DÜNYA - 01 Nisan 2025 Salı 11:18 | Son Güncelleme : 01 Nisan 2025 Salı 11:20

Yoon’un azil sürecine ilişkin karar 4 Nisan’da verilecek

A
A
A
Yoon’un azil sürecine ilişkin karar 4 Nisan’da verilecek

Güney Kore Anayasa Mahkemesi, Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol hakkında başlatılan azil süreci ile ilgili nihai kararın 4 Nisan’da verileceğini açıkladı. Güney Kore Ulusal Polis Teşkilatı’nın, Yoon muhalifleri ve destekçilerinin düzenlemesi beklenen protesto gösterileri nedeniyle 14 bin polis konuşlandıracağı bildirildi.

Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un yetkilerinin askıya alınmasıyla sonuçlanan sıkıyönetim krizinde sona yaklaşıldı. Güney Kore Anayasa Mahkemesi, Yoon hakkında başlatılan azil süreci ile ilgili nihai kararın Cuma günü saat 11.00’da yapılacak duruşmada verileceğini açıkladı. Halkın katılımına açık olarak düzenlenecek duruşmanın, televizyondan da canlı yayınlanacağı aktarıldı.

İktidar ve muhalefet memnuniyetle karşıladı

Güney Kore Anayasa Mahkemesi’nin duyurusu, hem iktidar hem de ana muhalefet partisi tarafından memnuniyetle karşılandı. İktidardaki Halkın Gücü Partisi’nin (PPP) geçici lideri Kwon Young-su, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu anayasal istikrarsızlık durumunun çözülecek olması rahatlatıcı bir gelişme" dedi. PPP Meclis Sözcüsü Kweon Seong-dong ise partisinin karara saygı duyacağını yineleyerek, "Anayasa Mahkemesi, belirli bir sonucun ortaya çıkması için uğraşan Demokratik Parti'nin saldırılarından etkilenmemeli" ifadelerini kullandı. Ana muhalefetteki Demokratik Parti’nin Meclis Sözcüsü Park Chan-dae de yargıçların Yoon'u oy birliği ile görevden alacağına dair inançlarının tam olduğunu belirterek, "Söz konusu ayaklanmayı bastıracak ve sona erdirecek en iyi karar şüphesiz ayaklanmanın elebaşı Yoon Suk Yeol'un görevden alınmasıdır" şeklinde konuştu.

Polis teşkilatı alarma geçti

Öte yandan, Yoon’un geleceğini belirleyecek kritik duruşma Güney Kore Ulusal Polis Teşkilatı’nı alarma geçirdi. Güney Kore basınının emniyet kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre Yoon muhalifleri ve destekçilerinin düzenlemesi beklenen protesto gösterileri nedeniyle 14 bin polisin seferber edileceği bildirildi. Anayasa Mahkemesi yargıçlarına yönelik güvenlik tedbirlerinin artırılacağı aktarılırken, mahkeme binasına yasadışı şekilde girmeye çalışanların da derhal tutuklanacağı kaydedildi.

İlan ettiği sıkıyönetim nedeniyle yetkileri askıya alınmıştı

Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık'ta "Muhalefetin devlet aleyhinde faaliyetlerde bulunduğu" iddiasıyla sıkıyönetim ilan etmiş, bu nedenle Ulusal Meclis tarafından hakkında azil süreci başlatılmıştı. Yetkileri askıya alınan ve 15 Ocak'ta tutuklanarak ifade vermeye götürülen Yoon, hakkındaki azil süreci tamamlanmadan tutuklanan ilk Güney Kore Devlet Başkanı olmuştu.

52 gün tutuklu kalmıştı

Kendisine yönelik soruşturmanın "yasa dışı" olduğunu iddia eden Yoon, hakkındaki tutuklama kararının yetkisizlik gerekçesiyle iptal edilmesini talep etmişti. Seul Merkez Bölge Mahkemesi’ne yaptığı tutukluluğa itiraz başvurusu kabul edilen Yoon, 52 gün sonra özgürlüğüne kavuşmuştu. Yoon’un, görevden alınıp alınmayacağına dair nihai kararı Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kamuoyuna yansımıştı. Anayasa Mahkemesi’nin Ulusal Meclis’te alınan azil kararını onaması halinde ülkenin 60 gün içinde seçime gideceği, kararın bozulması halinde ise Yoon’un görevine geri döneceği belirtilmişti.

Burak Ersoy

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Koray Günter: "Takım adına gurur duyuyorum" Göztepe’nin deneyimli defansı Koray Günter, 3-1 yenerek yarı finale yükseldikleri Beşiktaş maçının ardından yaptığı açıklamada, sezon başından beri Avrupa kupalarını hedeflediklerini ve bugünkü galibiyetten dolayı gurur duyduğunu belirtti. Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final müsabakasında Göztepe, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 3-1 mağlup ederek adını yarı finale yazdırdı. Karşılaşmanın ardından Göztepe’nin savunma oyuncusu Koray Günter, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Günter, "Çok önemli bir galibiyet bizim için. Kupaya başladığımızdan beri hedefledik. Avrupa hayalimiz vardı sezon başından beri. Her iki kulvarda da bunu başarmaya çalışıyoruz. En kısa yolun kupa olduğunu biliyorduk. Bugün çok zorlu bir mücadeleydi. Özellikle kırmızı karta kadar çok zorlandık. Pozisyon üretmekte çok zorlandık. Beşiktaş güzel bir mücadele ortaya koydu. Üst düzey, kaliteli oyuncuları var. Kırmızı karttan sonra oyun bizim yönümüze geldi. Şansımıza da kırmızı kart pozisyonuyla golü bulduk. Belki golü biraz daha erken bulamasak daha çok zorlandık. İkinci yarıda basit oynayarak, risk almadan baskı kurmaya çalıştık. Bunu başarabildik. İkinci golü yine de geç bulduk ama elimizden geleni yaptık. Takım adına gurur duyduğumu söyleyebilirim. Burada 10 kişi olsa da olmasa da kazanacağımızın garantisi yok. Mutluyuz, bugün mutlu olalım. Yarından itibaren tekrar önümüzdeki maçı düşünelim" ifadelerini kullandı. "Önümüzdeki turda da elimizden geleni yapacağız" Kupada yarı finalde Trabzonspor ile eşleşmelerine dair de değerlendirme yapan tecrübeli futbolcu, "Dün tabii ki biz de o mücadeleyi takip ettik. Kim olursa olsun bu saatten sonra, biz kazanmak istiyoruz. Önümüzdeki turda da elimizden geleni yapacağız. Oraya daha var. Önümüzdeki maçı düşünelim. Çünkü lig de daha var. Ona göre hazırlanırız inşallah ve sıra Trabzon’a geldiğinde onu da değerlendiririz" diye konuştu.
Ankara Dışişleri Bakanlığı: "İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir" Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve milli birliğine kast eden saldırılarıyla İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir. İsrail bölgede stratejik destabilizatör olarak hem kargaşaya neden olmakta hem terörü beslemektedir" denildi. Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "İsrailli bakanların ülkemize yönelik provokatif beyanları, içinde bulundukları ruh halinin yanı sıra fundamentalist ve ırkçı İsrail hükümetinin saldırgan ve yayılmacı politikalarını yansıtmaktadır. Bölgemizin barış, istikrar ve refahı için büyük umut vaat eden ve tüm dünya tarafından desteklenen Suriye ve Lübnan’daki gelişmelerin neden İsrail’i rahatsız ettiği sorgulanmalıdır. Suriye sahasında kendisine yönelen herhangi bir provokasyon veya saldırı bulunmamasına rağmen, İsrail’in dün gece birçok noktaya eş zamanlı olarak düzenlediği hava ve kara saldırılarının, İsrail’in çatışmadan beslenen dış politika anlayışından başka bir izahı bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi. İsrailli bakanların, Türkiye’yi hedef alarak, Gazze’de işledikleri soykırımı ve Suriye ve Lübnan’a karşı sürdürülen yayılmacı emellerini gizlemelerinin mümkün olmadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "İsrailli bakanların, Türkiye’yi hedef alarak, Gazze’de işledikleri soykırımı, Filistin halkına karşı sürdürülen topyekun savaşı, yerleşimci terörünü, Batı Şeria’yı ilhak niyetini, Suriye ve Lübnan’a saldırılarının arkasındaki yayılmacı emellerini gizlemeleri mümkün değildir. Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve milli birliğine kast eden saldırılarıyla İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir. İsrail bölgede stratejik destabilizatör olarak hem kargaşaya neden olmakta hem terörü beslemektedir. Dolayısıyla, tüm bölgede güvenliğin tesisi için İsrail öncelikle yayılmacı politikalarından vazgeçmeli, işgal ettiği topraklardan çekilmeli, Suriye’de istikrarın tesisine yönelik çabaları baltalamayı bırakmalıdır. Uluslararası toplumun İsrail’in giderek artan fütursuz saldırganlığına engel olunması bağlamındaki sorumluluğunu üstlenmesi önem taşımaktadır."