Yerel Haberler
Rize
Diyaliz merkezinde 13 yaşındaki Melek için okuma yazma seferberliği 17 Nisan 2026 Cuma - 10:17:21 Hemşirelerin talebi üzerine gönüllü akademisyen ve öğrenciler, diyaliz hastası 13 yaşındaki Melek’e hastanede eğitim vererek okuma yazma öğrenmesine destek oluyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ), örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza atarak 13 yaşındaki diyaliz hastası Melek Köse’nin eğitim hayallerine ışık tutuyor. "Melek Okuma Yazma Öğrenecek" ismi verilen proje kapsamında, hastanede tedavi gören küçük kız için RTEÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden gelen öğrenciler gelerek okuma yazmayı öğrenmesi için özel ders veriyor. Diyaliz ünitesindeki alanı adeta okula çeviren projede Melek hayallerini gerçekleştirme yolunda büyük bir mutluluk yaşıyor. RTEÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Kara, Melek’in yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gördüğünü belirterek "Melek 13 yaşında bir hastamız, bir yıldır yaklaşık bizde diyalize giriyor, diyaliz tedavisi alıyor. Bu nedenle bu hastalığı nedeniyle okul hayatı geride kalmış, okuma yazma öğrenememiş bir hastamızdı. Biz de bu nedenle kendisine yardımcı olmak, okuma yazmasını öğrenebilmesi açısından Eğitim Fakültesi’yle, üniversitemiz Eğitim Fakültesi’yle iletişime geçtik ve oradaki hocalarımızın gönüllü yardımıyla, katkılarıyla Melek’e diyaliz seansları sırasında okuma yazma eğitimi vermeye başladık" dedi. "Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Sare Türkmen Çınar ise projenin detaylarını anlatarak "Sınıf Öğretmenliği Programı 3. sınıftan 12 öğrenci bulunuyor. Her öğrenci farklı harf gruplarını Melek’e öğretecek. Bu projenin güzel kısmı şu: Ben hemşirelik bölümündeki hocalarımızı, tıp fakültesindeki hocalarımızı veya buradaki Melek’le ilgilenen hemşireleri tanımıyordum. Bir gün şans eseri gelen bir telefonla Yağmur Hoca benimle iletişime geçti. Melek’ten bahsetti; okul geçmişi olduğundan ama okuma yazma öğrenmediğinden bahsetti. Başlangıçta buraya geldim, ailesiyle görüştüm, Melek’le tanıştım. Daha sonra Sınıf Öğretmenliği Programı’nda okuma yazma eğitimi alan ve hastanede yatan çocukların eğitimi dersini alan öğrencilerle görüştüm. 12 kişi gönüllü olarak bu projeyi yapmak istediler. Bu proje üniversitemizin sosyal sorumluluk projelerinden biri. Melek haftada üç gün diyalize geliyor ve çocuklar sırayla gelip haftanın üç günü Melek’e harf öğretimi, kalem tutma, rakam öğretimi gibi okuma yazma becerilerini öğretiyorlar. Biz aslında üniversite olarak böyle farklı birimlerin iş birliğine çok açığız ama böyle hiç tanımadığımız bir birimden bir teklif gelmesi ve bizi bir araya getirmesi bizim için iyi oldu. Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. Projenin başlamasında Zennure hemşirenin emeği çok Projenin başlamasında büyük bir rol oynayan Diyaliz hemşiresi Zennure Çelik ise "Melek ilk bize geldiği zaman hani çocuktu, daha diğer hastalardan daha farklıydı. Sonra Melek’in okuma yazması olmadığını fark ettim. Kendi çapımızda diyaliz ailesi olarak bir şeyler yapmaya çalıştık. Yağmur Hocam geldi öğrencilerini kontrol amaçlı. Ben de ona anlattım gayri ihtiyari Melek’in köşesini gördü ‘Nedir bu?’ dedi hemşire hanım. Ben de işte ‘Meleğimiz var, okuma yazması yok ama biz buna okuması için bir şeyler yapıyoruz. Elimizden gelen her şeyi yaptık ama olmadı. Bize bir öğretmen lazım. Acaba ne yapabiliriz?’ O sırada Yağmur Hoca ‘Ben bu işi çözebilirim’ dedi. İşte sınıf öğretmenliği bölümündeki arkadaşlarıyla konuştu ve ertesi gün hemen bize öğretmen buldu. Üç tane, hatta bütün sınıf öğretmenliği bölümünü seferber etti. Başladık eğitimlerine ve Melek çok hevesli" şeklinde konuştu. Melek’in annesi Sibel Köse ise kızının bu kadar sevildiğini görmenin çok hoşuna gittiğini ifade ederek "Hastalığından nedeniyle okula gidemedi. Okuma yazmadan geri kalmaması için buradaki hemşireler sağ olsunlar uğraştılar, çabaladılar. Buraya özel olarak öğretmen buldular. Başlangıç çok güzel gitti hani böyle bir şey beklemiyordum. Bu kadar hızlı ve güzel öğreneceğini beklemiyordum. Melek de tabii ki dünden hazırdı çünkü o da çok istekli ve sevdi, hoşuna gitti. Gayet de güzel gidiyor. Ben de memnun oldum bu kadar sevildiğine ve ilgi gördüğüne. Müteşekkirim, çok hoşuma gitti" ifadelerini kullandı.
17 Nisan 2026 Cuma - 00:06 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:18 Emekli olduktan sonra yaptığı ahşap maket evler beğeni topluyor Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan Nedim Çerman, emekli olduktan sonra kurduğu atölyede maket evler yapıyor. Yaptığı evler beğeni toplayan Çerman, "Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Nedim Çerman, emekliliğin tadını çıkardığı köyünde evinin altında kurduğu atölyede ahşaptan maket evler ve bölgeye has serenderler yapıyor. Artık Rize’ye özgü yapıların tarih olduğunu ancak maketlerinin nesillere aktarılabileceğini düşündüğü için mutlu olduğunu belirten Çerman, "Hobilerim var. Ahşapla uğraşmayı çok seviyorum. Yöremize ait ahşap evleri yapıyorum. Serender yapıyorum. Eskiden bütün evler ahşaptı, şimdi köylerde bir tane, iki tane kalmış. Belki gelecek nesillere örnek olarak kalır bu evler. Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Yaptığı maketlerin malzemelerini doğadan topladığını dile getiren Çerman, "Malzemesini bulmak zor ama keyifli oluyor. Öyle kolay olsa zaten keyifli olmaz. Denizden buluyorum, dağlardan buluyorum, eski ağaçlardan buluyorum. Zor oluyor ama iyi oluyor, keyifli oluyor. Satamıyorum da yaptıklarımı. Çünkü yaparken artık bir bağ kuruyorum ve içerisinde yaşıyorum. Bunu satmak çok zor" ifadelerini kullandı. Maketleri isteyenlerin çok olduğunu ancak kendisinin kıyamadığını söyleyen Çerman, "İsteyenler çok oluyor. Bir de öyle kolay istiyorlar ki, o da beni çok üzüyor. Paylaşmayı da çok severim ama verememek çok üzüyor beni. Bir sergi açmayı düşünüyorum. Belki sergiden sonra insanlarla paylaşırım" şeklinde konuştu.
Diyaliz merkezinde 13 yaşındaki Melek için okuma yazma seferberliği
17 Nisan 2026 Cuma - 10:17 Diyaliz merkezinde 13 yaşındaki Melek için okuma yazma seferberliği Hemşirelerin talebi üzerine gönüllü akademisyen ve öğrenciler, diyaliz hastası 13 yaşındaki Melek’e hastanede eğitim vererek okuma yazma öğrenmesine destek oluyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ), örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza atarak 13 yaşındaki diyaliz hastası Melek Köse’nin eğitim hayallerine ışık tutuyor. "Melek Okuma Yazma Öğrenecek" ismi verilen proje kapsamında, hastanede tedavi gören küçük kız için RTEÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden gelen öğrenciler gelerek okuma yazmayı öğrenmesi için özel ders veriyor. Diyaliz ünitesindeki alanı adeta okula çeviren projede Melek hayallerini gerçekleştirme yolunda büyük bir mutluluk yaşıyor. RTEÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Kara, Melek’in yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gördüğünü belirterek "Melek 13 yaşında bir hastamız, bir yıldır yaklaşık bizde diyalize giriyor, diyaliz tedavisi alıyor. Bu nedenle bu hastalığı nedeniyle okul hayatı geride kalmış, okuma yazma öğrenememiş bir hastamızdı. Biz de bu nedenle kendisine yardımcı olmak, okuma yazmasını öğrenebilmesi açısından Eğitim Fakültesi’yle, üniversitemiz Eğitim Fakültesi’yle iletişime geçtik ve oradaki hocalarımızın gönüllü yardımıyla, katkılarıyla Melek’e diyaliz seansları sırasında okuma yazma eğitimi vermeye başladık" dedi. "Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Sare Türkmen Çınar ise projenin detaylarını anlatarak "Sınıf Öğretmenliği Programı 3. sınıftan 12 öğrenci bulunuyor. Her öğrenci farklı harf gruplarını Melek’e öğretecek. Bu projenin güzel kısmı şu: Ben hemşirelik bölümündeki hocalarımızı, tıp fakültesindeki hocalarımızı veya buradaki Melek’le ilgilenen hemşireleri tanımıyordum. Bir gün şans eseri gelen bir telefonla Yağmur Hoca benimle iletişime geçti. Melek’ten bahsetti; okul geçmişi olduğundan ama okuma yazma öğrenmediğinden bahsetti. Başlangıçta buraya geldim, ailesiyle görüştüm, Melek’le tanıştım. Daha sonra Sınıf Öğretmenliği Programı’nda okuma yazma eğitimi alan ve hastanede yatan çocukların eğitimi dersini alan öğrencilerle görüştüm. 12 kişi gönüllü olarak bu projeyi yapmak istediler. Bu proje üniversitemizin sosyal sorumluluk projelerinden biri. Melek haftada üç gün diyalize geliyor ve çocuklar sırayla gelip haftanın üç günü Melek’e harf öğretimi, kalem tutma, rakam öğretimi gibi okuma yazma becerilerini öğretiyorlar. Biz aslında üniversite olarak böyle farklı birimlerin iş birliğine çok açığız ama böyle hiç tanımadığımız bir birimden bir teklif gelmesi ve bizi bir araya getirmesi bizim için iyi oldu. Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. Projenin başlamasında Zennure hemşirenin emeği çok Projenin başlamasında büyük bir rol oynayan Diyaliz hemşiresi Zennure Çelik ise "Melek ilk bize geldiği zaman hani çocuktu, daha diğer hastalardan daha farklıydı. Sonra Melek’in okuma yazması olmadığını fark ettim. Kendi çapımızda diyaliz ailesi olarak bir şeyler yapmaya çalıştık. Yağmur Hocam geldi öğrencilerini kontrol amaçlı. Ben de ona anlattım gayri ihtiyari Melek’in köşesini gördü ‘Nedir bu?’ dedi hemşire hanım. Ben de işte ‘Meleğimiz var, okuma yazması yok ama biz buna okuması için bir şeyler yapıyoruz. Elimizden gelen her şeyi yaptık ama olmadı. Bize bir öğretmen lazım. Acaba ne yapabiliriz?’ O sırada Yağmur Hoca ‘Ben bu işi çözebilirim’ dedi. İşte sınıf öğretmenliği bölümündeki arkadaşlarıyla konuştu ve ertesi gün hemen bize öğretmen buldu. Üç tane, hatta bütün sınıf öğretmenliği bölümünü seferber etti. Başladık eğitimlerine ve Melek çok hevesli" şeklinde konuştu. Melek’in annesi Sibel Köse ise kızının bu kadar sevildiğini görmenin çok hoşuna gittiğini ifade ederek "Hastalığından nedeniyle okula gidemedi. Okuma yazmadan geri kalmaması için buradaki hemşireler sağ olsunlar uğraştılar, çabaladılar. Buraya özel olarak öğretmen buldular. Başlangıç çok güzel gitti hani böyle bir şey beklemiyordum. Bu kadar hızlı ve güzel öğreneceğini beklemiyordum. Melek de tabii ki dünden hazırdı çünkü o da çok istekli ve sevdi, hoşuna gitti. Gayet de güzel gidiyor. Ben de memnun oldum bu kadar sevildiğine ve ilgi gördüğüne. Müteşekkirim, çok hoşuma gitti" ifadelerini kullandı.
96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu
17 Nisan 2026 Cuma - 00:06 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
Emekli olduktan sonra yaptığı ahşap maket evler beğeni topluyor
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:18 Emekli olduktan sonra yaptığı ahşap maket evler beğeni topluyor Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan Nedim Çerman, emekli olduktan sonra kurduğu atölyede maket evler yapıyor. Yaptığı evler beğeni toplayan Çerman, "Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Nedim Çerman, emekliliğin tadını çıkardığı köyünde evinin altında kurduğu atölyede ahşaptan maket evler ve bölgeye has serenderler yapıyor. Artık Rize’ye özgü yapıların tarih olduğunu ancak maketlerinin nesillere aktarılabileceğini düşündüğü için mutlu olduğunu belirten Çerman, "Hobilerim var. Ahşapla uğraşmayı çok seviyorum. Yöremize ait ahşap evleri yapıyorum. Serender yapıyorum. Eskiden bütün evler ahşaptı, şimdi köylerde bir tane, iki tane kalmış. Belki gelecek nesillere örnek olarak kalır bu evler. Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Yaptığı maketlerin malzemelerini doğadan topladığını dile getiren Çerman, "Malzemesini bulmak zor ama keyifli oluyor. Öyle kolay olsa zaten keyifli olmaz. Denizden buluyorum, dağlardan buluyorum, eski ağaçlardan buluyorum. Zor oluyor ama iyi oluyor, keyifli oluyor. Satamıyorum da yaptıklarımı. Çünkü yaparken artık bir bağ kuruyorum ve içerisinde yaşıyorum. Bunu satmak çok zor" ifadelerini kullandı. Maketleri isteyenlerin çok olduğunu ancak kendisinin kıyamadığını söyleyen Çerman, "İsteyenler çok oluyor. Bir de öyle kolay istiyorlar ki, o da beni çok üzüyor. Paylaşmayı da çok severim ama verememek çok üzüyor beni. Bir sergi açmayı düşünüyorum. Belki sergiden sonra insanlarla paylaşırım" şeklinde konuştu.
Trendyol Süper Lig: Çaykur Rizespor: 2 - Gaziantep FK: 1 (Maç sonucu)
13 Nisan 2026 Pazartesi - 22:07 Trendyol Süper Lig: Çaykur Rizespor: 2 - Gaziantep FK: 1 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 29. Haftasında Çaykur Rizespor, sahasında Gaziantep FK’yı 2-1 mağlup etti. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 54. dakikada ceza sahasının dışında topla buluşan Camara’nın vuruşunda kaleci Fofana topu kornere çeldi. 73.dakiakda ceza sahasının dışında sağ tarafta topla buluşan Taylan Antalyalı’nın topu çekerek gerçekleştirdiği vuruşunda top az farkla auta çıktı. 79. dakikada Mihaila’nın pasında şık bir vuruş gerçekleştiren Laçi’nin şutunda meşin yuvarlak filelerle bulutu. 1-1 81. dakikada kaleciyle karşı karşıya kalan Ali Sowe’un şutunda kaleciden seken top yeniden Sowe’a çarparak filelerle buluştu. 2-1 Hakemler: Ozan Ergün, Süleyman Özay, Murat Ergin Gözütok Çaykur Rizespor: Fofona, Mithat Pala, Attila Mocsi, Samet Akaydin, Sagnan, Taylan Antalyalı (Papanikolaou dk. 90+1), Augusto (Mebude dk. 72), Olawoyin (Halil Dervişoğlu dk. 66), Qazim Laçi, Mihaila (Taha Şahin dk. 90+1), Ali Sowe (Pierrot dk. 90+1) Yedekler: Erdem Canpolat, Buljubasic, Emir Ortakaya, Furkan Orak, Emrecan Bulut Teknik Direktör: Recep Uçar Gaziantep FK: Zafer Görgen, Nazım Sangare, Tayyip Talha Sanuç, Myenty Abena, Luis Perez (Arda Kızıldağ dk.78), Melih Kabasakal, Drissa Camara (Denis Draguş dk. 86), Lungoyi (Mujakic dk. 78), Kacper Kozlowski, Alexandru Maxim (Gassama dk. 72), Mohamed Bayo Yedekler:, Victor Gidado, Karamba, Deian Sorescu, Yusuf Kabadayı,Burak Bozan, Muhammet Akmelek Teknik Direktör: Burak Yılmaz Goller: Mohamed Bayo (dk. 23) (Gaziantep FK), Laçi (dk. 79), Ali Sowe (dk. 81) (Çaykur Rizespor) Sarı kartlar: Samet Akaydin, Sagnan (Çaykur Riespor), Perez, Lungoyi, Melih Kabasakal, Zafer Görgen, Burak Yılmaz (Gaziantep FK)
Rize’nin kanocuları Bahar Kupası yolunda
13 Nisan 2026 Pazartesi - 15:43 Rize’nin kanocuları Bahar Kupası yolunda Rize Gençlik ve Spor Kulübü ile Gündoğdu Su Sporları Spor Kulübü’ne bağlı 26 sporcu Durgunsu Kano Bahar Kupası’nda Rize’yi temsil edecek. Muğla’nın Köyceğiz ilçesi, Türkiye Kano Federasyonu tarafından düzenlenen ve 16-18 Nisan’da gerçekleşecek olan Durgunsu Kano Uluslararası Bahar Kupası yarışlarına ev sahipliği yapacak. Kupa için hazırlanan Rize Gençlik ve Spor Kulübü’nden 13, Gündoğdu Su Sporları Spor Kulübü 13 olmak üzere toplamda 26 sporcu da Rize’yi temsil edecek. Yarışma için iyi hazırlandıklarını ve Rize’ye gururla döneceklerini dile getiren Rize Gençlik ve Spor Kulübü Antrenörü Buse Bursalı, "Muğla Köyceğiz’de Durgunsu Kano Bahar Kupası yarışmalarımız var. 16-18 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan yarışlara biz de Rize bölgesi olarak hazırlanıyoruz. Geçmişten bugüne, 2012 yılından bu yana iddialıyız. O gün bugündür hala başarımızı devam ettiriyoruz. Minik, yıldız, genç ve büyükler kategorileri olmak üzere 4 kategoride 26 sporcuyla yarışmalara katılacağız" dedi. Kanonun zor bir spor olduğunu ancak sporcuların güvenliklerinin üst düzey alındığını, bu nedenle de velilerin tereddüt etmeden çocuklarını spor için antrenörlere emanet edebileceklerini hatırlatan Bursalı, "Kano zor bir spor olduğu için çalışmalarda biraz zorlanıyoruz. Çocuklarımızı göndermekte velilerin tereddütleri oluyor. Doğa sporu olduğu için, suyla haşir neşir olduğumuz için tehlikeli görüyorlar fakat herhangi bir tehlikesi yok. Zaten biz antrenörleri olarak her zaman başlarındayız. Güvenliğimi alıyoruz, botlarla birlikte takiplerini yapıyoruz. Korkulacak bir şey yok. Herkes çocuklarını kanoya gönderebilirler" ifadelerini kullandı.
Yerde değil yüksekte arayınca cüzdanını buldu
12 Nisan 2026 Pazar - 14:01 Yerde değil yüksekte arayınca cüzdanını buldu Rize’de alışveriş için dükkana girdiğinde, cüzdanını düşürdüğünü fark eden ve geldiği yoldan geriye dönen ancak bulamayan vatandaş, ablasının tavsiyesi üzerine yere değil yükseklere bakarak cüzdanını buldu. İzmir depreminin ardından 3 yıl önce akrabalarının da bulunduğu Rize’nin Ardeşen ilçesine taşınan Fatma Demirkıran, eşi ve çocuklarıyla birlikte ilçede hayatını sürdürmeye başladı. Ablasını ziyaret için evden çıkan Demirkıran eve bir şeyler almak için bakkala girdiğince cüzdanının cebinde olmadığını fark etti. Ablasına eve bakmasını söylerken kendisi de geldiği yoldan geriye dönerek düşürmüş olabileceği yerlere bakındı. Ablasının telefonda kendisine ‘eğer düşürdüysen yere değil, kaldırımın kenarında yerden yüksekte olan yerlere bak’ demesi üzerine gezdiği yolları tekrar gezen Demirkıran cüzdanına kavuştu. Cüzdanı kaldırımda bulan bir vatandaş, ilçeye has özellik olan güven duygusuyla ‘nasıl olsa buradan bir daha geçer ve cüzdanını alır’ mantığı ile cüzdanı yerden alarak yol kenarında bulunan doğal gaz dolabının üzerine koymuştu. Demirkıran yaşadığı mutluluğu ve güven duygusunun karşılığını sevinçle anlatan bir video çekerek o anları sosyal medyada paylaştı. İHA muhabirine açıklama yaparak ilçedeki güven duygusunun, insanların birbirlerine olan güveninin kendisini çok memnun olduğunu dile getiren Demirkıran, "Ablamlar ileride oturuyorlar. Ben onlara misafirliğe gidiyordum. Dönüşte de hani ekmek alır ve alışverişimi yaparım diye cüzdanımı yanıma almıştım. Cüzdanım da böyle küçücük. Monttaki cebime koydum. Kaldırımda yürürken düşürmüşüm. Aynı zamanda yağmur da yağıyordu. Düşürdüğümü fark etmeden ilerledim. Sonra evime yakın yerdeki dükkana gittiğimde, tam alışverişimi yapacağım baktığımda cüzdanım yoktu. Hemen ablamı aradım ’arabada mı kaldı acaba, evde mi düşürdüm, bakın’ dedim. Onlar bakındılar, ’burada değil’ dediler. ’Tamam’ dedim. O sırada yine de konuşuyorum onlarla, ’acaba nerede düşürdüm’ diye yere bakarak gidiyordum. Sonra ablamla aynı zamanda konuşurken ablam ’bulabildin mi’ diye sorunca ’yok, hala bakıyorum, yerde değil’ dedim. Ablam, ’yere bakma. Sağına soluna bak. Yani cüzdanı koyulabilecek bir yere bak’ dedi. Dedim, o kadar nasıl emin olabiliyor bundan? Sonra ’Aaa doğru diyor’ dedim. Bulduğum yeri ilk önce geçmiştim. Görmeden ilerledim. Onu söyledikten sonra geriye döndüm. Bu sefer dönerken hiç yere bakmadım. Şöyle sağıma soluna bakıyorum; yüksek yerlere bakıyorum, ’nereye konulur’ diye. Sonra bir baktım, almışlar cüzdanımı kutunun üzerine koymuşlar. Burada duruyordu. Ben hemen bunu gördüğüm an ’Rize bu demek ki’ diye düşündüm. Cüzdanımı alıp resmi bir yere bırakmaya bile gerek duymamış. O kadar sahibinin alacağından emin olmuş ki, düşürdüğüm yerden yüksek dolabın üzerine koymuş. ’Ondan başkası almaz herhalde’ demiş. Ben bunu hissettim, bu güveni hissettim. Bu muhteşem bir şey" ifadeleriyle olayı anlattı. İlçenin güvenirliğini daha önce duyduğunu ancak yaşadığı olayla da tecrübe ettiğini kaydeden Demirkıran, "Çok güvenilir bir şehir deniliyordu, ben böyle uygulamalı görmüş oldum. Açıkçası daha önce de bir beyefendi vardı. O motorunun anahtarını arıyordu. Anahtarı 3 gün boyunca aramış hatta. Evinde, dükkanında, hiçbir yerde bulamamış. Sonra bir de bakmış motorun üstündeymiş o anahtar. Üçüncü senemiz oldu taşınalı. İzmir’de yaşıyordum ben. Ama bu kadar güvenilir olduğunu bilmiyordum. İlla birbirini tanımak ya da akraba olmak gerektirmiyor burada. Ben kat kat yabancı kişilere iki çocuğum var, onları bile emanet etmişliğim vardır. Ararım işte; ’ben yetişemiyorum, çocuğuma mukayyet olur musunuz’ diye. ’Tabii’ diyorlar. Hiç o güvensizliği hissetmedim. Aşırı güvenli şehir. Gece ben 02.00’de dahi sahilde yürüyüş yapabiliyorum çok rahatlıkla" diye konuştu.