DÜNYA - 15 Kasım 2020 Pazar 12:17

Prof. Dr. Stefan Hockertz: 'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

A
A
A
Prof. Dr. Stefan Hockertz: 'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'

Biyolog, immünolog, toksikolog ve farmakolog Prof. Dr. Stefan Hockertz, korona virüse karşı geliştirilen aşıların insanları gen teknolojisi vasıtasıyla bir değişikliğe maruz bırakabileceğini söyledi.

Biyolog, immünolog, toksikolog ve farmakolog Prof. Dr. Stefan Hockertz, dünyanın nefesini tutarak beklediği korona virüs aşısı hakkında açıklamalarda bulundu. 30 seneden fazla bir zamandan beri kendini aşı araştırmalarına adamış bir bilim adamı olarak bütün prosedürlerin harfiyen uygulandığı bir aşı için en az 8, hatta 10 seneye ihtiyaç olduğunu belirten Hockertz, öncelikle tarihte geliştirilen birçok aşının insanlığa sağladığı faydaların saymakla bitirilemeyeceğini ve genel manada aşılara yaklaşımının pozitif olduğunu ifade etti. Tamamen yeni bir aşılama stratejisine geçilmesine karar verildiğini söyleyen Hockertz, “Korona salgınında şimdi ne planlanıyor? Bu çok önemli bir konu ve medyada bu husus üzerinde bence çok az tartışma yapılıyor. Aşı şirketleri, serbest mRNA hücrelerinin yani serbest genetik hücrelerin taşıyıcı madde üzerinden küçük mini parçacıklar aracılığıyla hücrelerimize doğrudan eklenmesi ve sonra hücrelerimizin analiz edilmesini planlıyor. Bu da insanların net bir şekilde gen teknolojisi vasıtasıyla bir değişikliğe uğratılması manasına geliyor. Biz, vücuda zerk edilen bu virüsün genetik materyalinin hangi hücrelere gittiğini bilmiyoruz. Buradaki analiz işleminin ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Okumayı (analizi) durdurmanın hiçbir yolu yok. Ayrıca bu genetik materyalin virüsün genetik materyalinin neresine yerleşeceği hususunda da herhangi bilgimiz mevcut değil” dedi.

Özellikle bu genetik materyalin germ hücrelerine, yani kadınların yumurta hücrelerine veya erkeklerin sperm hücrelerine de yerleşip yerleşmediğini ve dolayısıyla böylece genetik miras bırakma yoluyla gelecek nesillere miras olarak aktarılıp aktarılmadığının bilinmediğini söyleyen Hockertz, “Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü insan genomunu değiştirmek için böyle bir genetik aşılama daha önce hiç yapılmamıştı. Biraz evvel özetlediğim ve bilmediğimiz mevzuların normalde seneler sürecek ciddi ilmî çalışmalarla aydınlatılmasını arzu ediyorum ancak maalesef etrafımda böyle bir isteği göremiyorum” diye konuştu.

“Gen bazlı aşılar insanlık için çok tehlikeli”
Robert Koch Enstitüsü Aşılama Daimi Komitesinin bütün aşı tavsiyelerinin yaklaşık yarısını son derece faydalı bulduğunu, kesinlikle aşı muhalifi bir epidemiyolog olarak algılanmak istemediğinin altını çizen enfeksiyon epidemiyolojisi ve mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sucharit Bhakdi, dünyanın merakla beklediği korona aşısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bhakdi, “Yeni mRNA’lı aşı, olabilecek en tehlikeli aşılardan biri. Bu aşı için klinik deneylere müsaade edilmesi bana göre suçtur. Bunun sebebini size daha iyi anlaşılabilmesi için çeşitli benzetmelerle şu şekilde açıklayabilirim; bir virüsün parçası ya da o virüs sizin hücrenizde üretilir ve onun çöpleri (atıkları) sürekli olarak dışarı atılır, yani kapının önüne konur. Katil (tabii öldürücü) olarak nitelediğimiz lenfositler kendi hücrelerini öldürmek üzere bu atıklara saldırır. Böylece virüs fabrikası kapanacaktır. Ve bu mRNA, virüs geni için bir nevi minicik bir eldir. İşte bu mRNA, virüsün kapıyı açabilmek için ihtiyaç duyduğu eli olan bir koldan başka bir şey değildir. Bu mRNA, sizin vücudunuza iğne yoluyla zerk edilirse sizin hücreniz tarafından kabul edilir. İlaç endüstrisi ve araştırmacılar, bu mRNA’yı hücrelerinizin rahatlıkla kabullenebilmesi için gerektiği şekilde hazırladı. Ancak bu mRNA’ların sizin hangi hücreleriniz tarafından kabul edileceğini ve vücudunuzun neresine yerleşeceğini bilemiyoruz, hiç kimse bilmiyor. Çünkü bu mRNA’ların nereye gideceği meçhul. Evet, bu mRNA’lar sizin kaslarınıza zerk edilecek ve hepimizin malumudur ki, bu mRNA’lar orada durmayacak. Burada bir paketteki milyarlarca mRNA’dan bahsediyoruz. Elbette bunlardan bir kısmı zerk edildikleri kasta kalabilir ancak büyük bir bölümü de vücudunuzun başka yerlerine gidecektir. Karaciğerinize, beyninize ya da bambaşka bir organınıza. Onu bilemiyoruz” dedi.

mRNA’ları kabul eden hücrelerin bu minicik eli olan minicik kolları imal etmeye başladığını ifade eden Bhakdi, “Bu imalatın bağışıklık sistemi tarafından kabul edilebilir olması gerekmektedir. Sizin hücreleriniz elbette ancak yeteri kadar düşman varsa kendini antikor oluşturmaya mecbur hisseder. Bu durumda aşının son derece güçlü olması şarttır. Ayrıca sizin hücrelerinizin de çok fazla miktarda minicik eli olan minicik kollardan imal etmesi gerekir. Aksi takdirde yeteri kadar antikor üretemezler. Aşı üreten firmaların iddiasına göre bu işlem, hayvan deneylerinde başarıya ulaşmış. Bu da demek oluyor ki, onlar bu mRNA ile bazı deney hayvanlarını aşılamış ve bu hayvanlar da antikor oluşturmuş. Bu sebeple ‘Biz bunu başarmak için insanlarda da denemeliyiz’ diyorlar. Ancak tam da burada belirtmeliyim ki; ‘Biz bu işi becereceğiz’ iddiası çok tehlikeli. Çünkü ‘Şundan emin misiniz?’ diye sormak gerekir; yeteri kadar minicik eli olan minicik kol üretseniz bile sizin bağışıklık sisteminizin kâfi miktarda antikor üreteceğini nereden biliyorsunuz? Yeterli miktarda çöp üreteceğinizden ve bu çöplerin katil lenfositler tarafından öldürüleceğinden emin misiniz? Ben bunun cevabını bilmiyorum ama bir tahminim var. Şayet böyle bir şey olursa sizin katil lenfositleriniz, üretici hücrelerinize saldırabilir. Yani virüsü üreten kendi hücreleriniz saldırıya uğrayabilir. RNA bir gendir ve antijen (protein) için kodlanmıştır” şeklinde konuştu.

Katil lenfositlerin bu çöpü imal eden hücrelere saldıracağını belirten Bhakdi, “Hücreleriniz çöp imal ediyor, çünkü onlar virüsün genini aldıkları için antijenini (proteinini) üretiyor. Bu bir otoimmün (öz bağışık) reaksiyondur. Bunun nasıl olacağını kimse bilmiyor. Böyle bir şey olursa bizi nasıl sürprizlerin beklediğini tahmin bile edemeyiz. Bu söylediklerim aşırı derecede fazla önem arz ediyor. Şahsen kimseyle kavga etmek istemiyorum. Lothar H. Wieler (Robert Koch Enstitüsü Başkanı, veteriner hekim) ve Christian Drosten (Alman hükûmetinin korona danışmanı, virolog) ile bu konuda ilmî münazarada bulunmak ve onlara ‘Biraz evvel anlattıklarımı hiç düşündünüz mü?’ diye sormak isterdim. Şayet böyle bir şeyi düşünmediklerini söylerlerse bunu bilerek mi düşünmek istemediklerini merak eder, yine bunun da sebebini sorardım. Bu yapılmazsa büyük bir felaketle karşılaşma ihtimalimiz var. Bu durumda bu aşının denendiği insanlara kobay diyebiliriz. Onlar en azından maymunlar üzerinde bunu deneyebilirdi. Şu ana kadar yüzlerce insan deney maksatlı olarak bu aşıyı vuruldu ve onlara bu mRNA’lar zerk edildi. Şunu söyleyebilirim ki, bu aşıların yan etkileri bilinmiyor. Ayrıca size şunu söyleme cüretini kendimde buluyorum; bunun eğitimini alıp seneler boyunca bu işle uğraşan, enfeksiyon epidemiyolojisi dersi veren ender insanlardanım. Herkesin oturup bu konuyu detaylı bir şekilde düşünmesi şart. Ayrıca bunları söylerken yalnız olmadığımdan eminim. Şunu da belirtmeliyim ki, her söylediğimde kesinlikle haklı olduğumu iddia etmiyorum. Ancak bu konunun acilen ilmî çerçevede tartışılmasını istiyorum. Çünkü bu kadar önemli bir husustaki belirsizliklerin ve insanların kafasındaki soru işaretlerinin bir an evvel giderilmesi gerekiyor” dedi.

Mücahit Karmış

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Adalet Bakanı Gürlek: "Adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, hiçbir zaman geri adım atmamıştır" Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit oluşunun 11’inci yıl dönümü nedeniyle İstanbul Adalet Sarayında anma töreni düzenlendi. Törende konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, ‘’Çağlayan Adliyesi başta olmak üzere, yargı kurumlarını hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır. Devletimizin adalet eli, bu tehditler karşısında asla geri çekilmeyecektir. Milletimizin vicdanı, demokratik hukuk devletimizin en temel sütunlarından biri olan yargımız hedef alınmıştır ancak bilinmelidir ki; adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, hiçbir zaman geri adım atmamıştır’’ dedi. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın 11 yıl önce Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda şehit oluşunun yıl dönümü dolayısıyla anma töreni düzenlendi. Adliyenin Atrium alanında gerçekleşen törene Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Önder Kocademir, şehit Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri, hakimler, savcılar, adliye personeli ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalar yapıldı. Konuşmaların ardından Şehit Savcı Kiraz’ın makam odası ziyaret edilerek karanfil bırakıldı, akabinde odasında Kur’an-ı Kerim okundu. ‘’Adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, hiçbir zaman geri adım atmamıştır’’ Törende konuşan Adalet Bakanı Gürlek, ‘’Merhum Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz; bundan 11 yıl önce, görevinin başında, adaletin tecellisi için mücadele ederken hain bir terör saldırısı sonucu şehit olmuştur. O gün sıkılan kurşunlar yalnızca Şehidimiz Selim Kiraz’a yönelmemiştir, o kurşunlar adalete sıkılmıştır, hukuka sıkılmıştır, Türk yargısına sıkılmıştır. Milletimizin vicdanı, demokratik hukuk devletimizin en temel sütunlarından biri olan yargımız hedef alınmıştır ancak bilinmelidir ki; adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, hiçbir zaman geri adım atmamıştır. Çünkü bizler, adaletin yalnızca bir görev değil; aynı zamanda kutsal bir emanet olduğunun farkındayız’’ dedi. ‘’Çağlayan Adliyesi başta olmak üzere, yargı kurumlarını hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır" Konuşmasına devam eden Gürlek, ‘’Adları, hedefleri ve eylemleri ne olursa olsun bütün terör örgütleri lanetlidir. Merhum şehidimize kastedenleri, bu alçak eylemin emrini verenleri ve terörü bir yöntem olarak benimseyen tüm yapıları şiddetle lanetliyoruz. Çünkü terör örgütleri insanlığa düşmandır. İnsanlığa karşı suç işleyen, kan ve korku üzerinden varlık göstermeye çalışan vahşi yapılardır. Çağlayan Adliyesi başta olmak üzere, yargı kurumlarını hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır. Devletimizin adalet eli, bu tehditler karşısında asla geri çekilmeyecektir. Bu vesileyle, başta Şehit Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz olmak üzere; adalet yolunda görev yaparken şehadete yürüyen tüm yargı mensuplarımızı ve vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dua ile anıyorum’’ şeklinde konuştu. ‘’Şehidimiz ardında onurlu bir miras, sarsılmaz bir duruş ve unutulmayacak bir hatıra bırakmıştır’’ İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, bugün sadece yas tutmak için değil; bir duruşu tazelemek, bir yemini tekrarlamak ve bu değerlere olan bağlılığımızı bir kez daha ortaya koymak için burada olduklarını belirterek, ‘’ Bundan tam 11 yıl önce, 31 Mart 2015 günü İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, bu binada görevinin başında iken menfur bir terör saldırısında şehit edilmiştir. Bu hain saldırı yalnızca bir Cumhuriyet Savcımızı değil, doğrudan bağımsız Türk Yargısı ve hukukun üstünlüğünü hedef almıştır ancak, hainlerin alçakça saldırısı, ne şehidimizin onurlu mücadelesini ne de bizim adalete olan inancımızı sarsabilmiştir. Aksine mücadelemizi daha da güçlendirmiştir. 11 yıl önce yaşanan bu menfur olay bizlere adalet yolunun ne kadar kutsal, ancak bir o kadar da fedakârlık gerektiren bir yol olduğunu göstermiştir. Şehidimiz, görev başında, millet adına adalet dağıtırken canını feda etmiş; ardında onurlu bir miras, sarsılmaz bir duruş ve unutulmayacak bir hatıra bırakmıştır.’’ diye konuştu. Adalet teşkilatı olarak, her türlü tehdit ve saldırı karşısında dimdik durmaya, hukuku savunmaya ve milletçe emanet edilen görevi layıkıyla yerine getirmeye devam edeceklerini belirterek, ‘’ Bu vesileyle, Şehit Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere, vatanı, milleti ve adalet uğruna hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor; ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum’’ şeklinde konuştu. ‘’Allah bu millete, bu devlete zeval vermesin. Rabbim bu millete zarar vermek isteyenlere de fırsat vermesin’’ Şehit Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ise, ‘’11 yıl önce bugünü yine böyle hep beraber ama başka şekilde yaşamıştık. İnanın o günden bu güne kadar hiçbir zaman için ruhen ben Selim Kiraz’ı, oğlumu kendimden bir an bile ayrı görmemişimdir. Evimizde, bizim yanımızda hala yaşıyor manen ama bugün çok farklı bir manzarayla karşılaştım. Allah hepinizden razı olsun. Bakıyorum, beraber oldukları arkadaşları burada, sayın Başkanım. Beraber götürdüğümüz, çiçeği burnunda iken teslim ettiğimiz Kurul Başkanımız da burada, beraberlerdi. Bugün sizleri burada görünce inanın ben artık yalnız olmadığımı daha da fazla hissediyorum. Selim’i her an için yanımda görüyorum. Allah bu millete, bu devlete zeval vermesin. Rabbim bu millete zarar vermek isteyenlere de fırsat vermesin’’ ifadelerini kullandı. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 günü öğle saatlerinde İstanbul Adalet Sarayında görevi başındayken DHKP/C’li iki terörist tarafından odasında rehin alınmıştı. Teröristler, Savcı Kiraz’ın serbest bırakılması için Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polisin bulunmasını şartı koşmuş ancak Savcı Kiraz saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.
Manisa Kolon kanserinde kişiye özel dönem En sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanserinde, son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmeler tedavi yaklaşımını kökten değiştirdi. Uzmanlar, kolon kanserinin artık tek tip bir hastalık olarak değil, her hastanın genetik özelliklerine göre farklı tedavi planı gerektiren bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Bilim dünyasında yaşanan gelişmelerle birlikte kolon kanserinde "tek tip tedavi" dönemi kapanıyor. Uzmanlar, immünoterapi, sıvı biyopsi ve tümörün genetik analizine dayalı kişiye özel tedaviler sayesinde hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edildiğini vurguluyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ferhat Ekinci, kolon kanserinin uzun yıllardır dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ettiğini söyledi. Son yıllarda bilimsel gelişmelerin bu hastalığa bakış açısını önemli ölçüde değiştirdiğini ifade eden Ekinci, "Kolon kanseri artık tek tip bir hastalık olarak değil, kişiye özel özellikler taşıyan bir tablo olarak değerlendiriliyor. Son dönemde en çok dikkat çeken gelişmelerin başında ‘immünoterapi’ geliyor. Bu tedavi yöntemi, doğrudan kanseri hedef almak yerine kişinin kendi bağışıklık sistemini güçlendirerek tümörle savaşmasını sağlıyor" dedi. Bazı hastalarda tümör tamamen kaybolabiliyor Özellikle belirli genetik özelliklere sahip hastalarda immünoterapinin etkisinin oldukça çarpıcı olduğunu vurgulayan Ekinci, bazı yeni çalışmalarda ameliyat öncesi uygulanan bu tedavi sayesinde tümörün tamamen ortadan kaybolduğu vakaların bildirildiğini kaydetti. Kolon kanserinde kişiye özel tedavi Kolon kanseri tedavisinde bir diğer önemli gelişmenin kişiye özel tedavi anlayışı olduğunu belirten Ekinci, "Artık tümörün genetik yapısı analiz edildiği için her hastaya aynı tedavi uygulanmıyor. Bunun yerine hastanın tümörüne en uygun ilaçlar seçiliyor. Bu sayede hem tedavi başarısı artıyor hem de gereksiz yan etkilerin önüne geçiliyor" diye konuştu. Sıvı biyopsi ile erken takip mümkün Günümüzde dikkat çeken bir başka yeniliğin ise "sıvı biyopsi" yöntemi olduğunu ifade eden Ekinci, bu yöntem sayesinde hastalığın takibi için her zaman doku örneği alınmasına gerek kalmadığını belirterek şunları söyledi: "Basit bir kan testiyle vücutta kanser hücrelerine ait izler tespit edilebiliyor. Bu da özellikle ameliyat sonrası hastalığın geri gelip gelmediğini çok daha erken anlamayı mümkün kılıyor." Tarama yaşı 45’e düştü Öte yandan kolon kanserinin artık daha genç yaşlarda da görülmeye başladığını belirten Ekinci, bu nedenle birçok ülkede tarama yaşının 50’den 45’e düşürüldüğünü söyledi. Uzmanların en önemli uyarısının ise net olduğunu belirten Ekinci, "Belirti beklemeden düzenli tarama yaptırmak hayat kurtarıyor" dedi. Kolon kanseri tedavisinde umut verici bir döneme girildiğini ifade eden Ekinci, "Her ne kadar her hasta için aynı sonuçlar geçerli olmasa da bilim dünyası daha etkili ve daha az yan etkili tedaviler için hızla ilerliyor. Sonuç olarak kolon kanseri artık eskisi kadar ‘tek seçenekli’ bir hastalık değil. Erken teşhis, doğru tarama ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla bu hastalıkla mücadelede her geçen gün daha güçlü hale geliyoruz" diye konuştu.
Kocaeli Kocaeli’de 3 kişinin öldüğü silahlı saldırıya ilişkin 9 şüpheli adliyede Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 3 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin 9 şüpheli adliyeye sevk edildi. Ömerağa Mahallesi’nde 27 Mart saat 00.30 sıralarında bir eğlence mekanına otomobille gelen kişi veya kişilerce ateş açılmıştı. Saldırıda işletme sahibi Volkan Berberoğlu (42), Cem Özer (49), emekli polis memuru Talip Çakır ve C.S. ile kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi yaralanmıştı. Hastaneye sevk edilen yaralılardan Özer, Berberoğlu ve Çakır, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Hayatını kaybeden Berberoğlu’nun cenazesi Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, Özer’in cenazesi İzmit’te, Çakır’ın cenazesi ise Sakarya’nın Karasu ilçesinde toprağa verilmişti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıya ilişkin kapsamlı çalışma başlattı. Olay yeri, çevre güzergahlar ve otoyollardaki güvenlik kameralarını incelemeye alan ekipler, şüphelilerin İstanbul’dan geldiklerini ve olaydan yaklaşık 5 gün önce İzmit’te keşif yaptıklarını tespit etti. Organize şekilde hareket ettikleri değerlendirilen şüphelilere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, biri Azerbaycan uyruklu olmak üzere toplam 9 şüpheli gözaltına alındı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından 9 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri eşliğinde adliyeye sevk edildi.
Sakarya Başkan Alemdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projesini sundu Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Adapazarı Garı ile Mithatpaşa İstasyonu arasındaki tren raylarının yer altına alınmasını içeren ulaşım projesini sundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 6 ay içerisinde üçüncü kez Başkan Alemdar’ı kabul etti. İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Sakarya’nın ulaşım altyapısı, raylı sistem projeleri ve kentsel dönüşüm çalışmaları ele alındı. Görüşmede Alemdar, şehir merkezindeki trafik akışını rahatlatması hedeflenen, tren hattının Adapazarı Gar Meydanı’ndan başlayarak Mithatpaşa İstasyonu’na kadar olan kısmının yer altına indirilmesini öngören projenin detaylarını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile paylaştı. Görüşme sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunulan projeyle ilgili olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile telekonferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirdi. Projenin teknik detaylarının incelenmesi ve sürecin başlatılması yönünde gerekli talimatların verildiği bildirildi. Hazırlanan proje, tren hattının Adapazarı Gar Meydanı’ndan başlayarak Mithatpaşa İstasyonu’na kadar olan kısmının yeraltına indirilmesini öngörüyor. Toplantıda ulaşım projelerinin yanı sıra Sakarya’nın geleceği için kritik önem taşıyan; Raylı Sistem Hattı, kentsel dönüşüm sahaları, Sapanca Gölü’nün korunması, Çamdağı ve Ballıkaya Barajı inşaatları, AFA’nın yeniden inşası, Bilim Merkezi ve Şehir Kütüphanesi gibi yatırımların son durumu hakkında bilgiler sunuldu. "Süreç başlatıldı" Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Başkan Yusuf Alemdar, "Sayın Cumhurbaşkanımızla şehrimizin ulaşım projelerini detaylıca görüştük. Adapazarı Gar Meydanı’ndan Mithatpaşa İstasyonu’na kadar tren raylarının yer altına alınmasını ilgilendiren projemizi kendilerine sunduk. Sayın Cumhurbaşkanımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ile görüşerek sürecin başlamasına yönelik talimatlarını iletti. Raylı sistem hattımızın ihale ilanı çıkıldı, kentsel dönüşümde saha çalışmaları başladı ve Ballıkaya Barajı’nın isale hatlarıyla ilgili ihale süreci tamamlanıyor. Yatırımlar şehrimize hayırlı olsun" dedi.