DÜNYA - 15 Kasım 2020 Pazar 12:17

Prof. Dr. Stefan Hockertz: 'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

A
A
A
Prof. Dr. Stefan Hockertz: 'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

Biyolog, immünolog, toksikolog ve farmakolog Prof. Dr. Stefan Hockertz, korona virüse karşı geliştirilen aşıların insanları gen teknolojisi vasıtasıyla bir değişikliğe maruz bırakabileceğini söyledi.

Biyolog, immünolog, toksikolog ve farmakolog Prof. Dr. Stefan Hockertz, dünyanın nefesini tutarak beklediği korona virüs aşısı hakkında açıklamalarda bulundu. 30 seneden fazla bir zamandan beri kendini aşı araştırmalarına adamış bir bilim adamı olarak bütün prosedürlerin harfiyen uygulandığı bir aşı için en az 8, hatta 10 seneye ihtiyaç olduğunu belirten Hockertz, öncelikle tarihte geliştirilen birçok aşının insanlığa sağladığı faydaların saymakla bitirilemeyeceğini ve genel manada aşılara yaklaşımının pozitif olduğunu ifade etti. Tamamen yeni bir aşılama stratejisine geçilmesine karar verildiğini söyleyen Hockertz, “Korona salgınında şimdi ne planlanıyor? Bu çok önemli bir konu ve medyada bu husus üzerinde bence çok az tartışma yapılıyor. Aşı şirketleri, serbest mRNA hücrelerinin yani serbest genetik hücrelerin taşıyıcı madde üzerinden küçük mini parçacıklar aracılığıyla hücrelerimize doğrudan eklenmesi ve sonra hücrelerimizin analiz edilmesini planlıyor. Bu da insanların net bir şekilde gen teknolojisi vasıtasıyla bir değişikliğe uğratılması manasına geliyor. Biz, vücuda zerk edilen bu virüsün genetik materyalinin hangi hücrelere gittiğini bilmiyoruz. Buradaki analiz işleminin ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Okumayı (analizi) durdurmanın hiçbir yolu yok. Ayrıca bu genetik materyalin virüsün genetik materyalinin neresine yerleşeceği hususunda da herhangi bilgimiz mevcut değil” dedi.

Özellikle bu genetik materyalin germ hücrelerine, yani kadınların yumurta hücrelerine veya erkeklerin sperm hücrelerine de yerleşip yerleşmediğini ve dolayısıyla böylece genetik miras bırakma yoluyla gelecek nesillere miras olarak aktarılıp aktarılmadığının bilinmediğini söyleyen Hockertz, “Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü insan genomunu değiştirmek için böyle bir genetik aşılama daha önce hiç yapılmamıştı. Biraz evvel özetlediğim ve bilmediğimiz mevzuların normalde seneler sürecek ciddi ilmî çalışmalarla aydınlatılmasını arzu ediyorum ancak maalesef etrafımda böyle bir isteği göremiyorum” diye konuştu.

“Gen bazlı aşılar insanlık için çok tehlikeli”
Robert Koch Enstitüsü Aşılama Daimi Komitesinin bütün aşı tavsiyelerinin yaklaşık yarısını son derece faydalı bulduğunu, kesinlikle aşı muhalifi bir epidemiyolog olarak algılanmak istemediğinin altını çizen enfeksiyon epidemiyolojisi ve mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sucharit Bhakdi, dünyanın merakla beklediği korona aşısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bhakdi, “Yeni mRNA’lı aşı, olabilecek en tehlikeli aşılardan biri. Bu aşı için klinik deneylere müsaade edilmesi bana göre suçtur. Bunun sebebini size daha iyi anlaşılabilmesi için çeşitli benzetmelerle şu şekilde açıklayabilirim; bir virüsün parçası ya da o virüs sizin hücrenizde üretilir ve onun çöpleri (atıkları) sürekli olarak dışarı atılır, yani kapının önüne konur. Katil (tabii öldürücü) olarak nitelediğimiz lenfositler kendi hücrelerini öldürmek üzere bu atıklara saldırır. Böylece virüs fabrikası kapanacaktır. Ve bu mRNA, virüs geni için bir nevi minicik bir eldir. İşte bu mRNA, virüsün kapıyı açabilmek için ihtiyaç duyduğu eli olan bir koldan başka bir şey değildir. Bu mRNA, sizin vücudunuza iğne yoluyla zerk edilirse sizin hücreniz tarafından kabul edilir. İlaç endüstrisi ve araştırmacılar, bu mRNA’yı hücrelerinizin rahatlıkla kabullenebilmesi için gerektiği şekilde hazırladı. Ancak bu mRNA’ların sizin hangi hücreleriniz tarafından kabul edileceğini ve vücudunuzun neresine yerleşeceğini bilemiyoruz, hiç kimse bilmiyor. Çünkü bu mRNA’ların nereye gideceği meçhul. Evet, bu mRNA’lar sizin kaslarınıza zerk edilecek ve hepimizin malumudur ki, bu mRNA’lar orada durmayacak. Burada bir paketteki milyarlarca mRNA’dan bahsediyoruz. Elbette bunlardan bir kısmı zerk edildikleri kasta kalabilir ancak büyük bir bölümü de vücudunuzun başka yerlerine gidecektir. Karaciğerinize, beyninize ya da bambaşka bir organınıza. Onu bilemiyoruz” dedi.

mRNA’ları kabul eden hücrelerin bu minicik eli olan minicik kolları imal etmeye başladığını ifade eden Bhakdi, “Bu imalatın bağışıklık sistemi tarafından kabul edilebilir olması gerekmektedir. Sizin hücreleriniz elbette ancak yeteri kadar düşman varsa kendini antikor oluşturmaya mecbur hisseder. Bu durumda aşının son derece güçlü olması şarttır. Ayrıca sizin hücrelerinizin de çok fazla miktarda minicik eli olan minicik kollardan imal etmesi gerekir. Aksi takdirde yeteri kadar antikor üretemezler. Aşı üreten firmaların iddiasına göre bu işlem, hayvan deneylerinde başarıya ulaşmış. Bu da demek oluyor ki, onlar bu mRNA ile bazı deney hayvanlarını aşılamış ve bu hayvanlar da antikor oluşturmuş. Bu sebeple ‘Biz bunu başarmak için insanlarda da denemeliyiz’ diyorlar. Ancak tam da burada belirtmeliyim ki; ‘Biz bu işi becereceğiz’ iddiası çok tehlikeli. Çünkü ‘Şundan emin misiniz?’ diye sormak gerekir; yeteri kadar minicik eli olan minicik kol üretseniz bile sizin bağışıklık sisteminizin kâfi miktarda antikor üreteceğini nereden biliyorsunuz? Yeterli miktarda çöp üreteceğinizden ve bu çöplerin katil lenfositler tarafından öldürüleceğinden emin misiniz? Ben bunun cevabını bilmiyorum ama bir tahminim var. Şayet böyle bir şey olursa sizin katil lenfositleriniz, üretici hücrelerinize saldırabilir. Yani virüsü üreten kendi hücreleriniz saldırıya uğrayabilir. RNA bir gendir ve antijen (protein) için kodlanmıştır” şeklinde konuştu.

Katil lenfositlerin bu çöpü imal eden hücrelere saldıracağını belirten Bhakdi, “Hücreleriniz çöp imal ediyor, çünkü onlar virüsün genini aldıkları için antijenini (proteinini) üretiyor. Bu bir otoimmün (öz bağışık) reaksiyondur. Bunun nasıl olacağını kimse bilmiyor. Böyle bir şey olursa bizi nasıl sürprizlerin beklediğini tahmin bile edemeyiz. Bu söylediklerim aşırı derecede fazla önem arz ediyor. Şahsen kimseyle kavga etmek istemiyorum. Lothar H. Wieler (Robert Koch Enstitüsü Başkanı, veteriner hekim) ve Christian Drosten (Alman hükûmetinin korona danışmanı, virolog) ile bu konuda ilmî münazarada bulunmak ve onlara ‘Biraz evvel anlattıklarımı hiç düşündünüz mü?’ diye sormak isterdim. Şayet böyle bir şeyi düşünmediklerini söylerlerse bunu bilerek mi düşünmek istemediklerini merak eder, yine bunun da sebebini sorardım. Bu yapılmazsa büyük bir felaketle karşılaşma ihtimalimiz var. Bu durumda bu aşının denendiği insanlara kobay diyebiliriz. Onlar en azından maymunlar üzerinde bunu deneyebilirdi. Şu ana kadar yüzlerce insan deney maksatlı olarak bu aşıyı vuruldu ve onlara bu mRNA’lar zerk edildi. Şunu söyleyebilirim ki, bu aşıların yan etkileri bilinmiyor. Ayrıca size şunu söyleme cüretini kendimde buluyorum; bunun eğitimini alıp seneler boyunca bu işle uğraşan, enfeksiyon epidemiyolojisi dersi veren ender insanlardanım. Herkesin oturup bu konuyu detaylı bir şekilde düşünmesi şart. Ayrıca bunları söylerken yalnız olmadığımdan eminim. Şunu da belirtmeliyim ki, her söylediğimde kesinlikle haklı olduğumu iddia etmiyorum. Ancak bu konunun acilen ilmî çerçevede tartışılmasını istiyorum. Çünkü bu kadar önemli bir husustaki belirsizliklerin ve insanların kafasındaki soru işaretlerinin bir an evvel giderilmesi gerekiyor” dedi.

Mücahit Karmış

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir EGİAD üyelerine, ’Yönetimde eşitlik için kadın perspektifi’ konulu seminer Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında iş dünyasında kapsayıcı liderlik anlayışını güçlendirmek ve karar alma mekanizmalarında kadın temsilinin önemine dikkat çekmek amacıyla önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, "Özellikle yönetim kurulları gibi stratejik kararların alındığı yapılarda kadınların bilgi birikimi, liderlik yaklaşımı ve farklı perspektifleri, kurumların geleceğini şekillendiren önemli bir değer oluşturmaktadır." dedi. EGİAD, 35 yıllık kurumsal birikimiyle iş dünyasında kapsayıcı, sürdürülebilir ve eşitlikçi bir yönetim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdürüyor. EGİAD Toplum, Sanat ve Spor Komisyonu koordinasyonunda ve Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD) iş birliğiyle "Karar Masasında Eşitlik: Yönetim Kurullarında Kadın Perspektifi" başlıklı toplantı düzenlendi. İş dünyasında eşitlik, kapsayıcı liderlik ve sürdürülebilir yönetişim konularının ele alındığı toplantı EGİAD merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıda, YKKD Yönetim Kurulu Üyesi ve İş Birlikleri Komitesi Lideri Ayşe Ayşin Işıkgece, YKKD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gelişim-Sertifika Komitesi Lideri Ela Kulunyar çevrim içi olarak katılarak değerlendirmelerini paylaştı. Toplantının moderasyonunu EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rebia Rezzan Özduran üstlenirken, etkinliğe EGİAD üyeleri yoğun ilgi gösterdi. "Kadınların karar mekanizmalarındaki rolü kurumsal gücü artırıyor" Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yalnızca bir kutlama günü değil; eşitlik, adalet ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yeniden hatırlandığı önemli bir toplumsal farkındalık günü olduğunu vurguladı. Özhelvacı konuşmasında, günümüz dünyasında güçlü kurumların ve sürdürülebilir ekonomilerin yalnızca finansal başarıyla değil; çeşitlilik, kapsayıcılık ve farklı bakış açılarıyla şekillendiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Özellikle yönetim kurulları gibi stratejik kararların alındığı yapılarda kadınların bilgi birikimi, liderlik yaklaşımı ve farklı perspektifleri, kurumların geleceğini şekillendiren önemli bir değer oluşturmaktadır. Kadınların karar alma mekanizmalarında yer almasını yalnızca bir eşitlik ya da sosyal sorumluluk meselesi olarak değil; kurumsal kalite, sağlıklı yönetişim ve rekabet gücü meselesi olarak görüyoruz." EGİAD’da eşitlik söylemde değil, kurumsal yapıda EGİAD’da kadın üye oranının yüzde 36’ya ulaştığını belirten Özhelvacı, yeni katılan üyelerde kadın oranının yüzde 39 seviyesine yükseldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Bizim için bu oranlar yalnızca istatistik değildir. Bu tablo, EGİAD’ın yönetim kültürünün bir yansımasıdır. Yönetim Kurulumuzun ve EGİAD Melekleri İcra Kurulumuzun yüzde 30’u kadınlardan oluşurken, idari kadromuzun yüzde 67’si kadınlardan meydana gelmektedir. Derneğimizin fikir ve proje üretim merkezi olan komisyon başkanlıklarımızın ise yüzde 50’si kadın yöneticiler tarafından yürütülmektedir." Özhelvacı ayrıca EGİAD tarihinde bir ilki temsil eden önemli bir gelişmeye de dikkat çekerek, EGİAD Danışma Kurulu Başkanlığı görevini İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜRKONFED ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci’nin yürütmesinin, kurumun eşitlik vizyonunun güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. Daha güçlü ekonomi için eşit temsil EGİAD olarak kadınların iş dünyasındaki varlığının güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak gördüklerini belirten Özhelvacı, önümüzdeki dönemde kadın üyelerin ve kadın liderlerin sayısını artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade ederek, "Eşitlik yalnızca bir kadın meselesi değildir. Daha güçlü bir toplum ve daha güçlü bir ekonomi inşa etmenin temel şartlarından biridir. Kadınların girişimcilik, melek yatırımcılık ve liderlik süreçlerindeki etkinliğini artırmak için çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz." dedi. İş dünyasında kapsayıcı liderlik vurgusu Toplantıda gerçekleştirilen konuşmalarda, yönetim kurullarında kadın temsilinin artırılmasının yalnızca sosyal bir gereklilik değil; aynı zamanda kurumsal sürdürülebilirlik, inovasyon kapasitesi ve stratejik karar kalitesi açısından da kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. YKKD Yönetim Kurulu Üyeleri Ayşe Ayşin Işıkgece ve Ela Kulunyar, çevrim içi olarak katıldıkları toplantıda Türkiye’de ve dünyada yönetim kurullarında kadın temsiline ilişkin güncel gelişmeleri paylaşırken, kapsayıcı liderlik anlayışının kurumların geleceği açısından taşıdığı stratejik değere dikkat çektiler. Konuşmalarda ayrıca; kurumlarda fırsat eşitliği kültürünün güçlendirilmesi, kadınların yönetim kademelerinde daha fazla yer alması ve iş dünyasında çeşitlilik odaklı yönetişim modellerinin yaygınlaştırılması konularında yürütülen çalışmalar ele alındı.
Düzce Domuz gribi vakalarında artış Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Özge Yurtseven, soğuk günlerde artış gösteren influenza virüsüne karşı vatandaşları uyardı. Halk arasında "domuz gribi" olarak bilinen enfeksiyonun özellikle yılın son aylarında pik yaptığını belirten Dr. Özge Yurtseven, yüksek ve dirençli ateşe dikkat çekti. İnfluenzanın diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarından farklı seyrettiğini vurgulayan Yurtseven, "Bu virüste ateş düşürücülere rağmen uzun süre yüksek seyreden bir ateş görülebilir. Çocuğun ateşi düşürücüye yanıt vermiyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalı" dedi. Hastalığın belirtilerine değinen Özge Yurtseven, şöyle konuştu: "İnfluenza virüsü, halk arasında domuz gribi olarak bilinir. Diğer hastalıklardan farklı dirençli ateş ile/kas vücut ağrısıdır. Dirençli ateş dediğimiz konu ise çocukların ateşi olduğunda normalde ateş düşürücüye yanıt veriliyor. Ateş düşürücü verip ateşin düşmesini bekliyorlar. İnfluenza virüsünde ise ateş uzun süre yüksek kalıyor. Çocuğun ateş düşürücüye yanıt vermeyen bir ateşi olduğunda mutlaka bir doktora görülmesi gerekiyor. Ateş ve kas ağrısı dışında daha küçük çocuklarda huzursuzlukla kendini gösterebilir. Bunun dışında öksürük, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun akıntısı veya tıkanıklığı, ishal veya kusma olabilir. Ateşler 5 günden uzun sürebilir" dedi. "Mutlaka aşı yaptırılmalı" Aşı yaptırılmasının faydalı olacağını dile getiren Dr. Özge Yurtseven, "Domuz gribi olarak bilinen influenza virüsü ülkemizde hali hazırda hep olan bir virüstür. Kış aylarında pik yapar. Bu yüzden bizim için önemlidir. Domuz gribinden kurtulmanın en önemli yolu grip aşısıdır. Çocuklarda özellikle grip aşısı yapılmasını öneriyorum. İdeal zamanı eylül-ekim ayında yapmaktır ama her zaman da yaptırılabilir. 6 aydan büyük çocuklarda özellikle astım, alerjik bünyesi olan, kronik kalp veya kronik hastalığı olan çocuklara aşıyı öneriyoruz. Çocuk, 6 ay-9 yaş arasında ilk defa aşılanacaksa birer ay ara ile iki doz aşı yapılması lazım" ifadelerini kullandı.
İstanbul CarrefourSA kadın üreticileri 8’nci kez ağırladı Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, kadın emeğini destekleme geleneğini sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen Kadın Üreticiler Buluşması; bu yıl Kozyatağı City’s Avm CarrefourSA Hiper, İstinye CarrefourSA Hiper, Zekeriyaköy Gurme CarrefourSA mağazalarında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın kooperatiflerini ve girişimcilerini müşterilerle bir araya getirdi. Türkiye perakende sektörünün önde gelen markalarından CarrefourSA, kadın üreticilere verdiği desteği de sürdürüyor. Marka, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği Kadın Üreticiler Buluşması, bu yıl Kozyatağı City’s AVM CarrefourSA Hiper, İstinye CarrefourSA Hiper, Zekeriyaköy Gurme CarrefourSA olmak üzere üç farklı noktada gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen kadın üreticiler; süt ürünlerinden bakliyata, taze sebze ve meyveden organik içeceklere kadar pek çok ürünü müşterilerle buluşturdu. "Kadınların iş hayatında daha aktif olmasını teşvik ediyoruz" Kadınların iş ve sosyal hayatın her alanında yer almasını, toplumsal kalkınmanın temel taşlarından biri olarak gördüklerini söyleyen CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, şöyle konuştu: "Ekosistemimizin merkezinde yer alan toplumsal cinsiyet eşitliğini, ‘Doğrusu’ vizyonumuzla özdeşleştirirken; iş süreçlerimizde görev dağılımı açısından da kadın-erkek dengesini önemsiyoruz. Tüm çalışanlarımızın yüzde 40’ı kadınlardan oluşuyor. Bu eşitliğin sadece kendi çalışanlarımızla kısıtlı kalmasını istemiyoruz. Bu sebeple üretici kadınları destekliyoruz ve emeklerinin reyonlardan müşterilere ulaşmasına olanak sağlıyoruz." "Topluma değer katmayı hedefliyoruz" Üreten kadınları ve kadın girişimcileri teşvik ederek işlerini büyütmelerine katkı sağladıklarını belirten Kartallıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Doğrusu CarrefourSA’da söylemimizle işimizin her adımında topluma ve çevreye değer katmayı hedefliyoruz. Bu misyonumuzun bir parçası olarak, Kadın Üretici Pazarımız ile kadın üreticilerimizin ekonomik bağımsızlıklarını destekliyoruz. Üreten kadınlarımız bu özel etkinlikte kendi değerini, emeğini ve başarısını gösterebilirken, müşterilerimiz de Türkiye’nin değerli topraklarından, üreticilerinden elde edilen bu ürünlere CarrefourSA güvencesiyle ulaşıyor. Marka olarak her zaman üreten ve kendi ayakları üzerinde durmak isteyen her kadının yanında olmaya devam edeceğiz. Güçlü ve üreten kadınların Türkiye’sine ulaşmayı diliyor, Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum." Yapılan açıklamaya göre, bu yılki etkinlik kapsamında marka, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın kooperatiflerini ve girişimcilerini mağazalarında misafir ederek, onları doğrudan müşterilerle bir araya gelme fırsatı sundu. Gıda ürünlerinin yanı sıra çanta, mum ve takı gibi el emeği tasarımlar üreten kadın girişimciler kendileri için hazırlanan özel stantlarda ürünlerini sergileyerek ziyaretçilerle buluştu. Toplamda 31 kadın üreticinin katılımıyla gerçekleşen buluşma, yerel üretimin ve kadın emeğinin gücünü bir kez daha ön plana çıkardı. Etkinliğe katılan markalar; Atelier Emine, Balanu Organik Gıda, Bural Gıda, Coffee Bundle, Dicleli Gıda, Ezgi Gıda, Guru Glutensiz Gıda, Hatice Teyze, Herdem Atölyem, Heybelinin Heybelileri, İmece Kadınları, Mililey, Moli Tasarım, Mutlu Besin Tarımsal Kooperatifi, Norm Tarım, Orya Organik Yaşam Gıda, Pine Concept, Potlaç, Rosemary, Seren Doğal Gıda, Sevgi Yılmaz, Shopsa, Sınırlı Sorumlu Adana Üreten Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Silivri Kadın Üretici Birliği, Tasarım Melda Durdu, Vadi Yapı Gıda, Veteriner Anne Ürünleri, Yenihayat Gıda, Yeşil Kedi, Yüzdeyüz Doğal Gıda ve Ziyafet olmak üzere toplam 31 kadın üretici yer aldı.
Antalya Kaza yapan otel servisi, park halindeki araçların üzerine devrildi Antalya’nın Manavgat ilçesinde servis minibüsünün çarptığı otobüs yol kenarında park halindeki araçların üzerine devrildi. Şans eseri kimsenin burnunun bile kanamadığı ve 6 aracın karıştığı zincirleme kazada 2 araç hurdaya çıkarken ortalık savaş alanına döndü. Kaza, Manavgat ilçesi Yukarı Pazarcı Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Zeynel Şenol Köprüsü’nden Manavgat Belediyesi istikametine gitmekte olan Fatih S.’nin kullandığı 07 C 74371 plakalı servis minibüsü, 4027 Sokak kesişimine geldiğinde ters yön olan sokaktan çıkan Günay K.’nın kullandığı 07 C 74415 plakalı otel personel servisine yandan çarptı. 2 araç hurdaya döndü Güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansıyan kazada her araç şoförleri dışında kimsenin bulunmadığı öğrenildi. Servis minibüsünün yandan çarptığı otobüs duramayarak 4023 Sokak üzerinde park halinde bulunan 07 AJF 899 kapalı kasa kamyonet, 42 UH 686 otomobil, 07 NY 036 otomobil ve 15 AKP 170 plakalı otomobile çarptı. Otobüsün çarptığı araçlardan 07 AJF 899 kapalı kasa kamyonet ve 42 UH 686 otomobil hurdaya dönerken diğer araçlarda maddi hasar meydana geldi. Aracı satılması için bırakmış Ters yönden gelerek kazaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle otel servisi sürücüsüne 11 bin 629 TL para cezası uygulandı. Kazada zarar gören araçlardan kamyonetin kazanın meydana geldiği kavşakta bulunan galeriye, galeri sahibinin kuzeni tarafından satılmak üzere birkaç gün önce bırakıldığı bildirildi.