EKONOMİ
Muradiye’de yüzde 90 hibeli 50 bin adet meyve fidanı dağıtımı yapıldı 02 Nisan 2026 Perşembe - 16:22:20 Van’ın Muradiye ilçesinde ‘vizyon projesi’ çerçevesinde yüzde 90 hibeli 50 bin adet meyve fidanı dağıtımı yapıldı. Van Valiliği, son yıllarda yaşanan kuraklık ve sulak alanlardan uzak bölgelerdeki ağaçların kurumasıyla şehir merkezi ve tüm ilçelerde ağaçlandırma çalışmalarını kapsayan bir fidan projesi, daha yeşil ve sağlıklı bir gelecek hedefiyle yürütülen vizyon projesiyle, Muradiye ilçesine gönderilen fidanlar çiftçilere dağıtıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen çalışmalarla toplam 50 bin adet fidan toprakla buluşturulmak için çiftçilere dağıtıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Muradiye İlçe Tarım ve Orman Müdürü Harun Altunkaynak, "Bugün burada fidan dağıtımı gerçekleştirdik. Van Valiliği vizyon projelerinden biri olan ‘Meyve ve fidan projesi’ çerçevesinde 50 bin adet fidan dağıtımını gerçekleştirdik. Her çeşit meyve fidanı mevcut olup fidanlarımızın zamanında toprakla buluşması için hafta içi ve hafta sonu açık olacağız. Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz. Bu projeyi hayata geçiren Van Valimiz Ozan Balcı’ya teşekkür ediyoruz" dedi. İlçede ikamet eden vatandaşlar ise, fidan projesinin Van için anlamlı bir çalışma olduğunu, bu çalışmalar nedeniyle Van Valiliği ve İlçe Tarım ve orman Müdürlüğü ekiplerine teşekkür etti.
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:19 Gaziantep’ten Mart ayında 826 milyon dolar ihracat Gaziantep, 2026 yılı mart ayında gerçekleştirdiği 826 milyon 234 bin dolarlık ihracatla, yılın ilk çeyreğinde toplam 2,4 milyar dolara ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Gaziantep, mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4’lük düşüş yaşadı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Başkanı Tuncay Yıldırım, ihracattaki gerilemenin arkasında hem takvim etkisi hem de bölgesel gelişmelerin bulunduğunu ifade etti. "Jeopolitik gelişmeler lojistiği olumsuz etkiliyor" "Mart ayında Ramazan Bayramı tatili nedeniyle çalışma günlerindeki azalma da ihracat rakamlarına yansıdı. Ancak asıl belirleyici unsur, bölgemizde artan jeopolitik risklerdir" diyen ve İran hattında yaşanan gerilime dikkat çeken Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu: "İran merkezli gelişmeler ve artan belirsizlik, yalnızca pazar daralmasına değil; lojistik süreçlerde ciddi aksamalara yol açmaktadır. Taşıma sürelerinin uzaması, alternatif güzergâhlara yönelme zorunluluğu ve navlun maliyetlerindeki artış, ihracatçımızın rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir." "Artan maliyetler ihracatı zorluyor" Yıldırım, küresel ve bölgesel gelişmelerin maliyetler üzerindeki etkisine de dikkat çekerek, "Enerji, lojistik ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde ihracat yapmak her zamankinden daha zor hale gelmiştir. Buna rağmen vazgeçmeyen tüm ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Gaziantep, sadece iyi zamanların değil; zor zamanların da şehridir. Bu şehir, her koşulda üretmeye ve ihracat yapmaya devam eden güçlü bir refleks geliştirmiştir" diye konuştu. "AB ile entegrasyon ihracata güç katacak" Yıldırım, ihracat açısından stratejik öneme sahip bir gelişmeyi de paylaşarak, "Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikası taslağında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve Gümrük Birliği kapsamında ürünlerimizin AB menşeli sayılmasına yönelik yasal zeminin teyit edilmesi, ihracatçımız için son derece önemli bir kazanımdır" şeklinde konuştu. Bu gelişmenin Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağlayacağını belirten Yıldırım, "Ticaret savaşlarının derinleştiği, bölgesel risklerin arttığı bir dönemde, kamu-özel sektör iş birliğiyle yürütülen ticari diplomasinin sonuç verdiğini görüyoruz. Şimdi hedef bu kazanımın yasalaşması, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve Türkiye’nin Avrupa sanayisindeki konumunun daha da güçlendirilmesidir" diye konuştu.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:49 Tunceli’de çiftçilere tohum ve fide desteği Tunceli’de atıl durumdaki araziler üretime açılırken, binin üzerinde çiftçiye yüzde 75 hibeli tohum ve fide desteği sağlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nce yürütülen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında, Tunceli’de boş, nadasa bırakılan veya atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılması için önemli bir adım atıldı. Proje çerçevesinde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen programda üreticilere yüzde 75’i Bakanlık hibeli yağlık ayçiçeği, nohut ve kuru fasulye fideleri teslim edildi. Programda yaptığı konuşmada üretimin ve çiftçiliğin öneminden bahseden Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir ifadesi var ‘Köylü milletin efendisidir’ diye. Bunu hepimiz alkışlıyoruz. Ancak Ulu Önder, köylü milletin efendisidir derken zincir marketten yoğurt alan köylüden bahsetmiyor, yumurtasını gelip şehirden alan köylüden bahsetmiyor. Üreten, memleketine katkı sağlayan ve vatandaşına hizmet eden köylüden bahsediyor. Bizim bu köy yapısını oluşturmamız lazım. Devletimiz Türkiye yüzyılı ifadesini tarım için de Tarım Yüzyılı şeklinde kullanıyoruz. Hangi vatandaşımız bir katkı almak istiyorsa devletimizin neredeyse yüzde 70-80’lere kadar hibe destekleri var. Faizsiz kredi destekleri var. Onun için çiftçilerimizin de harekete geçmesi gerekiyor. Bu sene İl Özel İdaresinde de bir ilke imza attık. Tarım için 12 milyon TL bütçe ayırdık. Tarımı desteklememiz gerekiyor" dedi. Tunceli İl Tarım ve Orman Müdürü Yavuz Suat Pala ise "Gerek sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak gerekse atıl, nadasta olan arazilerimizi tekrar üretime dahil etmek amacıyla yüzde 75 hibeli tohumlarımızı Tarım Alanlarının Üretimin Yaygınlaşması Projesi kapsamında çiftçilerimizin kullanımına sunuyoruz. Bugün burada 55 bin 550 ton nohut, 5,5 ton kuru fasulye, 450 kilo yağlık ay çiçeği tohumu dağıtımını gerçekleştireceğiz. 5’inci ayda 147 bin 960 adet sebze fidesi, eylül ayında 30 ton toplam mercimek tohumunun dağıtımını gerçekleştirip bu yıl toplam bin 104 çiftçimize 8 bin 36 dekar alan için 5 milyon 614 bin TL toplam destek sunacağız. Bakanlığımızın destekleri Valimizin liderliğinde gerek bitkisel gerek hayvansal üretimde Tunceli Tarım İl Müdürlüğü olarak üreticilerimize desteklerimiz devam edecek" ifadelerini kullandı.
Akhisar’da gıda güvenliğine ’Kadın eli’ dokunuşu
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:10 Akhisar’da gıda güvenliğine ’Kadın eli’ dokunuşu Manisa’nın Akhisar ilçesinde "Kadın Eli Projesi" kapsamında düzenlenen seminerde öğrenci ve velilere gıda güvenliği, sağlıklı tüketim ve gıda hijyeni konularında önemli bilgiler verildi. Akhisar’da düzenlenen "Kadın Eli Projesi" seminerinde öğrenci ve velilere güvenilir gıda tüketimi, pestisit kalıntılarının zararları ve gıda hijyeni konusunda bilinçlendirme yapıldı. Akhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından "Kadın Eli Projesi" kapsamında bilgilendirme semineri düzenlendi. Akhisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen seminere İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Kadir Saygılı ile Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri de katkı sağladı. İlçe genelinden çok sayıda öğrenci ve öğrenci velisinin katıldığı etkinlik yoğun ilgi gördü. Seminerde katılımcılara güvenilir ve sağlıklı gıda tüketimi, gıda ürünleri satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar, pestisit kalıntılarının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve gıdaya uygun kap ile ambalaj kullanımı konularında detaylı bilgiler verildi. Programda ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "Tarım Cebimde" mobil uygulaması tanıtılarak vatandaşların uygulamayı nasıl etkin şekilde kullanabilecekleri anlatıldı. Öte yandan Alo 174 Gıda Hattı’nın işleyişi, olabilecek gıda zehirlenmelerinde izlenmesi gereken prosedürler ve temel gıda hijyeni kuralları hakkında Gıda Kontrol Görevlileri Veteriner Hekim Şahin Kartal ve Ziraat Mühendisi Nevin Kulakman tarafından bilgilendirme yapıldı. Seminer, öğrenciler ve veliler açısından bilinç artırıcı ve farkındalık oluşturucu bir etkinlik olarak büyük ilgi gördü.
"İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsü düzenlendi
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:07 "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsü düzenlendi İstanbul Ticaret Odası (İTO), kültürel farkındalık oluşturmak amacıyla kamu, iş dünyası ve öğrencileri aynı çatı altında buluşturan "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsünü düzenledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker konuşmacı olarak katıldı. İstanbul Ticaret Odası (İTO), kültürel farkındalık oluşturmak amacıyla kamu, iş dünyası ve öğrencileri aynı çatı altında buluşturan "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsünü düzenledi. Programa iş insanları, akademisyenler, öğrenciler ve kamu kurum temsilcileri katıldı. Katılımcılar, Sâdâbâd Kampüsü Kütüphanesi’nde Murat Ülker’in "Murat Ülker’den Röportajlar" ve şair İbrahim Tenekeci’nin "Uzak İstanbul" kitaplarından pasajlar okuyarak bireysel okuma etkinliğine katıldı. Programda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO ile İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin değişmez ortak paydasının "kitap" olduğunu belirtti. Avdagiç, etkinliğin onur konuğu Murat Ülker’in iş insanı kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir yazar ve çok iyi bir okur olduğunu, kendisinin üslubuyla, sade ve duru Türkçesiyle, yazmada da başarılı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Avdagiç, "Onun sosyal medya hesaplarını takip edenler gayet iyi bilir. Murat Bey, protokol paylaşımlarına yazdığı resmi cümleler dahil, paylaştığı metinlerle yazıda da ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor. Özellikle sanattan iş dünyasına kadar çeşitli alanlara uzanan metinleri, bana göre okuyucuya yeni bir dünyanın kapısını aralıyor" dedi. "İstanbul’u yaşattıkça, öz değerlerimizi, öz kimliğimizi yaşatacaksınız" Avdagiç, etkinlikte yeni nesil yazarlardan İbrahim Tenekeci’nin "Uzak İstanbul" kitabının katılımcılarla buluşturulduğunu belirterek, üç etkinliğin üç kitabının da İstanbul üzerine olduğunu kaydetti. İlk etkinlikte Yahya Kemal’in "Aziz İstanbul"u, ikinci etkinlikte rahmetli Haluk Dursun’un "İstanbul’da Yaşama Sanatı" kitabının okunduğunu hatırlatan Avdagiç, "Şimdi de şair İbrahim Tenekeci, İstanbul’un yaşadığımız ama fark etmediğimiz yönlerini bize hatırlatıyor. Bir anlamda şair duyarlılığıyla ’Uzak İstanbul’ ile bir zamanlar bizim için yakın olanlara nasıl uzak kaldığımızı ve tekrar nasıl hemdem olacağımızın işaretini veriyor" diye konuştu. Öğrencilere seslenen Avdagiç, İstanbul’da yaşamanın ve İstanbul’da tahsil görmenin kıymetini bilmeleri gerektiğini vurgulayarak, "İstanbul yaşadıkça, İstanbul’u yaşattıkça, öz değerlerimizi, öz kimliğimizi ve barbarlara karşı duruşumuzu yaşatacaksınız" ifadelerini kullandı. "Okuyarak bir bakış açısı kazanıyorsunuz" İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay’ın moderatörlük yaptığı programda konuşan Murat Ülker de bugünü okuyanların geleceği de şekillendirme imkanı sağlayacağını söyledi. İş dünyasının sadece rakamlardan ibaret olmadığını belirten Ülker, "İş dünyasında insan var. İnsanı bilmek, anlamak var. Bunun için de insanın içinde yaşadığı toplumu anlamak gerekiyor. Okuyarak bir bakış açısı kazanıyorsunuz" dedi. İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya da konuşmasında okuma oranı ile gelişmişlik düzeyi arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek, gelişmiş ülkelerin aynı zamanda en çok okuyan toplumlar olduğunu ifade etti. Dijitalleşmenin etkisiyle yüzeysel okuma alışkanlıklarının arttığına değinen Kaya, kitabın tamamını okuyarak derinleşmenin önemine vurgu yaptı. İstanbul Valiliği tarafından yürütülen "Ben Okuyorum İstanbul Okuyor" projesi kapsamında kütüphanelerdeki kitap sayısının 13 milyona çıkarıldığını belirten Kaya, okuma kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. İş dünyasının da okuma alışkanlığını güçlendirmesinin, ekonomik ve toplumsal gelişim açısından kritik olduğunu vurguladı. "Güçlü toplumlar ancak bilgiyle inşa edilebilir" İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, konuşmasında okuma kültürünün toplumun tüm kesimlerine yayılması gerektiğini vurgulayarak, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" sözünün altını çizdi. Kütüphaneler Haftası’nın yalnızca sembolik bir etkinlik olmadığını, toplumda kitap ve okuma bilincini güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Dr. Erken, rol model isimlerin bu süreçte kritik bir etkisi olduğunu ifade etti. Murat Ülker’in okuma alışkanlığı ve bunu paylaşma biçimiyle önemli bir örnek teşkil ettiğini dile getiren Dr. Erken, güçlü toplumların ancak bilgiyle inşa edilebileceğini söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay da üçüncüsü düzenlenen "İş Dünyası Okuyor" programının, kitapla kurulan ilişkinin toplumun farklı kesimlerinde güçlenmesine katkı sunduğunu ifade etti. Programın bu yıl da öğrencileri, akademisyenleri ve iş dünyasının temsilcilerini aynı zeminde buluşturduğunu belirten Dr. İsrafil Kuralay, etkinliğin yalnızca bir söyleşi değil, aynı zamanda bilgi ve tecrübenin farklı kuşaklar arasında paylaşılmasına imkan tanıyan önemli bir buluşma olduğunu vurguladı. Dr. İsrafil Kuralay, iş dünyası, akademi ve gençlik olmak üzere üç farklı perspektifi bir araya getiren bu tür programların, katılımcılara yeni düşünme alanları açtığını ve üniversite ile iş dünyası arasındaki bağı daha da güçlendirdiğini dile getirdi. Murat Ülker’in yalnızca iş dünyasındaki başarılarıyla değil, kültür, sanat ve hayırseverlik alanlarındaki çok yönlü birikimiyle de dikkat çeken bir isim olduğunu ifade eden Dr. İsrafil Kuralay, böylesi örnek şahsiyetlerin öğrenciler için önemli bir ilham kaynağı oluşturduğunu söyledi. "Değişim için okumak bir tercih değil, zorunluluktur" İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek de konuşmasında okumanın bireysel ve toplumsal gelişim açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, "Değişim için okumak bir tercih değil, zorunluluktur" vurgusunu öne çıkardı. Kitapların insanlığın birikimini taşıyan en güçlü araç olduğunu belirten Prof. Dr. Şimşek, üniversitelerin yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil, aynı zamanda düşünceyi derinleştiren ve okuma kültürünü yaygınlaştıran yapılar olduğunu ifade etti. Okuyan bir iş dünyasının güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir bir gelecek anlamına geldiğini belirten Şimşek, üniversite olarak bilginin derinliği ile ticaretin dinamizmini buluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. İstanbul Ticaret Üniversitesi İdeal Hukuk Topluluğu Kurucu Başkanı Ayça Sena Günay ise iş dünyası ile hukukun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak, okuma kültürünün bu iki alanın kesişiminde kritik bir rol oynadığını ifade etti. Günay, iyi bir hukukçunun yalnızca mevzuatı bilen değil; toplumu, ekonomiyi ve ticari dinamikleri okuyabilen bir birey olması gerektiğine dikkat çekti. Okumanın, özgür düşünceyi ve adalet duygusunu besleyen temel unsur olduğunu belirten Günay, iş dünyasının vizyonu ile hukukun adaletinin ancak bu bilinçle buluşabileceğini dile getirdi.
Denizli OSB, EGETGBİP Koordinasyon Kurulu Toplantısına ev sahipliği yaptı
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:05 Denizli OSB, EGETGBİP Koordinasyon Kurulu Toplantısına ev sahipliği yaptı Denizli Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü, Denizli OSB Teknopark işbirliğinde Ege Bölgesi Teknoloji Geliştirme Bölgeleri İşbirliği Platformu Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Denizli OSB Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya; Denizli OSB ve Denizli OSB Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Yaymanoğlu, Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Denizli OSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz, PAÜ Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Aksel, GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, GEKA Sanayi Politikaları Birim Başkanı Dr. Barış Kıyak, DEGİAD Başkanı Kemal Sözkesen, Ege Bölgesi’ndeki Teknoparkların yöneticileri, sanayiciler ve davetliler katıldı. "Yüksek katma değerli üretime geçişin öncüsü olacağız" Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Denizli OSB Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı; "Önümüzdeki dönem; yapay zekânın, büyük verinin, siber güvenliğin ve finansal teknolojilerin dünyayı yeniden tanımladığı bir dönem olacaktır. Bu yarışta geride kalmanın bedeli ağırdır. Ama doğru hamlelerle öne geçmenin fırsatı da büyüktür. Denizli OSB Teknopark olarak biz; bu dönüşümün seyircisi değil, oyun kurucusu olmak istiyoruz. Denizli’nin üretim gücünü yüksek teknolojiyle buluşturacağız. Düşük katma değerli üretimden, yüksek katma değerli üretime geçişin öncüsü olacağız. Yeşil dönüşümden ve sürdürülebilirlikten asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. "Teknoparkımız bölgenin yenilik üssü olacak" Denizli OSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz ise yapımı devam eden teknopark projesine ilişkin bilgiler paylaşarak şu ifadeleri kullandı: "Denizli OSB Teknopark, sadece fiziksel bir yapı değil; üniversite-sanayi iş birliğinin en güçlü şekilde hayata geçirileceği bir inovasyon merkezi olacaktır. Altyapısı, Ar-Ge ve girişimcilik odaklı kurgulanan Teknoparkımız; firmalara yüksek katma değerli üretim, teknoloji geliştirme ve küresel rekabet gücü kazandırmayı hedeflemektedir. Bölgemizdeki girişimciler için güçlü bir ekosistem oluşturacak, yenilikçi fikirlerin ticarileşmesine katkı sağlayacağız." Toplantıda ayrıca GEKA Sanayi Politikaları Birim Başkanı Dr. Barış Kıyak, Güney Ege Bilişim Sektörü (TR32) Mevcut Durum Raporu’nun sonuçlarını paylaşarak, Ege Bölgesi teknoloji geliştirme bölgeleri ekosisteminin sanayi ile entegrasyonuna yönelik çözüm önerilerini aktardı. Program Platformun Yönetiminde yer alan isimlerin Kurul Toplantısını gerçekleştirmesinin ardından sona erdi.
Türkiye’de yün krizi: Üretim var, pazar yok
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:00 Türkiye’de yün krizi: Üretim var, pazar yok Kars Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Ali Gürbüz Sadıkoğlu, Türkiye genelinde koyun yünüyle ilgili ciddi bir kriz yaşandığını belirterek, "Özellikle kırkım dönemlerinde yünlerin değerlendirilememesi, hem ekonomik kayıplara hem de çevresel sorunlara yol açıyor" dedi. Sadıkoğlu, koyun yünüyle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. "Özellikle kırkım dönemlerinde yünlerin değerlendirilememesi, hem ekonomik kayıplara hem de çevresel sorunlara yol açıyor" diyen Gürbüz, yün sorununun Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na iletildiği ve çalışmaların başlatılmasının beklendiği ifade etti "Doğu Anadolu’ya yün toplama tesisleri geliyor" Sadıkoğlu, "Şu anda tüm Türkiye genelinde maalesef koyun yünü ile ilgili ciddi sıkıntılar var. Özellikle kırkım dönemlerinde yeterli derecede pazarın olmayışından kaynaklı kırktığımız yünler maalesef meralarda, yaylalarda kalmakta, bu hem çevre kirliliğine, hem görüntü kirliliğine neden olmaktadır. Biz bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığımız görüşmeler sonucu özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde iki ayrı yerde yün toplamaya ilişkin tesisin kurulmasına yönelik gerekli talimatlarını DAP Bölge Başkanı’na bildirdi. Yaptığımız görüşmelerde de bizi çok olumlu karşıladılar. Bununla ilgili bir takım çalışmalar yapılacağına dair bize söz verdiler" dedi. "Yün insan sağlığı için son derece yararlı bir materyal" Yünün sanıldığı gibi değersiz olmadığını belirten Sadıkoğlu, farklı kullanım alanlarına dikkat çekti. Sadıkoğlu, "Yün insan sağlığı için son derece yararlı bir materyal. Özellikle yünden doğal gübre yaparak şu anda Ankara’da bir firma bu işi yapmakta, yünlerden doğal gübre yaparak Avrupa’ya ihraç ediyor. Özellikle bu seracılıkta çok önemli bir organik gübre olarak kullanılmakta. Diğer bir husus yünden, yün yağı dediğimiz çok kaliteli bir yağ elde ediliyor. Bununla ilgili Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) ile yaptığımız görüşmelerde, üniversitede bir hocamız ile ortaklaşa yürüttüğümüz bir projemiz var. SERKA’da olumlu baktı buna bu projede yünlerimizden yağ çıkararak, çünkü Türkiye’de bunun üretimi yok. Dışarıdan ithal ediyoruz bu yağı, çok faydalı bir yağ özellikle emziren annelerdeki meme çatlaklarında, hayvanların buzağıların veya kuzuların annelerine vermiş oldukları memelerle ilgili hasarlarda çok etkili ve çok başarılı sonuçları olan bir yağ, tabii endüstriyel bir yağ, kozmetikte kullanılıyor. Eczanelerde satılan bir yağ, ama Türkiye’de üretilmiyor ne yazık ki, dışarıdan getirilerek iç piyasada tüketiliyor" diye konuştu. "Geleneksel kullanım kayboldu kültürel değer de eriyor" Geçmişte yünün halı, kilim, heybe, yatak ve döşek gibi ürünlerde yaygın şekilde kullanıldığını, hatta çeyiz kültürünün vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkat çeken Sadıkoğlu, "Tabii yün çok amaçlı özellikle dokuma sektöründe eskiden annelerimizin halı, kilim, heybe ve yolluk tarzı şeylerde çok fazla tüketilen, hatta evliliklerde çeyiz olarak olmazsa olmazımız yün yatak, yün döşek, tabii günümüzde bunlara talep çok azaldı. O işleri, ya da o yeteneği olan insanlarımız kayboldu. Buna da talep az olduğundan dolayı yün artık atıl, kullanılmayan ya da çöp, belki çöp daha değerli ama yünün hiçbir değeri yok" şeklinde konuştu.
Gaziantep’in tescilli lezzetleri GAPTARIM’da sahneye çıktı
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:43 Gaziantep’in tescilli lezzetleri GAPTARIM’da sahneye çıktı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Ortadoğu Fuar Merkezi’nde (OFM) düzenlenen 16. GAPTARIM Tarım, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı’nda açtığı stantla, kentin coğrafi işaret tescilli ürünlerini ziyaretçilerle buluşturdu. Gaziantep Sanayi Odası tarafından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Gaziantep Ticaret Borsası, Gaziantep Ticaret Odası ve ilgili paydaş kurumların destekleriyle organize edilen fuar, bölgenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmeyi, sektör temsilcilerini bir araya getirmeyi ve yeni ticari iş birliklerine zemin hazırlamayı hedefliyor. Fuarda yer alan GTB standı Gaziantep Valisi Kemal Çeber, il protokolü, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda ziyaretçinin katılımıyla gezildi. Ziyaret sırasında, GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, coğrafi işaret tescilli ürünler hakkında Vali Çeber’e bilgi verdi. Stantta Antep Fıstık Ezmesi, Antep Lahmacunu, Antep Peyniri, Antep Köy Kahkesi ve Antep Tırnaklı Pidesi başta olmak üzere Gaziantep mutfağının simge lezzetleri sergilenirken, ürünlerin üretim süreçleri, tescil hikâyeleri ve taşıdığı kültürel değerler de ziyaretçilere aktarıldı. "Bu mirası koruyarak geleceğe taşıyoruz" Stant hakkında açıklamalarda bulunan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep’in köklü gastronomi kültürünün yalnızca bir lezzet değil, aynı zamanda medeniyetlerin izlerini taşıyan güçlü bir miras olduğunu söyledi. GTB olarak bugüne kadar Gaziantep adına 24 yöresel ürüne coğrafi işaret tescili kazandırdıklarını hatırlatan Akıncı, Antep Fıstık Ezmesi ve Antep Lahmacunu’nun Avrupa Birliği (AB) tescilini alarak uluslararası alanda da önemli bir başarı elde ettiklerini ifade etti. Coğrafi işaret çalışmalarının temel amacının ürünlerin orijinal hazırlanış biçimlerini korumak ve marka değerini yükseltmek olduğunu aktaran Akıncı, "Gaziantep bugün 108 coğrafi işaretli ürünüyle Türkiye’de ilk sırada yer alıyor. Hatta bu sayı, birçok Avrupa ülkesinin sahip olduğu tescilli ürün sayısından daha fazla. Bu da şehrimizin sahip olduğu kültürel ve gastronomik zenginliğin en somut göstergesidir. Bizler bu değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı, aynı zamanda bu ürünlerin ekonomik değerini artırmayı hedefliyoruz" dedi. Coğrafi işaret tescilinin yalnızca bir koruma mekanizması değil, aynı zamanda yerel kalkınmaya katkı sağlayan güçlü bir araç olduğuna dikkat çeken Akıncı, bu çalışmaların üreticiye, ihracata ve şehir ekonomisine doğrudan katkı sunduğunu dile getirdi. Vali Çeber’den tebrik Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise GTB standını ziyaret ederek sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı. Gaziantep’in zengin mutfak kültürü ve coğrafi işaretli ürün çeşitliliğiyle Türkiye’de örnek bir şehir olduğunu vurgulayan Vali Çeber, bu alandaki çalışmaları dolayısıyla GTB’yi tebrik etti. Gaziantep’in sahip olduğu gastronomi mirasının korunmasının ve tanıtılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çeber, bu değerlerin hem kültürel hem de ekonomik açıdan şehre önemli katkılar sunduğunu sözlerine ekledi. GTB’nin fuarda sergilediği coğrafi işaretli ürünler, ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görürken; Gaziantep’in binlerce yıllık lezzet mirası ise fuar alanında adeta hayat buldu. Ayrıca stantta, Gaziantep Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş.’nin yürüttüğü analiz, kalite kontrol ve depolama faaliyetlerine ilişkin çalışmalar hakkında da ziyaretçilere bilgilendirme yapıldı.
Yozgat Belediyesi, tükettiği elektriğin yarısını kendisi üretecek
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:36 Yozgat Belediyesi, tükettiği elektriğin yarısını kendisi üretecek Yozgat Belediyesi, enerji maliyetlerini düşürmek ve sürdürülebilir çevre hedeflerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi için resmi adımı attı. Düzenlenen imza töreninde protokol üyeleriyle bir araya gelen Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, projenin şehrin ekonomik geleceği için kritik bir eşik olduğunu vurguladı. İmza töreni öncesi açıklama yapan Başkan Arslan, elektrik masrafının önemli gider kalemlerinden biri olduğunu söyledi. Arslan, "Daha açık bir ifadeyle personel giderinden sonra en fazla bizi yoran gider kalemi elektrik giderlerimiz ve buna yönelik olarak da kendi kendine yeter bir belediye haline gelmek için ciddi çalışmalar yaptık. Geçtiğimiz yıl içerisinde Ağustos-Eylül aylarında birinci GES’imizin ihalesini yapmıştık. Güneş Enerji Santrali’nin yaklaşık bir milyon iki yüz bin dolar bedelle ihalesi yapıldı. 2.6KW santralin ihalesiydi. Allah’a şükür tamamlandı. Önümüzdeki bir kaç hafta içerisinde enerji satmaya başlayacağız. Elektrik enerjisi belediyeye dönüş yapmaya başlayacak. Ben o ihalede de emekleri geçen ve işimizi yapan müteahhit firmaya teşekkür ediyorum. Hakikaten güzel bir iş çıkardılar. Süresi içerisinde birbirimizi yormadan güzel bir iş ortaya çıktı. 2.6KW’lık Güneş Enerji Santralimiz birkaç hafta içerisinde işe başlayacak" dedi. "İkinci güneş enerjisi santralimizin ihalesi yapıldı" İkinci güneş enerjisi santralinin ihalesi yapıldığını belirten Arslan, "4.7 KW’lık bir santral. Bunun da ihale bedeli 2 milyon 700 bin küsur dolar olarak ihalesi yapıldı. İnşallah 210 günlük bir iş bitirme süresi var. Ben yine bu süre içerisinde bunun da tamamlanacağına inanıyorum. İki güneş enerjisi santralinden toplam 7.3 KW’lık bir elektrik üretimi enerji üretimi yapmış olacağız ki bu da Yozgat Belediyesi’nin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ına tekabül edecek. Aşağı yukarı elektriğimizin yarısını kendimiz üretmiş olacağız. Buradan edeceğimiz tasarrufla da inşallah Yozgat’ta başka yatırımlara kullanmış olacağız. Başka yatırımların kapısını aralamış olacağız. Bu iki güneş enerjisi santralimizin devreye girmesiyle birlikte aylık yaklaşık 5-5 buçuk milyon lira civarında bizim bir girdimiz olacak. Bu da bizim için önemli bir rakamdır. Şimdi inşallah diyoruz ki darısı üçüncüsüne. İller Bankası’yla birlikte tabii ki bu noktada çalışıyoruz. İller Bankası başta genel müdürlük olmak üzere bölge müdürlüğü ve Yozgat’taki arkadaşlarımız olmak üzere ben teşekkür ediyorum" dedi. Program atılan imzalarla sona erdi.
Çelikler Holding’den Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne ilişkin açıklama
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:34 Çelikler Holding’den Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne ilişkin açıklama Afşin Elbistan A Termik Santrali’nde planlı bakım ve revizyon çalışmaları hakkında Çelikler Holding’den yapılan açıklamada, ’’İki aylık kısa süreli bakımlarda elektrik üretimini aksatmamak için bazen 1000-2000 yurt içi ve yurtdışı revizyon işçisi çalıştırmaktadırlar. Dünyanın her tarafında bu revizyonlar böyle yapılmaktadır. Birtakım çevreler bu işçi giriş çıkışlarını sürekli işe alım ve çıkarma gibi göstermeleri tamamen yanıltıcı haberdir ’’ denildi. Çelikler Holding, Afşin Elbistan A Termik Santrali’ndeki planlı bakım, revizyon çalışmaları ve işçi giriş çıkışlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Son günlerde basında yer alan bazı yanıltıcı haberlerden dolayı bu açıklamayı yapma gereği duyulmuştur. Şöyle ki; 2019 yılında Afşin Elbistan A Termik santrali ve maden sahasını devraldığımız dönemde işletmede toplam 1.600 personel çalışmaktayken, bugün maden sahamızda 1.900, santral bünyesinde ise 1.450 olmak üzere toplam 3 bin 350 çalışanımız istihdam edilmektedir. Bu veriler açıkça göstermektedir ki, 2019 yılından bu yana çalışan sayımız azalmamış, aksine düzenli olarak artış göstermiştir. Görüldüğü üzere çalışan sayımız uluslararası uygulamalarda istihdam edilen personel sayısının yaklaşık yüzde 25 fazlasıdır. Bu istihdam korunmaktadır. Hem ülkemizde hem de uluslararası uygulamalarda termik santrallerde yılda ortalama iki kez planlı bakım ve revizyon çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Bu revizyonlarda , yurt içi ve yurt dışından bu işlerde uzman taşeron firmalar ile yapılmaktadır. Bu taşeronlar Çin Nepal vb. uzmanlık gerektiren ülke işçileri ile de bu işleri yapabilmektedirler. Bu iki aylık kısa süreli bakımlarda elektrik üretimini aksatmamak için bazen 1000-2000 yurt içi ve yurtdışı revizyon işçisi çalıştırmaktadırlar. Dünyanın her tarafında bu revizyonlar böyle yapılmaktadır. Birtakım çevreler bu işçi giriş çıkışlarını sürekli işe alım ve çıkarma gibi göstermeleri tamamen yanıltıcı haberdir. Daha basit örnekle revizyon işçileri; yazın evinizi boyatmak için çalışan 5-6 işçinin boya işi ve musluk tamiri için alının 1-2 ustanın iş bitince evden çıkmaları ile aynı durumdur. Revizyonda da evdeki gibi boya ve tesisat işçileri de aynı şekilde işi yüklenen taşeronca işe girip işi bitirip çıkmaktadırlar. Ana kadroda yer almamakta, Ana kadro çalışan sayımız korunmakta, hatta artmaktadır ve bu giriş çıkışlarla hiçbir ilgisi yoktur. Bunları ana kadro işçileri gibi göstermek tamamen kötü niyetli ve yanıltıcı haberdir. Öte yandan, kamuoyuna yansıyan bazı görsel ve içeriklerin özellikle yapay zeka ve benzeri uygulamalarla oluşturulduğu kurumumuzun itibarını zedelemeye yönelik şekilde servis edildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte kurumumuz hakkında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte haber ve paylaşımlara ilişkin gerekli hukuki süreçler başlatılmıştır. TES-İŞ Afşin sendika yöneticisinin kendi iç seçiminde aldığı az oy nedeni ile başarısızlığını örtmek ve kendi kişisel çıkarlarını korumak için işçilerimizi kullanmaya çalışması ve yurt dışından işçi getiriyorlar söylemlerini üretmesi son derece yanıltıcı ve yanlıştır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi işletmenin ana çalışanları 7 yıldır aynı şekilde devam etmektedir, sürekli işçi çıkarıyorlar gibi söylemler 7 yıldır kasıtlı olarak aynı şekilde yapılmakta ve gerçeği yansıtmamaktadır. Dünyada ve bölgemizde enerji sıkıntısının hat safhada olduğu ve enerji maliyetlerinin çok yükseldiği bu süreçte yerli ve milli kaynaklarla üretim ve istihdam sağlayıp enerji maliyetlerinin korunabilmesinde büyük önem taşıyan bu yerli ve milli santrallerin bazı çevrelerce hedef alınması ve işçilerimizi kullanmak yoluyla üretimlerinin kısıtlanmasına yönelik bu asılsız haberlerin ülkemiz 80 milyon vatandaşının enerji maliyeti nedeniyle faydasına olmadığı da hepimizce bilinmektedir. Bu maksadı belli olmayan adımları da kamuoyunun takdirine arz ediyoruz.’’
Yozgat Belediyesi, tükettiği elektriğin yarısını kendisi üretecek
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:26 Yozgat Belediyesi, tükettiği elektriğin yarısını kendisi üretecek Yozgat Belediyesi, enerji maliyetlerini düşürmek ve sürdürülebilir çevre hedeflerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi için resmi adımı attı. Düzenlenen imza töreninde protokol üyeleriyle bir araya gelen Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, projenin şehrin ekonomik geleceği için kritik bir eşik olduğunu vurguladı. İmza töreni öncesi açıklama yapan Başkan Arslan, elektrik masrafının önemli gider kalemlerinden biri olduğunu söyledi. Arslan, "Daha açık bir ifadeyle personel giderinden sonra en fazla bizi yoran gider kalemi elektrik giderlerimiz ve buna yönelik olarak da kendi kendine yeter bir belediye haline gelmek için ciddi çalışmalar yaptık. Geçtiğimiz yıl içerisinde Ağustos-Eylül aylarında birinci GES’imizin ihalesini yapmıştık. Güneş Enerji Santrali’nin yaklaşık bir milyon iki yüz bin dolar bedelle ihalesi yapıldı. 2.6KW santralin ihalesiydi. Allah’a şükür tamamlandı. Önümüzdeki bir kaç hafta içerisinde enerji satmaya başlayacağız. Elektrik enerjisi belediyeye dönüş yapmaya başlayacak. Ben o ihalede de emekleri geçen ve işimizi yapan müteahhit firmaya teşekkür ediyorum. Hakikaten güzel bir iş çıkardılar. Süresi içerisinde birbirimizi yormadan güzel bir iş ortaya çıktı. 2.6KW’lık Güneş Enerji Santralimiz birkaç hafta içerisinde işe başlayacak" dedi. "İkinci güneş enerjisi santralimizin ihalesi yapıldı" İkinci güneş enerjisi santralinin ihalesi yapıldığını belirten Arslan, "4.7KW’lık bir santral. Bunun da ihale bedeli 2 milyon 700 bin küsur dolar olarak ihalesi yapıldı. İnşallah 210 günlük bir iş bitirme süresi var. Ben yine bu süre içerisinde bunun da tamamlanacağına inanıyorum. İki güneş enerjisi santralinden toplam 7.3KW’lık bir elektrik üretimi enerji üretimi yapmış olacağız ki bu da Yozgat Belediyesi’nin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ına tekabül edecek. Aşağı yukarı elektriğimizin yarısını kendimiz üretmiş olacağız. Buradan edeceğimiz tasarrufla da inşallah Yozgat’ta başka yatırımlara kullanmış olacağız. Başka yatırımların kapısını aralamış olacağız. Bu iki güneş enerjisi santralimizin devreye girmesiyle birlikte aylık yaklaşık beş beş buçuk milyon lira civarında bizim bir girdimiz olacak. Bu da bizim için önemli bir rakamdır. Şimdi inşallah diyoruz ki darısı üçüncüsüne. İller Bankası’yla birlikte tabii ki bu noktada çalışıyoruz. İller Bankası başta genel müdürlük olmak üzere bölge müdürlüğü ve Yozgat’taki arkadaşlarımız olmak üzere ben teşekkür ediyorum" dedi. Protokol üyelerinin imzalarının ardından program sona erdi.
DSO-TEI iş birliğiyle Denizli sanayisinde savunma sanayii dönüşümü
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:24 DSO-TEI iş birliğiyle Denizli sanayisinde savunma sanayii dönüşümü Denizli Sanayi Odası (DSO) ile TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) iş birliğinde, 31 Mart-2 Nisan tarihleri arsında düzenlenen Savunma Sanayi Buluşmaları ve Tedarikçi Görüşmeleri Programı, DSO hizmet binasında gerçekleştirildi. Programın açılışına; DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri, TEI Finans ve Tedarik Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Emre Saylan ve TEI Yan Sanayi Geliştirme Müdürlüğü yetkilileri ile Denizli’den 27 firma temsilcisi katıldı. Programın açılış konuşmalarını gerçekleştiren DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, Türkiye’nin savunma ve havacılık alanında uzun süredir yaptığı yatırımların, bölgesel gelişmeler ve yakın coğrafyadaki çatışmalar dikkate alındığında ne kadar doğru bir strateji olduğunu gösterdiğini söyledi. Kasapoğlu, savunma ve havacılık sanayinin başta Ankara ve Eskişehir olmak üzere belirli merkezlerde güç kazandığını belirterek, Denizli sanayisini de bu yükselen sektöre entegre etmek için Denizlili sanayiciler olarak yoğun çaba gösterdiklerini ifade etti. Denizli’de özellikle makine sektörünün savunma sanayine dahil edilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Kasapoğlu, TEI ile kurulan iş birliklerinin bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Kasapoğlu, görüşmelerin planlı şekilde yürütüldüğünü ve Denizli’de TEI ile iş birliği yapmak isteyen 27 firmanın görüşmelere katıldığını vurguladı. Denizli’nin güçlü üretim kültürü ve sanayi altyapısıyla bu sürece hazır olduğunu dile getiren Kasapoğlu, savunma sanayinin kendine özgü dinamikleri olduğuna dikkat çekerek, bu alanda yer almak isteyen sanayicilerin kararlılık göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kasapoğlu, Makine İhtisas OSB’deki çalışmalara da değinerek yaklaşık 2,5 milyon metrekarelik alana sahip bölgede ilk etap parsellerin bu yıl içerisinde sanayicilere teslim edilmesini planladıklarını ve bu yatırımın şehrin üretim kapasitesine önemli katkı sağlayacağına değindi. Denizli’nin yaklaşık 5 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye’nin önde gelen üretim merkezlerinden biri konumunda bulunduğunu, sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübe sayesinde savunma ve havacılık sanayinde de etkin bir şekilde yer alabileceğini vurguladı. "Bu uzun soluklu yolculukta her adımda sanayicilerimizin yanında olacağız" TEI Finans ve Tedarik Müdür Yardımcısı İbrahim Emre Saylan, iki gün sürecek program kapsamında 27 firma ile birebir görüşme gerçekleştireceklerini ve bu süreçte firmalara teknik rehberlik ve yol haritası desteği sunulacağını vurguladı. Saylan, TEI’nin çalışmalarından bahsederken gerçekleştirdiği sunumunda, şirketin uçak ve helikopter motorları başta olmak üzere parça üretimi, bakım-onarım ve motor geliştirme alanlarında faaliyet gösterdiğini belirtti. Tedarikçi geliştirme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saylan, firmaların yalnızca mevcut kapasiteleriyle değil, gelişim potansiyelleriyle de ele alındığını ifade etti. Sanayicilerden temel beklentilerin; üretim süreçlerinde mühendislik altyapısının oluşturulması, kalite yönetim sistemlerinin kurulması ve izlenebilirliğin sağlanması olduğunu belirtti. TEI’nin tedarik ihtiyaçlarına da değinen Saylan; döküm, dövme, talaşlı imalat, sac metal ve eklemeli imalat gibi alanlarda iş birliği fırsatları bulunduğunu söyledi. Saylan, savunma ve havacılık sanayine yönelik bu dönüşüm sürecinde firmalarla birlikte ilerlemek istediklerini belirterek, "Bu uzun soluklu yolculukta her adımda sanayicilerimizin yanında olacağız" dedi. Konuşmaların ardından açılış programı soru-cevap bölümüyle devam etti. TEI yetkilileri tarafından sanayicilerin soruları yanıtlandıktan sonra tedarikçi görüşmelerine geçildi. DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, İbrahim Emre Saylan’a programa sunduğu katkılardan dolayı hediye takdim etti. Firmalar yetkinliklerini TEI ile paylaştı Programın ikinci gününde tedarikçi görüşmeleri devam etti. Denizlili sanayiciler, TEI Yan Sanayi Geliştirme Müdürlüğü yetkililerine firmalarının üretim yönetim sistemleri, talaşlı imalat kapasiteleri, makine parkurları, malzeme işleme yetkinlikleri, kalite yönetim sistemleri ve sahip oldukları sertifikalar hakkında detaylı bilgi verdi. TEI yetkilileri, bu bilgileri değerlendirerek firmaların savunma sanayii ekosistemine entegrasyon süreçlerini inceledi. Görüşmeler sırasında, Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen Savunma Sanayii Yetenek Envanteri (YETEN) Platformu hakkında firmalar bilgilendirildi; platformda yer almanın avantajları ve savunma sanayi projelerine katkı sağlama fırsatları aktarıldı. Ayrıca, Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı’nın (EYDEP) diğer savunma sanayi şirketleriyle çalışabilme konusunda ön şart olmasıyla ilgili bilgilendirme yapıldı. İkili görüşmelerin ardından, programın ikinci ve üçüncü günlerinde firma ziyaretleri gerçekleştirildi. TEI yetkilileri, Denizlili firmaların üretim tesislerini yerinde inceleyerek kapasite ve üretim süreçleri hakkında doğrudan bilgi aldı.