Son Dakika
|
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
Endonezya'da 7.4 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kazada Fiat araçlar kağıt gibi ezildi
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Nevşehir’de yıldırım düşen evde yangın çıktı
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
İstanbul’a çamur yağdı, araçlar çamurla kaplandı
Fethiye’de kayalıklara çarparak batan teknedeki 6 kişi kurtarıldı, 1 kişi kayıp
TEKNOLOJİ
I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:01:07
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu", Türkiye’nin dört bir yanından gelen 141 araştırmacıyı buluşturdu. 38 üniversite ve 35 şehirden katılımcıların yer aldığı etkinlik, 41 yıllık emeğiyle Prof. Dr. Ali Uzun’a ithaf edildi ve coğrafyanın bütüncül bakış açısı ile bilimsel katkının önemini öne çıkardı. I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliği ve Türk Coğrafya Kurumu ile Jeomorfoloji Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Yakın zamanda emekli olan ve 41 yılını coğrafya alanındaki çalışmalara, akademik yayınlara ve eğitime ayıran OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun’a ithafen düzenlenen sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. "Herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir" Sempozyumda konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, bilimsel bakış açısının bu yönde olduğunu belirterek, "Herkes bulunduğu ile yeterince katkı sağlarsa, bu üniversitelerimiz sayesinde Türkiye çapında müthiş bir arşivimiz ve güçlü bir bilgi birikimimiz olacaktır. Dolayısıyla eğitim metodu olarak bildiğimiz ‘yakından uzağa’ ilkesi çerçevesinde herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir. Biz coğrafyacılar olarak potansiyelimizi ortaya koymalı; yöneticilere bilgi sunmalı, bilgi üretmeliyiz. Onların doğru kararlar verebilmesi için coğrafi bilgiyi kullanmalarına imkân sağlamalıyız. Bu anlamda bulunduğumuz şehri, bulunduğumuz ili en iyi tanımak, biz coğrafyacılar için birinci derecede görevdir diye düşünüyorum. Biz Ali Uzun Hocamız ve diğer bölüm elemanlarımızla birlikte, üniversitemizin ve Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Nitekim dışarıda bir sergimiz var. Bu, küçük bir örnek. Bulunduğumuz yerin sadece coğrafi özelliklerini değil; ekonomik geçmişini, iktisat tarihini, sosyolojik yapısını, göçleri ve nüfus özelliklerini, yani coğrafya bakış açısıyla ele alınması gereken her unsuru ortaya koymaya çalışıyoruz. Coğrafyanın o bütüncül bakış açısını esas alıyoruz. Burada genç arkadaşlarıma şunu hatırlatmak isterim: Yanımızda Bafra Ovası var. Bafra Ovası’nı şöyle düşünelim: Burada hidrojeologlar yer altı suyunu çalışmış, baraj yapım imkânlarını araştırmış; ziraatçılar neyin yetişip neyin yetişmeyeceğini incelemiş; arkeologlar ise İkiztepe’nin kaç bin yıl öncesine dayandığını ortaya koymuş. Bugün yöneticilerimizin, kamu kaynaklarını doğru kullanma konusunda titiz davrandıklarına inanıyoruz. Bu çerçevede, Bafra Ovası’nın bütününü ortaya koyan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. İşte coğrafyanın bütüncül bakış açısı budur. Eğer ben yer altı suyunun ne işe yaradığını, üzerindeki tarım topraklarının niteliğini ve diğer tüm unsurları farklı bilim dallarından toplayarak bütüncül bir şekilde ilgili kişilere aktarabilirsem, hem coğrafya bilimini temsil etmiş olurum hem de gerçek bir katkı sunarım" dedi. "Projelerim devam ediyor" Konuşma yapan Prof. Dr. Ali Uzun, "Elimden geldiğince arkadaşlarımla birlikte istişare ederek, birlikte düşünerek, birlikte üretmeye; üniversitemize ve şehrimize katkı sunmaya çalıştım. Bu yolda beni destekleyen, başta doktora öğrencilerim olmak üzere bölümümüzün çok seçkin akademisyenlerine ve elbette yol arkadaşım Prof. Dr. Cevdet Yılmaz Bey’e teşekkür ediyorum. Nereye gittiysem hep yanımda oldu. Ondan çok şey öğrendim. Adeta gezen bir kütüphane gibi; her müracaatımda mutlaka ufuk açıcı sözlerini gördüm. Kendisine özel bir teşekkür etmek istiyorum. Üniversitemizde çalışma kültürü son yıllarda, özellikle BAP destekleriyle gittikçe daha da kurumsallaştı. Hâlen BAP kontrolünde ve BAP desteğiyle devam eden projelerim var. Yani tek bir projem değil, projelerim devam ediyor. Nasip olur, ruh ve beden sağlığımız el verdikçe camiamıza katkı vermeye devam edeceğim. Ben aslında hep coğrafyanın farklı yönlerini, ülkemizde daha önce çalışılmamış konuları seçmeye ve gündeme getirmeye çalıştım. Bunları değerli meslektaşlarım ayrı ayrı konuşacaklardır. Ancak daha yeni yayımladığımız ‘ulu kışta soğuk su geyserleri’ konusundan bahsetmek isterim. Türkiye’de geyser olup olmadığı tartışılırken, biz çok özel bir geyseri ele aldık ve yayımladık. Bu da bir projeydi ve çok sayıda akademisyenle birlikte yürüttük. Çorum Üniversitesi’nden profesör arkadaşlarımız da bize destek verdiler. Bu projeyi tamamladık ve yayımladık. Bunların sayısını artırmak elbette mümkün; ancak burada tek tek sıralamak zor. Genç arkadaşlarıma şunu söylemek isterim: Artık internet var. Hatta yapay zekâ, bazı makaleleri sizin yerinize özetleyebiliyor. Evden okula giderken ya da okuldan eve dönerken bile bu imkânlardan yararlanabilirsiniz. Size güncel makaleleri, anlayacağınız bir dille anlatabilir. Bu nedenle dünyayı yakından takip edin ve zaman zaman kendinizi geliştirin. Bu mümkündür; siz de bunu yapabilirsiniz" diye konuştu. "Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir" Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, "Bir akademisyenin özgeçmişi çoğu zaman tarihler, ünvanlar ve görevlerden oluşan donuk bir çizgi gibi görünür. Oysa bu çizelgenin arkasında bir ömürlük emek, öğrencilerle kurulan bağ, sahada yapılan gözlemler, sabırla büyütülen kurum kültürü ve bilime karşı sürdürülen sadakat vardır. Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir. Akademik hayat, bir disiplinin dilini kurmak, ölçütlerini taşımak, saha geleneğini diri tutmak ve en önemlisi yetiştirdiği öğrencilerle bilimsel kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır. Prof. Dr. Ali Uzun, meslek yaşamını bu anlamda, coğrafyanın uzun soluklu ve emek isteyen tarafını temsil eden güçlü bir örnek olarak sürdürmüştür. Hocamız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uzun yıllara yayılan öğretim görevi sürecinde profesörlük görevini sürdürmüş; bölüm ve ana bilim dalı düzeni ile idare sorumlulukları üstlenmiş; ayrıca dekanlık göreviyle üniversite yönetimine katkı sunmuştur. Bu görevler, bir bilim insanının yalnızca kendi araştırma alanına değil, kurumuna ve disiplinine, disiplinin de geleceğine yatırım yaptığının göstergesidir" şeklinde konuştu. "Akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Kurumlar arası iş birliğiyle hayata geçirilen bu organizasyon, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve bilimsel kuruluşların ortak hareket ettiklerinde ne denli etkin sonuçlara erişebileceklerinin somut bir yansımasıdır. Ülkemizin aydınlık yarınları için bilim ve bilgi odaklı yapıların ortaya koyabileceği sinerjinin yerel ölçekli referanslarındandır. Böylesi birlikteliklerin artarak devamı, şehrimizdeki akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır. Vatan sevgisinin coğrafya bilgisinden geçtiği şuuruyla hayata geçirilen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bildiri başlıklarına yansıyan konulara dair bakış açılarıyla zenginleşecek, hakikat odağında gerçekleşecek değerlendirmelerle niteliği yükselecek bir atmosferde hayat bulacağına inandığım toplantımızın verimli geçmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Kürsü konuşmalarının ardından panellerle devam eden sempozyum, 4 Nisan’da sona erecek.
02 Nisan 2026 Perşembe - 13:24
Ortaokul projelerinde zirve Samsun’un
Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "20. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması"nın kazananları açıklandı. Bölge genelinde en fazla birincilik elde eden il Samsun oldu. TÜBİTAK tarafından 20.’ncisi düzenlenen Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın Samsun Bölge Sergisi, OMÜ ev sahipliğinde tamamlandı. Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsarken, yarışmaya 10 alanda 3 bin 280 projenin başvurdu ve 100 proje sergilenmeye hak kazandı. 100 proje arasından Türkiye finallerine gidecekler belli oldu. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, ilk olarak kürsü konuşmalarıyla başladı. İlk konuşmayı yapan TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topcu, "12 bölge merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bu yarışmanın Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsamaktadır. Bu yıl, ortaokul düzeyinde 3 bin 280 proje ile Türkiye’de en çok proje üretilen bölge Samsun Bölgesi olmuştur. Bugün burada sadece bir ödül töreninin açılışını yapmıyoruz. Aynı zamanda merakın, emeğin, sabrın ve hayallerin bir araya geldiği çok özel bir bilim yolculuğuna birlikte tanıklık ediyoruz. Unutmayın, bu yolculukta en önemli şey kazanılan ödüller değildir. Asıl değerli olan; düşünmeyi öğrenmeniz, soru sormaktan korkmamanız ve kendi fikirlerinize inanmanızdır. Çünkü sizler bugün sadece bir proje hazırlamadınız; aynı zamanda genç yaşınıza rağmen sabretmeyi, araştırmayı ve üretmeyi öğrendiniz. Belki bugün birazdan açıklanacak olan dereceler arasında olacaksınız, belki de olmayacaksınız. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki burada bulunan her biriniz bu yolculuğun kazananısınız. Çünkü bilim yolculuğu, varılacak bir yerden çok insanı geliştiren bir süreçtir" dedi. "Proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşti" Akabinde konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise "Bu yıl Samsun Bölgesi olarak önemli bir başarıya imza attık. Türkiye genelinde yapılan toplam 19 bin 436 proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşmiş ve bu sayı ile Samsun Bölgesi birinci sırada yer almıştır. Bu sonuç, bölgemizin bilimsel potansiyelini ve gençlerimizin azmini açıkça ortaya koymaktadır. Hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır. Sizler yalnızca projelerinizi sergilemediniz; aynı zamanda merak eden, sorgulayan, çözüm üreten bireyler olduğunuzu da gösterdiniz. Bilim, doğru cevaplardan çok doğru sorular sorabilme cesaretidir. Sizler bu cesareti gösterdiniz. Hepinizi gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. En fazla birincilik Samsun’dan Yarışmada; Samsun 4 birincilik, 1 ikincilik, 3 üçüncülük; Tokat 3 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Ordu 3 birincilik, 3 ikincilik, 4 üçüncülük; Amasya 2 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Giresun 1 birincilik, 2 ikincilik; Çorum 1 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Sinop 1 birincilik ve Kastamonu 1 ikincilik kazandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:55
İHA teknolojisi ile tarım maliyetleri düşecek
Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) ve TUSMEC Girişimi tarafından geliştirilen yapay zeka tabanlı sistem, insansız hava aracı (İHA) ve tarım robotları senkronize çalıştırarak tarımda dijital dönüşüme yeni bir boyut kazandırıyor. Geliştirilen yenilikçi çözüm, üretim süreçlerini daha verimli, hızlı ve kontrollü hale getiriyor. Tamamen yerli mühendisler tarafından geliştirilen sistem; görüntü işleme ve yapay zeka algoritmalarıyla tarım arazilerini anlık olarak analiz ediyor. İHA’lardan elde edilen veriler doğrultusunda tarım robotları yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere müdahale ediyor. Bu sayede gereksiz ilaçlama ve su tüketimi önlenirken, ilaç ve su kullanımında yüzde 40-50 oranında tasarruf sağlanıyor. Ayrıca sistem, bitki hastalıklarını yüzde 95’in üzerinde doğrulukla erken aşamada tespit ederek üreticilere önemli bir avantaj sunuyor. TUSMEC Girişimi proje yürütücülerinden Maksut İnce, pilot çalışmaların İzmir, Balıkesir ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdüğünü belirterek, klasik ilaçlama dronlarının tek başına yüzde 30-35 oranında tasarruf sağladığını, hava ve kara araçlarının birlikte filo halinde çalıştırılmasıyla bu oranın yüzde 50’nin üzerine çıktığını ifade etti. İnce ayrıca, yaklaşık 5 yıldır hem üniversite hem de şirket bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini belirterek, robotik, makine öğrenimi ve yapay zeka alanında uzman bir ekip tarafından geliştirilen sistemin tamamen yerli ve milli imkanlarla üretildiğini vurguladı. Proje yetkilileri, geliştirilen sistemin farklı ürün gruplarına ve tarım alanlarına entegre edilebilir yapıda olmasının, teknolojinin ölçeklenebilirliğini de artırdığını ifade ederken, projenin bu yönüyle de hem küçük ölçekli üreticiler hem de büyük tarım işletmeleri için uygulanabilir bir çözüm olarak Türkiye’de akıllı tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına önemli katkı sağlamayı amaçladığını sözlerine ekledi. Konu hakkında bilgi veren BAÜN Rektör Yardımcısı ve TTO Başkanı Prof. Dr. Fatih Satıl, "TTO’nun katkılarıyla desteklenen teknoloji, çiftçilerin maliyetlerini düşürmenin yanı sıra ürün kalitesini ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen çözüm, yerli ve milli teknolojilerin tarım sektöründeki etkinliğini artırmayı hedeflerken, uluslararası pazarlarda da rekabet edebilir bir model ortaya koymayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:37
Rektör Çakmak’tan TUSAŞ’a ziyaret
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Ankara’daki temasları kapsamında, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ile Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslan’ı ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi başta olmak üzere, savunma sanayii, havacılık ve ileri teknoloji alanlarında yapılabilecek ortak çalışmalar ele alındı. Taraflar, özellikle araştırma-geliştirme faaliyetleri, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve teknoloji transferi konularında iş birliği imkanlarına dikkat çekti. Ziyarette, ETÜ’nün sahip olduğu akademik birikim ve araştırma altyapısının, TUSAŞ’ın yüksek teknoloji üretim kapasitesiyle bir araya getirilmesinin sağlayabileceği katkılar ele alındı. Bu doğrultuda, ortak projeler ve sürdürülebilir iş birliklerine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Rektör Çakmak, nazik ev sahiplikleri dolayısıyla TUSAŞ yönetimine teşekkür ederek, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik temasların devam edeceğini ifade etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 13:48
Yerli yapay zeka girişimleri artıyor
2
30 Mart 2026 Pazartesi- 22:38
Fergani’nin beşinci uydusu uzayda
3
31 Mart 2026 Salı- 17:37
Prof. Dr. Hüseyin Arslan: "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin"
4
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:15
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından Denizli’de kamu personeline yönelik eğitim programı
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:37
Gökyüzünün yıldızları GÖKTİM, Melikgazi’de eğitime başladı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:51
İzmitli robotik takımlar, Turknet’in teknoloji altyapısıyla FRC’de yarıştı
İzmit, bu yıl FIRST Robotics Competition (FRC) sahnesine çıkan güçlü ve iddialı takımlarıyla dikkat çekti. FRC’nin Bakırköy ayağına katılan takımlar arasında yer alan Gulf Tech, GFL Robotics ve EnkaTech, hem teknik yetkinlikleri hem de sosyal katkılarıyla geleceğin mühendislik vizyonunu ortaya koydular. Turknet’in teknoloji desteği sunduğu FIRST Robotics Competition (FRC) sahnesine çıkan genç yetenekler, bu uluslararası turnuvada hem İzmit’i hem de Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Turknet, gençlerin teknolojiye olan tutkularında ve üretimlerinde her an onların yanında olmaya devam ediyor. Şirketin teknoloji desteğiyle gerçekleşen liselerarası robotik yarışması FIRST Robotics Competition’ın (FRC), İstanbul Bakırköy’de gerçekleşen ikinci etabına katılarak İzmit’i temsil eden GulfTeam, GFL Robotics ve EnkaTech takımları, geleceğin teknolojilerini sahneye taşıdı. FRC’de gençlerin her an yanında olan şirketin alanda sağladığı fiber altyapı desteği, genç yeteneklerin müsabakalardaki hızını artırırken, anlık veri transferlerinde de etkin bir deneyim sunarak onları geleceğin teknoloji liderleri olmaya hazırladı. Şirket, ayrıca alanda kurduğu "Pit Stop" noktasıyla yedek parça ihtiyaçlarında da takımların yanında oldu. "Yüksek hızlı internet bizim için vazgeçilmez" Beş ay gibi kısa bir sürede kurulan ve ilk kez FRC sahnesine çıkan Gulf Tech, 12 kişilik dinamik ekibiyle FRC’de dikkat çekti. Anaokulu seviyesinden lise düzeyine kadar geniş bir yelpazede STEM eğitimleri veren ekip, FRC öncesi kendi chatbot’larını ve web sitelerini geliştirerek teknolojik yetkinliklerini de kanıtladı. Gölcük’teki öğrencilerden oluşan Gulf Tech’in üyeleri, FRC’de şirketin desteğinin önemini şu sözlerle aktardı: "Tasarımlarımızı tamamen online platformlar üzerinden yapıyoruz. Öğrencilerimiz evlerindeyken bile aynı proje üzerinde eş zamanlı çalışabiliyor. Tüm süreci online yönettiğimiz bu hazırlık döneminde yüksek hızlı internet bizim için vazgeçilmez bir ihtiyaç." "Takım ruhu ve disiplinli çalışma başarının anahtarı" Gölcük Fen Lisesi’nden öğrencilerin oluşturduğu ve 40 kişilik geniş kadrosuyla mücadele eden GFL Robotics takımı, disiplinli hazırlık süreci ve güçlü takım bağlarıyla FRC ruhunu sahaya yansıttı. Birimlerini mekanik ve yazılım gibi profesyonel alt dallara ayıran ekip, sadece robotik değil, kendini ifade etme ve iş birliği konularında da büyük gelişim gösterdi. İlk başladığında basit kodlar yazan öğrencilerin, sıkı bir çalışma ile bugün karmaşık robot sistemlerini kodlayabilir hale gelmesi, takımın en büyük gurur kaynaklarından biri oldu. Takım üyeleri, önümüzdeki yıllarda FRC’ye katılacak olan takımlara öncelikle gerçekten takım çalışması yapmayı öğrenmelerini, birbirleriyle iyi anlaşmalarını ve birimleri oluştururken doğru alt birimlere ayırabilmelerini özellikle tavsiye etti. "Gelecek kariyer planlarımızı teknolojiyle şekillendiriyoruz" Daha önce FIRST LEGO League (FLL) tecrübesi bulunan ve FRC platformuna bu deneyimi taşıyan EnkaTech, 35 öğrenci ve 4 mentordan oluşan kadrosuyla FRC’de profesyonel bir vizyon sergiledi. Takım, 2010 yılından bu yana çeşitli robotik yarışmalara katılıp deneyim kazanmış bir ekip olarak tanınıyor. Şirketlerle yaptıkları sponsorluk görüşmelerinden sosyal medya ağlarını yönetmeye kadar iş dünyasına dair deneyimlere erken yaşta adım atan ekip, FRC’nin sadece bir yarışma değil, kariyer planlaması için de büyük bir fırsat olduğunu vurguladı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:41
Ege’nin genç yetenekleri, geleceğin teknolojilerini FRC’de yarıştırdı
Muğla’yı temsil eden Maretech ve İzmir’den FRC’ye katılan Cymurghs, Lyron ve Rotatech robotik takımları, liseler arası robotik yarışması FIRST Robotics Competition’da (FRC) İstanbul’un Bakırköy ayağında yarıştı. Ağırlıklı kız öğrencilerden oluşmasıyla dikkat çeken takımlar, müsabaka süreçlerinde ihtiyaç duydukları internet altyapısını Turknet’in sağladığı fiber teknoloji desteğiyle karşıladı. Turknet’in teknoloji destekçisi olduğu FRC’nin Bakırköy ayağında İzmir ve Muğla’nın gençleri yeteneklerini sergiledi. Ege’nin farklı ilçelerinden gelen genç yetenekler, sadece geliştirdikleri robotlarla değil; kadın gücü, takım ruhu, dayanışma kültürü ve toplumsal farkındalık yaklaşımlarıyla da dikkat çekti. Teknoloji sahnesinde kadın gücü: "Biz de varız" Bu yıl kurulan ve FRC’de Marmaris’i temsil eden Maretech, robotik dünyasında kadınların etkisini ve etkinliğini artırmayı hedefleyen vizyonuyla dikkat çekti. Turnuvanın tek kadın "driver" (robot sürücüsü) ekibine sahip olan takım, "Kızlar da bütün sektörlerde var olabilir" mottosuyla turnuva alanında hem teknik becerileri hem de dayanışma ruhuyla öne çıktı. Mekanik, halkla ilişkiler ve yazılım alanlarında da kendilerini geliştiren Maretech ekibi, turnuvada sadece bir robot yarıştırmadı; aynı zamanda farklı ülkelerden gelen takımlarla kurdukları bağlarla yardımseverlik ve paylaşım kültürünü de temsil etti. Genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i temsil ediyor İzmir Çiğli’den 41 kişilik öğrenci kadrosuyla turnuvaya katılan Lyron, FRC atmosferinin kazandırdığı güçlü aidiyet duygusu ve sosyal gelişim süreciyle fark oluşturdu. Takım ruhu, iş birliği ve dayanışmayı "aile" kavramıyla özdeşleştiren ekip, robotik hazırlık çalışmalarını bir sosyal gelişim platformuna dönüştürmüş durumda. İlk kez katılan üyelerin dahi kısa sürede kurduğu güçlü bağlar, teknik becerilerin yanı sıra iletişim ve sosyal yetkinliklerin de en üst seviyeye taşınmasını sağladı. Sahadaki enerjileriyle dikkat çeken genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i teknoloji arenasında başarıyla temsil etti. Küllerinden doğan Anka kuşundan ilham İzmirli gençlerden robot şov İzmir’in köklü robotik takımlarından biri olan ve ismini küllerinden yeniden doğan Anka kuşu efsanesinden alan Cymurghs, Türkiye’nin ilk bağımsız robotik takımı olarak sekizinci sezonunda da fark oluşturmaya devam etti. Atölye çalışmaları İzmir’de yürütülen ancak Aydın, Manisa, İstanbul ve Ankara gibi 16 farklı şehirden gelen 42 kişilik dev bir öğrenci kadrosuna sahip olan ekip, dijital iş birliğinin en başarılı örneklerinden birini sergiledi. Teknoloji üretiminde cinsiyet eşitliğini temel prensip edinen takım, mühendislik kaptanlığının bir kız öğrenciye emanet edilmesi ve atölye ekibinin yarısının kız öğrencilerden oluşmasıyla kalıpları yıkıyor. Gaziemir’in genç yetenekleri ilk heyecanını yaşıyor Rota Koleji öğrencilerinden oluşan Rotatech, İzmir’in Gaziemir ilçesini temsil etmek üzere FRC heyecanına katıldı. Toplam 12 öğrenci ve 2 mentordan oluşan 14 kişilik dinamik ekip, turnuvadaki deneyimlerini büyük bir heyecan ve motivasyonla yaşadı. Hazırlık sürecinden itibaren disiplinli bir çalışma yürüten ve ilçelerini teknoloji arenasında gururla temsil eden genç yetenekler, etkinlik alanındaki hızlı bağlantı imkanı sayesinde teknik süreçlerini hiçbir aksama yaşamadan yönetti. Okullarının ve Gaziemir’in robotik alanındaki potansiyelini sergileyen ekip, edindikleri bu yeni deneyimle geleceğin mühendislik projeleri için güçlü bir temel oluşturmayı hedefledi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor
Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) sürecinde iş birliğini güçlendiriyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Antalya Teknokent Genel Müdürü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’ü Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent’te ağırladı. Görüşmede, Antalya’da düzenlenmesi planlanan 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya’nın bu büyük organizasyona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği, hazırlık çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin etkin yönetimi gibi başlıklar değerlendirildi. Güçlü bir akademik katkı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Rektör Özkan, bilimsel bilgi üretimi ve bu bilginin sahaya aktarılması noktasında üniversitelerin kritik bir konumda yer aldığını belirterek, COP 31 gibi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmanın hem akademik hem de toplumsal açıdan sorumluluk getirdiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak bu sürece güçlü bir akademik katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin bu tür uluslararası organizasyonlar için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, COP 31 sürecinin yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurguladı. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliği Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rio Sinerji Eylem Ajandası oldu. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Antalya Teknokent’in sahip olduğu Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle bu sürece önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31’e aktif katılımı Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) iş birliği çerçevesinde Türkiye genelindeki teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31 hazırlık sürecine daha aktif şekilde dahil edilmesi konusu gündeme geldi. Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ile yapılan görüşmede, ortak projeler geliştirilmesi, bilgi paylaşımının artırılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP 31 sürecinin hem şehir hem de ülke adına önemli bir fırsat olduğu vurgulandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:16
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
Muğla’da bilimsel çalışmaların adresi bu kez Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İl genelinde seçilen sayılı okullar arasına girmeyi başaran okulda, öğrencilerin hazırladığı 19 proje görücüye çıktı. Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, eğitimdeki başarısını bilimsel alana da taşıyarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı’nın açılışını görkemli bir törenle gerçekleştirdi. Yoğun bir katılımla kapılarını açan fuar, öğrencilerin fikirlerini ve bilimsel araştırmalarını bir araya getirdi. Fuarın açılış kurdelesini; Muğla İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ferman Akbulut, Menteşe İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Keleş ve Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Çağlar Uğurlu birlikte kesti. Törende okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli misafir de hazır bulundu. Açılışın ardından protokol üyeleri stantları tek tek gezip öğrencilerden projeleri hakkında bilgi aldı. Menteşe Atatürk Turizm MTAL, bu yılki fuar süreciyle önemli bir başarıya imza attı. İl genelinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı için başvuru yapan 155 okul arasından titizlikle seçilen 40 okul içerisinde yer almayı başaran kurum, hazırladığı 19 farklı projeyle bilimsel yetkinliğini tescilledi. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretim becerilerini desteklemeyi hedefleyen fuarda; turizmden teknolojiye, sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar pek çok farklı alanda proje sergileniyor. Danışman öğretmenlerin rehberliğinde hazırlanan çalışmalar, hem teorik bilgiyi pratiğe dökme hem de ziyaretçilere sunma fırsatı tanıyor. Menteşe’de bilim ve eğitimi buluşturan bu anlamlı fuar, iki gün boyunca ziyaretçilerin beğenisine açık kalacak.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:03
Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi
Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:14
Egeli akademisyenin "Zeolit" projesi yerli sanayiye güç katacak
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz’ın yürütücülüğünü yaptığı "Modifiye Edilmiş Zeolit ile Çinko Kaplama Prosesinin Antikorozif Özelliğinin Arttırılması" başlıklı proje ile yerli sanayiye katkı sunulacak. Proje ile yerli ve doğal bir kaynak olan zeolitin modifiye edilerek kaplama prosesine dahil edilmesiyle, sanayide korozyon direncini artırmayı, maliyetleri düşürmeyi ve çevre dostu bir teknolojik dönüşüm sağlamayı amaçlıyor. Doç. Dr. Uraz’ın İleten Mühendislik Kaplama San.Tic.A.Ş. ile yürüttüğü bu proje, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Ödül Töreni"nde Teşekkür Plaketi aldı. Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Canan Uraz, "Bu çalışma ile, ülkemizde birçok bölgede bulunan doğal zeolitin farklı kimyasallarla modifikasyonun ardından alkali çinko kaplama prosesine eklenmesiyle prosesin korozyon direncinin yükseltilmesini, maliyetinin azaltılmasını ve daha çevre dostu hale getirilmesini hedefledik. Korozyon; ekipman arızası, malzeme arızası ve değerli kaynakların israfı gibi ciddi sorunlara neden olmakta. Alkali çinko kaplama prosesinde kaplanan malzemeler için kırmızı pas beklenme süresi ortalama 96 saat. Projemiz kapsamında, modifiye edilmiş doğal zeolitin kaplama banyosuna eklenmesiyle birlikte bu sürenin artırılmasını amaçladık. Böylece hem korozyon direncini artırmayı hem de prosesi daha ekonomik ve çevreci bir yapıya kavuşturmayı hedefledik" dedi. Geleneksel yöntemlere "yerli ve çevreci" alternatif Geliştirdikleri teknolojinin sektöre sunduğu yenilikleri aktaran Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemiz, alkali çinko kaplama proseslerinde kullanılan geleneksel katkı maddelerine alternatif olarak; modifiye zeolit temelli, çevre dostu ve fonksiyonel bir teknoloji geliştirmesi açısından özgün bir yaklaşım sunuyor. Literatürde zeolitlerin farklı kullanım alanları olsa da alkali çinko kaplama banyolarında sistematik, proses odaklı ve endüstriyel uygulamayı hedefleyen çalışmalar son derece sınırlı; projemiz bu alandaki boşluğu dolduruyor. Geleneksel katkıların aksine, doğal ve yerli kaynaklı zeolitleri düşük toksisiteye sahip yöntemlerle fonksiyonelleştiriyoruz. Bu sayede tehlikeli kimyasal kullanımını azaltan, yeşil kimya ilkeleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yenilik sunuyoruz" diye konuştu. "Gördes zeoliti ile Ege sanayisinde rekabet gücü artacak" Projenin bölgesel kalkınma ve ekonomik katma değer boyutuna dikkat çeken Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemizde kullandığımız doğal zeolit, Ege Bölgesi’nin bir yerleşkesi olan Manisa’nın Gördes ilçesine aittir. Bu doğal maddenin bölgemize ait olması, sürdürülebilirliğe sağladığı katkının yanı sıra kimyasalın temini ve nakliyesinde de büyük bir ekonomik avantaj sunuyor. Ülkemizin ikinci büyük sanayi kolu olan metal sektörü açısından bu çalışma, Ege Bölgesi’ni diğer sanayi bölgelerinin önüne geçirecek bir potansiyele sahip. Özellikle İzmir ve çevresi; metal kaplama, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, savunma ve makine imalatı gibi alanlarda Türkiye’nin en yoğun merkezlerinden biri. Geliştirdiğimiz bu teknoloji sayesinde, mevcut alkali çinko kaplama prosesleri büyük ekipman yatırımı gerektirmeden iyileştirilebilecek; böylece KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın ürün kalitesi ve ihracat potansiyeli yükselecek. Dünyadaki doğal kaynakları kullanarak korozyona karşı daha dayanıklı malzemelerin üretilmesine basamak olacak bu çalışma, gelecekteki yeni bilimsel fikirlerin şekillenmesine de ışık tutacak" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:48
Yerli yapay zeka girişimleri artıyor
Yapay zeka sohbet botları son dönemde çok fazla kullanılan teknoloji olarak dikkat çekiyor. Kullanıcılar artık hayatın her alanında bu yapay zeka sohbet botlarını kullanıyor. Artan taleple birlikte yapay zeka girişimlerinin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye'deki toplam yapay zeka girişimi sayısı da 457'ye ulaştı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:37
Gökyüzünün yıldızları GÖKTİM, Melikgazi’de eğitime başladı
Kayseri Valiliği himayesinde kurulan Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM) kapsamında Melikgazi Belediyesi’nin Necip Fazıl Kısakürek, Tınaztepe, Danişmentgazi Sosyal Tesislerinde gerçekleşecek olan GÖKTİM Melikgazi’de eğitimler başladı. Atölyelerle zenginleştirilmiş teknoloji eğitimleri Robotik kodlama, yapay zekâ, elektrik-elektronik, 3D tasarım, havacılık ve uzay bilimleri gibi atölyeleri bulunan GÖKTİM Melikgazi’de öğrencilerin eğitim almaya başladığını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "GÖKTİM Melikgazi bugün itibariyle başlamış oldu. Kaymakamlığımız, Melikgazi Belediyemiz ve Melikgazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile birlikte Melikgazi’de öğrencilerimiz GÖKTİM Melikgazi’de eğitim alacak. Biz de Melikgazi Belediyesi olarak 3 farklı teknoloji atölyemizde inşallah bu çocuklarımıza güzel uygulamalar ve eğitimler vereceğiz. Bugün ilk başlangıcımızı Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Tesislerimizde yaptık. Aynı zamanda Tınaztepe ve Danişmentgazi sosyal tesislerimizdeki Teknoloji Atölyelerini de kullanacaklar. Gençlerimizi yazın sonuna kadar burada eğitime tabi tutacağız. İnşallah sürdürülebilir bir eğitim projesi olacak. Bu çocukların geleceğe en iyi şekilde hazırlanması için Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kaymakamımız Sayın Sedat Sırrı Arısoy, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hacı Kaya ve mesai arkadaşlarımızla birlikte, velilerimizin de desteğiyle bu gençlerimizi en iyi şekilde geleceğe hazırlayacağız. Hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak" GÖKTİM projesinin en önemli destekçilerinden biri olan Melikgazi Belediyesi’ne teşekkür eden Melikgazi Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy ise, "Sayın Valimiz Gökmen Çiçek Bey’in ‘Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak’ talimatları, düsturlarıyla yürütülen faaliyetlerden bir tanesi de Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM). Dolayısıyla da GÖKTİM Melikgazi’dir. Biz inovasyon ve havacılık alanında gençlerimizle beraber bir yola çıkıyoruz. Ve bu yolu yalnız yürümeyecek ve gençlerimizi yalnız bırakmayacağız. Bu bütün Kayseri’nin sahip çıktığı bir proje. Hem sektördeki güçlü firmalar hem üniversite hem yerel yönetim ile beraber bir ve bütün olarak bütün gençlerimizin geleceğe hazırlanması konusunda GÖKTİM Melikgazi büyük bir görev yapacaktır. Ben emeği geçen görünür ve görünmez bütün ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hayırlı ve uğurlu olsun" diye konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:19
Casper’dan yüksek işlem gücü ile verimi artıran teknoloji
Yüksek performanslı bilgisayar deneyimini daha hafif ve ince bir formda birleştiren Excalibur, G915 modeliyle içerik üretiminden çoklu görev yönetimine kadar tüm süreçleri daha hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Casper’ın yüksek performanslı bilgisayar markası Excalibur, yeni modeli G915 ile güç, hafiflik ve inceliği aynı cihazda buluşturuyor. Güçlü donanımı ve mobil kullanım avantajıyla Excalibur G915; yüksek performansı her yerden erişilebilir kılarak geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi hedefliyor. Yüksek işlem gücü ile üretkenlik artıyor Excalibur G915, Intel Core i7 13. Nesil ve Series 2 işlemciler, DDR5 RAM teknolojisi, 10 çekirdekli işlemci yapısı ve yüksek frekans kapasitesi ile video düzenleme, 3D modelleme, yazılım geliştirme ve çoklu görev senaryolarında işleri hızlandırarak kullanıcıların zamandan tasarruf etmesine yardımcı oluyor. RTX50 serisi ekran kartı seçenekleri ise oyunların yanı sıra grafik tasarım, render ve yapay zekâ destekli uygulamalarda da yüksek işlem gücünü daha akıcı ve verimli hale getirerek üretkenliği artırıyor. Hafiflik ve performans dengesi Sadece 2,3 kg hafifliği ve 20,5 mm inceliğiyle Excalibur G915, güçlü performansını mobil kullanım avantajıyla birleştiriyor. Ofis, ev ya da hareket halindeyken aynı verimlilikle çalışmak isteyen kullanıcılar için ideal bir çözüm sunuyor. Dayanıklı metal gövdesi ise hem uzun ömürlü kullanım hem de premium bir deneyim vadediyor. Daha geniş ekran, daha verimli çalışma alanı 15.6" kasa kompaktlığında sunulan 16" ekran, kullanıcıya daha geniş bir çalışma alanı sağlayarak aynı anda birden fazla pencereyle verimli çalışma imkânı sunuyor. Yüzde 100 sRGB renk doğruluğu ve 165 Hz yenileme hızı ile hem görsel netlik hem de akıcılık bir arada sunuluyor. Yansıma önleyici ekran yapısı ise farklı ışık şartlarında dahi uzun süre kesintisiz ve konforlu bir kullanım sağlıyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:15
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından Denizli’de kamu personeline yönelik eğitim programı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Valilik ev sahipliğinde düzenlenen program kapsamında kamu personeline "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim verildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Denizli Valiliği ev sahipliğinde düzenlenen eğitim programları kapsamında; ilde görev yapan kurum müdürleri ile Basın ve Halkla İlişkiler birimlerinde çalışan kamu personeline yönelik "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim gerçekleştirildi. Program çerçevesinde düzenlenen "Kurumsal Kimlik ve Görsel Dil: Kamuda Tutarlılık ve Güven" ile "Basın Bülteni ve Stratejik Metin Yazımı (Yapay Zekâ Destekli)" oturumlarında; iletişim biçimlerinin hızla evrildiği, dijitalleşmenin kamu yönetimi üzerindeki etkisinin giderek arttığı günümüzde, hakikati savunma iradesinin önemi vurgulandı. Ayrıca dezenformasyonla etkin mücadele edilmesi ve kamu politikalarının özgün, anlaşılır ve güven veren bir dil ile aktarılmasının gerekliliği katılımcılara kapsamlı şekilde aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun’un açılış konuşmasıyla başlayan programda Sağun, kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan her paylaşımın kamu politikalarını görünür kılan önemli bir unsur olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında, "Her cümle, vatandaşla kurulan bağın bir ilmeğidir. Güven ise hem bireysel hem de kurumsal düzeyde, doğru ve etkili iletişimle inşa edilir" ifadelerine yer verdi. Kamu personelinin yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirilen program, aile fotoğrafı çekimi ile tamamlandı.
31 Mart 2026 Salı - 19:14
Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 5G hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle hizmete alındı. Törende konuşan Abdulkadir Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün, bugünün en stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Bakan Uraloğlu, bilgi teknolojilerinin, yapay zekanın, siber güvenliğin ve yüksek hızlı bağlantının; ülkelerin ekonomik kalkınmasında, rekabet gücünde ve milli güvenliğinde hayati rol oynadığını dile getirdi. Uraloğlu, Türkiye olarak, son çeyrek asırda vizyoner Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde eşsiz altyapı hamleleri yaparak kararlı adımlar attıklarını kaydetti. Uraloğlu, bir ülkenin haberleşme sistemlerinin ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesinin de o ölçüde yüksek olduğunu vurguladı. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu noktada bizleri bir araya getiren 5. Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri, kısa adıyla ‘5G’, sadece bir teknoloji değil; ülkemizin ekonomisini, sanayisini, sağlığını, ulaşımını ve tarımını dönüştürecek bir çağın adıdır. 5G, yalnızca daha hızlı bir internet değil; aynı zamanda daha akıllı, daha güvenli ve daha verimli bir geleceğin anahtarıdır. Kullanmakta olduğumuz 4.5G’ye kıyasla 10 kat daha hızlı veri aktarımı, ultra düşük gecikme süreleri ve yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle 5G, Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacaktır." Uraloğlu, söz konusu teknolojiyle hayatın her alanını dönüştürecek yeni bir altyapı sunduklarını kaydederek "Ulaşımda tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarıyla yol güvenliği artacak, trafik daha verimli yönetilecek. Sanayide akıllı fabrikalar, otonom robotlar ve anlık veri analiziyle üretim süreçleri optimize edilecek. Akıllı şehirlerde enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar her alanda yenilikçi çözümler hayat bulacak" dedi. Uzak köylerdeki öğrencilerin, yüksek çözünürlüklü ve artırılmış gerçeklik destekli içeriklerle dünya standartlarında eğitime erişebileceğini de söyleyen Uraloğlu, 5G’nin ağ dilimleme teknolojisinin de özel sanal ağlar oluşturarak her sektöre özel çözümler sunacağına dikkati çekti. "5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz" Uraloğlu, Türkiye’de 5G’ye geçiş sürecini, teknik hazırlıklar, regülasyonlar, yerli üretim politikaları ve pilot uygulamalarla çok aşamalı bir stratejiyle yürüttüklerini vurguladı. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu strateji kapsamında, 2019 yılından itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli lokasyonlarda 5G teknolojisine yönelik deneme izinleri verdik. İstanbul Havalimanı, dört büyük futbol kulübünün stadyumları, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Çankaya Köşkü gibi sembol yerlerde, 5G hizmetlerinin sunulmasına izin verdik. Bu uzun soluklu hazırlık dönemi sayesinde bugün geldiğimiz noktada, 5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz." Bakan Uraloğlu, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdikleri 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilere yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdiklerini de söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "81 ilimizde başlayacak 5G hizmetleri, 31 Aralık 2042’ye kadar sürecek yetkilendirme dönemi boyunca bu yerli-milli ruhu taşıyacaktır. 5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı’nda "Dijital Türkiye" hedefiyle çizdiği yol haritasının, bugün somut bir zaferle taçlandığını dile getiren Uraloğlu, "Türkiye, bu teknolojik dönüşümde sadece bir tüketici değil; yazılımı ve donanımıyla oyun kurucu bir aktör olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Yüksek vizyonunuz, sadece bugünü değil, geleceğimizi aydınlatan bir meşale niteliğindedir. 5G altyapımız Türkiye’yi dijital çağın lider ülkeleri arasına taşıyacak bir köprü vazifesi görecektir. Ekonomimizi güçlendirecek, hizmet kalitemizi arttıracak ve vatandaşlarımızın iletişimine eşsiz katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis Selçuklu Mezarlığı, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Çamlıca Kulesi, Hatay İskenderun Limanı, Rize- Artvin Havalimanı ve Mardin’e 5G ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantıların da ardından butona basarak 5G hizmetlerini tüm Türkiye’de devreye aldı.
31 Mart 2026 Salı - 17:42
Prof. Dr. Hüseyin Arslan: "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin"
Türkiye 1 Nisan’da 5G teknolojisine geçmeye hazırlanırken, İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan vatandaşların sağlık endişelerine yanıt vererek, "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" dedi. Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanışmaya hazırlanırken, bu yeni nesil ağın beraberinde getirdiği heyecan kadar güvenlik ve sağlık endişeleri de gündeme taşındı. İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, 5G’nin sadece bir haberleşme hızı artışı değil, özellikle ’dikey sektörler’ için tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar tüm dikey sektörleri dönüştürecek bir "nesnelerin haberleşmesi" devrimi olduğunu ifade etti. Vatandaşların önemli endişelerinden biri olan sağlık risklerinin önceki teknolojilerden farklı olmadığını belirten Arslan, asıl kritik noktanın veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi olduğunu ifade ederek Türkiye’nin 6G vizyonu için bugünden atması gereken stratejik adımlara dikkat çekti. "5G’nin sağlığa etkisi şu anda kullandığımız 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, vatandaşların 5G teknolojisiyle ilgili özellikle sağlık endişelerinin yüksek olduğuna değinirken, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "5G bildiğiniz gibi Türkiye’ye geliyor, 1 Nisan itibarıyla operatörler 5G servisi verecek. Tabii halkımızda büyük bir heyecan var, büyük bir de merak var: ’Acaba bu 5G nedir, bize neler getirecek?’ diye. En sık karşılaştığımız sorulardan bir tanesi ve endişelerden bir tanesi ’5G sağlığımıza etki edecek mi?’. Tabii 5G ile beraber yeni frekanslar da devreye giriyor; hem daha geniş frekanslar, bantlar ve hem de daha yeni frekanslar kullanılacak. Burada da bir endişe oluşuyor, ’Acaba bu yeni frekanslar, 5G ile beraber gelen frekanslar sağlığa bir zarar veriyor mu?’ diye. Kısaca şöyle söyleyebilirim: 5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den, şu anda kullandığımız 4.5G’den ya da daha önce kullandığımız 3G ve 2G’den çok daha farklı olmayacak, insanlarımız bu konuda çok endişe etmesin. Tabii 5G ile beraber daha fazla alanda daha çok baz istasyonu görmeye başlayacağız. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, aslında 2G ve 3G, 5G’ye göre daha güçlü sinyal yayıyor. Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik. Bu baz istasyonlarında ve cep telefonlarında yayılan sinyal güçleri ve radyasyonlar öyle çok güçlü ve sağlığa etki edecek sinyaller değil." "5G ile birlikte kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek" 5G’nin önceki nesillere göre çok ciddi yenilikler getirecek bir teknoloji olduğunu aktaran Arslan, tarımdan sağlığa pek çok sektörde 5G ile kapsamlı ilerlemeler kaydedileceğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, 5G’nin özellikle dikey sektörlere yansıyacak etkilerinden şu şekilde bahsetti: "5G’yi hem dikey sektörlere hem de normal kullanıcılara çok büyük avantajlar sağlayacak ve hayatımızı daha da iyileştirecek bir teknoloji diye düşünebiliriz. Zaten 5G’nin temel amacı da bu; tarım, sağlık, eğitim, ulaşım ya da elektrik ve su altyapıları gibi pek çok noktayı daha akıllı yapacak, daha dijitalleşecek ve daha verimli hale getirecek bir teknoloji. Veri hızında da tabii ki 5G ile beraber bilgiyi bir noktadan bir noktaya çok daha hızlı şekilde taşıyabileceğiz. Bu noktada aslında bireyler de hem kapasite, hem kapsam hem de veri hızı anlamında 5G’nin nimetlerinden faydalanacaklar. Burada kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek. Örneğin bir aracın içindeki cihazlar kendi içlerinde, başka araçlarla ya da etraftaki yayalarla haberleşebilecek. Bununla beraber "self-driving car" dediğimiz, kendi kendini süren araçlar da olacak. 5G cihazların ve nesnelerin internete bağlandığı, "nesnelerin interneti" konseptinin gelişmesine imkan sağlayacak. Bunu sadece tarımla ve otomotiv sektörüyle kısıtlamak doğru değil; bankacılık da dahil olmak üzere bildiğimiz bütün sektörlere etki edebilecek ve bunların hepsini dijitalleştirecek bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu noktada aslında 5G’yi bir çığır açıcı bir teknoloji diye düşünebiliriz." "5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi" 5G teknolojisinin getirdiği en büyük endişenin siber güvenlik ve veri sorunları olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, "Türkiye’de çok büyük bir heyecan var, herkes heyecanla bekliyor. İnsanlar 5G ile beraber her şey değişeceğini düşünüyor olabilir ancak şu anda o değişimi sağlayacak yeterince veri yok elimizde. Elbette ülkemize 5G’nin gelmesi çok önemliydi ama biz hala 5G’nin nimetlerinden sadece Türkiye’de değil dünyada da tam anlamıyla faydalanabilmiş bir noktada değiliz. Benim 5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi. 5G ile beraber aslında her noktadan veri akışı daha da fazla artacak. Her şey veri üretecek; tarım, sağlık ya da insan vücudu veri üretecek ve internete bağlanacak. Tabii internete bağlanması çok iyi, beynimiz de dahil internete bağlanacak belli bir noktada. Bunların internete bağlanması her şeyi daha da geliştiriyor, iyileştiriyor ve otomatikleştiriyor; fakat internete bağladığımız her şeyde bir risk de var, benim için endişe verici kısım bu" şeklinde konuştu. "Umuyorum ki 5G’ye geçişimiz yerli ve milli olur" 5G’de veri güvenliğinin sağlanması için yerli ve milli teknolojinin önemine dikkat çeken Arslan, "Aslında Türkiye’deki şebekelerin yüzde 80’i Çin menşeli firmalar tarafından sağlanıyor. Bu da tabii ki hem o firmalara hem o firmaların arkasındaki ülkelere çok ciddi bir şekilde avantajlar sağlayacak çünkü bu şebekelerin kontrolü tamamen onların elinde; operatörlerin çok fazla bir kontrolü yok. Bizim verilerimizin, kişilerin ve sektörlerin güvenliğini garantiye alabilmemiz için mutlaka ve mutlaka yerli üretime önem vermemiz lazım, yerli teknolojiye önem vermemiz lazım. İnşallah umuyorum ki 5G’ye geçişimiz sadece yerli değil aynı zamanda milli olur, 5G’ye geçişimiz güvenli olur" dedi. "6G’yi bugünden geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde bizim olsun" Dünyada yakın gelecekte 6G teknolojisine geçileceğini aktaran Arslan, Türkiye’de de bu teknolojinin güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için yerli ve milli çalışmaların önem taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Biz 5G’de aslında bir nevi geç kaldık; 5G’yi konuşmaya, düşünmeye ve bununla alakalı çalışmalara 15 yıl önce başlamamız gerekiyordu. Şu anda ne yapabiliriz? Büyük bir ihtimalle 10 yıl sonra 6G gelecek ve 6G kullanılmaya başlanacak. 6G, 5G’nin de çok daha ötesinde ve çok daha fazla yeni hizmetler veren; sadece haberleşme değil radar sistemleriyle ilgili algılamayı da sağlayan bir noktada olacak. Bir taraftan karasal network’ler, uzaydaki network’ler, uydular, alçak irtifa platformları gibi daha kapsamlı, daha geniş ve kabiliyetli bir network geliyor 5-6 yıl sonra dünyaya, 10 yıl sonra da büyük ihtimalle Türkiye’ye. Bu konuda aslında Türkiye olarak geç kalmış değiliz. 5G’de yaptığımız hatayı tekrarlamamak için bütün kurumlarımız ve üniversitelerimizle beraber 6G’ye dört koldan sarılmamız lazım. Bu teknolojiyi geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde ’6G bizim, 6G güvenli ve 6G ile ilgili hiç bir endişemiz yok’ diyebilelim."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder