EKONOMİ - 29 Ocak 2025 Çarşamba 12:10

Türk cam sektörü Çin tehdidine karşı korumacılığın artmasını bekliyor

A
A
A
Türk cam sektörü Çin tehdidine karşı korumacılığın artmasını bekliyor

Türk cam sektörü, yerli üretimin haksız rekabet oluşturan ithalata karşı korunması için önlemlerin artırılmasını ve bu önlemlerin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamındaki ithalatı da kapsamasını talep ediyor.



Türk cam sektörünün temsilcileri, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin (ÇCSİB) ev sahipliğinde bir araya geldi. ÇCSİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tansu Kumru ve Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya başta olmak üzere kamu, sektör ve firma temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda sektörün mevcut durumu, riskler, fırsatlar, çözüm önerileri ve gelecek hedefleri konuşuldu.



“ABD’nin Çin’e uyguladığı korumacılık ülkemiz için hem risk hem de fırsat”


1935 yılında kurulan Türk cam sektörünün 90’ıncı yılında 170’ten fazla ülkeye ihracat yaptığını ve yüzde 79 yerli katma değer oranıyla Türkiye’nin cari açığını azaltan öncü sektörlerden biri olduğunu belirten Tansu Kumru, “Tahminlerin de ötesinde zorlu bir yıl olan 2024’te operasyonel verimliliğe ve katma değerli ürünlere odaklanarak hem ülkemizde hem de globalde kesintisiz ürün ve hizmet sağladık. Bu yıl ve önümüzdeki dönem ise büyük fırsatlar kadar büyük riskleri de barındırıyor. Orta Doğu’da değişen dengeler ve bu coğrafyadaki yeniden yapılanma süreci, başta inşaat sektörüne girdi veren mimari camlar olmak üzere camın tüm faaliyet alanları için büyük fırsatlar sunuyor. Diğer taraftan ABD’nin başta Çin olmak üzere Asya ülkelerine karşı korumacılığı artırması da ülkemizin ABD pazarında büyümesini sağlayacak. Ancak ABD’nin bu korumacılığı büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Çünkü ABD pazarına yönelemeyecek olan Çin, Malezya, Vietnam gibi ülkeler, kapasitelerini ülkemize ve bizim ana ihracat pazarımız olan Avrupa’ya yönlendirecek. Eğer gerekli korumacılık önlemlerini alamazsak yaptıkları düşük maliyetli üretim nedeniyle rekabet etmekte zorlandığımız bu ülkeler yalnızca bizim ihracat pazarlarımıza değil, iç pazarımıza da daha fazla giriş yapabilir” dedi.



“Korumacılık önlemleri DİR’i de kapsayacak şekilde artırılmalı”


Bu risk karşısında Ticaret Bakanlığı ile iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Kumru, “Uygulamada olan korumacılığın artırılması, anti-damping gibi uzun vadeli önlemlerin yanı sıra hızlı sonuç veren ilave vergiler ve gözetim bedellerinin yükseltilmesi, ihtiyaç halinde de yeni tedbirlerin devreye alınması özellikle cam ev eşyası, cam elyaf, düzcam ve işlenmiş cam iş alanları için büyük önem taşıyor. Öte yandan haksız rekabet oluşturan ithalata karşı uygulanan korumacılık önlemlerinin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında yapılan ithalat için de uygulanmasını talep ediyoruz. Çünkü mevcut DİR uygulaması özellikle beyaz eşya camı ve cam elyafı alanlarında faaliyet gösteren üreticilerimizi zor durumda bırakıyor” diye konuştu.



Kumru şöyle devam etti; “ÇCSİB olarak cam sektörünün başta Avrupa, ABD ve Orta Doğu’da olmak üzere dünya genelindeki ihracat hedeflerini gerçekleştirebilmesi için yerli üretimin haksız rekabet oluşturan ithalata karşı korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda ÇCSİB çatısı altında TurkishGlass markasıyla bir yandan ihracatımızı artırmak diğer yandan da sektörümüzü bu risklere karşı korumak için faaliyetlerimize devam edeceğiz.”



“Artan kapasitemiz ülkemize de dış pazarlara da yeter”


Cam sektörünün yenilikçi ürünlere yönelik yatırımlar ile üretim ve işleme kapasitesini her geçen gün artırdığına dikkat çeken Kumru, “Bu dönem enerji tasarrufu sağlayan kaplamalı cam yatırımları ile neredeyse sıfır enerjili binalar inşa etmek için oluşturulan standart ve yönetmeliklerin uygulamaya geçmesini sağlayacağız. Bununla birlikte güneş panellerinde maksimum verimlilik sağlayan enerji camlarının üretimi için yapılan yatırımlarla bu segmentteki üretim kapasitemizi dört katına çıkaracağız. Cam ev eşyasında da Türkiye hem güçlü markaları hem de üretim ve tasarım gücüyle dünyanın en önemli oyuncusu konumundadır. Kapasitemiz, ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmemizi ve mevcut pazarlarda derinleşmemizi sağladığı gibi ülkemizin cam ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılamaya da yetiyor. Dolayısıyla Çin ve diğer ülkelerden ithal cam almamızı gerektirecek bir kapasite eksikliği kesinlikle söz konusu değil” dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İletişim Başkanı Altun: "Dezenformasyon bir güvenlik sorunudur" İstanbul’da ‘Türkiye Afrika Medya Forumu’ düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Libya İletişim ve Siyasal İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Walid Ammar ELLAFI, Afrika Yayın Birliği (AUB) CEO’su Gregoire NDJKA ve bir çok yerli ve yabancı konuk katıldı. Düzenlenen forumda Türkiye ve Afrika arasındaki iletişim ve medya alanında varlık bulan medya, iletişim konularında atılacak adımlar ve stratejiler ele alındı. Forumda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Bu forumun halihazırdaki güçlü iş birliklerimizi daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Esas itibarıyla bugün, Afrikalı dostlarımız, Afrika’ya gönül vermiş çok kıymetli panelistlerimiz ve uzmanlarımızla Türkiye-Afrika medya ilişkilerini derinlemesine ele alacak, ortak bir vizyon çerçevesinde atacağımız yeni ve güçlü adımları belirleyeceğiz. Bu adımları atarken sadece stratejik İşbirliği perspektifiyle değil, tarihi ve kültürel bağları esas alan, kardeşlik hukukumuzu gözeten bir anlayışla yol alacağız." dedi. Türkiye’nin insani yardımlar ve kalkınma projeleri ile kıtanın istikrarını güçlendirdiğini belirten Altun, "Türkiye, insani yardımlar ve kalkınma projeleriyle de kıtanın istikrarını güçlendiriyor. Sağlık Bakanlığı, Türk Hava Yolları, TİKA, Türk Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı, Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü başta olmak üzere birçok kurum ve kuruluşumuz ile sivil toplum örgütlerimiz, tüm birikim ve imkanlarıyla Afrikalı dostlarımızla iş birlikleri tesis ediyor. Türk Hava Yolları, bugün Afrika’da 41 ülke ve 62 noktaya uçuş gerçekleştirerek kıta ile ülkemiz arasında ilişkileri güçlendiriyor ve kültürel etkileşimi artırıyor. Eğitim felsefesinin temelinde insan sevgisi, dayanışma ve paylaşma olan, Anadolu irfanının bir tezahürü olarak kurulan Maarif Vakfımız, Afrika’ya yönelik ana politikasıyla öğrenci yetiştirme, müfredat geliştirme ve öğretmen eğitimleriyle bölgede hem eğitim-öğretim seferberliği yürütüyor, hem de FETÖ ile kararlı bir şekilde mücadele ediyor. Afrikalı dostlarımıza bu mücadelemizde bizlere yol arkadaşlığı yaptığı için minnettarız." şeklinde konuştu. "Afrika’nın sorunlarına, Afrikalı çözümler üretiyoruz" Afrika’nın sorunlarına, Afrikalı çözümler" üretiyoruz diyen Altun, "Bizler Türkiye olarak Afrika’nın zengin potansiyelini ortaya çıkarmak için "Afrika’nın sorunlarına, Afrikalı çözümler" üretiyoruz. Medya ve iletişim alanına da bu anlayışla yaklaşıyoruz. Küresel medya eko-sisteminin hakikat ve adalet temelinde işlemesi, Afrika’nın küresel medyada, kendi sesiyle ve en doğru şekilde temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Bugün ne yazık ki Batılı müesses medya düzeni içindeki Afrika temsilleri çoğunlukla, tek taraflı, önyargılı, stereo-tiplerle bezenmiş, manipülatif ve dezenformatif bir çerçeve içinde kendisini göstermektedir. Karşımızda çarpık bir anlatı rejimi vardır. Bu rejimin bertaraf edilmesi için şeksiz, şüphesiz güçlü, bağımsız ve tarafsız bir medya eko-sistemi inşa etmek zorundayız. Ancak bu suretle Afrika, kendi hikayesini kendi sesiyle anlatabilir. Ve bizler Türkiye olarak Afrika ile her türlü tecrübe ve deneyim paylaşımına hazırız. Bu çerçevede ortak içerik üretimi ve teknik iş birlikleri ile bu hikayenin anlatımına katkı sunmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı. "Dezenformasyon her şeyden önce bir güvenlik sorunudur" Dezenformasyonun bir güvenlik sorunu olduğunun altını çizen Fahrettin Altun, " Dezenformasyon bugün sadece Türkiye’nin yahut Afrika ülkelerinin değil tüm insanlığın ortak sorunudur. Dezenformasyon her şeyden önce bir güvenlik sorunudur. Savaş, iklim değişikliği ve ekonomik çöküş gibi sorunlar nasıl insanlık adına hızla çözmemiz gereken sorunlarsa dezenformasyon da öyle bir sorundur. Bu tehdide karşı küresel alanda yapılacak her mücadele; özgürlük, istikrar, adalet ve demokrasinin var olduğu bir toplumsal düzeni kurmamıza katkı sağlayacaktır. Bahse konu toplumsal düzenin tesis edilmesi; ayrımcılığın, nefret söyleminin, toplumsal kutuplaşmanın, ideolojik düşmanlıkların ve kamu düzenine zarar verecek sistematik dezenformasyonların önüne geçilmesiyle mümkündür. En iyi sizler biliyorsunuz ki dezenformasyon kampanyaları, Afrika toplumlarının da istikrarını, barışını ve refahını zedeleyen başlıca meydan okumalardan biridir" sözlerini kullandı.
İstanbul Ramazan ayını sağlıklı ve zinde geçirmek için 5 öneri Ramazan ayında dengeli ve besleyici yiyecek, içeceklerin seçilmesinin, sağlıklı ve zinde kalabilmek için çok önemli olduğunu belirten Diyetisyen Yıldız Melek Aksoylu, beslenme önerilerinde bulundu. Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "Diyabet, kalp hastalığı veya böbrek sorunları gibi kronik bir hastalığı olanlar ve oruç tutmak isteyenler önce bir sağlık uzmanına danışmalıdır. Oruç tutma, kronik rahatsızlığı olan ve düzenli ilaç kullanan kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bazı ilaçlar sağlık sorununa yol açmaması için belirli zamanlarda alınmalıdır. Oruç tutarken sağlığınızı korumanız için dikkat edilmesi gereken 5 husus bulunuyor" şeklinde konuştu. Ramazan ayından önce beslenme planı yapılmalı Ramazan ayına hazırlanırken beslenme planına uygun olarak yapılacak alışverişin önemli olduğunu belirten Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "Besin alımını yeterli seviyede tutmak için beslenme planında besin değeri yüksek yiyecek ve içecekler bulundurulmalıdır. Ramazan ayının başında birçok kişinin yaşadığı baş ağrılarının önlenmesi veya azaltılması için dengeli beslenilmeli ve yeterince sıvı tüketilmelidir. Özellikle iftarda sindirim problemleri yaşamamak için hızlı yemek yememeye özen göstermelidir" dedi. Sıvı kaybına dikkat edilmeli Kadınların kilogram başına 30 ml, erkeklerin kilogram başına 35 ml su tüketmesi gerektiğini belirten Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "Şekerli ve kafeinli içeceklerin tüketiminden uzak durulmalıdır. Sıvı tüketiminin azaldığı bu dönemde bunların fazla tüketilmesi sinirlilik ve mutsuzluk haline sebep olabilir. Sıvı olarak şekersiz yapılmış meyve kompostoları, ayran, soda gibi içeceklere yer verilebilir. Siyah çay ve kahve yerine bitki çayları tüketmek fayda sağlar" diye konuştu. Sahurda protein değeri yüksek besinler tüketilmeli Sahurda protein ve yağ açısından zengin besinlere yer verilmesi gerektiğini söyleyen Dyt. Yıldız Melek Aksoylu Tatlı, "Reçel, bal gibi şekerli gıdalar çabuk acıkılmasına, tuzlu besinler ise ödeme neden olacağı için bu besinlerden uzak durulmalıdır. Örneğin; tuzlu peynirler yerine lor peynir, zeytin yerine ceviz ve avokado tüketmek daha faydalı olacaktır. Sindirimi destekleyebilecek tam tahıllı ürünleri, çeşitli sebze ve meyveler gibi yiyecekler seçilmeli. Yemekler hazırlanırken kızartma yöntemi tercih edilmemeli. Kek, cips ve çikolata gibi işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı çünkü bunlar genellikle temel besinlerden yoksun, şeker, tuz ve yağ bakımından yüksektir. İşlenmiş gıdalar ayrıca tokluk hissini korumak için çok önemli olan lif ve protein bakımından düşük besinlerdir" dedi. İftarda aşırı yemekten kaçının İftar öğününde tatlılar, tuzlu atıştırmalıklar ve yağlı yemekler kişiye cazip gelebilmektedir. Ancak aşırı yemenin sindirim sistemini zorlayacağı, rahatsızlığa neden olacağı ve hazımsızlıktan dolayı uyku problemleri yaşanmasına neden olacağı yönünde açıklamalarda bulunan Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "İftar öğününe çorba gibi hafif bir yiyecekle başlanmalı. Sonraki besinlere biraz vakit geçtikten sonra vücudu yormayacak şekilde geçiş yapılmalı ve porsiyon miktarları kontrol edilmeli. Ana yemeğe geçmeden önce biraz ara verilmeli ve mide dinlendirildikten sonra devam edilmelidir. İftar sonrası tatlı yerine meyve tüketmek sağlıklı olacaktır fakat geleneksel güllaç tatlısına zaman zaman yer vermek kişileri mutlu edebilir" dedi. Yoğun spor yerine hafif egzersizler yapılmalı Son olarak zindeliği ve kas kütlesini korumak, uyku problemi yaşamamak için iftar öğünü sonrasında hafif egzersizler yapmak yararlı olacaktır. Ancak oruç tutarken ağır egzersizlerden, yoğun sporlardan kaçınılmalı çünkü bunlar susuzluğu artırabilir, bayılma ve düşme risklerine neden olabilir" şeklinde konuştu.
Van Başkan Aslan’dan Ramazan ayı mesajı Van Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Ramazan ayı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Mesajında, Ramazan ayına ulaşmanın derin hazzını yaşadıklarını ifade eden Başkan Aslan, İradeleri rahmet ve merhametle eğiten ve özgürleştiren oruç ibadetinin yerine getirildiği evrensel mesajını anlamak, hayat kitabımız Kur’an’ı Kerim’in daha çok okunduğu, insani ve ahlaki erdemlerin daha güçlü bir şekilde hayata yansıdığı, sosyal yardımlaşmanın ve paylaşmanın arttığı, birlik ve beraberlik ruhunun canlandığı müstesna bir zaman dilimi olan Ramazan ayının hazzını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı Ramazan ayı, eskimez öğüt ve çağrısıyla her dönem insanlığı aydınlatan, rehberliği ile insanlığı mutluluğa ve huzura götüren, taşıdığı değer ve anlamlar, getirdiği ahlak ve erdem ilkeleri ile daima taze ve yeni kalan Kur’an’ın indirildiği bir aydır. Ramazan, İslam’ın rahmetle yoğrulmuş adaletini, bilgi ve hikmetle bütünleşmiş ahlakını bütün insanlığa gösteren Allah Resul’ünün ‘inanarak ve karşılığını yalnız Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahları bağışlanır’ müjdesinin gerçekleşeceği rahmet ve bağışlanma ayıdır. Ramazan, dünyanın sayısız nimetleri içinde Allah’ın lütfuna mazhar olan insanın belli bir süre zarfında bunlardan kendini uzak tutarak nefsini terbiye ederek, bir bakıma nimetin kadrini daha yakından bildiği, nimete ulaşamayan insanların halini anladığı ve paylaşmayı öğrendiği oruç ayıdır. Baştan sona bir feyz, rahmet ve bereket mevsimi olan bugünlerde iradeleri güçlendiren oruç; cömertliği, ikramı ve paylaşmayı öğreten iftar, ibadetin neşe ve coşkusunu bütün topluma yayan teravih, hayır ve bereketin ne olduğunu gösteren sahur, bütün bu yüksek değerlerin manevi dünyamızı kuşattığı Kadir Gecesi, akıl ve gönülleri manevi bir atmosferde zirveye taşıyan ve dini duygunun kolektif olarak paylaşılmasını sağlayan hatim ve mukabeleler, toplumun sosyal yaralarını saran zekat ve fitreler, toplumun birlik ve beraberliğini pekiştiren bayram ile Ramazan ayı, ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşanmasına ve Müslümanlar olarak arınma ve yenilenme bilincimizin tazelenmesine vesile olur" dedi. Mesajında, Ramazan ayının tüm insanlığa barış ve huzur getirmesi dileklerinde de bulunan Aslan, "Asırlardır din ile bağını koparmadan sürdüren ve onu hayatına rehber edinen milletimiz, Ramazan ayının esenliğini, insanlığı mutluluğa erdiren manevi atmosferini nefislerinde, ailelerinde ve toplumlarında yaşamış ve yaşatmış, sevinçleri ve üzüntülerini birlikte paylaşmış, sofralarını ve gönüllerini muhtaçlara açmış, Ramazan ayını sadece dini değil, sosyal ve kültürel hayatları için de canlı bir dönem haline getirmişlerdir. Fert ve toplum olarak merhamete, sevgi ve saygıya ve birbirimizi anlamaya muhtaç olduğumuz günümüzde, Ramazan ayının insanların yalnız kendi dünyalarında, kendi hanelerinde, kendi sofralarında yaşadıkları bir neşe olarak kalmaması, güzelliklerin, yoksullarla, yetimlerle, kimsesizlerle ve yüreği yaralı insanlarla paylaşıldığı bir ay olması için bu maneviyatı bütün benliğimizle yaşamalıyız. Bu duygularla Ramazan ayının ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğine, yeryüzündeki tüm mazlum ve kimsesizlerin kurtuluşuna, insanlığın barışı ve huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim" ifadelerini kullandı.
Düzce Başkan Özlü "11 ayın sultanı bizlere sağlık, huzur ve bereket getirsin" Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Ramazan ayının gelişi dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik etti. Başkan Özlü mesajında Ramazan Ayı’nın bereket, yardımlaşma ve paylaşma iklimi içinde geçmesi temennisinde bulundu. Başkan Faruk Özlü, tüm dünyada İslam âleminin heyecanla beklediği 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’i karşılarken bir mesaj yayımlayarak "Ramazan-ı Şerif, mübarek Üç Aylar ile birlikte yalnızca bedenimizi değil, ruhumuzu ve maneviyatımızı iyileştiren, çevremizi dualarla saran mübarek süredir. Oruç ibadetimizle nefsimizi terbiye ettiğimiz, imkanlarımızı paylaşarak yakınlığımızı perçinlediğimiz ve cemaatlerle Allah’a sığındığımız bu güzide ay İslam alemi başta olmak üzere tüm insanlığa iyilik, güzellik, sağlık ve huzur getirsin. Ramazan, teslimiyet ve dualarla gönlümüzden geçen hayırlı isteklerimizi Yüce Allah’ın kabul etmesine vesile olsun ve isteklerimizi bize nasip ettiği günlere eriştirsin. Bin aydan daha hayırlı Ramazan ayına kavuşmayı bizlere nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Paylaşmanın, birlikteliğin ve bereketin hissedildiği bu ayda inşallah sofralarımızı, sohbetlerimizi ve zamanlarımızı paylaşacağız. Ramazan ayının başta Düzce’mize, hemşehrilerime olmak üzere tüm İslam alemine ve insanlığa bolluk ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Rabbim önce Kadir Gecesi’ne ve ardından bayrama ulaşmayı bizlere nasip eylesin. Ramazan-ı Şerif’iniz hayırlı olsun" ifadelerinde bulundu.