MAGAZİN - 18 Kasım 2014 Salı 15:35

Hatem Yavuz'dan hayvanseverleri çok kızdıracak slogan: Fok you

A
A
A
Hatem Yavuz'dan hayvanseverleri çok kızdıracak slogan: Fok you

Dünya Fok derisi ticaretinin yüzde 82’sini elinde bulunduran Türk işadamı, Hatem Yavuz katıldığı deri fuaraında 'FOK You' sloganı ile yeniden gündemde.

Modacı İvana Sert ile olan ilişkisiyle gündeme gelen ünlü işadamı Hatem Yavuz, bu kez 9. İstanbul Deri Fuarı’nda kullandığı “FOK You” sloganı ile yeniden gündemde. Deri fuarına katılan Yavuz, kullandığı “FOK you” sloganı ile hayvanseverleri kızdıracağa benziyor. Dünya Fok derisi ticaretinin yüzde 82’sini elinde bulunduran Türk işadamı, batı ülkelerinde bulunan hayvan hakları derneklerinin ikiyüzlü davrandıklarını iddia ederek bu sloganı onlara ithaf ettiğini dile getirdi.

Adı, İvana-Yurdal Sert çiftinin boşanma davasıyla Türkiye’de gündeme gelen ünlü iş adamı Hatem Yavuz, 9. İstanbul Deri Fuarı’nda kullandığı “FOK You” sloganı ile hayvanseverlei kızdıracağa benziyor. 12 yıldır fok derisi ticareti ile ilgilenen Yavuz, kendisiyle aynı adı taşıyan şirketiyle kısa zamanda dünyada tekel haline gelmiş. Yarattığı teknoloji, çeşitlilik ve bilgiyle rakiplerinin firmalarını satın alarak kapatan Yavuz, Rusya, Orta Asya, Çin gibi ülkelerle çalışarak, dünya çapında yaklaşık 300 mağazaya hizmet veriyor. Bir Türk firması olarak yaptıkları işle Türkiye’yi adeta mıknatıs haline getirdiklerini söyleyen Yavuz, yaklaşık 2 bin 500 kişinin de istihdamında rol aldıklarının altını çiziyor. 

Yaptığı iş nedeniyle özellikle batı ülkelerinden bir çok hayvan hakları derneğinin protestolarına maruz kaldığını ifade eden Yavuz, “Dünyada yaklaşık 32-33 çeşit fok cinsi var. Bunun sadece 7 çeşidi, 'CITES' dediğimiz kanunlar ve Birleşmiş Milletler’in uyguladığı ve onayladığı kanunlara göre avlanma hakkı vardır. Biz sadece bu 7 çeşidi ile hareket ediyoruz. Diğer cinslere asla dokunmuyoruz” dedi. 

“BEN ÖLDÜRMEZSEM ONLAR PARA KAZANAMAZLAR” 

2010 yılında batılı ülkelerde bulunan bir kaç hayvan hakları derneğinin bir araya gelerek şirketinin satın almak istediğini anlatan Yavuz, “Ben bunu kabul ettim. Ve bunlar benim adıma kendi halklarından yaklaşık 5.6 milyon dolar para topladılar. Sonradan firmamı satın almayıp, bana bir maille ulaşarak diyorlar ki 'Biz Hatem Yavuz’u almayalım. Toplanan bu parayı kullanarak protestoya devam edelim' İşin kısası ve çok net görünen, ben öldürmezsem onlar para kazanamazlar. Ve ben bu maili basına servis ettim. Bunların gelirleri çok düştü. Yılda 7-8 milyon dolar para toplayan bu kuruluşların gelirlerinde yüzde 800 düşüş oldu. Bu düşüşten sonra bu kez farklı boyutta ancak daha az yoğunlukta protestolar geliyor. Bazen tehditler de geliyor. Ben korkmuyorum” şeklinde konuştu. 

“İNSANLIK ADINA GAZZE’YE YARDIM EDİN” 

Bu olaydan sonra kendisine gelen protestoların şeklinin değiştiğini sözlerine ekleyen Yavuz, “Son bir kaç yıldır “İnsanlık adına bu işi yapmayınız” şeklinde mailler geliyor. Ben bu mailleri görünce bir tuhaf oldum. “İnsanlık adına” diyorlar. Benimle ilgili 7-8 milyon, bazen 10 milyon dolar para topladılar. Siz insanlık adına Gazze’de ve Suriye’de ne yaptınız? Türkiye 2 milyon mülteci aldı. Siz kaçını almışsınız batıda? 150 bini zor alıyorsunuz hatta onu da iade etmeye çalışıyorsunuz utanmadan. Ve kalkmış bana diyorsunuz ki “İnsanlık adına”. Siz daha mı medenisiniz bizden ki insanlık adına konuşuyorsunuz? Ve ben buna çok kızıyorum. Benim gözümde bunların uygarlıkları bitmiş durumda. Yani bu uygarlık düşünceleri, çifte standart, üçlü standart, dörtlü standartlarından bıktım. Bu paraları toplayıp güya bana karşı kullanacaklarına gitsinler insanlık adına bir şey yapsınlar. Gazze’de yapsınlar veya Türkiye’ye gelen Suriyeli mültecilere yapsınlar” dedi. 

Bu yıl düzenlenen 9. İstanbul Deri Fuarı’na bu yüzden “FOK You” sloganı ile katıldıklarını ifade eden Yavuz, “Batı’daki ikiyüzlü hayvan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları için düşündüğüm bir slogan ve onlara karşı “FOK You” diyorum” şeklinde konuştu. 

18-20 Kasım tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan 9. İstanbul Deri Fuarı Hatem Yavuz’un “FOK You” standına hayvanseverlerin nasıl bir tepki göstereceği ise merakle bekleniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Buram buram tarih kokan mekan Millî Mücadele’nin kilit taşı olarak önemli kararların alındığı ve kongrenin toplandığı Erzurum Kongre Binası, hala o günün ruhunu yaşatıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün "Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir" sözleriyle hafızalara kazınan Erzurum Kongresi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi’nin kararı ile Kongre Binası’nda toplandı. Tarihi bina her gün yüzlerce ziyaretçiyi kabul ediyor. Erzurum Kongre Binası, 1864’de Sanasaryan Koleji olarak yapıldı. Cumhuriyet öncesinde bina satın alınarak devlete kazandırıldı. Bina 1924 sonlarında bir yangın geçirdi ve ahşap kısım tamamen yandı. Yangından sonra onarılan bina, Gazi İlkokulu olarak 1926’da hizmete açıldı, zaman içerisinde Yapı Sanat, Güzel Sanatlar Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Fen Lisesi olarak varlığını devam ettirildi. Okulun bir salonu 1960’da Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açıldı, 2011-2013 yılları arasında TBMM Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yapılan restorasyon sonrasında 2016 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığına (Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü) devredildi. Günümüzde Kongre Binası Erzurum Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü olarak hizmet veriliyor 05.07.2017 tarihinde ihale edilen proje, yaklaşık bir yıl sürdü ve 2018 yılında tamamlanarak, Millî Mücadele’nin 100. yıl dönümü etkinliklerinde açıldı. Envanterinde 248 tablo, 47 hat, 11 özgün baskı, 6 heykel, 10 seramik olmak üzere 322 nadide eser barındıran müzede, Türkiye’de tek olan Esmaü’l-Hüsna koleksiyonu da yer alıyor. Erzurum Kongre Müzesi, şehit ve gazi yakınları, öğretmen, öğrenci ile 65 yaş üzeri vatandaşlara ve MüzeKart sahiplerine kapılarını ücretsiz açıyor. Bina yıl içerisinde çeşitli etkinlik ve sergilere de ev sahipliği yapıyor.
Erzurum 2 bin 500 yıllık heykele ziyaretçi akını 2 bin 500 yıllık ’Taş Baba’ heykelinin sergilendiği Erzurum Müzesinde, eser ziyaretçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. 2020 yılında Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Ormanlı Mahallesi’nde Kıpçaklar dönemine ait olduğu tahmin edilen ve mezarlarda yatan kişilere temsilen yapılan 123 santimetre uzunluğunda, 45 santimetre çapında ’Taş Baba’ heykeli bulunmuştu. Mahallede çiftçilikle uğraşan Aytaç Alver isimli vatandaş, hayvanlarını otlatırken otların arasında üzerinde motifler olan bir heykel olduğunu fark etmiş ve Müze Müdürlüğü görevlileriyle bağlantıya geçerek, taşın değerli bir taşa benzediğini ve incelenmesi gerektiğini söylemişti. Yapılan araştırma ve incelemelerin ardından heykelin 2 bin 500 yıllık ‘Taş Baba’ heykeli olduğu ortaya çıkmıştı. Arkeologlar tarafından incelenen Taş Baba heykeli, restorasyonunun tamamlanmasıyla Erzurum Müzesine yerleştirildi. Taş babalar (taş ataları) binlerce yıl mezar taşı olarak kullanıldı. Bozkırda özellikle soylular için en yaygın mezar türü olan ’kurgan’larda kişinin önemine uygun olarak genellikle ahşaptan gömü odasının üzerine taş ve topraktan bir yığma tepe yükseltilerek, bunun üzerine de ölen kişiyi temsil eden kabaca insan biçimli heykeller dikildiğini ve bu heykellere de genellikle "Taş Baba" ismi veriliyor. Erzurum Müzesi’nde sergilenen ve elinde kase tutan, belinde sıralı 4 kemer olan Taş Baba heykelinin buluntudan sonra titizlikle bakım, restorasyon ve konservasyon çalışmaları yapıldı. Yüz kısmı, elleri ve kemerinde işlemeli motifler bulunan, 1 metre 23 santimetre uzunluğunda, 47 santimetre genişliğindeki heykel Taş Baba heykeli, müzenin ve ülkemizin ünik (tek ve eşi olmayan) eserlerinden birisi olduğu ifade ediliyor.
Denizli Başkan Arslan, "Çameli’nin yaşam kalitesini artıracak projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" Türkiye’de 31 Mart 2025 Yerel Seçimlerinde Çameli ilçesinde birinci çıkan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, bir yıl içinde yapılan projeleri teker teker anlattı. Başkan Arslan, "Önümüzdeki süreçte de Çameli’nin yaşam kalitesini artıracak projelerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. 1 yılda birlikte başardık" dedi. Çameli Belediyesi Başkanı Cengiz Arslan, 31 Mart 2025 Yerel Seçimlerinde Çameli ilçesinde birinci çıkmasının ardından ilerleyen süreçte 1 yılın değerlendirmesini ve yatırımları hakkında bilgiler verdi. 1 yıl boyunca Çameli Belediyesi olarak ilçenin kalkınması ve her mahallenin eşit hizmet alması anlayışıyla çalışmaları aralıksız devam ettiklerini dile getiren Başkan Arslan, "İlçemizde ne varsa mahallelerimizde de olacak düşüncesiyle, 1 yıl içinde belediyemizin araç filosuna önemli yatırımlar yaptık" dedi. "Yapılan önemli yatırımlar, yol çalışmalarımızda büyük katkı sağlayacak" Projeler sonucu belediyeye kazandırılan yatırımları teker teker bahseden Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Zabıta birimimize, denetim çalışmalarında etkinliği artırmak ve halkımızın yararına daha hızlı hizmet verebilmek amacıyla yeni bir araç kazandırdık. Yol yapım ve genişletme çalışmalarında hız kazanmak, vatandaşlarımızın ulaşım konforunu artırmak amacıyla, belediyemizin bütçesine yük getirmeden, sıfır kilometre ve son model bir grayderi araç filomuza dahil ettik. Ayrıca, ilçemizin her mahallesine güvenli ve sorunsuz ulaşım sağlamak adına, asfalt atma kamyonu da araç filomuza eklendi. Bu önemli yatırım, yol çalışmalarımızda büyük katkı sağlayacak" diye konuştu. "Çameli’nin yaşam kalitesini artıracak projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" Bir yıl boyunca Çameli belediyesine kazandırılan araçlar ve iş makinelerinin projelerde önemli bir parçası haline geleceklerini belirten Başkan Arslan, "Geçtiğimiz bir yıl boyunca belediyemize kazandırdığımız iş makineleri ve araçlar, sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğümüz hizmetlerin önemli bir parçası oldu. Önümüzdeki süreçte de Çameli’nin yaşam kalitesini artıracak projelerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. 1 yılda birlikte başardık" ifadelerini kullandı.
Elazığ Foton teorisini ispatlayan Türk profesör Yakuphanoğlu’ndan çarpıcı ABD gümrük vergisi yorumu Albert Einstein’ın 100 yıl önce ortaya koyduğu foton teorisini ispatlayan Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, ABD’nin Türkiye için gümrük vergisini yüzde 10 sabit tutmasını büyük bir fırsat olarak değerlendirdi. Yakuphanoğlu, bu avantajın yerli teknoloji firmaları için Amerika pazarında rekabet avantajı sağlayacağını, ayrıca genç girişimcilere düşük vergi ile yurt dışına teknoloji ihracatında fırsatlar oluşturmaları gerektiğini vurguladı. Albert Einstein’ın 100 yıllık foton teorisini ispatlayan Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) açıkladığı yeni gümrük vergisi düzenlemesiyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. ABD’nin Türkiye için gümrük vergisini yüzde 10 seviyesinde sabit tutmasını büyük bir fırsat olarak nitelendiren Yakuphanoğlu, bu durumun yüksek teknoloji ihracatına ciddi katkı sağlayabileceğini söyledi. Fırat Teknokent’te kurduğu Yüksek Teknoloji şirketinde, ışığın parçacık (foton) yapısını gözle görülür biçimde ortaya koyan ’kuantum parçacık algılayıcı’ sistemi geliştiren Yakuphanoğlu, bilimsel başarılarının ardından şimdi de ekonomik fırsatlara dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamasında bazı ülkelere uygulanan gümrük vergileri artırılırken, Türkiye için bu oran sabit bırakıldı. "Bu karar, Türkiye’de yüksek teknolojili ürünler üreten firmalar için Amerika pazarında önemli bir rekabet avantajı demektir" diyen Yakuphanoğlu, ihracat odaklı üretim için harekete geçme çağrısında bulundu. "Bu bizim için büyük bir fırsat" Gümrük vergilerindeki bu avantajın doğru stratejilerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yakuphanoğlu, "Bilindiği üzere geçenlerde ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama yaptı. Bu açıklamada özellikle gümrük vergileri oranlarını yeniden belirledi. Bunu farklı ülkeler için farklı belirledi. Bazı ülkeler için değeri arttırırken, bazı ülkeler için değiştirmedi. Bizim ülkemizi için bu oranı yüzde 10 olarak belirledi. Ben bunu ülkemiz için bir fırsat olarak değerlendirmekteyim. Yüzde 10 gibi bir gümrük vergisi ile ürettiğiniz ürünü yüksek maliyetlere satabilirsiniz. Dolayısıyla bu bizim için büyük bir fırsat. Ülkemizi, diğer ülkelere kıyas ettiğimizde orada yapılan üretimler için alınan vergiler bizden daha yüksek olduğu için bu bizim için ekstra fırsattır. Ülke olarak yüksek teknolojik ürünleri iki şekilde üretebiliriz. Birincisi, ülkemizde bulunan yüksek teknoloji ürünleri üreten firmalar kendi ürünlerini üretip ABD pazarına yönelebilirler. İkincisi ise, Türkiye’de yüksek teknoloji ürünü üreten firmalar, yurtdışındaki üreticilerle ortak iş birliği yaparak Türkiye’de ortak yatırım yapabilirler. Dolayısıyla bu yatırımının hem ülkemizdeki üreticiye katkısı hem de yurtdışındaki üreticiye bir katkısı olacak" dedi. "Yeni dünya düzeninde artık bizim yüksek teknoloji ürünlerini üretmemiz gerekir" Yüksek teknoloji ürünleri üretmek için fırsat dönemi olduğunu ifade eden Yakuphanoğlu, "Biz böyle bir pazarda yer almak istiyorsak, bunu şu anda doğru değerlendirip, hızlı adım atarak yeni iş birlikleri ve yeni fırsatlar elde ederek bunu ülkemizin ihracatına önemli ölçüde katkı sağlayabiliriz. Özellikle yeni dünya düzeninde artık bizim yüksek teknoloji ürünlerini üretmemiz gerekir. Bunları üretip Amerika pazarına satmamız ya da yüksek teknoloji pazarında yer alabilmek için yeni girişimlerde bulunmamız gerekmektedir. Dolayısıyla gençlere tavsiyem, hayallerindeki bir ürünü şu anda üretip düşük bir gümrük vergisi ile yurt dışında daha düşük bir fiyatla satarak, ürünleri için bir fırsat yakalayabilir" şekline konuştu.