ASAYİŞ - 25 Mart 2025 Salı 10:01

Kastamonu’da aynı köyde ikinci yangın: Üç katlı ahşap ev yandı

A
A
A
Kastamonu’da aynı köyde ikinci yangın: Üç katlı ahşap ev yandı

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde 2 gün önce iki evin yandığı köyde, bir yangın daha meydana geldi. İtfaiye ekiplerince söndürülen yangında, üç katlı ahşap evde maddi hasar meydana geldi.



Edinilen bilgiye göre, Taşköprü ilçesine bağlı Samanlıören köyünde üç katlı ahşap evde bilinmeyen sebeple yangın çıktı. Yangını fark eden vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak ihbarda bulundu. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Taşköprü Belediyesi itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek diğer evrelere sıçramadan kontrol altına aldı. İtfaiye ekiplerinin çalışmalarıyla söndürülen yangında üç katlı ahşap ev, büyük oranda zarar gördü.


Aynı köyde üç günde ikinci yangın


İki gün önce Samanlıören köyü Baltacı Mahallesi’nde Osman Demir’e ait 2 katlı evde çıkan yangın, İhsan Çetin’e ait eve de sıçraması üzerine iki ev, üç depo ve bir hafif ticari araç kullanılamaz hale gelmişti.


(Vİ-MK

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dağların Hayaleti’ni görüntülemek için Himalaya Dağları’nda 16 günlük zorlu serüven Yıllardır yaban hayatını inceleyen Doğanay Vural, Himalaya Dağları’nda 16 günlük serüven ile Kar Leoparı’nı görüntülemeyi başardı. Veteriner hekim ve yaban hayatı belgesel yapımcısı Doğanay Vural, doğaya ve nesli tükenmekte olan hayvanlara olan ilgisini, sosyal medyada ve televizyon programlarında içerikler üreterek izleyicilerle buluşturuyor. Babasının "Öldürme, ölümsüzleştir" sözünü kendine motto edinen Vural, yaban hayatı fotoğraflarıyla başladığı serüveninde Himalaya Dağları’nda 16 günlük bir macera ile Kar Leoparı’nı görüntüledi. "Himalaya Dağları’nın eteklerinde Kar Leoparı’nı aradık" Kar Leoparı’nın, görülmesi en zor hayvanlardan birisi olduğunu söyleyen Vural, "Onu görüntülemek için Himalaya dağlarında bir yolculuk yaptım. Yolculuk 16 gün sürdü. Himalaya Dağları’nın eteklerinde Kar Leoparı’nı aradık. Dürbünler, kameralar, çeşitli ekipmanlarla keşfimizi yaptık. 10’uncu günde ancak bulabildik. Eksi 35 derecelik bir soğuk havayla karşı karşıyaydık. Ona göre ekipmanlarımızı aldık ama yine de sabah uyandığımızda odamızın penceresinin içerisi, sularımız donuyordu, su ihtiyacımızı karşılayamıyorduk. En büyük problemlerden bir tanesi yeme içmeydi ve yemeklerimiz donuyordu. Donmasa bile orada yemek bulmak çok zor ve vücudumuz oradaki yemeklere karşı alışık değil" dedi. "Yerli ekip, kayalıklardan düşerek vefat etti" Yüksek irtifanın getirdiği zorlukları belirten Vural, "5 bin 500 metreden bahsediyorum. Çıktıkça hem duygusallaşıyorsunuz hem oksijen seviyesi azaldığı için baş ağrısı, sırt ağrısı çarpıntı gibi problemlerle de karşılaşıyorsunuz. Ben her zaman söylüyorum, başarmak inanmanın yarısıdır. Biz inandık ve günün sonunda başardık. En tehlikeli yollar olarak nitelendiriliyordu bu yollar. 90 derecelik eğimler ve yol boyunca yaklaşık 10 farklı aracın kazasıyla karşılaştık. Şoförümüz tapınak gibi bir yerde durdu. Dua etmeye başladı. Sebebi de o yola gidip geri dönenlerin sayısı o yola gidip geri dönemeyenlerden daha az. Çok şükür biz döndük. Kar Leoparı’nı arayan yerli ekiplerden 1 tanesi, 90 derecelik eğim dediğim kayalardan kayıp düşüyor ve vefat ediyor. Bu haberi almak bizi olumsuz etkiledi" diye konuştu. "O hayvanı görünce insanın eli ayağına dolanıyor" Günlerce süren yolculukta, Kar Leoparını göremeyeceği düşüncesine kapılan Vural, "Bu tedirginliğin ve bekleyişin ardından o hayvanı görünce insanın eli ayağına dolanıyor. İlk başta tepki veremiyor. Ben dürbünle görür gibi oldum. O kadar kamufle yeteneğine sahip ki bu hayvan. Dürbünle baktım, ‘Kar Leoparı mı abi? Gördüm galiba’ dedim. Beni çeken kamerayı hemen aldım çevirdim oraya. Kaya gibi öyle bir bütünleşmiş ki görülmüyor gerçekten. Sonra hesaplarımdan bunları paylaştım, görebilen var mı diye kimse göremedi tabii ki. Paylaşacağımız videoda o hayvanı çok güzel bir şekilde nerede olduğunu gösterdik" ifadelerini kullandı. "Geçilen yollar, genle yeni nesillere aktarılıyor" Kar Leoparlarında GPS hafızası olduğuna ve gelecek nesillere geçtikleri yolları aktarabildiklerine değinen Vural, "10 yıl, 20 yıl sonra genlerini aktardığı yeni nesiller tarafından tercih edilebiliyor. Dolayısıyla bugün çektiğim Kar Leoparı yarın gittiğimde yine orada olabilir. 10 gün sonra yine orada olabilir. Çünkü sürekli o yolları kullanıyorlar. O patikaları kullanıyorlar. Biz de o patikayı keşfettik. Onu keşfettikten sonra hep oraya odaklandık" şeklinde konuştu. "Doğadaki bu hayvanları tanımak gerekiyor" Gelecek nesile mesajı olan Vural, "Doğada bu hayvanlar var. Bunları tanımak gerekiyor. Evet, dünyadaki bu zorlu ekstrem yerlere gitmek belki şu aşamada zor olabilir ama ben küçük bir çocukken yaşadığım yerde Vaşak’ın olduğunu ona da Ormanın Hayaleti dediklerini öğrenmiştim. Bu beni çok etkilemişti ve Vaşak’ı görüntülemekle başladı aslında bu hikaye. Bu öten kuş hangi kuşa ait? gibi küçük çalışmalarla doğaya olan merakınızı arttırabilir, daha sonra da gelecek nesillere bunları tanıtabilirsiniz. Çalışmalar yaparak doğaya faydalı olmalarını tavsiye ediyorum" dedi. "Yaban hayattan gelir elde edilecekse yaşatarak yapılmalı, öldürerek değil" Yurt dışında ’ekoturizm’ olarak adlandırılan çalışmadan bahseden Vural, "Örneğin, bir koyun kar leoparı tarafından avlandığında çoban zarar görmesin diye devlet koyunun bedelini ödüyor. Böylece hem leopar korunuyor hem de doğadaki denge bozulmuyor. Ülkemizde ise avcılığı tasvip etmiyorum. Eğer yaban hayattan gelir elde edilecekse, bu hayvanları yaşatarak yapılmalı, öldürerek değil. Üniversitelerde yaban hayatı üzerine konuşmalar yapıyorum ve veteriner hekim adaylarının bu alana ilgisi olduğunu görüyorum. Ancak Türkiye’de yaban hayatı alanında istihdam konusunda bir belirsizlik var. Bu açığı kapatmak için yurt dışındaki örnek projeleri ülkemize uyarlamayı hedefliyorum. Örneğin, bir yaban hayatı rehabilitasyon merkezi kurarak yaralı ve zarar gören hayvanları tedavi edip doğaya kazandırmak mümkün. Aynı zamanda veteriner hekimler için de yeni iş alanları oluşturabiliriz. Bu konuda adımlar atmaya başladık" ifadelerini kullandı.
Kayseri Rektör Prof. Dr. Karamustafa: "Bayramlar huzurdur, sevinçtir, birlikteliktir" Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, 30 Mart Pazar gününden itibaren idrak etmeye başlanacak ’Ramazan Bayramı’ vesilesiyle mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa mesajında; sevinç ve mutlulukların birlikte yaşandığı, dayanışma ve kardeşlik duygularının arttığı dini bayramların, insanları kaynaştırmada önemli araçlardan biri olduğunu ifade etti. 11 ayın sultanı Ramazan ayını kardeşlik ikliminde, dayanışma ve yardımlaşmayla geride bırakmaya hazırlandığımızı belirten Rektör Karamustafa, mesajında şunlara değindi; "Rahmet, merhamet ve bereket ayı Ramazan’ı geride bırakmanın her ne kadar burukluğunu yaşasak da, Ramazan Bayramına ulaşacak olmanın mutluluğu hepimizin içine yansımaktadır. Bayramlar huzurdur, sevinçtir, birlikteliktir, kardeşliktir. İyilikler için en güzel vesiledir. Bayramı bayram gibi yaşamalı, manevi feyzinden, yaşattığı mutluluk ve huzur ortamından en iyi şekilde faydalanmalıyız. Bir ve beraber olarak birbirimizle daha çok dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle başta öğrencilerimiz ve üniversitemiz mensupları olmak üzere, ülkemizin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramını kutlar; millet olarak bizleri bir ve beraber kılan Ramazan Bayramının hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Mevla’dan niyaz ederim."