KÜLTÜR SANAT - 23 Kasım 2024 Cumartesi 19:37

Mübadele ve mübadillerin kültürel mirası Osmangazi’de konuşuldu

A
A
A
Mübadele ve mübadillerin kültürel mirası Osmangazi’de konuşuldu

Osmangazi Belediyesi, Bursa UNESCO Derneği, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği, (BAL-GÖÇ) Lozan Mübadilleri Vakfı, Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği ile işbirliğinde "Mübadele ve Mübadillerin Kültürel Mirası Paneli" düzenlendi.


Osmangazi Gösteri Merkezi’nde düzenlenen panelde, 30 Ocak 1923’de Lozan Barış Anlaşması gereği Türkiye ve Yunanistan arasında gerçeklesen zorunlu göç sebebiyle yaşanan olumsuzluklar, çekilen zorluklar, geride bırakılan hayatlar, zorunlu göçü oluşturan şartlar ve bu şartların ekonomik, politik nedenleri, göçmen haklarının korunması, iskan zorunluluğu, göçün sosyo-kültürel etkileri, göçmenlerin kültürel mirasları gibi konular konuşuldu.


Mübadelenin unutulmaması ve hatırlanması, gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine inanılarak düzenlenen panelde, mübadelenin pek çok yönden incelenmesi ve akademik çalışmalara kaynak olması hedefleniyor. Düzenlenen panele Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Tolga Kornoşor, Milli Savunma eski Bakanı Turan Tayan, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özarslan, BAL-GÖÇ Başkanı Emin Balkan, Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Baran Güneş, Lozan Mübadili ailelerin torunları ve yurttaşlar katıldı.


İlker Özarslan Moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Araştırmacı Yazar Aycan Yılmaz, Prof. Dr. Kemal Arı, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Esat Halil Ergelen, Mutfak Araştırmacısı Yazar Ramazan Başan, mübadele ve mübadillerin kültürel mirasını pek çok yönüyle konuştu.



“Allah bir daha hiçbir ülkeye zorunlu göç ve mübadil anıları yaşatmasın”


Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Tolga Kornoşor, “Bu panelin benim için ayrı bir önemi var; ben de Lozan Mübadili bir ailenin torunlarıyım. Büyük Önder Atatürk’ün Lozan Mübadelesi sayesinde orada ki Türkleri buraya getirmesi, burada ki Rumları da memleketlerine mübadil etmesi, iç barışın sağlanmasında ve Anadolu’nun tekrar Türkleşmesinde önemli bir etken oldu. O günü yaşayanlar, acıları çekenler yalnızca Türkler değil, mübadil olmuş Yunanlılar da üzüntüler yaşadı. Büyük Önder Atatürk’ün Yurtta Sulh Cihanda Sulh, sözünün üzerine dünyada bir başka söz olduğunu düşünmüyorum. Allah bir daha hiçbir ülkeye zorunlu göç mübadil anıları yaşatmasın” şeklinde konuştu.



“Genç Türkiye Cumhuriyeti, mübadelenin altından büyük bir mağfiretle kalktı”


Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özarslan, “Mübadele Cumhuriyetin ilk kurulduğunda devraldığı çok büyük bir yüktü, Genç Türkiye Cumhuriyeti, bunun altından büyük bir mağfiretle kalktı, bugüne kadar mübadele konusunda bir çok panel, sempozyum, konferans ve söyleşi yapıldı. Biz UNESCO Derneği olarak panele kültürel miras gözüyle bakmak istiyoruz. Mübadillerin Yunanistan’a giden ve oradan gelen mübadillerin hala sürdürmekte olduğu ve kaybettikleri yaşam, müzik, gıda, giysi kültürlerini, panelde aktarmaya çalışacağız” dedi.



“Tarım ve ticaretin gelişmesinde mübadil göçmenlerinin büyük katkıları olmuştur”


BAL-GÖÇ Başkanı Emin Balkan, “1893 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan bu tarafa hala göç alıyoruz. Sadece Balkanlar ve Selanik çevresinden buraya gelenler değil, Türkiye’den Yunanistan’a giden, ana dili Türkçe olan ve Yunanca hiç bilmeyen Ortodoks Türkler de vardı. O aileler hala bizleri kendilerine yakın görüyorlar. B unun yanında Rumlarda göç ettiler; ama onlarında gönül bağı var. Anadolu’nun Türkleştirilmesinde, tarım, ziraat ve ticaretin gelişmesinde, mübadil göçmenlerinin çok büyük katkıları olmuştur” diye konuştu.



“Yaşadığımız bu acıları hep beraber nasıl tatlıya çevirebiliriz”


Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Baran Güneş, “Bu topraklar acıların birleştiği ve sürgün edildiği topraklar. Türkiye’nin her bir noktasında acılar yaşanmış. Ben bir mübadil damadı olarak bunu çok yakından hissediyorum. Hep beraber yaşadığımız bu acıları nasıl tatlıya çevirebiliriz, geleceğin mirasını daha güzelleştirebiliriz ve yaşanan acıları geleceğe nasıl kültürel farklılık zenginlik olarak oluşturabiliriz; işte bunun mücadelesini vereceğiz” dedi.



Mübadele ve mübadillerin kültürel mirası Osmangazi’de konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Boluspor - Şanlıurfaspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında Boluspor-Şanlıurfaspor maçının ardından teknik direktörler mücadeleyi değerlendirdi. Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında haftasında Boluspor sahasında Şanlıurfaspor’u 1-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Boluspor Teknik Direktörü Arif Ufuk Kahraman, "Bir hafta boyunca çalışılan Urfa maçı planı ve stratejisi, bugün Bolu’daki hava şartları yüzünden tamamen farklı bir boyuta taşındı. Maçın hikayesi çok farklı oldu. Burada artık teknik ve taktik konuşmanın bir anlamı yoktu. Tamamen fizik güce dayalı, ikili mücadeleye dayalı ve ayakta kalan bir takımın kazanacağı bir maçtı. Oyuncularımı ilk önce kutluyorum; çok iyi mücadele ettiler bu hava şartlarında. Nasıl oynanması gerektiğini de o şekilde oynamaya çalıştık” ifadelerini kullandı. Kahraman atıkları golün hafta içi çalışmalar neticesinde geldiğini belirterek, “Devre arası gereken şeyleri söylemeye çalıştık özellikle attığımız golden sonra. Attığımız gol, geçiş oyununda oldu. Berk, süratli bir oyuncu. Daha önceki maçlarda gol vuruşu becerisi yüksek olmasına rağmen bunu çok fazla kullanmayan bir oyuncuydu. Bir hafta boyunca aslında sonlandırma çalışmaları yaptık oyuncularımızla. Bu da katkısını verdi. Bu zor zeminde iyi bir buluşla 1-0 kazanmayı başardık. Takımımı tekrar tekrar kutluyorum” dedi. "Sakaryaspor maçını kazanarak yerimizi sağlamlaştırmak istiyoruz" Deplasmanda karşılaşacakları Sakaryaspor maçına değinen Kahraman, “Özellikle önümüzdeki hafta Sakarya deplasmanı var. Bunun için evimizde kaybetmemiz gerekiyordu, bu da çok iyi oldu. Evimizde kazanmaya devam ediyoruz. Bu alışkanlığımızı asla bırakmak istemiyoruz. Ama bunun karşılığında, önümüzdeki hafta Sakarya maçında deplasmanda kazanarak yerimizi daha da sağlamlaştırmak istiyoruz. Urfa takımına ise bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum” diye konuştu. Sait Karafırtınalar: "Oyuncularımı kutluyorum" Şanlıurfaspor Teknik Direktörü Sait Karafırtınalar ise, “Oyuncularımı kutluyorum, sahada gösterdikleri mücadeleden dolayı. Oyunu çirkinleştirmeden mücadele etmeye çalıştılar. Baştan da söyledik, bu zemini gördükten sonra atanın kazanacağı bir maçtı. Rakip attı, biz hata yaptık. Ama gerçek şu ki, fırsat da vardı. Belki de haftanın en güzel maçına aday bir maçtı, saha şartları düzgün olsaydı. Ancak böyle bir durum var” diye konuştu. Karafırtınalar, saha zemininden memnun olmadığını dile getirerek, “Ligin marka değerinden bahsediyoruz. Yani bu oyuncuların sağlığı, her şeyden önce geldiğini düşünüyorum. Bu sahada maç oynatmak ne kadar doğru? Burada üç yıl çalıştım, evet hep ağır şartlarda maçlar oynadık ama ben hiç böyle bir sahada maç oynamadım. İlk defa başıma geldi. Oyuncularımın da çoğu ilk defa böyle bir zeminde top oynadılar. Kolay bir şey değildi. İyi mücadele ettik. Dediğim gibi, atanın kazanacağı bir maçtı. Bu maça fazla takılmayacağız. Önümüzde hemen Keçiören maçı var. Ona konsantre olacağız” diye konuştu.
Muğla Trendyol Süper Lig: Bodrum FK: 0 - Galatasaray: 1 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında Galatasaray deplasmanda karşılaştığı Bodrum FK’yı 1-0 mağlup etti. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 54. dakikada sol tarafta topla buluşan Mertens’in ortasında kale önünde iyi yükselen Michy Batshuayi, kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1 66. dakikada orta sahada aldığı topla ceza sahası içine kadar giren Osimhen, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda pasını müsait durumdaki Ziyech’e aktardı. Ziyech’in boş kaleye yaptığı vuruşta meşin yuvarlak direğin üzerinden dışarı çıktı. 71. dakikada sol tarafta topu alan Mertens, pasını Sara’ya aktardı. Sara’nın ceza sahası dışı sol çaprazından bekletmeden şutunda kaleci Sousa meşin yuvarlağı çeldi. 72. dakikada sağ tarafta aldığı topla rakiplerinden sıyrılıp ceza sahası içine giren Ziyech’in sağ çaprazdan şutunda kaleci Sousa meşin yuvarlağı ayaklarıyla çeldi. Pozisyonun devamında kale önünde Sallai’yi dönen topa vuruşunu yaptı ancak kaleci Sousa meşin yuvarlağı bir kez daha ayaklarıyla çeldi. 84. dakikada Sara’nın savunma arkasına attığı pasa hareketlenen Osimhen, ceza sahası içi sol çaprazda kaleciyle karşı karşıya kalıp şutunu çekti ancak kaleci Sousa meşin yuvarlağı çeldi. 90. dakikada sağ taraftan Brazao’nun pasında ceza yayında topla buluşan Gökdeniz’in vuruşunda meşin yuvarlak direğe çarpıp oyun alanına döndü. Hakemler: Muhammet Ali Metoğlu, İbrahim Çağlar Uyarcan, Mehmet Kısal Bodrum FK: Gökhan Akkan (Diogo Sousa dk. 29), Üzeyir Ergün (Ahmet Aslan dk. 62), Ondrej Celustka, Arlind Ajeti, Ege Bilsel, Samet Yalçın (Taulant Seferi dk. 62), Gökdeniz Bayrakdar, Fredy, Taylan Antalyalı (Pedro Brazao dk. 80), Zdravko Dimitrov, George Puşcaş (Celal Dumanlı dk. 80) Yedekler: Kenan Özer, Gabriel Obepka, Enes Öğrüce, Yusuf Sertkaya, Oğulcan Başol Teknik Direktör: Volkan Demirel Galatasaray: Fernando Muslera, Metehan Baltacı (Michy Batshuayi dk. 46), Kaan Ayhan (Victor Nelsson dk. 90+2), Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Gabriel Sara (Kerem Demirbay dk. 90+2), Roland Sallai, Yunus Akgün (Hakim Ziyech dk. 62), Dries Mertens (Elias Jelert dk. 72), Victor Osimhen Yedekler: Günay Güvenç, Eyüp Aydın, Berkan Kutlu, Yusuf Demir, Efe Akman Teknik Direktör: Okan Buruk Gol: Michy Batshuayi (dk. 54) (Galatasaray) Kırmızı kart: Ege Bilsel (dk. 45) (Bodrum FK) Sarı kartlar: Samet Yalçın, Volkan Demirel (Teknik Direktör) (Bodrum FK), Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai (Galatasaray)
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Maarif Modeliyle milletin ihtiyaçlarını gözeten bilimsel bir eğitim anlayışını hayata geçiriyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle milletin tarihi birikimini, köklü değerlerini ve kültürel zenginliklerini merkeze alan aynı zamanda çağın ihtiyaçlarını gözeten bilimsel bir eğitim anlayışını hayata geçiriyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü ve Öğretmen Atama Programı’nda konuştu. Konuşmasına tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "20 bin öğretmen adayımızın atama heyecanına inşallah şahitlik edeceğiz. Kura ile meslek hayatına adım atacak öğretmenlerimiz bilgileriyle Anadolu’nun dört bir yanına ışık saçacak. Eğitim, yalnızca bilgiye değil hikmeti, adaleti ve şahsiyeti kuşatan genç ve taze zihinleri yüksek bir mefkureye götüren yoldur. Bu yolun mihmandarı kuşkusuz öğretmendir. Merhum Sezai Karakoç’un ifadesiyle insanı yüzeysel olandan kurtararak derinliğe ulaştıran öğretmen sadece bilginin değil hikmetin de taşıyıcısıdır. Eğitim evlatlarımıza kimlik kazandıran benli şuuru aşılama mazi ile güçlü bağlar kurma sürecidir. Eğitim bu yönüyle köklerimizi ecdadımızdan bize kalan değerleri keşfetme kuşatma aynı zamanda bu değerleri kuşatma yolculuğudur. Biz eğitim öğretim yoluyla yalnızca meslek sahibi bireyle fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştirme derdindeyiz. 1 milyon öğretmenizle büyük eğitim ailemizin bütün fertleriyle kökleriyle bağlı sağlam kuşakların yetişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Şu noktayı özellikle vurgulamak isterim. Bu hedefe ulaşmak yalnızca diplomayla bilgiyle değil şahsiyet inşaat eden bir anlayışla mümkündür. İnsanlığa yön verecek eserler ancak duruşu dik, iradesi güçlü, karakteri oturmuş kişilerin ellerinden çıkar. Elbette akademik başarı diploma önemlidir. Ama bunlar sağlam bir şahsiyet zemini üzerinde yükseldiği zaman gerçek anlamını bulacaktır. Türkiye Yüzyılı Maarif modeli işte bu iddianın, bu idealin bir tezahürüdür. Bizler bu modelle yalnızca bilgiye ulaşan değil bilgiyi hikmetle birleştiren erdemi hayatına nakşeden nesiller yetiştirmeyi arzu ve ümit ediyoruz" dedi. "Yeni modelle işbirliğini, dayanışmayı ve sosyal sorumluluğu eğitim ve öğretimimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik" Milletin tarihi birikimini, köklü değerlerini ve kültürel zenginliklerini merkeze alan modelleriyle aynı zamanda çağın ihtiyaçlarını gözeten bilimsel bir eğitim anlayışını hayata geçirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni müfredatımız öğrencilerimizi yalnızca akademik anlamda donanımlı kılmayı değil okuyan, düşünen, sorgulayan, eleştirel bakış açısına sahip kuşaklar yetiştirmeyi de hedefliyor. Bu sistemi bireysel farklılıkları gözeten öğrenme ihtiyaçlarına duyarlı ve odağında insani değerler olan bütüncül bir anlayışla yapılandırdık. Attığımız bu adımlarla eğitim öğretim sistemimizi hem bilimsel değerlere oturttuk hem de milletimizin öz değerleriyle harmanladık. Yeni modelle işbirliğini, dayanışmayı ve sosyal sorumluluğu eğitim ve öğretimimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Ayrıca süreç odaklı değerlendirme yöntemini benimseyerek evlatlarımızın gelişimini sürekli önceledik. Ses bayrağımız olan güzel Türkçemizin korunması ve geliştirilmesi de Maarif Modelimizin yapı taşlarından biridir. Eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarıyla şekillendirdiğimiz modelimizin millet olarak eksikliğini hissettiğimiz birçok ihtiyacı karşılayacağına eminiz. Tüm bunları söylerken elbette ki şu gerçekliğin de farkındayız. Ön yargıları kırmak gibi çoğu zaman alışkanlıkları değiştirmek de atomu parçalamak kadar zordur. Eğitim öğretim alanında ülkemizde köşe başlarını tutmuş ideolojik çevrelerin her türlü değişime, yeniye ve yeniliğe ayak diremeleri meşhurdur" ifadelerini kullandı. "Biz, eğitim-öğretim meselesini siyaset üstü tutmaya özen gösteriyoruz" "Eğitim-öğretim meselesini siyaset üstü tutmaya özen gösteriyoruz. Bundan sonra da bu çizgimizi muhafaza edeceğiz" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Muhalefet ve meslek örgütleri eğitimi siyasete alet ediyor. Aynı aktörlerin Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizi sabote etmek için yine devrede olduğunu görüyoruz. 2024 Türkiye’sine hala vesayet dönemlerinin merceğinden bakan, değişime kapalı dünyadan ve hayatın dinamiklerinden kopuk bu arkaik zihniyetin evlatlarımızın ufkunu karartmalarına müsaade edemeyiz. Eğitim öğretim modelimizin çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde revize edilmesi tespit edilen sorunların çözüme kavuşturulması hem devletimizin hem eğitimcilerimiz hem de ebeveynlerin evlatlarımıza karşı sorumluluğundur. Türkiye’nin geleceği açısından böylesine hayati bir meselenin ideolojik kavgaların ve günlük siyasi polemiklerin mezesi haline getirilmesi yanlıştır. Muhalefetin ve iş tuttuğu meslek örgütlerinin bu hatadan bir an önce dönmelerini samimiyetle temenni ediyoruz. Biz eğitim-öğretim meselesini siyaset üstü tutmaya özen gösteriyoruz. Bundan sonra da bu çizgimizi muhafaza edeceğiz. Siz eğitimcilerimizin de katkılarıyla şekillenen yeni modelimizi kararlılıkla uygulamayı sürdüreceğiz. Ailenin bizlere emanet ettiği aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimizin en iyi, donanımlı, başarılı şekilde yetişmeleri için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyeceğiz. Öğretmenlerimiz bize güçlü destek verirse Allah’ın izniyle her şey daha sağlıklı işleyecek, hedeflerimize çok daha kısa sürede ulaşacağız" dedi. "Okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 91’den yüzde 96’ya ortaöğretimde ise yüzde 50’den yüzde 88’e yükseldi" Eğitime ayrılan bütçenin 2002’de yalnızca 7,5 milyar lira seviyesinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün bu rakam yükseköğrenim dahil 1 trilyon 620 milyar liraya ulaştı. Türk ekonomisi büyüdükçe, Türkiye’nin imkan ve kaynakları geliştikçe, milletimizin refahı artıkça bunu her zaman en önce öğretmenlerimize ve eğitime yansıtmak temek prensibimiz oldu. Görevi devraldığımızda 367 bin olan derslik sayısı bugün resmi ve özel olmak üzere toplam 735 bine yükseldi. Son 20 yılda 80 yılda yapılandan daha fazla derslik inşa ettik. Eğitimin alt yapısını bu kadar geliştirirken, eğitimin taşıyıcısı sütünü olan öğretmenlerimizi de elbette ihmal etmedik. Dönemimizde 800 bin öğretmen ataması yaptık. Sadece alt yapıda sadece öğretmen atamalarında değil, evlatlarımızın okullaşma oranlarında da tarihi nitelikte adımlar attık. Okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 91’den yüzde 96’ya ortaöğretimde ise yüzde 50’den yüzde 88’e yükseldi. Kız çocuklarımız ile okulları arasına konan engelleri başta başörtü yasağı olmak üzere birer birer ortadan kaldırdık. Şimdi bakıyorsunuz birileri çıkıyor yakın tarihi yeniden yazmaya çalışıyor. Daha düne kadar bu ülkede kızlarımız kılık kıyafetinden başörtüsünden dolayı baskıya uğramamış, okuldan üniversiteden atılmamış, kadınlar memuriyetten ihraç edilmemiş gibi yalan yanlış konuşuyorlar. Bu çevrelerin safsata dedikleri acıları, zulümleri, yasakları, faşizmin her türlüsünü biz bizzat tecrübe ettik, iliklerimize kadar yaşadık" "28 Şubat döneminde 6 milyon insanımız fişlendi" Konuşmasında 28 Şubat döneminden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "28 Şubat döneminde güya irtica ile mücadele kılıfı altında aralarında kamu görevlilerin de olduğu 6 milyon insanımız fişlendi. Yalnızca Milli Eğitim’de 33 bin öğretmen disiplin soruşturmasına uğradı. 11 bin 890 öğretmen disiplin cezası aldı, 11 bin öğretmen ise istifa ettirildi. Kamu bürokrasisi yanında ekonomi, siyaset, sivil toplumdan günlük hayata kadar her alanda milletimiz çok ağır baskılara maruz bırakıldı. Daha üniversite kapılarında kurulan ikna odalarını, kürsüden zorla indirilen başarılı mezunları, eğitimlerini gözyaşlarında bırakan binlerce evladımızı, katsayı adaletsizliği sebebiyle hakları gasp edilen milyonlarca gençlerimizi burada saymıyorum. Bunlar ceberut laiklik uygulamalarının ayyuka çıktığı sadece 27 yıl önce bu ülkede, bu şehirde yaşandı. Toplumun yükselişi ancak öğretmeninin emeğine, bilgisine ve özverisine verdiği değerle mümkündür. İşte bu bilinçle öğretmenlerimizin haklarını, itibarını, mesleki gelişimini güvence altına almak için kararlı bir duruş sergiliyoruz. Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nu hayata geçirerek öğretmenlik mesleğini yasal bir zeminde özel statüye kavuşturduk. 2025 itibarıyla yaklaşık 300 bin öğretmenimiz uzman ve başöğretmen unvanını elde edecek. Görevleri sırasında veya görevleri nedeniyle eğitim çalışanlarına yönelik işlenen suçlara karşı caydırıcı yaptırımlar getirdik. Hapis cezasının ertelenmesi uygulamasını kaldırarak, öğretmenlerimize yönelik işlenen kasten yaralama suçunu tutuklama sebebi saydık. Öğretmenlerimize yönelik her saldırıyı, sadece bireysel bir eylem olarak değil milletimizin geleceğine yapılan saldırı olarak görüyoruz. Öğretmenlerimizin mesleki donanımını sürekli artırıyoruz. Eğitimdeki çıtayı her geçen gün daha da yukarı taşımaya kararlıyız. Bir çocuğun öğrenme aşkını ve geleceğe dair umutlarını besleyen el güçlü el ailesinin desteği ve rehberliğidir. Aile her çocuğun ilk öğretmenidir. Onun yüreğine dokunan, zihnini şekillendiren, karakterini yoğuran ilk mekteptir. Bir öğretmenin öğrencisini muhabbetle kucaklayan emeği ne kadar değerli ise velilerin desteği de aynı derecede kıymetlidir, vazgeçilmezdir. Ailelerimizden çocuklarının eğitiminden daima yakından ilgilenmelerini beklediğimizi, öğrenme süreçlerinde destekleyici kolaylaştırıcı rol üstlenmeleri gerektiğini burada tekrar vurgulamak istiyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından 20 bin öğretmenin ataması yapıldı.