POLİTİKA
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" 25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16:25 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:33 MHP Kütahya Milletvekili Erbaş: "Hocalı’da yaşananlar insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Hocalı’da 26 Şubat 1992’de yaşananların sıradan bir savaş olmadığını vurgulayarak, "Bu açık bir katliamdır, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" dedi. MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, 26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Hocalı kentinde yaşanan olayların Türk milletinin hafızasında derin bir yara olarak yer aldığını belirtti. Hocalı’da askerlerin değil; kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığını ifade eden Erbaş, 613 Azerbaycanlı sivilin hunharca katledildiğini, esir alınan sivillere insanlık dışı işkenceler yapıldığını ve birçok kişinin akıbetinin hâlâ bilinmediğini söyledi. Erbaş, Hocalı’nın yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak acısı olduğunu dile getirerek, "Biz iki devlet olabiliriz ama tek milletiz. Hocalı’da dökülen kan 30 yıldır hafızamızda diri kaldı. Uluslararası mekanizmalar sustu ama Türk milleti susmadı. Adalet yerini bulmadan acılar dinmez" ifadelerini kullandı. "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" 2020 yılında 44 gün süren Vatan Muharebesi’ne de değinen Erbaş, kahraman Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarını kurtararak tarihe geçen bir zafere imza attığını belirtti. Bu mücadelenin bir öfke patlaması değil, haklılığın ve egemenlik hakkının tecellisi olduğunu vurgulayan Erbaş, "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" dedi. Karabağ’da bugün dalgalanan bayrağın yalnızca bir toprak parçasının geri alınması anlamına gelmediğini kaydeden Erbaş, bunun Hocalı’da hayatını kaybeden masumların onurunun yeniden ayağa kaldırılması olduğunu söyledi. Adaletin gecikebileceğini ancak asla yok olmayacağını ifade etti. Konuşmasında milliyetçilik anlayışlarına da değinen Erbaş, "Bizim milliyetçiliğimiz hamaset ya da saldırganlık değildir. Kardeşimizin hakkı gasp edildiğinde onun yanında durmaktır" dedi. Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu vurgulayan Erbaş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu duruşunun diplomatik bir tercih değil, tarihî bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Kardeşliğimiz sözde değil ve tarihte yazılıdır" şeklinde konuştu. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın ancak güçlü bir Azerbaycan ile mümkün olabileceğini dile getiren Erbaş, zayıf olanın barışının olmayacağını, güçlü olanın barışının olacağını ifade etti. Erbaş, konuşmasının sonunda Hocalı’da hayatını kaybeden 613 Azerbaycanlıyı rahmetle andıklarını belirterek, "Aziz hatıraları milletimizin vicdanında ebediyen yaşayacaktır. Türk milleti dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Karabağ Türk’tür. Can Azerbaycan yalnız değildir. Türk milleti birdir, diridir ve ebediyen beraberdir" dedi.
İçişleri Bakanı Çiftçi: "Suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:44 İçişleri Bakanı Çiftçi: "Suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak suç ve suçluyla mücadelede asla rehavete kapılmadan, suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çorum Valiliği, Çorum Belediyesini, AK Parti Çorum İl Başkanlığı ve MHP Çorum İl Başkanlığını ziyaret etti ardından Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında kent protokolü ve vatandaşlarla bir araya geldi. "Bugün aranızda bulunmak benim için gönül bağının yeniden tazelenmesidir" Programda konuşan Bakan Çiftçi Çorum’un bir kadim şehri olduğunu ifade ederek, "Bu topraklarda söz mertçe sözlenir, gönül kapıları ardına kadar açıktır, dostluk samimiyetle kurulur. Anadolu irfanı burada hayat bulur. Bu güzel şehre, hizmet etmekten dolayı kendimi son derece bahtiyar hissediyorum. Çorum Valiliği görevimizde siz değerli kardeşlerimizle her zaman hemhal olduk. Hatıralar, dostluklar biriktirdik. Dua ettik, hayır dualarınızı aldık. Bugün aranızda bulunmak benim için gönül bağının yeniden tazelenmesidir. Bu duyguları Yunus’un diliyle şöyle ifade etmek isterim; ‘Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, dostun evi gönüllerdir.’ Çorum da böyle bir irfanın diyarıdır. Sıcak kanlı insanların, memleket sevdalısı insanların şehridir. Biz de bu şehrin ekmeğini yedik, suyunu içtik, havasını teneffüs ettik. Hep beraber hizmet ettik" dedi. "Bu görevi aziz milletimize hizmet yolunda onurlu bir emanet olarak görüyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensibiyle İçişleri Bakanlığı görevinin kendisine tevdi edildiğini belirten Çiftçi, "Bu görevi aziz milletimize hizmet yolunda onurlu bir emanet olarak görüyorum. Her zaman Çorumlu kardeşlerimin hizmetinde olacağımı bir defa daha ifade ertmek istiyorum. Dualarınızda yer almak benim için en büyük şeref kaynağı olacaktır. Anadolu topraklarında bin yıldır süren hakimiyetimiz, ecdadımızın kahramanlığı, alın teriyle, duasıyla, fedakarlığıyla yoğrulmuştur. Bu toprakları ebedi vatan kılan o kutlu yürüyüşün izinde olmak bizim için büyük bir şereftir. Bizim medeniyetimiz sadece imamet kuran, şehirler inşa eden bir medeniyet değildir. Bizim medeniyetimiz insanı merkeze alan, insan onurunu yücelten, maneviyatı esas kabul eden bir medeniyettir. Taşı taş üstüne koyarken gönlü gönül üstüne koymayı esas alan bir anlayıştır" diye konuştu. Suç ve suçluyla mücadelede kararlılıkla yollarına devam edeceklerini ifade eden Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Bundan 23 yıl önce muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya çıkan irade de ecdadın bu mirasına sahip çıkma idealiyle yola çıktı. Hamd olsun çeyrek aslına yaklaşan bu meşakkatli yürüyüşte bugün bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan bir Türkiye var. Savunma sanayisinde büyük hamleler gerçekleştirildi. Eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, yerli ve milli teknoloji hamlelerinde tarihi hamleler yapıldı. Bu memleketin potansiyelini en verimli şekilde değerlendiren, millete hizmet yolunda çığır açan ve bu haysiyetli günlerin önünü açan muhterem Cumhurbaşkanımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Son 40 yıldır enerjimizi alan terör meselesi karşısında devletimiz kararlı bir mücadele yürüttü. Güvenlik güçlerimizin fedakarlığı, azi milletimizin feraseti sayesinde şimdi bugün çok farklı bir noktadayız. Bu başarının en büyük kahramanları, canını bu vatan için feda eden şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizdir. Hepsine minnet ve şükran borçluyuz. Bugün terörsüz Türkiye süreciyle yeni bir aşamaya geçmiş durumdayız. Muhterem Cumhurbaşkanımızın kararlı liderliğinde, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin güçlü desteğiyle başlayan bu süreç, aziz milletimizin fertleri arasına nifak sokan terör meselesinin suhuletle çözülmesi iradesidir. Cumhur ittifakıyla başlatılan ve bir devlet projesi olarak yürütülen terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonu için İçişleri Bakanlığı olarak azami bir hassasiyeti göstereceğiz. Bu iradeyi ortaya muhterem Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Yine yapıcı tutumuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımıza, Milli Dayanışma ve Kardeşlik Demokrasi Koordinasyonuna, süreci koordinasyon içerisinde yürüten devletimizin tüm kurumlarına teşekkür ediyorum. Inşallah önümüzdeki dönemde Türkiye yüzyılı vizyonu hedeflerine doğru kararlı yürüyüşümüzü hiç kimse durduramayacak. Bu milletin istikametini tayin eden irade yine kendi öz iradesi olacaktır. Bizler de İçişleri Bakanlığı olarak suç ve suçluyla mücadelede asla rehavete kapılmadan, suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Huzur ve güven ortamını daha da tahkim edeceğiz. Şiarımız nettir, birlikte huzur, birlikte güven. Türkiye’nin her karış toprağında, her ilinde, her ilçesinde, vatandaşımızın yanında olacağız. Devletin şefkatini de kudretini de aynı anda hissettireceğiz." "Ziyaretlerinizle bizi çok mutlu ettiniz" Çorum Valisi Ali Çalgan da, "Sayın Bakanım 5 yıl burada görev yaptınız. Çok büyük iz bıraktınız. Her köşede hatıralarınız, sizleri tanıyan dostlarınız var. Çorumlular sizi hemşehrisi olarak görüyor. Bunu Kahraman’dan sonra ikinci ziyaretiniz olarak ilimizi seçmenizden dolayı hemşehrilerim adına şükranlarımı arz ediyorum. İlimizi diyorum ama ilinizi demek daha doğru olacak. Ziyaretlerinizle bizi çok mutlu ettiniz" şeklinde konuştu. AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı ise Bakan Çiftçi’ye Çorum’daki hizmetleri için teşekkür ederek, "Memleketimiz sizin Balilik döneminizdeki hizmetlerinizi sitayişle anıyor. İnanıyorum ki Çorum İçişleri Bakanımız olarak da sizin güzel hizmetlerinizi burada yad edecek. Türkiyemizin içerisinde bulunduğu bu süreçte sizin gibi çok önemli bir kişinin İçişleri Bakanı olması, çok önemli bir bakanlıkta yer oluyor olmanız hem bizi gururlandırıyor hem de Rabbimizden sizlerde yardımcı olmasını niyaz ediyoruz" ifadelerini kullandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çifçi’nin Çorum Valiliği görevinde önemli çalışmalara imza attığını ifade eden Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın da, "Tüm Çorum şahit ki İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi, her zaman yanımızda oldu, bizi her zaman destekledi. Yaptığımız her işte katkısı var. Sadece tarihi Çorum meydanımızın ihya edilmesinde çok önemli katkılarının olduğunu hemşehrilerimiz biliyor. Birçok güzel işi beraber yaptık" dedi.
Bakan Göktaş: "Bağımlılıkla mücadelede aileyi merkeze alan yeni bir dönem başlatıyoruz"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:37 Bakan Göktaş: "Bağımlılıkla mücadelede aileyi merkeze alan yeni bir dönem başlatıyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Batman’da düzenlenen Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Toplum Temelli Bütüncül Destek Projesi Tanıtım Programı "Batman Modeli" lansman programına katıldı. Ramazan ayını tebrik eden Bakan Göktaş, mübarek ayın sağlık, huzur ve bereket getirmesini diledi. Batman’da başlatılan projeyle bağımlılıkla mücadelede sahayı güçlendirecek yeni bir adım attıklarını belirten Göktaş, bağımlılığın sadece bir tedavi süreci olarak değil; önleme, erken müdahale, psikososyal destek ve sosyal uyumu kapsayan çok boyutlu bir destek mekanizması olarak ele alındığını ifade etti. Bağımlılığın tüm dünyada toplumların geleceğini etkileyen kritik bir risk alanı olduğunu vurgulayan Göktaş, tütün, alkol, madde, kumar ve bahis bağımlılığının yanı sıra dijital oyun, ekran ve sosyal medya kaynaklı davranışsal bağımlılıkların da giderek arttığına dikkat çekti. Bakan Göktaş, bağımlılığın yalnızca bireyin sağlığını değil; eğitimden çalışma hayatına, aile bütünlüğünden kamu düzenine kadar geniş bir alanı etkilediğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bağımlılığın her türüyle mücadele konusundaki kararlılığına işaret eden Göktaş, Bakanlık olarak koruyucu, önleyici ve destekleyici hizmetler sunduklarını söyledi. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı kapsamında özellikle dijital bağımlılık tehdidine karşı çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri ile 81 ilde 1 milyon 350 bin vatandaşa ulaşıldığını ifade etti. Yenilenen Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı modeliyle 18 yaş üstü bağımlı bireylerin aileleriyle birlikte topluma güçlü şekilde katılımını hedeflediklerini aktaran Göktaş, aile eğitim programları, dijital farkındalık atölyeleri ve sosyal risk haritalarıyla risklerin mahalle ve ilçe ölçeğinde takip edildiğini kaydetti. Batman’da pilot uygulaması başlatılan projeyle risk tespitinden tedaviye, rehabilitasyondan sosyal uyuma ve istihdama kadar tüm süreçlerin tek bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten Göktaş, projenin merkezinde aileyi koruyan ve güçlendiren bir yaklaşımın yer aldığını dile getirdi. Valilik koordinasyonunda oluşturulan ekiplerin yaklaşık 200 haneye ziyaret gerçekleştirdiğini ifade eden Göktaş, değerlendirmelerin yalnızca bağımlı birey üzerinden değil, hanedeki tüm fertler dikkate alınarak yapıldığını söyledi. İhtiyaç sahiplerinin sosyal yardım ve bakım hizmetlerine yönlendirildiğini belirten Bakan Göktaş, çocuk ve gençlerin eğitimden kopmaması için destek sağlandığını, ücretsiz kreş imkânlarının devreye alındığını ve hanelerin ekonomik dayanıklılığını artıracak istihdam desteklerinin sunulduğunu kaydetti. Bakan Göktaş, Batman’da başlatılan pilot uygulamanın kademeli olarak ülke genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, amaçlarının bağımlılıkla mücadelede tek seferlik müdahaleler yerine kalıcı sosyal güçlenme sağlamak olduğunu kaydetti. Programa katkı sunan kurumlara, saha personeline ve paydaşlara teşekkür eden Göktaş, aileyi güçlendiren her politikanın bağımlılıkla mücadelede kalıcı sonuçlar doğuracağına inandıklarını sözlerine ekledi. Esentepe Külliyesi’ndeki programa AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, Batman Valisi Ekrem Canalp, AK Parti Batman İl Başkanı Hüseyin Şansi, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Emek Sofrası Buluşması İftar Programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kendi iktidarlarından önce işçi ve emekçilerin haklarına yönelik verilen sözlerin tutulmadığını bu sözlerin kendi iktidarları döneminde gerçeğe dönüştüğünü söyledi. Erdoğan, yıllarca bazı kesimlerin de haklarının elinden alındığını söyleyerek, kendi iktidarlarında bu hakların geri iade edildiğini ancak bu iadelerden de rahatsızlık duyanlar olduğunu belitti. "Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" Konuşmasının başında Gazze ve Sudan’da Müslümanların zor şartlarda oruç tutup, iftar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu. 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan refah sınır kapısında kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" diye konuştu. "İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu bir sistemi ülkemize kazandırmaktı" Emek, alın teri ve helal kazancın kutsal değerleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kavramlar adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Asırlar boyunca Ahi Teşkilatımız, Loncalarımız ve Orta Sandıklarımız sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmamış. Aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olmuştur. Ahi Evran’ın eşine, işine, aşına özen göster sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık, ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık" ifadelerini kullandı. "Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk" Kendi iktidarlarında, emekçilere daha önce verilip tutulamayan sözleri yerine getirdiklerini ve bunun yanında birçok hakkı emekçilere kazandırdıklarını belirten Erdoğan, "Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda, devrim niteliğinde adımları attık. Değerli kardeşlerim, bakın burada öne çıkan reformlarımızı sizlerle kısaca paylaşmak isterim. 1 Mayıs biliyorsunuz bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biridir. 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara biz son verdik. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor" açıklamasında bulundu. "Yıllarca örselenen, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik düzenlemelerin kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz" Yaptıkları düzenlemelerle mağdur olan kesimlerin haklarını geri almasından bir kesimin rahatsızlık duyduğunu söyleyen Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. İşte sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş 1000 yıldır i’la-yı kelimetullah sancaktarlığını üstlenmiş yüzde 99’un Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı Şerif’in neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp, milletin inanç değerlerine ateş eden 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık" Kendisinin de çalışma hayatına genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da emniyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevk-ü sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesini önüne açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:11 Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile Süleyman Soylu arasında karşılıklı açılan manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. İstinaf mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk manevi tazminat davasını reddetti. Soylu’nun karşı davasını ise kısmen kabul ederek 10 bin lira manevi tazminata hükmetti. Dava süreci, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 13 Mayıs 2021 tarihli sosyal medya paylaşımı ve 19 Mayıs 2021’de katıldığı televizyon programındaki açıklamaları sonrası başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir açıklama için 5’er kuruş olmak üzere toplam 10 kuruş manevi tazminat talep etti. Kılıçdaroğlu ayrıca konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "5 paralık adama 5 kuruşluk dava açtık" dedi. Süleyman Soylu ise sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek 20 bin TL’lik karşı dava açtı. Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların sözlerini siyasi tartışma kapsamında değerlendirerek hem Kılıçdaroğlu’nun açtığı davayı hem de Soylu’nun karşı davasını reddetti. Dosyayı yeniden inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Soylu’nun açıklamalarının sert ve incitici nitelikte olmakla birlikte siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk dava esastan reddedildi. Ancak mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun dava sonrasında yaptığı bazı açıklamaların eleştiri sınırlarını aştığı ve Soylu’nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kanaatine vardı. Bu kapsamda, 10 bin lira manevi tazminatın 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kılıçdaroğlu’ndan alınarak Soylu’ya ödenmesine karar verildi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Yeni Yol Grubu’na ziyaret
25 Şubat 2026 Çarşamba - 19:25 TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Yeni Yol Grubu’na ziyaret TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de Yeni Yol Grubu’nu ziyaret etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Yeni Yol Grubu’nu ziyaret etti. Kurtulmuş’u Yeni Yol Grup Başkanı Bülent Kaya, Grup Başkanvekilleri Mehmet Emin Ekmen ve Selçuk Özdağ, İzmir Milletvekili Mustafa Bilici karşıladı. Kurtulmuş, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Yeni Yol Grubu’nun Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna katkılarına işaret ederek, "Şimdi bundan sonra raporda yer olan konuların hayata geçirilmesiyle ilgili yine ümit edelim ki siyasi partilerimiz ortak bir anlayışla, açık fikirlilikle, açık yüreklilikle çalışmalarını sürdürür ve bu yasal düzenlemeler başta olmak üzere çeşitli adımlar atılır. Böylece Türkiye tarihinin en önemli sorunu, Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır, en büyük bedeller ödediğimiz sorununu ortadan kaldıracak adımları atmak mümkün olur. Tabii bu süreçte örgütün kendisini feshi ve silahların bırakılması, sürecin raporda da ifade edildiği gibi kritik noktasıdır. Bu nokta gerçekten hem bütün tarafların beklentilerini karşılayacak hem de işin doğasına uygun bir yaklaşım olacaktır" ifadelerini kullandı. Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen ise, raporun büyük bir çabayı ortaya koyduğunu belirterek, "Sayın başkanımız sadece Meclis içerisinde sağladığı koordinasyonla değil, devlet kurumları arasında da sağlamış olduğu koordinasyon ve oynadığı rolle raporun icra edilmesi ve hayata geçirilmesi noktasında sorumluluğunun devam ettiğine işaret ediyor. Kendisinin yapıcı ve müspet katkılarının devam edeceğini düşünüyoruz. Şimdi raporun gereklerini yerine getirme zamanıdır" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş AK Parti’yi ziyaret etti
25 Şubat 2026 Çarşamba - 17:25 TBMM Başkanı Kurtulmuş AK Parti’yi ziyaret etti TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti grubunu ziyaret etti. Ziyarette yaptığı konuşmada Kurtulmuş, "Bundan sonra daha zor sürecin önünde olunduğunu söylemek isterim. Aynı kararlılık ve aynı eş güdüm içerisinde çalışıldığı takdirde burada da sonuç alacağımızı ve tamamıyla bu meselenin artık geride kalacağına yürekten inanıyorum" dedi. Kurtulmuş, AK Parti grubunu ziyaret etti. Kurtulmuş, AK Parti grubuna komisyona verdikleri destekten ötürü teşekkür etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da devlet politikası haline dönüştürdüğü için minnetlerini ifade etti. Kurtulmuş, "Türkiye’nin en zor meselesi Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının yarısının neredeyse heba edildiği, büyük bedeller ödediğimiz, ağır faturalar ödediğimiz şiddet ve terör meselesi ümit ediyorum ki bu çalışmayla birlikte yoluna girecek ve Türkiye’nin gündeminden kaldırılacaktır. Bu çalışmalar çok verimli tartışmaları da aslında gerçekleştirdiğimiz çalışmalar oldu. Birbirine taban tabana zıt fikirlere sahip olan insanların gelip hatta aynı oturumda yan yana oturdukları ve görüşlerini dile getirdiği oturumlar oldu. Umut anneleriyle, şehitlerimizin, gazilerimizin ailelerinin yan yana oturduğu oturumda her iki tarafında biz çocuklarımızı gömdük. Bundan sonra toprağa çocuklarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz iradesi. Aslında bu komisyondaki dinleme faslının mottosu olarak önümüze çıkan bir temenniydi. Bu işin artık sona erdirilmesi, bir daha Türkiye’nin hiçbir evladının toprağa düşmemesi, ölmemesi, öldürülmemesi üzerinde hemfikirdir. Burada Cumhurbaşkanımızın inisiyatifiyle, öncülüğüyle başlayan bu devlet politikası bizim Meclisimizde kurulan bu komisyonla birlikte de bir millet politikası haline dönüştürülmüş oldu" ifadelerini kullandı. Çatışmalı konuların çözümünde parlamentoların devreye çok geç girdiklerini veya parlamentolarla birlikte 3. Göz adı verilen başka ülkelerin takip ve murakabe fonksiyonlarının devreye girdiğini hatırlatan Kurutulmuş, "Aslında bu komisyonun kurulmasıyla birlikte buraya bütün siyasi partilerimiz bir parti hariç bütün siyasi partilerin destek vermesiyle birlikte Türkiye’de milli irade ve milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meselenin tek sahibi olduğunu, yegane meşru sahibi olduğunu ortaya koydu ve bu komisyon çalışmaları, bu demokratik anlayış içerisinde bugüne kadar geldi. Ve şunu da büyük bir şükranla ifade etmek istiyorum ki birbiriyle fikirleri farklı olan 50 milletvekili arkadaşımız o kadar yoğun tartışma ortamına rağmen hiçbir şekilde kırıcı, yıkıcı, karşı taraftaki arkadaşları, karşı tarafta gördüğü arkadaşları yok etmek için bir söz tarif etmedi Hatta neredeyse en ufak bir tartışmanın bile olmadığı müzakereler yapıldı" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, önlerinde daha kritik bir dönem olduğunu kaydederek, "Bundan sonra daha zor sürecin önünde olunduğunu söylemek isterim. Aynı kararlılık ve aynı eş güdüm içerisinde çalışıldığı takdirde burada da sonuç alacağımızı ve tamamıyla bu meselenin artık geride kalacağına yürekten inanıyorum. AK Parti’ye de, başta AK Parti’nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanımız olmak üzere grup başkanımız, genel başkanvekilimiz, grup başkanvekillerimiz nezdinde AK Parti’ye de çok teşekkür ediyorum. Samimi ciddi destekleri bu süreçte önemli bir rol oynamıştır" dedi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler de komisyonun çalışmalarına 5 Ağustos’ta başladığını hatırlatarak, "İnternet sitesinde de şu anda bu rapor yayınlanmış durumda. Ben özellikle Meclis Başkanımıza şahsım adına ve grubum adına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok özverili, çok gayretli, uzlaşmacı, yapıcı tutumuyla beraber aynı zamanda öngörü ve yol haritası sunma adına gerçekten bizlere çok büyük katkılar sağladı. Tabii 50 yıllık bir belayı ülkemizin terör meselesini çözmek bu konuda yapıcı tutum sergilemek, emek sarf etmek çok kıymetliydi. Ben yine bu süreçte katkı sağlayan siyasi parti gruplarına, genel başkanlarına ve koordinatör grup başkan vekillerine de çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.