Son Dakika
|
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
Endonezya'da 7.4 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kazada Fiat araçlar kağıt gibi ezildi
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Nevşehir’de yıldırım düşen evde yangın çıktı
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
İstanbul’a çamur yağdı, araçlar çamurla kaplandı
Fethiye’de kayalıklara çarparak batan teknedeki 6 kişi kurtarıldı, 1 kişi kayıp
SAĞLIK
Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:30:21
Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:57
Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı
MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar ile bir araya gelen AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen heyeti, Türkiye’nin sağlık ve ekonomik yapısında ihtiyaç duyulan dönüşümlere ilişkin değerlendirmede bulundu. AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğündeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, Türkiye’nin sağlık ve iktisadi geleceğine yönelik kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen görüşmede; Hekimlik Meslek Kanunu başta olmak üzere sağlık sisteminde köklü dönüşüm ihtiyacı, hekim haklarının güçlendirilmesi ve kamu yararını esas alan sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Aynı zamanda iktisadi yapılanma süreçleri ve çalışan odaklı projelerin ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar stratejik bir perspektifle değerlendirildi. "Sağlıkta ve ekonomide adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz" AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Attığımız her adım; yalnızca bugünü değil, yarının güçlü Türkiye’sini inşa etme hedefinin bir parçasıdır. Sağlıkta ve ekonomide sürdürülebilir, adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz. Bayraktar’ın üstlendiği bu önemli görevin, milletimizin refahına ve devletimizin bekasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:22
Glütensiz proje büyüyor
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, glütensiz ürünlere erişimde zorluk yaşayan çölyak hastaları için 2026 yılında 7 bin destek kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hem yaşamı kolaylaştırmayı hem de ekonomik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Belediye, tüm çölyak hastalarına ulaşmayı ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, proje kapsamında vatandaşlar ürünlere daha kolay eriştiklerini belirtti. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çölyak hastalığı ile mücadele eden vatandaşların en büyük sorunu olan "pahalı ve kısıtlı gıda" bariyerini aşmaları için sürdürdüğü projede bu yıl hedef çıtasını yükseltti. Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu zorunluluk, beraberinde ciddi bir ekonomik yük ve erişim sorunu getiriyor. Market raflarında sınırlı sayıda bulunan glütensiz ürünler, çoğu zaman yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla 2026 yılında 7 bin adet destek kolisi dağıtacak. Çölyaklı bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artırmayı amaçlayan proje kapsamında ekipler, 2026’nın ilk çeyreğinde bin 750 kişiye gıda kolisi ulaştıracak. Yıl içinde 4 aşamada devam edecek dağıtımlarla toplamda 7 bin destek kolisinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, ilk etapta bin 750 vatandaşa ulaşmayı planladıklarını, yıl içinde bu sayıyı 7 bin koliye tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Ateş, çalışmaların ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde yürütüldüğünü vurgulayarak, "Dağıtımlarımızı koordineli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız ihtiyaç sahibi tüm çölyak hastalarına ulaşmak ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmek" dedi. 2026 yılı boyunca glütensiz gıda kolilerinin 4 ayrı aşamada dağıtılmasının planlandığını aktaran Ateş, glütensiz ürünlerin hem temininde yaşanan zorluklara hem de yüksek maliyetlerine dikkat çekti. Ateş, "Bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmak ve maliyet yükünü azaltmak bizim için çok önemli. Özellikle gelişim çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önceliğimiz. Bu nedenle kolilerde çocuklara yönelik atıştırmalıklara da yer veriyoruz" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Çölyak Glutensiz Derneği Başkanı Ekrem Varli, piyasadaki fiyat farkına dikkat çekerek belediyenin desteğinin önemini şu sözlerle anlattı: ’’Normal bir unun kilosu 15-20 lira iken, çölyak hastalarının kullanmak zorunda olduğu unun kilosu 250 TL’yi buluyor. Bir paket normal makarna 20-30 lira iken, glutensiz bir paket makarna 200 lira. Bu durum, dar gelirli bir ailenin bu gıdalara ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Belediye tarafından verilen bu koliler, sofralarımıza sadece gıda değil, aile bütçemize de ciddi destek sağladı.’’ Yüksek fiyatların yanı sıra Diyarbakır’da glütensiz ürünlere erişimde de zorluk yaşadıklarını belirten Varli, ürünleri internet üzerinden temin ettiklerini, ancak belediyenin sağladığı destekle bu erişimin kolaylaştığını ifade etti. Belediyenin desteğinin kendilerini mutlu ettiğini ve güçlendirdiğini dile getiren Varli, projenin devam etmesi temennisinde bulundu. Çölyak hastası iki çocuk annesi Zekiye İçlek, çocuklarına 5 yıl önce teşhis konulduğunu ve o dönemde glütensiz ürün bulmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtti. Daha önce glütensiz ürünlere ulaşmak için market market dolaştıklarını ancak ürün bulamadıklarını ifade eden İçlek, belediyenin desteği sayesinde ürünlere artık daha rahat ulaştıklarını kaydetti. Ürünlerin yüksek fiyatları nedeniyle geçmişte ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan İçlek, düzenli yapılan yardımlar sayesinde aile bütçelerinin rahatladığını ve çocuklarının daha sağlıklı beslenebildiğini söyledi. Çölyak hastası çocuğu bulunan bir diğer vatandaş Şeyhmus Palamut da hastalıkla ilk karşılaştıklarında sürecin oldukça zor geçtiğini ifade etti. Zamanla belediyenin sağladığı destekler sayesinde bu sürecin daha yönetilebilir hale geldiğini belirten Palamut, özellikle son iki yılda yapılan çalışmaların önemli katkılar sunduğunu söyledi. Palamut, ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında glütensiz ürünlerin satılabileceği büfe veya marketlerin açılmasının faydalı olacağını belirterek, desteklerin artarak devam etmesini istediklerini ifade etti.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:21
Şehzadeler Belediyesi personeline kanserde erken teşhis uyarısı
Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde Kanserle Savaş Haftası kapsamında belediye personeline yönelik düzenlenen seminerde, kanserde erken teşhisin hayati önemi vurgulandı. Şehzadeler Belediyesi tarafından düzenlenen seminerde konuşan uzmanlar, kanserde erken tanının tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını belirterek düzenli tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Şehzadeler Belediyesi tarafından Kanserle Savaş Haftası kapsamında belediye personeline yönelik "Erken Tanı ve Farkındalık Semineri" düzenlendi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmayı amaçlayan seminer tarihi Bedesten’de gerçekleştirildi. Seminere konuşmacı olarak katılan Şehzadeler İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Yaşam Hekimi Dr. Şebnem Güvenç, kanserle mücadelede bilinçli olmanın ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Dr. Güvenç, "Kanserde erken teşhis tedavi başarısını ciddi oranda artırır. Düzenli taramalar sayesinde hastalık henüz belirti vermeden tespit edilebilir." dedi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada büyük rol oynadığını ifade eden Güvenç, sigara ve alkol kullanımından uzak durulması, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine değindi. Seminerde ayrıca kanserin yaygın belirtileri, risk faktörleri ve tarama programlarının önemi hakkında katılımcılara bilgiler verildi. Programın sonunda belediye personelinin soruları da yanıtlandı. Katılımcılar, bilgilendirici seminer sayesinde sağlık konusunda daha bilinçli hale geldiklerini ifade ederken, yetkililer toplum sağlığını korumaya yönelik bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
01 Nisan 2026 Çarşamba- 16:39
Uzmanından mevsimsel hastalık uyarısı: "Panik yapmayın"
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 10:10
Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor"
4
01 Nisan 2026 Çarşamba- 16:12
Manisa CBÜ Hastanesi’ne ’Bebek Dostu Hastane’ belgesi
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:39
Uzm. Dr. Bekfilavioğlu mide ilacı kullanımına yönelik uyarılarda bulundu
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:13
Hastanede deprem farkındalığı etkinliği
Kocaeli’de hastanede düzenlenen "Depreme Karşı Bilinçli Toplum, Güvenli Gelecek" temalı farkındalık etkinliği, vatandaşlar, öğrenciler ve kurum temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Programda afetlere hazırlık, risk azaltma ve toplum bilincinin artırılması konuları uzmanlar tarafından ele alındı. Kocaeli’de faaliyet gösteren Büyük Anadolu Hastanesi tarafından düzenlenen ve alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı programda, afetlere hazırlık, risk azaltma ve toplum bilincinin artırılması konuları konuşuldu. Kocaeli AFAD, Darıca Kaymakamlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Darıca Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi ve Gebze Teknik Üniversitesinin yanı sıra UMKE, ÇAKTİM, İHH ve KOSHADOS gibi arama kurtarma ekipleri alanda tanıtım ve faaliyet stantları açtı. Özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin organizasyonuyla kurulan ve afet anındaki doğru uygulamaların yerinde deneyimlendiği "Güvenli Yaşam Odası", minik öğrenciler ve katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Uzmanlardan "deprem öncesi hazırlık" vurgusu Alanında uzman isimlerin sunum yaptığı programda; İl Risk Azaltma Planı (İRAP), Hastane Afet Planı (HAP), yerel düzeyde sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve afet bilincinin toplum genelinde yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzmanlar, özellikle deprem öncesi hazırlığın hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, doğru bilgi ve bilinçli hareket etmenin can kayıplarını önemli ölçüde azaltacağını vurguladı. Katılımcılar, sunumların ardından soru-cevap bölümünde merak ettikleri konulara yanıt bulma fırsatı yakaladı. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tür organizasyonların toplumda farkındalık oluşturma açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, daha fazla kişiye ulaşılması temennisinde bulunuldu.
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:47
Türkiye’de ortodontik tedaviye ihtiyaç duyanların sayısı 15 milyona ulaştı
Aligner Derneği’nin "Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Araştırmada ayrıca ebeveynlerin yüzde 33’ünün ortodonti hakkında bilgi sahibi olmadığı ifade edildi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:26
Korkuteli’nde okul kantin ve yemekhanelerine sıkı denetim
Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki okullara gıda güvenliğine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Korkuteli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, ilçe genelindeki eğitim kurumları bünyesinde faaliyet gösteren kantin ve yemekhaneler; gıda güvenliği, hijyen standartları ve ilgili mevzuata uygunluk kriterleri doğrultusunda titizlikle incelendi. Milli Eğitim Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Halil Aydın, birimde görevli öğretmeni Orhan Avcı, İlçe Sağlık Müdürlüğünden İnci Tankal ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden İsa Akbudak’ın yer aldığı ortak komisyon tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, gıdaların saklama şartlarından son kullanma tarihlerine, mutfak alanlarının hijyeninden satışa sunulan ürünlerin uygunluğuna kadar pek çok kriter gözden geçirildi. Mevzuata tam uyum sağlayan ve hijyen kurallarını en üst seviyede uygulayan okul işletmecilerine teşekkür edilerek, başarılı uygulamaların devamı istendi. Tespit edilen bazı teknik eksiklikler ve iyileştirilmesi gereken noktalarla ilgili işletmecilere yerinde rehberlik yapıldı. Bu eksikliklerin giderilmesi için ilgili birimlere makul süreler tanınarak sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, çocukların okul çatısı altında en sağlıklı şartlarda beslenmesi temel öncelikleri olduğunu belirterek, bu doğrultuda paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde yürüttükleri denetim faaliyetlerini eğitim-öğretim yılı boyunca periyodik aralıklarla ve kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:26
Vali Kartal, il genelinde yürütülen sağlık hizmetleri hakkında bilgi aldı.
Uşak Valisi Serdar Kartal, İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, il genelinde yürütülen sağlık hizmetleri hakkında bilgi aldı. Uşak Valisi Serdar Kartal, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Tarık Acar ve ilgili birim amirlerinin katılımıyla İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, il genelinde yürütülen sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirme alındı. Gerçekleştirilen toplantıda sağlık hizmetlerinin etkinliği, vatandaşlara sunulan hizmetlerin yaygınlaştırılması ve mevcut uygulamaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Vali Kartal, özveriyle görev yapan sağlık personeline çalışmalarından dolayı teşekkür ederek, görevlerinde başarılar diledi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:21
Korkuteli Devlet Hastanesi’ne 2 yeni doktor atandı
Korkuteli Devlet Hastanesi’nde Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata göreve başladı. Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berna Gencel, göreve başlayan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata’ya yeni görevinde başarılar dileyerek, atamayla birlikte hastanenin kadrosunun arttığını söyledi. İlçe halkına en üst seviyede hizmet vermeye devam ettiklerini ifade eden Op. Dr. Berna Gencel, "Devlet hastanesi olarak sağlıkta kaliteyi artırmak ve vatandaşlara bu konuda gerekli hizmeti vermek gayreti içerisindeyiz. En iyi sağlık sonuçlarına ulaşmak amacıyla ihtiyacı olan herkese hasta ile çalışan güvenliği ve memnuniyetinden ödün vermeden yeterli kaynaklara sahip tesislerde, iyi eğitilmiş uzmanlar ve sağlık personeli tarafından doğru uygulamalarla, doğru zamanda eşit hizmetin sağlanmasını amaçlıyoruz" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:51
Elazığ’da sağlık çalışanlarına mavi kod eğitimi
Elazığ’da sağlık çalışanlarına yönelik "Mavi Kod Uygulamaları" konulu eğitim verildi. Elazığ’da Fethi Sekin Şehir Hastanesi tarafından hastane personeline yönelik "Mavi Kod Uygulamaları" konulu eğitim programı gerçekleştirildi. Eğitim, Anatomi Uzmanı Dr. Bilge Öz Can tarafından verildi. Program çerçevesinde mavi kod uygulamalarına ilişkin kapsamlı sunumlar yapılarak, sağlık çalışanlarının acil durumlara müdahale süreçleri hakkında bilgi düzeyinin artırılması hedeflendi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:32
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşundan bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Bu da bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:25
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşunda bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Buda bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:25
Babaeski’de kadınlar kanser taramasından geçti
Kırklareli Merkez Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) birimi tarafından, Babaeski ilçesinden gelen kadınlara yönelik rutin kanser taramaları yapıldı. KETEM görevlileri tarafından, Babaeski ilçesi Atatürk Mahallesi’nden gelen kadınlara yönelik rutin kanser taramaları yaparak, erken teşhisin önemi konusunda eğitim verildi. Gerçekleştirilen programda, kanserin erken teşhis yöntemleri, tarama süreçleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgilendirme yapıldı. Sağlık uzmanları tarafından verilen eğitimde, erken teşhisin kanser tedavisindeki kritik rolüne dikkat çekilerek düzenli taramaların hayat kurtarıcı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, bu tür hizmetlerin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. KETEM yetkilileri ise bu tür çalışmaların, toplumda sağlık bilincini artırmak ve kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla sürdürüldüğünü ifade etti. Tarama sonuçlarına göre gerekli kontrollerin yapılacağı bildirildi. Atatürk Mahallesi Muhtarı Sevda Uslu, vatandaşların sağlığını korumaya yönelik bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek, tüm kadınları düzenli taramalara katılmaya davet etti. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:13
Uzmanından ‘İlişkileri tehdit eden sessizlik’ uyarısı
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, ilişkilerin toplumda sık bilinenin aksine her zaman kavgayla bitmediğini belirterek çiftler arasında konuşulmayan duygulara dikkat çekti. İlişkilerde fark edilmeden ilerleyen duygusal uzaklaşma tehlikesi hakkında uyarıda bulunan Çokaygil, "İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, konuşulamayan duygular nedeniyle zayıflar. Aynı evde olup duygusal olarak uzaklaşmak sessiz kopuşun en önemli göstergesidir" dedi. "Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır" Romantik ilişkilerde ayrılıkların her zaman açık bir çatışma ile gerçekleşmediğini belirten Çokaygil, "Bazı ilişkilerde fiziksel birliktelik devam ederken, duygusal bağ giderek zayıflar. Bu süreç literatürde sıklıkla duygusal uzaklaşma (emotional disengagement) ya da halk arasında tanımlandığı şekliyle sessiz kopuş olarak ifade edilir. Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Bu durum, ilişkinin görünürde devam etmesine rağmen bağlanma, yakınlık ve karşılıklı duygusal paylaşımın azalmasıyla karakterizedir" diye konuştu. İhtiyaçlar karşılanmayınca geri çekilme başlıyor Bağlanma kuramına göre bireylerin ilişkilerinde anlaşılma, kabul görme ve güven ihtiyacı duyduğunu belirten Çokaygil, "Bu ihtiyaçların uzun süre karşılanmaması, bireyde kaçınma davranışlarının gelişmesine yol açabilir. Kaçınma, çoğu zaman doğrudan ilişkiyi sonlandırmak yerine, duygusal geri çekilme şeklinde ortaya çıkar" diye konuştu. Tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, gelecek planlarının konuşulmaması Sağlıklı ilişkilerin temelinde açık iletişim olduğunu vurgulayan Çokaygil, "Duyguların ifade edilemediği ilişkilerde bireyler zamanla içe kapanmaya başlar. Bu süreçte kişiler ilişkiye yaptığı yatırımı azaltmaya başlar, tartışmalardan kaçınır ve psikolojik mesafeyi bir savunma olarak kullanır. Sessiz kopuş yaşayan çiftlerde duygusal paylaşımların azalması, partnerin iç dünyasına ilginin kaybolması, tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, geleceğe dair planların konuşulmaması ve birlikteyken yalnız hissetme gibi ortak belirtiler görülür" ifadelerini kullandı. "Bu durum geri döndürülebilir" Sessiz kopuşun ilişkisel tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ancak geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokaygil, "Doğru müdahale ile ilişki yeniden güçlenebilir. Çift terapilerinde temel hedef, partnerler arasında yeniden duygusal farkındalık oluşturmak, güvenli iletişim alanı inşa etmek, ifade edilmeyen duyguları görünür kılmak ve empatik bağ kurmayı güçlendirmektir" dedi. "Ben dili ilişkileri güçlendiriyor" Araştırmalara göre duyguların suçlayıcı olmayan bir dille ifade edilmesinin ilişkisel doyumu artırdığını belirten Çokaygil, "Ben dili kullanmak, karşı tarafı savunmaya geçirmeden iletişimi güçlendirir. Araştırmalara göre duygular suçlayıcı olmayan bir dille ifade edildiğinde ilişkisel doyumu artırır. Örneğin ‘Sen beni anlamıyorsun’ demek yerine ‘Kendimi anlaşılmamış hissediyorum’ şeklinde ifade etmek, duygunun daha sağlıklı aktarılmasını sağlar" dedi. Bu yaklaşımın ilişkilerde çatışmayı derinleştirmek yerine çözümü kolaylaştırdığını vurgulayan Çokaygil, duyguların açık ve yargılayıcı olmayan bir şekilde ifade edilmesinin, çiftler arasındaki bağın yeniden güçlenmesine önemli katkı sağladığını belirtti.
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:11
Dr. Özge Çelik Büyükceran: "Otizim spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir"
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Çelik Büyükceran, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) erken çocukluk döneminde ortaya çıktığını söyleyerek, "Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, OSB, her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Erken çocukluk, beyin gelişiminin en yüksek olduğu dönem olup bu süreçte başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim, sosyal etkileşim ve uyum becerilerinde belirgin gelişim sağlar" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, "OSB, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve yaşam boyu sürebilen nörogelişimsel bir durumdur. Güncel epidemiyolojik veriler, OSB’nin çocukluk çağında giderek daha sık tanındığını göstermektedir. Nitekim Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, otizm spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Bu artışın farkındalığın artması, erken değerlendirme imkanlarının gelişmesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir" diye konuştu. "Erken teşhis tanı sürecini hızlandırır" Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, OSB’nin temel olarak sosyal iletişim alanında güçlükler ve sınırlı, tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile karakterize olduğunu vurguladı. OSB’nin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Büyükceran, erken belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. Büyükceran, "Özellikle erken çocukluk döneminde isme tepki vermeme, göz teması kurmada zorluk, işaret edilen nesneye bakmama ve dil gelişiminde gecikme gibi bulgular önemli uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin erken fark edilmesi tanı sürecini hızlandırıyor" ifadelerini kullandı. "Tanılama süreci multidisipliner bir yaklaşımla yürütülür" Otizm tanısının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından konulmasının ardından, tedavi ve izlem sürecinin dil ve konuşma terapistleri, özel eğitim uzmanları ve diğer ilgili disiplinlerin katılımıyla multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Büyükceran, "Tanılama süreci yalnızca tek bir görüşmeyle sınırlı değil. Tanı, ayrıntılı gelişim öyküsünün alınması, çocuğun doğal ve/veya yapılandırılmış ortamlarda klinik gözlemi ve gerektiğinde standardize değerlendirme araçlarının kullanılması ile konulmaktadır. Bu süreçte aileden alınan bilgilerle, çocuğun sosyal iletişim becerileri, oyun davranışı ve tekrarlayıcı örüntüleri ayrıntılı biçimde değerlendirilir" diye konuştu. "Müdahale planları bireye özgü yapılandırılır" Büyükceran, tanı sürecinde yaşanan gecikmelerin müdahale sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "Erken çocukluk dönemi, beyin gelişimi açısından en yüksek nöroplastisite dönemidir. Bu dönemde başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve uyumsal işlevselliği üzerinde belirgin kazanımlar sağlar. Tanının gecikmesi ise bu kritik gelişimsel pencerenin kaçırılmasına ve müdahale etkinliğinin azalmasına neden olabilir. Erken dönemde başlanan müdahalelerin uzun vadeli işlevsellik üzerinde belirgin etkileri var. Erken çocukluk döneminde aile katılımını içeren, sözel olmayan iletişim becerileri, dil ve konuşma terapileri içeren bireyselleştirilmiş eğitim programları ön plandadır. Okul çağında sosyal beceri eğitimleri önem kazanırken, ergenlik ve yetişkinlik döneminde bağımsız yaşam ve mesleki becerilerin geliştirilmesine odaklanılmaktadır. Bireye özgü yapılandırılmış müdahale programları; iletişim, sosyal uyum ve günlük yaşam becerilerinde anlamlı ilerlemeler sağlayabilmektedir" dedi. "İlaç tedavileri de gündeme gelebilir" Psikofarmakolojik tedavilere de değinen Büyükceran, bu yaklaşımların otizmin çekirdek belirtilerine yönelik olmadığını, daha çok eşlik eden klinik durumların yönetiminde kullanıldığını belirtti. Uzm. Dr. Büyükceran, şöyle devam etti: "Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, uyku sorunları ya da şiddetli davranış problemleri varlığında ilaç tedavileri gündeme gelebilir. Ancak bu tedaviler her zaman eğitsel ve psiko-sosyal müdahalelerle birlikte, destekleyici nitelikte uygulanmalıdır."
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:05
Uzmanından uyarı: "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir"
Toplumda sık görülen ancak çoğu zaman ihmal edilen gözyaşı kanal tıkanıklığı hakkında Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır" dedi. Gözyaşı kanal tıkanıklığının, gözyaşının burun boşluğuna akmasını sağlayan sistemde oluşan bir tıkanıklık sonucu ortaya çıktığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Normalde gözyaşı, göz yüzeyini temizledikten sonra kanallar aracılığıyla burun içine aktarılır. Bu sistemde meydana gelen tıkanıklık, gözyaşının dışarı akmasına neden olur. Bu durum yalnızca estetik bir sorun değil, aynı zamanda göz sağlığını tehdit eden bir tabloya dönüşebilir. Yani gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır. Kişi istirahat halindeyken, hatta ev ortamında bile gözyaşı kontrolsüz şekilde dışarı akabilir. Gözyaşı kanal tıkanıklıkları temelde iki grupta değerlendirilir. Bunlar doğuştan (konjenital) tıkanıklıklar ve erişkin dönemde gelişen tıkanıklıklardır. Doğuştan görülen vakalarda tedavi seçenekleri farklılık gösterebilirken, erişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının kalıcı tedavisi genellikle cerrahi yöntemlerle sağlanır" açıklamasında bulundu. "Tedavi edilmediğinde tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir" Hastalığın en belirgin bulgusunun sürekli göz sulanması olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Mefkure Yalçıner, sözlerine şu şekilde devam etti: "Gözyaşı kanal tıkanıklığında hastalar genellikle sürekli yaşarma, çapaklanma, gözde kızarıklık ve zaman zaman enfeksiyon şikayetleri ile başvurur. Özellikle sabah saatlerinde belirginleşen çapaklanma ve gün boyu devam eden sulanma, hastaların sosyal yaşamını da olumsuz etkileyebilir. Tedavi edilmediğinde enfeksiyon riski artar, tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir ve bu durum zamanla yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilir." "Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını artırır" Op. Dr. Mefkure Yalçıner, ileri vakalarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini vurgulayarak, "Gözyaşı kanal tıkanıklığında en etkili tedavi yöntemlerinden biri dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatıdır. Bu işlemle tıkalı kanal bypass edilerek gözyaşının yeniden doğal akışı sağlanır. Ameliyat genellikle 30-60 dakika sürer, hastalar çoğunlukla aynı gün ya da bir gün içinde taburcu edilir. Tam iyileşme süreci birkaç hafta içinde tamamlanırken, bu ameliyatların başarı oranı oldukça yüksektir. Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını belirgin şekilde artırır" diye konuştu. "Bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" Gözyaşı kanal tıkanıklığının yalnızca yetişkinlerde değil, bebeklerde de sıkça görülebildiğini ifade eden Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Yeni doğan bebeklerde gözyaşı kanallarının tam olarak açılmamış olması nedeniyle sulanma ve çapaklanma görülebilir. Aileler bu durumu çoğu zaman basit bir göz problemi olarak değerlendirse de doğru masaj teknikleri ve gerektiğinde yapılacak müdahalelerle erken dönemde kontrol altına alınabilir. Bu nedenle bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder