorluğunu İş Sanat’ın üstlendiği ‘Bir Koleksiyoner Hikâyesi: Taviloğlu Koleksiyonu’ sergisinden geniş bir seçki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. Sanatseverler 15 Aralık tarihine dek Kibele Sanat Galerisi’nde Taviloğlu Koleksiyonu’ndan 70 sanatçının 100’e yakın eserini görebilecek. Mustafa Taviloğlu’nun 1972 yılından başlattığı ve 50 yılı aşkın süredir özveriyle büyüttüğü sanat koleksiyonu 15 Aralık 2024 tarihine dek İstanbul’daki 7 farklı mekânda sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. İş Sanat ana sponsorluğunda düzenlenen ve toplamda 903 sanatçının 2412 eserini barındıran ‘Bir Koleksiyoner Hikâyesi: Taviloğlu Koleksiyonu’ sergisinin küratörlüğünü Derya Yücel ve Marcus Graf üstleniyor. Sanatçılar, dönemler, üsluplar ve teknikler açısından büyük bir çeşitlilik gösteren koleksiyondan 70 sanatçının yaklaşık 100 eseri Kibele Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşmaya başladı. Mekânlara göre tematik bir kurguda sunulan serginin “Tanıdığımız İnsanlar” teması altında Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edilen insan ve yaşamına dair bu figüratif eserler, 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanıyor. Kibele Sanat Galerisi’nde yeni sezona, İş Sanat’ın ana sponsorluğundaki bu önemli sergi ile merhaba demekten duydukları memnuniyeti dile getiren İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten, “Ülkemizde sanat eseri koleksiyonculuğu denince akla gelen ilk isimlerden biri, Sayın Mustafa Taviloğlu. Yıllardır plastik sanatların usta isimlerinin retrospektif sergilerine ev sahipliği yapan Kibele Sanat Galerimizde kendisinin koleksiyonundan ödünç alınan birçok esere yer verdik. Bugünse galerimiz onun yarım asırlık sanat yolculuğuna eşlik ediyor. Bu önemli koleksiyonundaki eserlerin sanatseverlerle buluşmasını desteklemekten ve sergi mekanlarından biri olarak koleksiyona ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu. Serginin küratörleri Derya Yücel ve Marcus Graf, Kibele Sanat Galerisi’ndeki seçki için şöyle konuştu: “Kibele Sanat Galerisi bu serginin bir parçası olarak 70 çağdaş sanatçının 95’ten fazla eserine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası bir nitelik taşıyan bu sergide günümüz dünyasının baş döndürücü hikayelerini anlatan figüratif eserler izleyiciyle buluşuyor. Ek olarak neondan tuval resmine birçok tipografik eser Kibele Sanat Galerisi’nde sergileniyor. Sergide organik soyutlamalardan geometrik soyuta uzanan geniş bir yelpazede soyut eser yer alıyor. Kibele Sanat Galerisi’nde çağdaş heykelciliğin çoğulcu karakterini ve yaşantımızın dinamik akışını yansıtan heykeller ve nesneler izleniyor.” İş Sanat ana sponsorluğunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İBB Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür), İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı (İBB Miras) ev sahipliğinde, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Altınmarka ve Eyüp Belediyesi’nin katkıları ve Contemporary Istanbul Vakfı iş birliği ile düzenlenen ’Bir Koleksiyoner Hikâyesi’ sergisi 15 Aralık Pazar gününe dek İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Artİstanbul Feshane, İstanbul Sanat, Müze Gazhane, Likör Fabrikası ve Galeri Eyüpsultan’da ücretsiz olarak gezilebilir. Kibele Sanat Galerisi’nin, her gün 09.00-19.00 arasında ziyarete açık olduğu belirtildi.
Gaziantep Depremde hasar alan Kurtuluş Camii’nin son kilit taşı bugün yerine yerleştirildi Gaziantep’te 6 Şubat depreminde ağır hasar gören Kurtuluş Camii’nin restorasyon çalışmaları tamamlanma aşamasına geldi. Caminin son kilit taşı bugün yerine yerleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, caminin son kilit taşı bugün yerine yerleştirildi. Kurtuluş Camii, 6 Şubat’taki büyük depremde ciddi şekilde zarar görmüş, bunun üzerine başlatılan onarım çalışmaları hızlı bir şekilde devam ettirilmişti. Restorasyonun son aşaması olan kilit taşının yerleştirilmesiyle birlikte cami, ibadete ve ziyarete yeniden açılmaya hazırlanıyor. Kurtuluş Camii’nin, 2025 yılının ilk aylarında yeniden ibadete açılacağı öğrenildi. Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bağlı Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Şube Müdürü Yahya Dilsizoğlu, “6 Şubat 2023 sahili depremlerde ağır hasar alan Kurtuluş Camisi’nin bugün kubbedeki son taşını yerleştireceğiz. Depremde iki minaresi ve kubbesi yıkılan caminin restorasyonunda fiziki olarak yüzde 70 seviyesine geldik. İnşallah bu hızla devam edersek 2025 yılı içerisinde restorasyonu tamamlayacağız. İnşaat sürecine ilgili proje aşamalarımız burada bitti” dedi. Restorasyonla ilgili bilgi veren Dilsizoğlu, “Duvarlarda jeoradar taramalarımız yapıldı. Enjeksiyon imaratları büyük ölçüde tamamlandı. Artık inşaatın, kaba inşaat dediğimiz kısımlar bitmeye geldi. 2025 yılı içinde de inşallah inşaatın ahşap doğramalar, ince kısımlar, ince işlediğimiz kısımlar bittiğinde ibaret açacağız. Tam net tarih veremiyorum. 2025 yılı içerisinde herhangi bir aksi bir durum olmazsa tamamlanmış olur. Şu anki ekip en az 50 kişilik bir ekip her gün çalışıyor burada. Depremden bu yana çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı. Dilsizoğlu, “Burada caminin içerisinde başta enjeksiyon uygulaması yapıldı. Duvarların güçlendirilmesi sağlandı. Çelik gergi sistemler falan zaten görürsünüz burada. Gergi sistemleriyle güçlendirmeler yapılmış oldu. Kubbede şimdi taş imalatı bitti. Taş imalatı bittikten sonra bazaltma eşlerle kubbenin etrafı sarılacak. Onun üzerine tekrar eski imalata uygun, orijinaline uygun tekrar kurşun yapılacak. Biz şu anki yapmış olduğumuz çalışmaları deprem yönetimine göre D2 seviyesinde gerçekleştirmiş olduk. Dediğim gibi yani caminin bu zaman kadar yapmış olduğumuz güçlendirmelerde böyle büyük bir afeti bir daha yaşamayız ama afette en az hasarla atlatacak şekilde bu tasarımı yapmış olduk” diye konuştu.
Antalya Gıda sektörünün ’Oscar’ları belli oldu Güvenilir Ürün Platformu tarafından, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Güvenilir Ürün Zirvesi birçok yarışmaya ev sahipliği yaptı. 34 farklı kategoride 600 üzerinde başvurunun değerlendirildiği yarışmada 55 isim ödül almaya hak kazandı. Gıda sektörüne, tüketici sağlığına ve ürün güvenilirliğine katkı sağlayanların ödüllendirilerek farkındalığın arttırılması amacı ile "Türkiye’nin Kahramanları" temasıyla gerçekleşen zirvede, uzman konuşmacıların yer aldığı paneller, israfı önlemeye yönelik reçete denemeleriyle dolu workshoplar ve 12 ülkenin kamu ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı ülke masası toplantıları düzenlendi. Ürün güvenliği alanında başarılı çalışmalarıyla tüketici sağlığına katkıda bulunan, inovatif yaklaşımıyla sürdürülebilirliğe destek veren ve kıt kaynakların sorumlu kullanımını önemseyen ürün, firma ve kuruluşlar ödüllendirildi. Süt ve süt ürünleri, hazır yemek, bitkisel yağ, atıştırmalık, çocuk/bebek ürünü, çay, kahve, balık ve deniz ürünleri, bal ve arıcılık ürünü, takviye edici gıda, dondurulmuş gıda, diyet ürünü gibi birçok farklı kategoride yarışan kurumlara, ödüller, alanında uzman 120 jüri üyesi tarafından kapalı oylama yöntemiyle belirlenerek verildi. Gıda sektörünün Oscar’ı olarak değerlendirilen “Feed the Future” ödül töreninde, yerli arı ürünleri üreticisi 4 ödül aldı. Ödül töreninde, BEE’O ve Bee&You doğal cilt bakım ürünü, takviye edici gıda ve arıcılık ürünü kategorilerinde inovatif ve doğal içerikli ürünleri ile ödüle layık görülürken, kariyer toplantıları etkinliğinde de firmanın Ceo’su Aslı Elif Tanuğur Samancı’ya teşekkür ödülü verildi. "Ürünlerimiz her geçen gün ödüller ile taçlanmaya devam edecek" Ödüle ilişkin duygularını dile getiren Samancı, şunları söyledi: “Tüketici sağlığına katkıda bulunmayı amaçlayan, yüzde 100 doğal içerikli ve yenilikçi yöntemler ile geliştirdiğimiz ürünlerimiz, bu sene 3.’sü düzenlenen yarışmada bir kez daha ödüle layık görüldü. Alanında uzman ekibimiz ile geliştirdiğimiz, kara mürverli propolisli çocuk boğaz spreyi, ham ballı propolisli şurup ve arı zehirli selülit jeli ile katıldığımız yarışmada her ürün ayrı ayrı kategoride ödül aldı. Bizler, Anadolu’nun eşsiz doğasından gelen propolisi, inovatif teknolojimizle buluşturuyoruz. Saf Anadolu propolisi ile geliştirdiğimiz her ürün, hem doğanın gücünü hem de bilimsel yenilikleri bir araya getiriyor. İnanıyoruz ki büyük bir özveri ile geliştirdiğimiz ürünlerimiz her geçen gün ödüller ile taçlanmaya devam edecek.”
Ankara Ayhan Bora Kaplan davasında savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı Ankara’da suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen Ayhan Bora Kaplan ile örgüt üyesi 17’si tutuklu 61 sanığın yargılandığı davada savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Sanıklardan Ayhan Bora Kaplan ve Fethi Koyuncu hakkında 1’er kez müebbet hapis cezası ile 150 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen Ayhan Bora Kaplan davasında, cumhuriyet savcısı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Savcı, Ayhan Bora Kaplan’ın suç örgütünün kurucusu ve yöneticisi, sanık Fethi Koyuncu’nun ise suç örgütünün yöneticisi olduğunu ifade ederek, bu sanıkları örgütünün işlediği öne sürülen tüm suçlardan mesul tuttu. Sanıklar Kaplan ve Koyuncu hakkında "kasten öldürme" suçundan 1’er kez müebbet hapis cezası talep eden savcı, bu sanıklara ayrıca "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek", 7 kişiye yönelik "kasten yaralama", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", 2 kişiye yönelik "nitelikli yağma", "eziyet", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "suç üstlenme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından da 150 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası verilmesini talep etti. Savcı, iddianamede "suç örgütü yöneticisi" olarak yer alan sanıklar Mutlu Ayaş, Yusuf İzzet Savaş ve Kanber Keskin’in mevcut deliller ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemlerinin "silahlı suç örgütüne üye olma" suçunu oluşturduğunun anlaşıldığını belirtti. Sanıklardan bazılarının "kasten yaralama", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "nitelikli yağma" ve "eziyet" suçlarından da hapsi istendi. Savcı, 4 sanığın "silahlı örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım" suçundan 6 yıla kadar hapsini, 16 sanığın ise beraatını talep etti. Sanık Serdar Sertçelik’in de arasında olduğu firari 6 sanığın yakalama emirlerinin infazının beklenmesini talep eden savcı, maktul Semih Arslan’ın ölümüne ilişkin dosyanın da başka bir esas numarasına kaydedilerek ayrılmasını istedi. Mütalaa sonrası ara kararını açıklayan mahkeme başkanı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 11 Kasım’a erteledi.